Yazar: izmir avukat

Miras Hukuku

Tenkis

Hukukumuzda vefat eden kişinin miras payının tamamını tasarruf etme hakkı yoktur. Türk Medeni Hukuku mirasçıları korumaktadır. Saklı paylı mirasçılar, saklı payları ihlal edilmesi sonucu tenkis davası ile murisin saklı paylarını ihlal eden tasarruflarının iptalini sağlayabilirler.

Saklı Paylı Mirasçılar Ve Saklı Pay Oranları

TMK MADDE 506

Saklı Pay Aşağıdaki Oranlardan İbarettir:

  • Altsoy yasal miras payının 1/2’si kadar
  • Ana ve babadan her biri için yasal miras payının 1/4’ü kadar
  • Sağ kalan eş için, 

Altsoy veya ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçı olması halinde yasal miras payının tamamı.
Diğer hallerde yasal miras payının 3/4’ü kadar.

Miras Bırakanın Tasarruf Oranının Belirlenmesi

Miras bırakan yukarıda belirttiğimiz kişilerin saklı payları oranlarının dışında kalan terekeyi serbestçe tasarruf edebilirler.

Terekenin Belirlenmesi

Terekenin içinde aktif değerler ve pasif değerler birlikte mevcuttur. Yani bunlar terekeye eklenecek ve çıkarılacak değerlerdir. Bunlar;

Tereke AktifleriCenaze Giderleri
Tereke Borçları
Tedbir Masrafları
Birlikte Yaşayanların Üç Aylık Geçim Giderleri
+Sağlararası Karşılıksız Kazandırmalar
(Denkleştirmeye Tabi Kazandırmalar)
(Tenkise Tabi Sağlararası Kazandırmalar)
(Hayat Sigortası Satınalım Bedeli)

Tenkis Hesabı

Türk Medeni Kanunu m.565 tenkise tabi sağlararası kazandırmaları şu şekilde sıralamıştır;

  1. Mirasbırakanın, mirasçılık sıfatını kaybeden yasal mirasçıya miras payına mahsuben yapmış olduğu sağlararası kazandırmalar, geri verilmemek kaydıyla altsoyuna malvarlığı devri veya borçtan kurtarma yoluyla yaptığı kazandırmalar ya da alışılmışın dışında verilen çeyiz ve kuruluş sermayesi,
  2. Miras haklarının ölümden önce tasfiyesi maksadıyla yapılan kazandırmalar,
  3. Mirasbırakanın serbestçe dönme hakkını saklı tutarak yaptığı bağışlamalar ve ölümünden önceki bir yıl içinde âdet üzere verilen hediyeler dışında yapmış olduğu bağışlamalar,
  4. Mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmalar.

Bu hesaplama sonucunda miras bırakanın terekesi bulunur ve yukarıda belirttiğimiz saklı pay oranları da terekeden düşüldükten sonra mirasçının tereke üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği miktar ortaya çıkar.

Tenkiste Sıra

Yukarıdaki hesaplamaya göre mirasbırakanın tasarruflarının saklı payları ihlal etmesi halinde tenkis gerçekleştirilecektir. Tenkiste sıra ise Türk Medeni Kanunu m.570’te düzenlenmiştir. Buna göre tenkis;

  1. İlk olarak ölüme bağlı tasarruflardan, her birinden orantılı olarak
  2. İkinci olarak sağlararası tasarruflardan, en yeni tarihliden en eskiye doğru
  3. Üçüncü olarak kamuya yararlı ölüme bağlı tasarruflardan, her birinden orantılı olarak,
  4. Dördüncü olarak kamuya yararlı sağlararası kazandırmalardan, en yeni tarihliden eskiye doğru

Şeklindeki sırayla, saklı paylı mirasçılar paylarını alana kadar gerçekleştirilecektir. 

Tenkis Davasında Hak Düşürücü Süre, Görevli ve Yetkili Mahkeme

Tenkis davasında hak düşürücü süreler özel olarak düzenlenmiştir. Buna göre; 

  • Mirasçılar saklı paylarının zedelendiğini öğrendikten itibaren bir yıl içinde tenkis davası açmalıdırlar. Aksi halde bu süreden itibaren tenkis davası açma hakları düşecektir. 
  • Bununla birlikte her halde mirasbırakanın ölümü tarihinden itibaren 10 yıl geçmekle tenkis davası açma hakkı düşecektir. 
  • Bu davada görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olmakla birlikte yetkili mahkeme ölen kimsenin son yerleşim yeri mahkemesidir.

Tenkis Davası Harç

Tenkis davasında harç; davaya esas değer yukarıda belirttiğimiz aktif ve pasif giderler hesaplandıktan sonra ortaya çıkan tereke üzerinden belirlenir. Ancak bunu belirlemek her zaman kolay olmayabilir. Çoğu durumda bilirkişilerce hesaplanan terekeden davaya esas değer ortaya çıkar. Bu nedenle tenkis davası ilk açıldığı zaman dava esas değeri düşük olarak gösterilir daha sonra bilirkişilerce hesaplamalar sonucuna göre dava esas değeri arttırılır.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Miras hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek miras statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile miras davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir miras avukatı arayışınızda, miras hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltip miras süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile miras davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “tenkis davası” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Miras Hukuku

Miras Paylaşım Sözleşmesi

Miras payının devri açılmış veya açılmamış miras payının devri şeklinde de olabilir. Mirasçılar kendi aralarında miras paylaşım sözleşmesi yapabilirler.

TMK 677 paylaştırmadan önce devri düzenlenmiştir. Miras açılmadan önce miras payının devri ise TMK 678 de düzenlenmiştir.

Mirasın açılmasından önce yapılan sözleşmeler mirasbırakanın katılması ile mümkündür aksi durumda sözleşme geçersizdir.

TMK 677/1 mirasçılar arası devri düzenlemiştir.

TMK 677/1 ” Terekenin tamamı veya bir kısmı üzerinde miras payının devri konusunda mirasçılar arasında yapılan sözleşmelerin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır.”

Mirasçılar kendi aralarında miras paylaşım sözleşmesi yapabilirler ve bu sözleşme mirasçıları bağlar. Burada dikkat edilmesi gereken sözleşmenin yazılı şekilde yapılmasıdır.

TMK 677/2 “Bir mirasçının üçüncü kişiyle yapacağı böyle bir sözleşmenin geçerliliği, noterlikçe düzenlenmesine bağlıdır. Sözleşme bu kişiye paylaşmaya katılma yetkisi vermez; sadece paylaşma sonunda mirasçıya özgülenen payın kendisine verilmesini isteme hakkını sağlar.

Mirasçı kendi payı üzerindeki hakkını üçüncü kişilere devredebilir; ancak bu sözleşmenin geçerlik şartı resmi şekilde yapılmasıdır. Bu sözleşme üçüncü kişiye paylaşmaya katılma yetkisi vermez. Üçüncü kişi sadece sözleşme ile elde ettiği payın kendisine verilmesini isteme hakkı vardır.

Mirasın Açılmasından Önce Yapılan Sözleşmeler

Bu TMK 678. madde düzenlenmiştir. TMK çok 678/1″ Mirasbırakanın katılamsı veya izni olmaksızın bir mirasçının henüz açılmamış bir miras hakkında diğer mirasçılar veya üçüncü bir kişli ile yapacağı sözlemeler geçerli değildir. “

TMK678/2 ” Böyle bir sözleşme gereğince yerine getirilmiş olan edimler geri verilmesi istenebilir.”

Miras açılmadan önce miras payının devri ancak mirasbırakanın katılımı ile olur. Miras payının miras bırakan sağ iken devredilmesine ilişkin düzenleme Türk Medeni Kanunu madde 678’de yer alan düzenlemeye göre miras bırakanın miras payının devrine katılması veya izni bulunması gerekmektedir. Aksi halde henüz mirasçının açılmamış olan miras hakkında diğer mirasçılar ve üçüncü bir kişi ile yapacağı sözleşme geçerli olamayacaktır. Açılmamış olan terekede miras hakkının devredilmesi konusu , beklenen olarak nitelendirilen miras hakkıdır. Yapılacak olan miras payının devri sözleşmesi ileride kazanılacağı düşünülen (miras bırakanın vefatıyla kazanılacak)  bir muhtemel haktır. Mirasçı payını devretse dahi tereke borçlarından dolayı diğer mirasçılarla birlikte sorumluluğu bitmeyecektir. Miras haklarını devralan kimse malların paylaştırılmasının sonucu hakkına düşen hisseyi tereke mallarını talep edebilecektir.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Miras hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek miras statünüzün /haklarınızın belirlenmesi; miras davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir miras avukatı arayışınızda, miras hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru sorun, miras süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile miras davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “miras paylaşım sözleşmesi” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Miras Hukuku

Veraset İlamı

Veraset ilamı (mirasçılık belgesi), mirasçıların mirasta hak sahibi olduklarını ve miras paylarını gösteren resmi belgedir.

Ölümle birlikte murisin mirası açılmaktadır. Miras paylaşımı yapılıncaya kadar tüm mirasçılar terekedeki bütün mallara elbirliği ile malik olur.

Mirasçılar, terekede bulunan taşınır malları ya da mirasbırakanın (murisin) taşınmaz mallarını fiilen kullanabilirler. Ancak taşınmaz mallar üzerinde tasarrufta bulunmak ya da; miras bırakanın bankadaki parasını çekebilmek gibi veraset işlemleri için mirasçı olduklarını ispat şarttır. İşte veraset ilamı bu noktada devreye girer ve mirasçıların miras haklarını 3. kişilere ispata yarar.

Bununla birlikte veraset ilamı en çok atanmış mirasçılar için önem taşır. Mirasbırakan vasiyetname ile ya da miras sözleşmesi yaparak yasal mirasçılar dışında bir kişiyi de mirasçı atadı ise bu kişinin miras üzerindeki hakkını ispat edebilmesi ancak veraset ilamıyla (mirasçılık belgesi) mümkün olmaktadır.

Son olarak aşağıda açıklanacağı üzere verasetin intikal vergisinin ödenebilmesi için de veraset ilamının alınması zorunludur.

Veraset İlamını Kimler Talep Edebilir?

Veraset ilamını talep etme hakkı; kanunen yasal mirasçılar ve atanmış mirasçılara tanınmıştır. Ancak Yargıtay kararlarına göre mirasbırakanın alacaklıları da alacaklarını garanti altına almak adına; mirasçıların tespiti için veraset belgesi düzenlenmesini isteyebilirler. Alacaklıların mirasçılar adına veraset ilamını talep edebilmesi için İcra Müdürlüğü’nden onay alması gerekmelidir.

Veraset İlamı Almak İçin Mirasçıların Birlikte mi Başvuru Yapmaları Gerekir?

Hayır. Başvuruyu mirasçılardan herhangi biri yapması yeterlidir. Veraset ilamının bir kez alınması yeterlidir. İlamı tüm mirasçıların kullanması mümkündür.

Veraset İlamı Nasıl Alınması

Veraset ilamını alınabilmesi için esas itibariyle Mahkemeye bir dilekçe ile talepte bulunulması gerekir. Ancak şartları sağlıyorsa ve gerekli belgelerle birlikte mirasçıların noterden de veraset ilamını almaları mümkündür.

Veraset İlamının Alınması?

Herhangi bir adliyedeki Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurmak gerekmektedir. Veraset işlemleri noterde yapılmak isteniyor ise yine herhangi bir Noter’e veraset ilamı ve gerekli belgelerle birlikte gidildiği takdirde veraset ilamı alınabilir.

Noterden Veraset İlamının Alınması?

Noterden veraset ilamı alınabilinmesi için öncelikle bazı şartların varlığı gerekir. Aksi takdirde Noter yetkisiz olduğu gerekçesiyle sizi Mahkemeye yönlendirecektir. Bu şartlar şunlardır;

  • Veraset ilamını talep eden kişinin ölenin yasal mirasçısı olması, yani mirasçı ile mirasbırakan arasında soy bağı bulunması,
  • Ölenin ya da mirasçılardan birinin yabancı olmaması. (çifte vatandaşlık ya da vatandaşlıktan çıkarılma durumlarında da Noterden veraset belgesi alınabilmesi mümkün değildir.),
  • Mirasçılardan birinin ya da ölenin evlatlık olmaması,
  • Ölenin ya da mirasçılardan birinin gaip olmaması,
  • Mirasbırakanın vasiyetname düzenlememiş ya da miras sözleşmesi yapmamış olmaması. (Mirasbırakan vasiyetnamesinde ya da miras sözleşmesinde yasal mirasçılar dışında bir kişiyi mirasçı atayabileceği için bu durumlarda veraset ilamını Mahkemenin düzenlemesi gerekmektedir.),
  • Mirasbırakanın ya da mirasçılardan ölüm tarihinin aynı gün olması. (Bu durumda hangisinin önce öldüğü ve kimin mirasçı kimin mirasbırakan olduğunun tespiti adına yargılama yapılması gerekmektedir.),
  • Mirasbırakan 23.11.1990 tarihinden önce öldüyse ve eşi hayattaysa veraset ilamı belgesi alınabilinmesi için Mahkemeye başvurmak gerekmektedir.

Bu şartların varlığı halinde mirasçılardan herhangi biri aşağıdaki belgelerle birlikte veraset ilamını almak için başvuru yapabilirler;

  • Mirasbırakanın ölüm belgesi,
  • Nüfus kayıt örneği ve
  • Veraset ilamının başvuru formu

Veraset ilamını noterden avukat aracılığı ile de alınması mümkündür. Bu durumda başvuru için gerekli belgelerin yanına bir de avukat vekâletnamesi eklemek gerekmektedir.

Veraset İlamı Davası

Veraset ilamı için herhangi bir Sulh Hukuk Mahkemesi’ne bir dilekçe ile talep edilmelidir.

Bu davanın davalısı yoktur. Veraset ilamında verilen dilekçede hasım gösterilmemektedir. Mahkeme mirasbırakanın ölüm kayıtlarını ve mirasçılara ilişkin nüfus bilgilerini incelemek için; Nüfus Müdürlüğü’nden gerekli belgeleri ister ve veraset ilamını düzenler.

Veraset İlamı Davaları Ne Kadar Sürer?

Veraset davası hasımsız bir dava türü olduğu için genel itibariyle kısa sürede sonuçlanmaktadır. Mahkemenin iş yüküne göre dava bir hafta içerisinde sonuçlanabildiği gibi bir ay da sürebilmektedir. Ölüm belgesi ve nüfus kayıt örneği gibi belgelerin veraset ilamı için verilen dava dilekçesine eklenmesi Mahkemenin araştırma süresini kısaltacağından dava daha hızlı sonuçlanması mümkündür.

Ancak bazı mirasçıların miras hakkına ilişkin olarak mirasçılar arasında uyuşmazlık varsa bu durumda mahkemenin araştırma yükü artacak, hakim gerekli gördüğü takdirde tanık dinleyecektir. Bu gibi durumlar yargılama sürecini uzatmaktadır.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Miras hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek miras statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile miras davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir miras avukatı arayışınızda, miras hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, miras süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile miras davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “veraset ilamı” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku

Türk Vatandaşlığını Kazanma Yolları

Türk vatandaşlığını kazanma genel olarak doğumla veya sonradan kazanma olmak üzere iki şekilde olur.

1.VATANDAŞLIĞIN DOĞUMLA KAZANILMASI

Doğumla kazanılan Türk vatandaşlığı, doğum anında kazanılan vatandaşlık olup, yapılan bildirim üzerine doğum anından itibaren hüküm ifade eder.

Doğumla Türk vatandaşlığının kazanılması soy bağı veya doğum yeri esasına göre olur.

1.1. Türk Vatandaşlığının Soy Bağı İle Kazanılması

Soy bağı ile kazanılan vatandaşlık, çocuğun doğumu anında soy bağı ile bağlı bulunduğu Türk vatandaşı ana veya babanın vatandaşlığını kazanmasını ifade eder.

Çocuğun Türk vatandaşlığını soy bağı yolu ile kazanmasında çocuğun doğumu anında ana veya babadan yalnız birinin Türk vatandaşı olması yeterlidir. Ana ve babadan birinin yabancı bir devlet vatandaşı olması ya da çocuğun Türkiye dışında bir ülkede doğmuş olması Türk vatandaşlığının kazanılmasına engel değildir.

Evlilik dışında doğan çocuklar:

• Ana Türk vatandaşı ise doğum anından itibaren,

• Baba Türk vatandaşı ise babalığın tanınması ya da mahkemede babalık kararının verilmesi ile Türk vatandaşı olurlar.

1.2. Türk Vatandaşlığının Doğum Yeri Esasına Göre Kazanılması

Türkiye’de doğan ve aşağıdaki sebeplerden dolayı başka ülke vatandaşlığını kazanamayan çocuklar doğumlarından itibaren Türk vatandaşlığını kazanırlar.

Bu sebepler, çocuğun ana ve babasının belli olmaması, vatansız olması ve milli kanunları gereğince vatandaşlık kazanamamasıdır.

Türkiye’de bulunmuş çocuk, aksi ispat edilmedikçe Türkiye’de doğmuş sayılır. Yaşının küçüklüğü nedeniyle kendisini ifade edemeyen bulunmuş çocuklar yetkililerce bulundukları yerin nüfus kütüklerine tescil edilir.

2.Türk Vatandaşlığının Sonradan Kazanılması

Türk vatandaşlığının sonradan kazanılması yetkili makam kararı, evlat edinilme ya da seçme hakkının kullanılması yolları ile olur.

2.1. Türk Vatandaşlığının Yetkili Makam Kararı İle Kazanılması

Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılması aşağıdaki yollarla olur:

• Türk vatandaşlığının genel yolla kazanılması

• Türk vatandaşlığının istisnai olarak kazanılması

• Türk vatandaşlığının yeniden kazanılması

• Türk vatandaşlığının evlenme yoluyla kazanılması

2.1.1. Türk Vatandaşlığının Genel Yolla Kazanılması

Yabancıların Türk vatandaşlığına kabul edilmesinde genel yol, şartlarını yerine getiren yabancının başvuru yoluyla vatandaşlığı talep etmesi ve devletin bu talebi kabul etmesi ile kazanılan vatandaşlıktır.

Türk vatandaşlığına geçmek isteyen bir yabancı, gerekli şartları taşıması halinde yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığını kazanabilir.

Yabancıların Türk vatandaşlığını kazanabilmeleri için:

• Kendi millî kanununa, vatansız ise Türk kanunlarına göre reşit ve ayırt etme gücüne sahip olmaları,

• Başvuru tarihinden geriye doğru kesintisiz Türkiye’de beş yıl ikamet etmeleri, 

• Türkiye’de yerleşmeye karar verdiğini davranışları ile göstermeleri,

• Genel sağlık bakımından tehlike oluşturan bir hastalıklarının bulunmaması,

• İyi ahlak sahibi olmaları,

• Yeteri kadar Türkçe konuşabilmeleri,

• Türkiye’de kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin geçimini sağlayacak gelire veya mesleğe sahip olmaları,

• Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hallerinin bulunmaması gerekmektedir.

Vatandaşlığa başvuran kişinin Türkiye’de yerleşmeye karar verdiğini gösteren davranışlar:

Türkiye’de taşınmaz mal satın almak, yatırım yapmak, Türkiye’de iş kurmak ya da bir iş yerinde çalışmak, bir Türk vatandaşı ile evlenmek, Türk vatandaşlığını kazanmak üzere ailece başvurmak gibi Türkiye’de yerleşme niyetini ortaya koyan somut davranışlardır. Bu bağlamda öğrenim, turistik ya da geçici iş seyahatleri ve tedavi gibi geçici amaçlarla Türkiye’de ikamet eden kişilerin vatandaşlık başvurusu kabul edilmez.

Vatandaşlığa başvuran kişinin iyi ahlak sahibi olduğunun tespiti:

Kişinin kaçakçılık, dolandırıcılık, hırsızlık gibi toplumsal düzeni bozucu suçlardan ceza alıp almadığı ya da Türk örf ve adetleri ile aile yaşamına aykırı şekilde uyuşturucu kullanma ve fuhuş yapma gibi davranışlarının bulunup bulunmadığına göre kişinin iyi ahlak sahibi olup olmadığı tespit edilir. Aynı şekilde herhangi bir suçtan dolayı yargılanmak, mahkûm olmak ya da tutuklu bulunmak vatandaşlık başvurusunun reddedilmesi sebebidir.

Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hâli bulunmamak şartı, uygulamada Millî İstihbarat Teşkilatı ve Emniyet Genel Müdürlüğünce yapılacak sicil araştırması ile tespit edilmektedir. Kişinin milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir halinin bulunmadığının tespiti bu şartın arandığı bütün vatandaşlık başvuru çeşitleri için bu şekilde gerçekleşmektedir.

• Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancılarda, yukarıda sayılan şartlarla birlikte, taşıdıkları devlet vatandaşlığından çıkma şartı da aranabilir. Bu takdirin kullanılmasına ilişkin esasların tespiti Bakanlar Kurulunun yetkisindedir.

• Türk vatandaşlığının kazanılmasında başvurular yurt içinde yerleşim yerinin bulunduğu valiliğe, yurt dışında ise dış temsilciliklere bizzat veya bu hakkın kullanılmasına ilişkin özel vekâletname ile yapılır.

• Aranan şartları taşımak vatandaşlığın kazanılmasında kişiye mutlak bir hak sağlamaz.

2.1.2. Türk Vatandaşlığının İstisnai Olarak Kazanılması

Belirli özelliklere sahip yabancılara, vatandaşlığa alınmada aranan genel şartlara sahip olmasalar da Türk vatandaşlığına istisnai yollarla alınma imkânı tanınmıştır.

İstisnai vatandaşlık yolu ile Türk vatandaşlığını kazanabilecek yabancılar:

• Türkiye’de sanayi tesisi kuran veya bilimsel, teknolojik, ekonomik, sosyal, sportif, kültürel ve sanatsal alanlarda olağanüstü hizmeti geçen ya da geçeceği düşünülen ve ilgili Bakanlıklarca haklarında gerekçeli teklifte bulunulanlar.

• Uluslararası ilişkilerin gerekliliği ve ülkemizin menfaati veya herhangi bir sebeple Bakanlar Kurulunca Türk vatandaşlığını kazanmaları zaruri görülenler

• İskan Kanununa göre göçmen olarak kabul edilenler.

İskan Kanununa göre göçmen, Türk soyundan olanlar ve Türk kültürüne bağlı olup yerleşmek amacıyla tek başına veya toplu halde Türkiye’ye gelip İskân Kanunu uyarınca göçmen olarak kabul edilen kişiyi ifade eder. Kimlerin Türk soylu ve Türk kültürüne ait olduğuna Bakanlar Kurulu karar verir. Balkan göçmenleri buna göre Türk vatandaşlığına kabul edilmiştir.

• İstisnai vatandaşlık başvurusunda bulunan kişilerin milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir halinin bulunmaması gerekir.

• İstisnai vatandaşlık, diğer şartlara bakılmaksızın İçişleri Bakanlığının teklifi ve Bakanlar Kurulu kararı ile verilir.

2.1.3. Türk Vatandaşlığının Yeniden Kazanılması

Herhangi bir nedenle Türk vatandaşlığını kaybetmiş kişilerin yeniden Türk vatandaşlığını kazanmaları ikamet şartına bağlı olarak ya da ikamet şartına bağlı olmaksızın kazanma olmak üzere iki yolla gerçekleşir.

a. Türk Vatandaşlığının İkamet Şartı Aranmaksızın Yeniden Kazanılması

Aşağıda durumları belirtilen kişiler milli güvenlik bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartıyla Türkiye’de ikamet şartı aranmaksızın, Türk vatandaşlığını İçişleri Bakanlığı kararı ile yeniden kazanabilirler:

• Çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenler,

• Ana veya babalarına bağlı olarak iradeleri dışında Türk vatandaşlığını kaybeden ve ergin olmalarından itibaren üç yıl içerisinde seçme hakkını kullanmayanlar.

Yurtdışında yaşayan ve Türk vatandaşlığından usulüne göre çıkarak bulunduğu ülke vatandaşlığına geçen kişilerin yeniden Türk vatandaşlığını kazanmaları bu yolla gerçekleşmektedir.

b. Türk Vatandaşlığının İkamet Şartına Bağlı Olarak Yeniden Kazanılması

Daha önce Türk vatandaşı olup da Türk vatandaşlığı kaybettirilenler Türkiye’de üç yıl ikamet etmek şartıyla Türk vatandaşlığını kazanabilirler.

• Bu kişilerin Türk vatandaşlığını kazanmalarına dair yetki Bakanlar Kurulundadır.

Aynı şekilde Türkiye’de ikamet edip de seçme hakkını kullanarak Türk vatandaşlığını kaybedenler Türkiye’de üç yıl ikamet etmek şartıyla Türk vatandaşlığını yeniden kazanabilirler.

• Kaybettirme ya da seçme yoluyla Türk vatandaşlığını kaybeden kişilerin yeniden Türk vatandaşı olabilmeleri için milli güvenlik bakımından engel teşkil edecek bir hallerinin bulunmaması gerekir.

2.1.4. Türk Vatandaşlığının Evlenme Yoluyla Kazanılması

Bir Türk vatandaşı ile evlilik, doğrudan Türk vatandaşlığını kazandırmaz. Türk vatandaşı ile evliliğe bağlı olarak Türk vatandaşlığını talep edebilmek için, başvuran kişinin başvuru anında en az üç yıldan beri bir Türk vatandaşı ile evli olması ve evliliğinin devam ediyor olması gerekmektedir. Bu şartlar sağlandığında kişi Türk vatandaşlığına “sadece” başvurma hakkını elde etmektedir.

Türk vatandaşı ile evlenen yabancı eş, yukarıda sayılan ön şartların varlığı hâlinde, evlenme yolu ile Türk vatandaşlığını kazanmak için yetkili makamlara müracaat etme hakkını elde etmiş olacaktır.

Başvuru ön şartları gerçekleştikten sonra, yabancı eşin Türk vatandaşlığını kazanabilmesi için aranan şartlar;

• Aile birliği içinde yaşama,

• Evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmama,

• Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hâli bulunmama, olmak üzere üç temel şarttır.

Bu asli şartların tespiti yetkili makamlarca yapılır.

Uygulamada evlilik birliği ile bağdaşmayacak faaliyetlerde bulunmamanın tespitinde fuhuş yapmak, fuhuşa aracılık yapmak gibi kriterler araştırılmaktadır.

Vatandaşlık başvurusu yapılan makam, yapacağı inceleme sonucu oluşan kanaatini de içeren dosyayı, karar alınmak üzere İçişleri Bakanlığına gönderir. İçişleri Bakanlığının ilgili hakkında vereceği vatandaşlık kararı ile birlikte, yabancı eş Türk vatandaşlığını kazanmış olur.

Evlenme ile Türk vatandaşlığını kazanan yabancılar evlenmenin butlanına karar verilmesi halinde evlenmede iyi niyetli iseler Türk vatandaşlığını muhafaza ederler.

Evlenme ile Türk vatandaşlığını kazanma yabancının evliliğinin butlanına karar verilmesi halinde, Türk vatandaşlığını muhafaza edip etmeyeceği konusu başvuru yapılan şehrin valiliği aracılığıyla İçişleri Bakanlığından sorulur.

Evlenmenin eşin vatandaşlığına etki edebilmesi için, hukuken geçerli bir evliliğin varlığı gereklidir. Evlenmenin ehliyet ve şartları bakımından ise, her bir tarafın kendi millî hukukuna göre, evlenme ehliyet ve şartları tespit edilecektir. Ehliyet ve şartlar ile şekil kurallarına uygun olarak yapılan evlenmeler, Türk kamu düzenine aykırı sayılan evlilikler ile hülle evlilikleri istisnaları dışında, hukuken geçerli evliliklerdir

Türk Vatandaşlığının Evlat Edinme Yolu İle Kazanılması

Bir Türk vatandaşı tarafından evlat edinilen ergin olmayan yabancı, milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartıyla, Türk vatandaşlığını kazanabilir.

Evlat edinilecek çocuğun ergin olup olmadığı, bir ehliyet meselesi olduğu için çocuğun millî hukukuna göre tespit edilir. Küçüğün birden fazla ülke vatandaşlığının bulunması durumunda sıkı irtibat halinde olduğu ülke kanunlarına göre ergin olup olmadığına bakılır. Evlatlığın, ‘küçük’ (ergin olmayan çocuk) olmaması hâlinde, diğer şartın varlığını araştırmaya gerek kalmaksızın vatandaşlık başvurusu reddedilir.

Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir halinin bulunmaması şartının tespiti, yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının diğer şekillerde kazanılması hallerinde izah edilen usülle yapılır

Türk Vatandaşlığının Seçme Hakkıyla Kazanılması

Türk vatandaşlığını ana veya babalarına bağlı olarak kendi iradesi dışında kaybetmiş olan kişiler seçme hakkını kullanmak suretiyle Türk vatandaşlığını kazanabilirler.

• Türk vatandaşlığını kazanma ana veya babalarına bağlı olarak kaybeden kişilerin seçme hakkını kullanarak yeniden Türk vatandaşı olabilmeleri için ergin olmalarından itibaren üç yıl içinde Türk vatandaşlığına başvurmaları gerekmektedir.

• Seçme hakkını kullanarak Türk vatandaşlığına geçmek isteyen kişiler, Türkiye içinde valiliklere yurtdışında ise dış temsilciliklere verecekleri bir dilekçe ile seçme hakkını kullanırlar.

Seçme hakkı ile Türk vatandaşlığının kazanılması yetkili makamların vereceği kabul kararına bağlı değildir.

• Seçme hakkını kullanarak Türk vatandaşlığına geçmek ya da Türk vatandaşlığından ayrılmak, eşin vatandaşlığına tesir etmez.

Vatandaşlık Başvuru Usulü

• Türk vatandaşlık başvurusu, Türkiye içinde ikamet edilen yer valiliği, yurt dışında ise Türkiye Cumhuriyeti büyükelçiliği, başkonsolosluğu veya konsolosluklarına yapılır.

• Türk vatandaşlığını kazanma başvurusu, vatandaşlığı kazanmak isteyen kişi tarafından bizzat yapabileceği gibi resmi vekâlet verilen vekil tarafından da yapılabilir. Posta ile yapılan başvurular kabul edilmemektedir. Müracaat makamlarının vatandaşlığa alınmaya yönelik taleplerin esasına ilişkin karar verme yetkileri yoktur.

Müracaat makamları, başvurunun usule ilişkin şartlarının yerine getirilip getirilmediğinin tespitini yapabilirler.

• Başvuruda, başvuru makamı dosyayı vatandaşlık başvuru inceleme komisyonuna havale eder. İnceleme Komisyonu yurt içinde, il valisi veya görevlendireceği vali yardımcısının başkanlığında, il müdürlüğü, il emniyet müdürlüğü, il jandarma komutanlığı, il millî eğitim müdürlüğü ve sosyal hizmetler il müdürlüğünden en az şube müdürü düzeyindeki temsilcilerden oluşur. Komisyon kendisine başvuru makamınca gönderilen dosyalar hakkında inceleme yaparak vatandaşlık başvuru şartlarının yerine gelip gelmediğini tespit eder. Kanunda aranan şartların yerine getirildiğini tespit eden komisyon rapor hazırlayarak İçişleri Bakanlığına gönderilmek üzere müracaat makamına gönderir. Müracaat makamı, hazırlanan vatandaşlık başvuru dosyasını kendi görüşü ile birlikte talebin esasına ilişkin karar alınması için, İçişleri Bakanlığına gönderir. İçişleri Bakanlığı da, esasa ilişkin incelemesini yaparak, ilgilinin Türk vatandaşlığını kazanma talebi hakkında kararını verir

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Yabancılar hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de vatandaşlık davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek vatandaşlık statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile vatandaşlık davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir yabancılar avukatı arayışınızda, uluslararası hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, vatandaşlık süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile milletlerarası hukuk davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “Türk vatandaşlığını kazanma” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku

Tanıma ve Tenfiz

Mahkeme kararları kural olarak sadece verildikleri ülkede hüküm
ve sonuç doğururlar.
Bu durum devletlerin yargı egemenliği ve bağımsızlığının bir göstergesidir.
Dolayısıyla hiçbir devlet, ülkesinde başka devlet organlarının, kendi organlarının icra ettiği bu faaliyetlere karışmasına ve katılmasına izin vermez.
Mahkeme kararlarının iki sonucu vardır bunlar, kesin delil ve kesin hükümdür. Bazı mahkeme kararlarının kesin delil ve kesin hüküm
etkisine ek olarak icra kabiliyeti de mevcut olmaktadır.
Devletlerin egemenliklerine ilişkin düşüncelerinin sonucu olarak mahkeme kararları etkisini diğer bir ülkede gösteremez. Bu bağlamda belirli bir devlet mahkemesinden alınan karara dayanarak başka bir ülkedeki icra organları doğrudan harekete geçirilemez veya karar o ülke mahkemelerince dikkate alınamaz.
Çünkü devletlerin yargı bağımsızlığı, birinin mahkemesi tarafından verilen kararın diğer ülkede zorla icra edilmesine engeldir ve her devlet icra kuvvetini yalnız kendi ülkesinde kullanır.
Bu sebeplerden dolayı, dünya üzerindeki devletler diğer bir devlet mahkemesinde alınan kararların kendi ülkelerinde sonuç doğurma şartlarını ve usullerini kendi iç hukuklarında veya taraf oldukları milletlerarası anlaşmalar yoluyla düzenlemektedir.
Yabancı bir mahkeme kararının bu kararın verildiği ülke dışında hüküm ve sonuç doğurması ilgili kararın tanınmasına veya tenfiz edilmesine bağlıdır. Kural olarak tanıma ve tenfiz açılacak ayrı bir dava ile gerçekleştirilebilir.

Tanıma ve Tenfiz Davasında Dikkat Edilmesi Gerekenler

Bu davalar (tanıma ve tenfiz davası) sonucu tanıma veya tenfiz kararı verilmesiyle birlikte yabancı mahkeme kararı, mahalli mahkeme kararı kuvvet ve niteliğini kazanır.
Tanıma veya tenfiz davalarından hangisinin açılacağı ise etki doğurması istenen kararın içeriğine göre değişir. Yabancı mahkeme kararının içeriğinde icra dairesine başvurulmasını gerektiren yani o devletin icra organlarının harekete geçmesini gerektiren bir durum varsa, açılacak dava tenfiz davası olacaktır. Ancak kararın böyle bir özelliği yoksa açılması gereken dava tanıma davasıdır. İçerdiği hükümler sebebiyle tenfiz davası açılması gereken bir yabancı mahkeme kararı hakkında tanıma davası açılabilmesi için, davacının tenfiz yerine tanıma istemesinde haklı bir menfaatinin bulunması gerektiği kabul edilmektedir.

Tanıma ve Tenfiz İçin Şartlar

Yabancı bir mahkeme kararının tanınmasına veya tenfizine izin verilmesi ve tanıma ve tenfiz taleplerinin kabul edilebilmesi için gereken şartları devletler kendi iç hukuklarında düzenleyecekleri kurallar ile belirler. Ancak uluslararası nezaket kuralları ve tanıma ve tenfize izin verilmesinin izin veren devlete olan faydalarından dolayı, bugün neredeyse tüm dünya devletleri tanıma veya tenfize izin vermektedir. Ancak bu durum tanıma ve tenfiz şartlarının kural olarak her devletin kendisinin belirlediği gerçeğini değiştirmemektedir.

Ön Koşullar ve Esasa İlişkin Koşullar

Tanıma ve tenfiz şartları, ön koşullar ve esasa ilişkin koşullar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.
MÖHUK m. 50’ye göre tanıma veya tenfiz kararının verilebilmesi için gerekli olan ön koşullar şunlardır:
1-)Yabancı bir mahkeme tarafından verilmiş ilamın bulunması
2-)Yabancı mahkeme kararının hukuk davalarına ilişkin olması
3-)Kararın kesinleşmiş olması

Tanıma ve tenfiz talebinin kabul edilebilmesi için gereken esasa ilişkin şartlar ise MÖHUK m. 58’de düzenlenmiştir. Bunlar:

  • Hükmün verildiği yer ile Türkiye arasında mütekabiliyetin bulunması (Bu şart tanımada aranmaz)
  • İlamın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilamın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı halde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmemiş olması
  • Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı olmaması
  • Kararın davalının savunma haklarına riayet edilerek verilmiş olmasıdır.

Türk mahkemeleri, yabancı mahkeme kararlarının tanınması veya tenfizi davasında sadece tanıma veya tenfiz şartlarının bulunup bulunmadığı hususunda incelemede bulunabilir. Türk mahkemelerinde yabancı mahkeme kararında uygulanan usulün ya da kararda yer alan maddi ve hukuki tespitlerin doğruluğu incelenemez. Buna revizyon yasağı denir.
Türk mahkemelerinde tanıma veya tenfiz davaları açıldığı zaman şartlar oluşmuşsa hâkim tanıma veya tenfiz kararı vermek zorundadır.
Hâkimin bu konuda herhangi bir takdir yetkisi yoktur.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Yabancılar ve Vatandaşlık (Milletlerarası) hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de tanıma ve tenfiz davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile dava sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir tanıma ve tenfiz avukatı arayışınızda, Yabancılar ve Vatandaşlık (Milletlerarası) hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz veya avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, hukuki statünüz, haklarınız ile dava ücret veya masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “tanıma tenfiz” konusunda hukuki destek almak, avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Aile Hukuku

Boşanma Davası nasıl açılır?

Çekişmeli Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Boşanma davası nasıl açılır? Boşanma davaları anlaşmalı boşanma davası ve çekişmeli boşanma davası olarak ikiye ayrılır. Bu iki boşanma davaları aile mahkemesinde görülür.

Çekişmeli boşanma davasına bakmaya yetkili mahkeme şu şekilde belirlenir:

  • Davalı tarafın yerleşim yeri aile mahkemesinde boşanma davasını açılabilir.
  • Davacı tarafın yerleşim yeri aile mahkemesinde boşanma davasını açılabilir.
  • Boşanmak isteyen eşlerin son 6 aydan beri ikamet ettikleri yerdeki aile mahkemesinde boşanma davasını açılabilir.

Anlaşmalı Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Anlaşmalı boşanma davasında , herhangi bir adliyede açılabilir. Yetkili mahkemenin belirlenmesi açısından tarafların ikametghının bir önemi yoktur. Taraflar uygun gördükleri bir adliyenin aile mahkemesinde anlaşmalı boşanma davası açabilirler. Anlaşmalı boşanma davasının en önemli unsuru anlaşmalı boşanma protokolü olarak kabul edilir. Aile mahkemesi, tarafların hazırladığı anlaşmalı boşanma protokolünü esas alarak boşanma kararı verir.

Çekişmeli boşanma davasında uygulanan usuller anlaşmalı boşanma davasında uygulanmaz; yani karşı tarafa tebligat gönderme, cevap dilekçesi veya ön inceleme aşaması gibi aşamalar geçilerek doğrudan duruşma günü verilir. Tarafların hazırlayarak imzaladığı protokol aile mahkemesi hakimi tarafından duruşmada onaylanarak boşanma kararı verilir.

Boşanma Davası Ne Kadar Sürer?

Anlaşmalı boşanma davasında tek celsede sona erer; davanın karara bağlanması ortalama olarak 1 ay ile 4 ay arasında sürebilir.

Çekişmeli boşanma davasında, davanın niteliğine göre dava süresinin uzadığı veya kısaldığı bir dava türüdür. Çekişmeli boşanma davasında; usulüne uygun tebligat yapılması, ön inceleme duruşması, inceleme duruşmaları ve karar duruşması olmak üzere pek çok aşamadan oluşmaktadır. Ayrıca davada dinlenecek tanık sayısı, tanıkların bulundukları yer, ilk davete icabet edip etmemeleri, başka kurumlardan istenen evrakların süresinde gelip gelmemesi ve varsa tarafların diğer araştırma işlemleri çekişmeli boşanma davasının ne kadar süreceğini belirler. Ortalama olarak çekişmeli boşanma dava 1,5 yıl – 4 yıl arasında sonuçlanmaktadır.

Boşanma sebepleri nelerdir?

Medeni Kanun’a göre, boşanma davası açma sebepleri şunlardır:

  • Zina
  • Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış
  • Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme
  • Terk
  • Akıl hastalığı
  • Evlilik birliğinin sarsılması

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Boşanma ve aile hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de boşanma davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek boşanma öncesinde statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile dava sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir boşanma avukatı arayışınızda, boşanma ve aile hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, boşanma süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile dava ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “çekişmeli boşanma davası” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Miras Hukuku

Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası)

Muris muvazaası (mirastan mal kaçırma), miras bırakanın mirasçının miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla yaptığı karşılıksız kazandırmayı satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi göstermesi olarak tanımlanabilir.

Muris Muvazaası Davasını Kimler Açabilir?

Saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen her mirasçının bunu dava edebileceğini ve muvazaayı her türlü delil ile ispatlayabileceği belirtilmiştir. Ancak, bu davayı mirası reddeden, miras hakkından feragat eden ve mirastan çıkarılan kişiler açamayacaklardır.

Muris muvazaası davası herhangi bir süreye tabii değildir. Yani miras bırakanın ölümünden sonra her zaman açılabilir. Dolayısıyla dava hak düşürücü süreye zamanaşımına tabii değildir.

Mirastan Mal Kaçırma Davası Nerede Açılır?

Görevli mahkeme Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre Asliye Hukuk Mahkemesidir.

Muris muvazaası davasının konusunu oluşturan mal varlığı değeri eğer, tapulu bir taşınmaz ise; HMK m. 12/I hükmü gereğince taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesi, yetkili ve görevli mahkeme olacaktır

Muris Muvazaasının Unsurları

1-Görünürdeki Sözleşme:

Miras bırakanın, mirasçılarını aldatmak suretiyle miras haklarından mahrum bırakmak için yaptığı, gerçek iradesiyle örtüşmeyen ve gerçekte de hüküm ve sonuç doğurmayan sözleşmedir.

2-Muvazaa Söleşmesi:

Miras bırakan ile karşı tarafın, görünüşteki işlemin, üçüncü şahısları aldatmak için yapıldığı, gerçekte hüküm ve sonuç doğurmayacağı konusunda anlaşmaya vardıkları sözleşmedir. Yazılı olma şartı yoktur. Görünürdeki sözleşmeden önce yapılabileceği gibi aynı zamanda da yapılabilirler. Miras bırakanın kendisi veya temsilcisi bu anlaşmayı yapabilir.

3-Mirasçıları Aldatma Amaçlı:

Muvazaalı temliğin yapıldığı esnada mirasçısı olsun veya olmasın, ölüm tarihinde mirasçı sıfatı olan herkes muris muvazaası iddiasıyla dava açma hakkına sahiptir.

4-Gizli İşlem:

Miras bırakan ile karşı tarafın gerçek iradelerini açıkladıkları ancak diğer mirasçılardan gizli tuttukları bağış sözleşmesidir. Muris muvazaasında bu gizli işlem, bağışlamadır. Muris muvazaasında görünürdeki işlem, tarafların gerçek iradeleriyle örtüşmediği için geçersiz olmakla birlikte, gizli işlem, gerekli şekil şartlarını taşıması durumunda kural olarak geçerlidir. Çünkü tarafların iradelerine uygundur.

Sonuç olarak;

Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası) davalarında, davalıya yapılan temlikin miras bırakanın asıl irade ve amacını ortaya koymasıdır. Ölen kişinin zihninde gizlediği gerçek iradenin ve amacın tespiti bu dava için oldukça önem taşımaktadır. Bu dava somut olaya göre değişkenlik göstermektedir. Örneğin, 800.000 TL’lik apartman dairesini tapuda 100.000 TL göstererek oğluna satan kişinin, gerçek iradesi bu daireyi oğluna bağışlamak olduğu kabul edilmektedir. Bu durumda muvazaa bulunmuyorsa tenkis ancak muvazaa söz konusu ise muris muvazaasına dayalı olarak tapu iptal davası açmakta fayda olacağı söylenebilir.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Miras hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek miras statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile miras davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir miras avukatı arayışınızda, miras hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, miras süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile miras davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “mirastan mal kaçırma (muris muvazaası)” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Aile Hukuku

Evlat Edinme Nedir?

Evlat edinme; Durumu evlat edindirilmeye uygun bir çocukla, durumu evlat edinmeye uygun kişi/eşler arasında hukuki bağlar sağlanarak çocuk ebeveyn ilişkisinin kurulmasıdır. Burada soybağı hukuki yol ile kurulur.

Evlat Edinmenin Türleri Nelerdir?

Evlat edinebilmek için evli olunmasına gerek yoktur. Kişi şartları sağladığı taktirde evli olmasa dahi evlat edinebilir.

Evli çiftler kural olarak ancak birlikte evlat edinebilirler. Bu kuralın bazı istisnaları mevcuttur.

Eşler birbirlerinin önceki evliliklerinden doğan çocuklarını da evlat edinebilir.

Kimler Evlat Edinebilir Ve Şartları Nelerdir?

Evlat edinmek isteyen evli çiftler:

  • En az beş yıldan beri evli olmaları ve otuz yaşını doldurmuş olmaları gerekir.
  • Evlat edinilenden en az 18 yaş büyük olmaları gerekir.
  • Evlat edinilene en az 1 yıl bakılmış olması gerekir

Evli olmayanlar çiftler:

  • Evli olmayan çiftler birlikte evlat edinemezler.

Tek başına evlat edinme:

  • 30 yaşını doldurmuş olmak
  • evlat edinilenden en az 18 yaş büyük olmak
  • evlat edinilecek çocuğa 1 yıl bakmış olma

Evlat Edinme( Md : 305 – 320 )

A. Küçüklerin evlât edinilmesi

I. Genel koşulları
 MADDE 305.-

Bir küçüğün evlât edinilmesi, evlât edinen tarafından bir yıl süreyle bakılmış ve eğitilmiş olması koşuluna bağlıdır.
Evlât edinmenin her hâlde küçüğün yararına bulunması ve evlât edinenin diğer çocuklarının yararlarının hakkaniyete aykırı bir biçimde zedelenmemesi de gerekir.

II. Birlikte evlât edinme
MADDE 306.-

Eşler, ancak birlikte evlât edinebilirler; evli olmayanlar birlikte evlât edinemezler.
Eşlerin en az beş yıldan beri evli olmaları veya otuz yaşını doldurmuş bulunmaları gerekir.
Eşlerden biri, en az iki yıldan beri evli olmaları veya kendisinin otuz yaşını doldurmuş bulunması koşuluyla diğerinin çocuğunu evlât edinebilir.

III. Tek başına evlât edinme
MADDE 307.-

Evli olmayan kişi otuz yaşını doldurmuş ise tek başına evlât edinebilir.
Otuz yaşını doldurmuş olan eş, diğer eşin ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksunluğu veya iki yılı aşkın süreden beri nerede olduğunun bilinmemesi ya da mahkeme kararıyla iki yılı aşkın süreden beri eşinden ayrı yaşamakta olması yüzünden birlikte evlât edinmesinin mümkün olmadığını ispat etmesi hâlinde, tek başına evlât edinebilir.

IV. Küçüğün rızası ve yaşı
MADDE 308.-

Evlât edinilenin, evlât edinenden en az onsekiz yaş küçük olması şarttır.
Ayırt etme gücüne sahip olan küçük, rızası olmadıkça evlât edinilemez.
Vesayet altındaki küçük, ayırt etme gücüne sahip olup olmadığına bakılmaksızın vesayet dairelerinin izniyle evlât edinilebilir.

V. Ana ve babanın rızası

1.Şekil
MADDE 309.-

Evlât edinme, küçüğün ana ve babasının rızasını gerektirir.
Rıza, küçüğün veya ana ve babasının oturdukları yer mahkemesinde sözlü veya yazılı olarak açıklanarak tutanağa geçirilir.
Verilen rıza, evlât edinenlerin adları belirtilmemiş veya evlât edinenler henüz belirlenmemiş olsa dahi geçerlidir.

2. Zamanı
MADDE 310.-

Rıza, küçüğün doğumunun üzerinden altı hafta geçmeden önce verilemez.
Rıza, tutanağa geçirilme tarihinden başlayarak altı hafta içinde aynı usulle geri alınabilir.
Geri almadan sonra yeniden verilen rıza kesindir.

3. Rızanın aranmaması
a. Koşulları
MADDE 311.-

Aşağıdaki hâllerde ana ve babadan birinin rızası aranmaz:
l. Kim olduğu veya uzun süreden beri nerede oturduğu bilinmiyorsa veya ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksun bulunuyorsa,
2. Küçüğe karşı özen yükümlülüğünü yeterince yerine  getirmiyorsa.

b. Karar
MADDE 312.-

Küçük, gelecekte evlât edinilmek amacıyla bir kuruma yerleştirilir ve ana ve babadan birinin rızası eksik olursa, evlât edinenin veya evlât edinmede aracılık yapan kurumun istemi üzerine ve kural olarak küçüğün yerleştirilmesinden önce, onun oturduğu yer mahkemesi bu rızanın aranıp aranmamasına karar verir.
Diğer hâllerde,  bu konudaki karar evlât edinme işlemleri sırasında verilir.
Ana ve babadan birinin küçüğe karşı özen yükümlülüğünü yeterince yerine getirmemesi sebebiyle rızasının aranmaması hâlinde, bu konudaki karar kendisine yazılı olarak bildirilir.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Boşanma ve aile hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de boşanma davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek boşanma öncesinde statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile boşanma davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir boşanma avukatı arayışınızda, boşanma ve aile hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, boşanma süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile boşanma davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “evlat edinme” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Miras Hukuku

Mirasçıdan Mal Kaçırma

Mirasçıdan mal kaçırma uygulamada ve öğretide “muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi ( mevsuf-vasıflı ) muvazaa türüdür.

Mirasçıdan mal kaçırma, söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir.

Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için, mirasçıdan mal kaçırma, esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını; tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.

Mirasçıdan mal kaçırma Yargıtay içtihatları

Mirasçıdan mal kaçırma durumunda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarih 1/2 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunun 706., Türk Borçlar Kanunun 237. ( Borçlar Kanunun 213. ) ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.

Hemen belirtmek gerekir ki bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün; diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır.

Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan; bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır.

Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.(YARGITAY 1.HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2012/4824 Karar Numarası: 2012/8470 Karar Tarihi: 05.07.2012)

Satışa konu edilen bir malın devrinin belirli bir semen karşılığında olacağı kuşkusuzdur.

Semenin bir başka ifade ile malın bedelinin ise mutlaka para olması şart olmayıp; belirli bir hizmet ya da emek de olabileceği kabul edilmelidir. ( HGK.’nun 29.4.2009 gün 2009/1-130 S.K. )

Esasen, yukarıda da değinildiği üzere, mirasçıdan mal kaçırma, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davaların hukuki dayanağını teşkil eden; 1.4.1974 gün 1/2 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında miras bırakanın gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırma olması halinde uygulanabilirliğinin kabulü gerekir. Başka bir ifade ile murisin iradesi önem taşır.

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesiyle Bağışlanan Gayrimenkulün Geri Alınması Mümkün müdür?

Tarafların miras bırakanı (Ş.K)’nın 80 yaşında olup, yaşı nedeniyle özel bakıma muhtaç bulunduğu anlaşılmaktadır. Kaldı ki muris sağlığında davacı olan çocuklarına da bir kısım taşınmaz mal bağışında bulunduğuna göre; ölünceye kadar bakıp gözetme koşulu ile yaptığı temlikin mirasçılardan mal kaçırmak amacına yönelik muvazaa olmadığı açıktır. ( YARGITAY HUKUK GENEL KURULU Esas Numarası: 1985/1807 Karar Numarası: 1987/587 Karar Tarihi: 03.07.1987)

Para ödemeden satış gösterilerek bağışalanan gayrimenkulde mal kaçırma amacı var mı?

Hemen belirtilmelidir ki, satışa konu edilen bir malın devrinin belirli bir semen karşılığında olacağı kuşkusuzdur. Semenin bir başka ifade ile malın bedelinin ise mutlaka para olması şart olmayıp belirli bir hizmet veya bir emekte olabileceği kabul edilmelidir. Esasen yukarıda da değinildiği üzere muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davaların hukuki dayanağını teşkil eden 01.04.1974 tarih ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında miras bırakanın gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırma olması halinde uygulanabilirliğinin kabulü gerekir. Bir başka ifade ile murisin iradesi önem taşır.

O halde, yukarıda değinilen somut olgular açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde miras bırakanın yapmış olduğu temlikle ilgili olarak gerçek amaç ve iradesinin mirastan mal kaçırmak olmadığı ve bu amaçla temlikin gerçekleştirilmediği kabul edilmelidir. (YARGITAY 1.HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2012/1099 Karar Numarası: 2012/4051 Karar Tarihi: 05.04.2012)

Ödeme gücü bulunan mirasçının para ile satın aldığı taşınmazda mirasçıdan mal kaçırma amacı var mı?

Öyle ise, dava konusu taşınmazın bedeli karşılığı davalıya temlik edildiği, alım gücü bulunan davalının satış bedelini ödediği; bu nedenle temlikin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu söyleyebilme imkanı bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. (YARGITAY HUKUK GENEL KURULU Esas Numarası: 2011/1-496 Karar Numarası: 2011/596 Karar Tarihi: 05.10.2011)

Arada büyük bir alım-satım değer farkında mirasçıdan mal kaçırma iradesi var mı?

Temlikin miras bırakan tarafından davalı ile evlenmeden önce gerçekleştirildiği ve sonradan muris ile davalının evlendikleri, her ne kadar davalı ilk eşinden boşanma tazminatı olarak elde ettiği para ile çekişmeli taşınmazı bedelini ödemek suretiyle satın aldığını savunmuş ise de getirtilen boşanma kararında böyle bir tazminata hükmedilmediği ve savunmanın kavli mücerrette kaldığı, öte yandan miras bırakanın zengin ve varlıklı olduğu, mal satmaya ihtiyacının bulunmadığı, çekişmeli taşınmazın akitte gösterilen değeri ile gerçek değeri arasında aşırı fiyat farkı bulunduğu dosya kapsamı ile sabittir.

O halde, anılan bu olgular yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde murisin gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırma olduğu kabul edilmelidir. Ne var ki, davalı öteki savunmalarında miras bırakanın davacıya da kazandırmalarda bulunduğunu ve iradesinin denkleştirme yapmak olduğunu savunmuş ve fakat mahkemece bu husus üzerinde durularak bir araştırma yapılmış değildir. (YARGITAY 1.HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2010/11548 Karar Numarası: 2011/2252 Karar Tarihi: 01.03.2011)

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Miras hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek miras statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile miras davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir miras avukatı arayışınızda, miras hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, miras süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile miras davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “miras” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Aile Hukuku

Boşanma

Boşanma Davası Türleri

Boşanma davası genel olarak çekişmeli boşanma davası ve anlaşmalı boşanma davası olarak ikiye ayrılmaktadır.

Boşanma Sebepleri

Kanuna göre boşanma sebepleri,

  • zina,
  • hayata kast,
  • eşe çok kötü muamele,
  • yüz kızartıcı suç işleyen eşten boşanma,
  • terk nedeniyle boşanma
  • akıl hastalığı,
  • evlilik birliğinin temelinden sarsılması,
  • anlaşmalı boşanma
  • fiili olarak ayrı yaşama

şeklinde sayılmıştır.

Anlaşmalı Boşanma Şartları

Anlaşmalı olarak boşanmak isteyen eşlerin evliliğinin 1 tam yılı doldurmuş olması gerekir. Bir tam yılı doldurmamış eşler anlaşmalı olarak boşanamazlar. Ancak bu durumda eşlerin yukarıda sayılan nedenlerle çekişmeli boşanma davası açmalarının önünde bir engel yoktur.

Boşanma Süreci

Boşanmada tüm süreçler dava dilekçesinin hazırlanması ile başlar, davanın açılması, dilekçenin tebliği, ESD araştırmasının yapılması, cevap dilekçesinin verilmesi, cevap dilekçesine cevap dilekçesi ile bu dilekçeye cevap verilmesi ile devam eder.

Yine ön inceleme duruşması, tanıkların dinlenilmesi ve diğer delillerin toplanmasının akabinde esasa ilişkin beyanların sunulması ile ilk aşaması sona erer.

Bu aşamadan sonra, gerekçeli kararın tebliği, istinaf ya da temyiz merciine başvurulması aşamaları da mevcut olabilir.

Sonunda kararının kesinleşmesi ve nüfus müdürlüğüne işlenmesi ile süreç tamamlanır.

Boşanma Davası Süresi

Boşanma davası ne kadar sürer en çok sorulan sorulardan biridir. Genel olarak anlaşmalı davalar, davanın açılması, duruşmaya çıkılması ve kararın kesinleşmesi için yapılması gereken çeşitli işlemlerle birlikte yaklaşık 3-4 aylık bir süreç alıyor.

Çekişmeli davalar ise ilk derece mahkemesinde ortalama 16-20 ayda bitiyor.

En Hızlı ve En İyi Boşanma

Önemli olan en hızlı şekilde boşanılması değil, en doğru şekilde boşanılmasıdır. Tarafların tüm haklarını alabildiği sonuç en iyi boşanmadır.

Boşanma Davasını Açan Tarafın Avantajı

Boşanma davasını hangi tarafın açtığı değil, açan tarafın iddialarını ispatlaması önemlidir. Öte yandan bir taraf boşanma davası açtıktan sonra diğer tarafın da karşı dava açma hakkı bulunmaktadır.Boşanmada iddialarını en doğru şekilde sunan ve bunları ispatlayabilen taraf avantajlıdır.Kadın ya da erkeğin davayı açmasının hiç bir önemi bulunmamaktadır.

Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Dava, aile mahkemesine, aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise asliye hukuk mahkemesine hitaben yazılacak 3 nüsha dilekçe ile açılmaktadır.Davanın açılmış sayılması için başvuru harcı, peşin harç ve benzeri harçlar ile gerekli gider avansının yatırılmış olması gerekir.

Boşanma İçin Gerekli Evraklar

Dava için bugünkü internet ortamında tek gerekli olan belge TC Kimlik numarasını içeren nüfus cüzdanıdır.

Aile cüzdanı, pasaport, tapu kayıtları, ikametgah ilmuhaberi, doğum belgeleri gibi kayıtlara gerek yoktur.

Boşanma Dilekçesi Hazırlanması

Boşanma dilekçesinin hazırlanması için çeşitli kanunlarda belirlenmiş şekillere uyulması gerekmektedir. Dava dilekçelerinin içermesi gereken bazı ifadeler bulunmaktadır. Bunlara uyulmaması halinde dilekçe reddedilebileceği gibi, davanın açılmamış sayılmasına da karar verilebilmektedir. Bunun yanında, içerik olarak yanlış hazırlanmış bir dava dilekçesi, hak kayıplarına da neden olabilir.

İki Eş de Mahkemeye Gelmesi Gerekiyor mu?

Evliliğin sona ermesi için açılan bu davaları ikiye ayırmak mümkündür: Bunlardan ilki anlaşmalı davadır.

Anlaşmalı açılan davada her iki taraf mahkemeye çıkarak evliliğin sona ermesini hür iradeleriyle istediklerini hakime açıklamak zorundadırlar. Anlaşmalı davada, duruşmada tarafların temsili vekaletle olmamaktadır.

Diğer yandan çekişmeli olarak açılan davada tarafların mahkemeye çıkmasına gerek yoktur. Taraflar yerine vekil edecekleri avukatları da mahkemede kendilerini temsil edebilirler.

Boşanma Duruşmasına Bizzat Katılmak Gerekir mi?

Duruşmaya eğer dava anlaşmalı değilse tarafların bizzat katılmasına gerek yoktur. Tarafların avukatları da katılarak davayı takip edebilir.

Boşanma Davasına Gidilmezse Ne Olur?

Davaya gidilmediği ve dava avukatla da takip edilmediği takdirde dava düşer. Bu durumda davaya yetişemeyen, duruşma gününü yanlış hatırlayan, hatalı not eden tarafın davayı yenileme hakkı bulunmaktadır.

Boşanma Davası Takibi İçin Avukat

Hukukumuza göre dileyen herkes mahkemeler önünde işini kendi başına takip etme hakkına sahip.

Özellikle tarafların bir mal varlıklarının olmadığı, iki tarafın da çalıştığı, müşterek çocuklarının olmadığı ve iki tarafın da evliliğin sona ermesini isteyerek anlaşabildiği durumlarda avukat tutulmasına gerek olmayabileceğini düşüncesindeyiz.

Ancak, özellikle çekişmeli davalarda mahkemelerin kusurlu eşe yüklediği maddi ve manevi tazminatlar çok yükseldi.

Tarafların sosyal ve ekonomik durumuna, kusurun ağırlığına göre 50.000,00 TL hatta 100.000,00 TL’ye varan maddi ve manevi tazminatlara hükmedilebiliyor.

Yine bazı durumlarda eşin durumuna uygun olmayan miktarlarda nafakaya karar verildiğini de görebiliyoruz.

Dava dilekçesi bir şekilde hazırlanabilse bile, cevap dilekçesi, replik ve düplik dilekçeleri, delil dilekçesi, ıslah, itiraz, esas hakkında beyan dilekçeleri, delillerin toplanması, tanıklara soru sorulması gibi iş ve işlemler göz önüne alındığında avukatsız olarak bir davanın yürütülmesinin çok zor olduğunu düşünüyoruz.

Diğer yandan bu davalar teknik olarak ceza davalarıyla birlikte en zor davalardan. Yargıtay’ın 2. , 6. ve 8. Daireleriyle birlikte 4. ve 12. Daireleri’nin ve Hukuk Genel Kurulu’nun da tüm ilgili kararlarını takip etmeyi gerektiriyor.

Boşanma Davası Eş Şiddeti

Şiddet gören eş mutlaka en yakın karakola başvurarak durumu tutanak altına almalıdır. Buradan şiddete uğrayan mağdur, hastaneye gönderilerek kendisine darp raporu aldırılır.

Boşanma Davası Çocuk Velayeti

Çocuğun velayeti verilirken çocuğun üstün yararı göz önünde bulundurulur. Bunun için çocuğun yaşına, cinsiyetine, ebeveynlerin çocukla olan ilişkisine, ekonomik ve sosyal durumlarına da bakılmalıdır.

Boşandıktan Sonra Evlenme

Davada verilen kararın kesinleşmesinden sonra erkeklerin hemen yeniden evlenmesi mümkünken, kadınların bekleme süresini doldurmaları gerekir.

İddet (Kadın için Bekleme Süresi)

Boşanan kadının yeniden evlenebilmesi için 300 günlük bekleme süresini tamamlaması gerekmektedir. Ancak bu süre, kadının hamile olmadığına dair bir raporu varsa kaldırılabilmektedir.

Yoksulluk ve İştirak Nafakası Nedir, Nasıl Belirlenir?

Nafaka, hem evliliğin sona ermesi nedeniyle yoksulluğa düşecek eş için hem de çocuklar için belirlenmektedir.Nafaka belirlenirken, eşlerin gelirleri ve giderleri ile ekonomik ve sosyal durumları göz önüne alınır.

Boşanma Davasında Tazminat

Türk Medeni Kanunu’na göre maddi ve manevi tazminat, davanın açılmasına neden olan olaylarda daha ağır kusurlu olan eş aleyhine, kusurun derecesine, maddi gücüne göre belirlenir.Eşlerin evliliğin sona ermesinde kusuru yoksa yahut kusurları eşitse birbirlerinden maddi ve manevi tazminat alamazlar.

Anlaşmalı Davada Kararlaştırılan Nafakanın İptali ya da Artırılması

Şartların değişmesi halinde, anlaşmalı davada kararlaştırılan nafakanın kaldırılması, azaltılması ya da artırılması mümkündür.

Ses ve Video Kayıtları Delil Olarak Kullanılabilir mi?

Hukuka uygun elde edilmek şartıyla ses ve video kayıtlarının davalarda delil olarak kullanılabilmeleri mümkündür.

Mal Paylaşımı

Mal paylaşımı, tarafların evliliklerinin başlangıcına, evlilik içinde edinilen malvarlıklarının bedelinin nasıl ödendiğine göre özel hesaplama yöntemleriyle yapılmaktadır. Eşlerin %50 şeklindeki standart hakları, malvarlığının bedelinin ödenme şekline bağlı olarak değişebilmektedir.

Boşanma Davasında Avukat Ücreti

Avukatlık ücretleri, davanın görüleceği yere, tarafların çekişme durumlarına, ekonomik ve sosyal durumlarına göre değişkenlik göstermektedir. Davanın açılacağı yerde ki barolar her yıl ortalama ücretleri belirlemekte ve bunları yayınlamaktadır.

Anlaşmalı ya da Çekişmeli Boşanma Davası

Öncelikle bu eşlerin durumuna bağlı. Eşlerin kaç yıldır evli olduğu, yaşları, ne iş yaptıkları, mal varlıklarının olup olmadığı, mal varlıklarının ne kadarını evlilik öncesinden ya da miras-bağışlama yoluyla edindikleri, müşterek çocukların olup olmadığı, bunların yaşları, aylık masrafları ve bunlar gibi durumları değerlendirerek anlaşmalı ya da çekişmeli davayı tavsiye ediyoruz.

Karşı taraf boşanmak istemese de boşanabilir miyim?

“Karşı tarafın  istememesi halinde boşanılamayacağı” fikri de eski Kanun döneminden kalma bir bilgi. Yeni Medeni Kanunumuza göre böyle bir durumda boşanmanın gerçekleşmemesi gibi bir durum söz konusu değil. Yine bu durum davayı da uzatmaz. Tabii kusur durumlarını ayrıca incelemek gerekir.

Hakimin açılan davayı reddetme durumu

Genellikle “karakterimiz uyuşmuyor” “geçinemiyoruz” “uzun süredir zaten ayrı yaşıyoruz” şeklinde durumlarını izah etmeye çalışan insanlar, bunların yeterli olmadığını söylediğimizde şaşkınlığa uğruyor.

Evet, maalesef, Türk Hukuku’nda geçerli ve yeterli bir sebep olmaksızın boşanmak sadece anlaşmalı davalarda söz konusu olabiliyor, diğer davalarda (çekişmeli) boşanmada sebebinizi ortaya koymalı ve bunu ispat etmelisiniz.

Kanun, bir kaç nedeni özel olarak saymış ve bunu düzenlemiştir. Aşağıdaki sebeplerden biri evliliğinizde mevcut ise çekişmeli dava açabilirsiniz:

Zina, eşin hayatına kastetmek, eşe kötü muamelede bulunmak, eşin onurunu kırıcı davranışlarda bulunmak, küçük düşürücü, yüz kızartıcı suç işlemek, haysiyetsiz, ahlâka aykırı hayat sürmek, evi- eşi terketmek, akıl hastalığına yakalanmak, evlilik birliğini temelinden sarsacak davranışlarda bulunmak.

Üç yıl ayrı yaşanırsa “hakimin otomatik boşaması”

Halk arasında en çok konuşulan ve yanlış bilinen konulardan biri de bu. Kanunumuzda böyle ayrı yaşama nedeniyle otomatik bir sona erme söz konusu değil. Ama şu olabilir: Taraflardan birisi dava açmıştır, bu davada yukarıda bahsettiğim  sebebinin varlığını, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını ispat edememiştir ve bu nedenle davası reddedilmiştir.Bu ret kararından 3 yıl sonra ikinci bir dava açma hakları vardır. Yani otomatik bir boşanma olmaz, yine dava açmaları gerekir.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu

Boşanma ve aile hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de boşanma davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek boşanma öncesinde statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile boşanma davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir boşanma avukatı arayışınızda, boşanma ve aile hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile boşanma davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “boşanma” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.