Etiket: sözleşme

intifa Hakkı Nedir?

intifa hakkı nedir, başkasına ait bir eşya veya malvarlığı üzerinde, belirli bir kişiye tam yararlanma imkanı tanıyan bir irtifak hakkıdır. Hakkı olan gayrimenkulün maliki, eşyanın veya hakkın öz değeri kendisinindir. Ancak bunlardan elde edilecek yararları belirli bir kişiye tahsis edilmiştir. Hak sahibi, intifa konusu olan şeyi satamaz ancak ondan yararlanma hakkı vardır.

İntifa Hakkı Nasıl Kurulur?

  • Sözleşme ile kurulan ,
  • Mahkeme kararı ile kurulan,
  • Kanuni intifa hakkı,

olmak üzere üç şekilde karşımıza çıkmaktadır.

1-) Sözleşme İle Kurulan İntifa Hakkı

Taşınmazlar üzerinde intifa hakkı, resmi senedin düzenlenip, tapuya tescili ile tesis edilmektedir. İntifa hakkı tapuya tescil ile doğmaktadır. Bir taşınmaz maliki nasıl ki taşınmazını satabiliyorsa bir üçüncü kişi yararına intifa hakkı da tesis edebilmektedir. Bu üçüncü kişi gerçek kişi olabileceği gibi tüzel kişi de olmaktadır.

Uygulamada genellikle bir taşınmazın tamamına (kuru mülkiyeti ve intifa hakkına) sahip olan kimse intifa hakkını üzerinde tutarak kuru mülkiyetinin satışını yapmakta bu yolla intifa hakkının tapu kütüğüne tescili zorunluluğu doğmaktadır. Örneğin, baba taşınmazının intifa hakkını üzerinde tutarak kuru mülkiyetini çocuklarına bağışlamakta veya satmaktadır. Bu durumun tersi de mümkündür. Başka bir deyişle, malikin kuru mülkiyeti kendi üzerinde tutarak başkası lehine intifa hakkı tesis etmesi de mümkündür.

2-)Kanuni İntifa Hakkı

Kanuni intifa hakkı, kanunda öngörülen intifa hakkıdır. İntifa hakkının doğması ancak tapu kütüğüne tescil ile olur demiştik ancak bu durumun bir istisnası kanuni intifa hakkıdır. Taşınmaz üzerindeki kanuni intifa hakkı, tapu kütüğüne tescil edilmemiş olsa bile, bu durumu bilenlere karşı ileri sürme hakkı vardır. Buna karşılık tescil edilmiş ise, herkese karşı ileri sürme hakkı vardır. Kanundan doğan intifa hakları şu şekildedir:

  • Mirasta sağ kalan eşin intifa hakkı (23 Kasım 1990 tarih 3678 sayılı Kanunla Medeni Kanun’da yapılan değişiklikle sağ kalan eşin mirastan gelen intifa hakkı kaldırılmıştır. Dolayısıyla, ancak 23 Kasım 1990 tarihinden önceki ölümlerde, ölüm tarihindeki yürürlükte olan mevzuat uygulanacağından sağ kalan eşin intifa hakkını seçmesi mümkündür.)
  • Ana babanın velayetleri altındaki küçüğün malları üzerindeki intifa hakkı
  • Eşlerin birbirinin malları üzerindeki intifa hakkı

3-) Mahkeme Kararıyla Kurulan İntifa Hakkı

İntifa hakkının konusu taşınmaz ise, intifa hakkının kurulmasına ilişkin sözleşmenin resmi şekilde yapılmasına bağlıdır. Malikin tescil talebinden kaçınması halinde, alacaklı intifa hakkının yargısal tesisini sağlama hakkı vardır. Mahkeme kararı ile birlikte intifa hakkı tescilsiz olarak doğar bu tescilsiz kazanıma bir örnektir. Önemli nokta şudur ki, mahkeme kararına istinaden kurulacak intifa haklarında kesinleşmiş mahkeme kararı aranmaktadır.

İntifa Hakkı Nasıl Sona Erer?

İntifa hakkının sona ermesi tıpkı kurulmasında olduğu gibi çeşitlilik gösterir. Taşınmaz üzerinde tahsis edilen intifa hakkının sona ermesi için birden fazla neden bulunmaktadır. Bunlar;

  • İntifa hakkı bir süre ile sınırlı olarak kurulmuş ise sürenin dolması veya hakkının feragati
  • Ölüm veya kişiliğin sona ermesi (Tüzel kişiliğin sona ermesi, gaiplik vs.)
  • Terkin
  • Yüklü taşınmazın tamamen yok olması
  • Taşınmazın kamulaştırılması
  • Taşınmazın cebri icra yoluyla satılması
  • Mahkeme kararı

olarak sıralayabiliriz.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Gayrimenkul hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de gayrimenkul davalarına bakmaktayız. Tecrübemizi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek dava öncesinde statünüzün / haklarınızın belirlenmesiyle davanıza bakmaktayız. Davanızda en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir gayrimenkul avukatı arayışınızda; gayrimenkul hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltip, gayrimenkul süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile dava ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “intifa hakkı nedir” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Miras Hukuku

Miras Paylaşım Sözleşmesi

Miras payının devri açılmış veya açılmamış miras payının devri şeklinde de olabilir. Mirasçılar kendi aralarında miras paylaşım sözleşmesi yapabilirler.

TMK 677 paylaştırmadan önce devri düzenlenmiştir. Miras açılmadan önce miras payının devri ise TMK 678 de düzenlenmiştir.

Mirasın açılmasından önce yapılan sözleşmeler mirasbırakanın katılması ile mümkündür aksi durumda sözleşme geçersizdir.

TMK 677/1 mirasçılar arası devri düzenlemiştir.

TMK 677/1 ” Terekenin tamamı veya bir kısmı üzerinde miras payının devri konusunda mirasçılar arasında yapılan sözleşmelerin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır.”

Mirasçılar kendi aralarında miras paylaşım sözleşmesi yapabilirler ve bu sözleşme mirasçıları bağlar. Burada dikkat edilmesi gereken sözleşmenin yazılı şekilde yapılmasıdır.

TMK 677/2 “Bir mirasçının üçüncü kişiyle yapacağı böyle bir sözleşmenin geçerliliği, noterlikçe düzenlenmesine bağlıdır. Sözleşme bu kişiye paylaşmaya katılma yetkisi vermez; sadece paylaşma sonunda mirasçıya özgülenen payın kendisine verilmesini isteme hakkını sağlar.

Mirasçı kendi payı üzerindeki hakkını üçüncü kişilere devredebilir; ancak bu sözleşmenin geçerlik şartı resmi şekilde yapılmasıdır. Bu sözleşme üçüncü kişiye paylaşmaya katılma yetkisi vermez. Üçüncü kişi sadece sözleşme ile elde ettiği payın kendisine verilmesini isteme hakkı vardır.

Mirasın Açılmasından Önce Yapılan Sözleşmeler

Bu TMK 678. madde düzenlenmiştir. TMK çok 678/1″ Mirasbırakanın katılamsı veya izni olmaksızın bir mirasçının henüz açılmamış bir miras hakkında diğer mirasçılar veya üçüncü bir kişli ile yapacağı sözlemeler geçerli değildir. “

TMK678/2 ” Böyle bir sözleşme gereğince yerine getirilmiş olan edimler geri verilmesi istenebilir.”

Miras açılmadan önce miras payının devri ancak mirasbırakanın katılımı ile olur. Miras payının miras bırakan sağ iken devredilmesine ilişkin düzenleme Türk Medeni Kanunu madde 678’de yer alan düzenlemeye göre miras bırakanın miras payının devrine katılması veya izni bulunması gerekmektedir. Aksi halde henüz mirasçının açılmamış olan miras hakkında diğer mirasçılar ve üçüncü bir kişi ile yapacağı sözleşme geçerli olamayacaktır. Açılmamış olan terekede miras hakkının devredilmesi konusu , beklenen olarak nitelendirilen miras hakkıdır. Yapılacak olan miras payının devri sözleşmesi ileride kazanılacağı düşünülen (miras bırakanın vefatıyla kazanılacak)  bir muhtemel haktır. Mirasçı payını devretse dahi tereke borçlarından dolayı diğer mirasçılarla birlikte sorumluluğu bitmeyecektir. Miras haklarını devralan kimse malların paylaştırılmasının sonucu hakkına düşen hisseyi tereke mallarını talep edebilecektir.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Miras hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek miras statünüzün /haklarınızın belirlenmesi; miras davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir miras avukatı arayışınızda, miras hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru sorun, miras süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile miras davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “miras paylaşım sözleşmesi” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Miras Hukuku

Miras Payının Devri

Miras payının devri açılmış miras payının devri şeklinde gerçekleşebileceği gibi açılmamış miras payının devri şeklinde de gerçekleşebilir.

Miras payının devri TMK 677 hükmü paylaştırmadan önce devrini düzenlemektedir. Miras; açılmadan önce miras payının devri ise TMK 678 hükmü ile düzenlenmiştir.

Mirasın açılmasından önce yapılan sözleşmelere miras bırakanın katılması veya izni yoksa bir mirasçı miras bırakanın sağlığında miras payını diğer mirasçılara devredemez.

Miras payının devri, mirasçılık ve mirasın geçişi, mirası bırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir.

Mirasın açılmasından sonra yapılan sözleşmeler için TMK 677/1 hükmünde miras payının devri konusunda mirasçılar arasında yapılan sözleşmelerin geçerliliği yazılı şekle bağlı olmasına karşın bir mirasçının 3. bir kişiyle yapacağı böyle bir sözleşmenin geçerliliği noterlikçe düzenleme şeklinde yapılmasına bağlı tutulmuştur. Bu nedenle mirasın açılmasından önce yapılan sözleşmeler için de aynı koşullar geçerlidir.

Açılmamış Miras Payının Devri

Açılmamış miras payının devri sözleşmesi mirasçılar arasında yapılıyorsa adi yazılı şekil yeterlidir. Yani tüm mirasçıların katılımı ile yapılan miras payının devri sözleşmesinde şekil şartı aranmamaktadır.

Buna karşılık bir mirasçı ile 3. kişi arasında açılmamış miras payının devri sözleşmesi noterlikçe yapılmalıdır.

Açılmamış miras payını devralan mirasçının sadece kendisine devredilen haklara yönelik bir alacak hakkı söz konusudur. Devreden zararlandırıcı hareketleri varsa sonuçlarına da katlanacaktır.

Miras payı üzerinde sözleşme

MADDE 677.- Terekenin tamamı veya bir kısmı üzerinde miras payının devrinin konusunda mirasçılar arasında yapılan sözleşmelerin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır.

Bir mirasçının üçüncü kişiyle yapacağı böyle bir sözleşmenin geçerliliği, noterlikçe düzenlenmesine bağlıdır. Sözleşme bu kişiye paylaşmaya katılma yetkisi vermez; sadece paylaşma sonunda mirasçıya özgülenen payın kendisine verilmesini isteme hakkını sağlar.

Mirasın açılmasından önce yapılan sözleşmeler

MADDE 678.- Miras bırakanın katılması veya izni olmaksızın bir mirasçının henüz açılmamış bir miras hakkında diğer mirasçılar veya üçüncü bir kişi ile yapacağı sözleşmeler geçerli değildir.

Böyle bir sözleşme gereğince yerine getirilmiş olan edimlerin geri verilmesi istenebilir.

Miras payının devrinde sözleşmeye dayalı davada talep nisbi harca tabidir.

Miras taksim sözleşmesi nedeniyle mirasçıların birbirlerine karşı açacakları ayni hakka ilişkin davalarda zamanaşımı söz konusu değildir.

Miras Payının Devrine İlişkin Örnek Yargı Kararları

“Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda davacılar vekilinin talebi mirastan feragat sözleşmesine dayanan tapu iptali ve tescil davası niteliğinde olduğundan davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Mirastan feragat sözleşmesi miras bırakanla gelecekteki muhtemel mirasçısı arasında düzenlenen, ileride doğacak miras hakkına dair beklentiden karşılık alınarak veya bir karşılık alınmadan kısmen veya tamamen vazgeçmeye dair iki taraflı bir sözleşmedir. Mirastan feragat sözleşmesinin konusunu murisin halen hayatta bulunması sebebiyle miras geçmediğinden miras hakkı değil buna dair beklenti oluşturmaktadır. T.M.K.nun 528. maddesine göre, miras bırakan bir mirasçıyla karşılıksız veya karşılık sağlanarak böyle bir sözleşmeyi yapabilir. Bu açıklamalar ışığında dosyada bulunan ve aynı gün birbirini takip eden yevmiye numaralarıyla düzenlenen sözleşmeler birlikte incelendiğinde, ortak murislerin amacının davacı veya davalıları bir takım miras hakkına dair beklentiden mahrum etmek yönünde olmadığı, aynı şekilde davacılar veya davalıların da kısmen ya da tamamen de olsa miras hakkına dair beklentiden feragat etmedikleri saptanmıştır.”

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ E. 2013/10751 K. 2013/11676 T. 12.9.2013

“taraflar arasındaki sözleşmenin mirasçılar arasındaki sözleşmeleri düzenleyen T.M.K.nun 677.maddesine göre geçerli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. Aynı “Kanunun Mirasın Açılmasından Önce Yapılan Sözleşmelere” ilişkin hüküm içeren 678.maddesine göre; miras bırakanın katılması veya izni olmaksızın bir mirasçının henüz açılmamış bir miras hakkında diğer mirasçılar veya 3. bir kişi ile yapacağı sözleşmeler geçerli değildir. Böyle bir sözleşme gereğince yerine getirilmiş olan edimlerin geri verilmesi istenebilir. Buna göre, adiyen düzenlenen sözleşmeler geçerli ise de, buna miras bırakanın katılımı ya da izni aranmıştır.

Bir an için eldeki davaya konu sözleşmenin T.M.K.nun 678.maddesi kapsamında olduğu düşünülse dahi, bu halde de, murisin sözleşmeye katılmadığı ve onay da vermediği anlaşıldığından, bu yönden de geçerli kabul edilemeyecektir.”

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2011/14-408 K. 2011/402 T. 8.6.2011

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Miras hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek miras statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile miras davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir miras avukatı arayışınızda, miras hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, miras süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile miras davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “miras payının devri” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Miras Hukuku

Mirasçıdan Mal Kaçırma

Mirasçıdan mal kaçırma uygulamada ve öğretide “muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi ( mevsuf-vasıflı ) muvazaa türüdür.

Mirasçıdan mal kaçırma, söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir.

Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için, mirasçıdan mal kaçırma, esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını; tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.

Mirasçıdan mal kaçırma Yargıtay içtihatları

Mirasçıdan mal kaçırma durumunda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarih 1/2 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunun 706., Türk Borçlar Kanunun 237. ( Borçlar Kanunun 213. ) ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.

Hemen belirtmek gerekir ki bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün; diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır.

Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan; bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır.

Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.(YARGITAY 1.HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2012/4824 Karar Numarası: 2012/8470 Karar Tarihi: 05.07.2012)

Satışa konu edilen bir malın devrinin belirli bir semen karşılığında olacağı kuşkusuzdur.

Semenin bir başka ifade ile malın bedelinin ise mutlaka para olması şart olmayıp; belirli bir hizmet ya da emek de olabileceği kabul edilmelidir. ( HGK.’nun 29.4.2009 gün 2009/1-130 S.K. )

Esasen, yukarıda da değinildiği üzere, mirasçıdan mal kaçırma, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davaların hukuki dayanağını teşkil eden; 1.4.1974 gün 1/2 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında miras bırakanın gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırma olması halinde uygulanabilirliğinin kabulü gerekir. Başka bir ifade ile murisin iradesi önem taşır.

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesiyle Bağışlanan Gayrimenkulün Geri Alınması Mümkün müdür?

Tarafların miras bırakanı (Ş.K)’nın 80 yaşında olup, yaşı nedeniyle özel bakıma muhtaç bulunduğu anlaşılmaktadır. Kaldı ki muris sağlığında davacı olan çocuklarına da bir kısım taşınmaz mal bağışında bulunduğuna göre; ölünceye kadar bakıp gözetme koşulu ile yaptığı temlikin mirasçılardan mal kaçırmak amacına yönelik muvazaa olmadığı açıktır. ( YARGITAY HUKUK GENEL KURULU Esas Numarası: 1985/1807 Karar Numarası: 1987/587 Karar Tarihi: 03.07.1987)

Para ödemeden satış gösterilerek bağışalanan gayrimenkulde mal kaçırma amacı var mı?

Hemen belirtilmelidir ki, satışa konu edilen bir malın devrinin belirli bir semen karşılığında olacağı kuşkusuzdur. Semenin bir başka ifade ile malın bedelinin ise mutlaka para olması şart olmayıp belirli bir hizmet veya bir emekte olabileceği kabul edilmelidir. Esasen yukarıda da değinildiği üzere muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davaların hukuki dayanağını teşkil eden 01.04.1974 tarih ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında miras bırakanın gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırma olması halinde uygulanabilirliğinin kabulü gerekir. Bir başka ifade ile murisin iradesi önem taşır.

O halde, yukarıda değinilen somut olgular açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde miras bırakanın yapmış olduğu temlikle ilgili olarak gerçek amaç ve iradesinin mirastan mal kaçırmak olmadığı ve bu amaçla temlikin gerçekleştirilmediği kabul edilmelidir. (YARGITAY 1.HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2012/1099 Karar Numarası: 2012/4051 Karar Tarihi: 05.04.2012)

Ödeme gücü bulunan mirasçının para ile satın aldığı taşınmazda mirasçıdan mal kaçırma amacı var mı?

Öyle ise, dava konusu taşınmazın bedeli karşılığı davalıya temlik edildiği, alım gücü bulunan davalının satış bedelini ödediği; bu nedenle temlikin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu söyleyebilme imkanı bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. (YARGITAY HUKUK GENEL KURULU Esas Numarası: 2011/1-496 Karar Numarası: 2011/596 Karar Tarihi: 05.10.2011)

Arada büyük bir alım-satım değer farkında mirasçıdan mal kaçırma iradesi var mı?

Temlikin miras bırakan tarafından davalı ile evlenmeden önce gerçekleştirildiği ve sonradan muris ile davalının evlendikleri, her ne kadar davalı ilk eşinden boşanma tazminatı olarak elde ettiği para ile çekişmeli taşınmazı bedelini ödemek suretiyle satın aldığını savunmuş ise de getirtilen boşanma kararında böyle bir tazminata hükmedilmediği ve savunmanın kavli mücerrette kaldığı, öte yandan miras bırakanın zengin ve varlıklı olduğu, mal satmaya ihtiyacının bulunmadığı, çekişmeli taşınmazın akitte gösterilen değeri ile gerçek değeri arasında aşırı fiyat farkı bulunduğu dosya kapsamı ile sabittir.

O halde, anılan bu olgular yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde murisin gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırma olduğu kabul edilmelidir. Ne var ki, davalı öteki savunmalarında miras bırakanın davacıya da kazandırmalarda bulunduğunu ve iradesinin denkleştirme yapmak olduğunu savunmuş ve fakat mahkemece bu husus üzerinde durularak bir araştırma yapılmış değildir. (YARGITAY 1.HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2010/11548 Karar Numarası: 2011/2252 Karar Tarihi: 01.03.2011)

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Miras hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek miras statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile miras davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir miras avukatı arayışınızda, miras hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, miras süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile miras davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “miras” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.