Etiket: izmir kadın avukat

Aile Hukuku

Vesayet ve Vasi Ne Demektir?

Vesayet, reşit olmamış küçüklerin ve yasal hakları kısıtlanmış olan kısıtlıların haklarının korunmasını ve hukuken temsil edilmesini sağlayan ve kamu görevi sayılan bir kurumdur.

Vasi Ataması Ne Demektir?

Reşit olmamış küçük ve kanuni hakları kısıtlanmış kişilere mahkemece atanan yasal temsilciye vasi denir. Mahkeme tarafından vasi atanır.

Vasi Tayini Gerektiren Durumlar

Vasinin tayini yani vasi atama sebeplerinin iki durumu mevcuttur. Bunlardan birincisi yaş küçüklüğü diğeri kısıtlılık halidir. Kanunda belirtilen haller sınırlı sayıdadır. Bu sebepler dışında başka bir sebepten dolayı vasi atanamaz.

A-) Yaş Küçüklüğü Nedeni İle Vasi Ataması

Reşit olmayan küçüklere normal şartlarda kanuni temsilcisi velisidir. Ancak herhangi bir sebepten dolayı velisi bulunmayan küçüklerin kanuni zorunluluk olarak vasi atanır. Bu nedenle yaş küçüklüğü kanunen zorunlu vasi atama sebebidir.

B-) Kısıtlılık Kararı

Vasi tayinin gerektiren ikinci durum ise kısıtlılık kararıdır. Kısıtlılık kararını gerektiren durumlar ise Türk Medeni Kanununda tek tek sayılmıştır.

  • Akıl hastalığı veya zayıflığı
  • Alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı
  • Kötü yaşam tarzı
  • Kötü yönetim
  • Savurganlık
  • Hapis cezası
  • Kişinin kendi talebi

Vasi Tayini Nasıl Yapılır?

Vasi tayini sulh hukuk mahkemesinde dava açmak suretiyle yapılacaktır. Vasinin seçimi ise; eğer mümkünse vesayet altına alınan kişinin veya onun anne babasının göstereceği kişiler vasi olarak atanır. Ancak vasi ataması yapacak hakim , vasinin vesayet altına alınan kişinin temsil edilmesi ve haklarını koruması açısından yerleşim yerine yakın vasiyi tercih edecektir.

Kimler Vasi Olamaz?

  • Reşit olmayanlar
  • Kısıtlılar
  • Kamu hizmetinden yasaklı olanlar
  • Haysiyetsiz bir yaşam sürenler
  • Vesayet alınan kişi ile arasında çıkar çatışması olanlar

vasi olarak atanamaz. Bu durumda kişi vasi olamaya gönüllü olsa bile şartaları sağlamadığından dolayı vasi olarak atanamayacaktır. Hakim tarafından bir başka alternatif vasi ataması yapılacaktır.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Boşanma ve aile hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de boşanma davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek boşanma öncesinde statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile dava sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir boşanma avukatı arayışınızda, boşanma ve aile hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltip, boşanma süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile dava ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “vasi” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Miras Hukuku

Tenkis

Hukukumuzda vefat eden kişinin miras payının tamamını tasarruf etme hakkı yoktur. Türk Medeni Hukuku mirasçıları korumaktadır. Saklı paylı mirasçılar, saklı payları ihlal edilmesi sonucu tenkis davası ile murisin saklı paylarını ihlal eden tasarruflarının iptalini sağlayabilirler.

Saklı Paylı Mirasçılar Ve Saklı Pay Oranları

TMK MADDE 506

Saklı Pay Aşağıdaki Oranlardan İbarettir:

  • Altsoy yasal miras payının 1/2’si kadar
  • Ana ve babadan her biri için yasal miras payının 1/4’ü kadar
  • Sağ kalan eş için, 

Altsoy veya ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçı olması halinde yasal miras payının tamamı.
Diğer hallerde yasal miras payının 3/4’ü kadar.

Miras Bırakanın Tasarruf Oranının Belirlenmesi

Miras bırakan yukarıda belirttiğimiz kişilerin saklı payları oranlarının dışında kalan terekeyi serbestçe tasarruf edebilirler.

Terekenin Belirlenmesi

Terekenin içinde aktif değerler ve pasif değerler birlikte mevcuttur. Yani bunlar terekeye eklenecek ve çıkarılacak değerlerdir. Bunlar;

Tereke AktifleriCenaze Giderleri
Tereke Borçları
Tedbir Masrafları
Birlikte Yaşayanların Üç Aylık Geçim Giderleri
+Sağlararası Karşılıksız Kazandırmalar
(Denkleştirmeye Tabi Kazandırmalar)
(Tenkise Tabi Sağlararası Kazandırmalar)
(Hayat Sigortası Satınalım Bedeli)

Tenkis Hesabı

Türk Medeni Kanunu m.565 tenkise tabi sağlararası kazandırmaları şu şekilde sıralamıştır;

  1. Mirasbırakanın, mirasçılık sıfatını kaybeden yasal mirasçıya miras payına mahsuben yapmış olduğu sağlararası kazandırmalar, geri verilmemek kaydıyla altsoyuna malvarlığı devri veya borçtan kurtarma yoluyla yaptığı kazandırmalar ya da alışılmışın dışında verilen çeyiz ve kuruluş sermayesi,
  2. Miras haklarının ölümden önce tasfiyesi maksadıyla yapılan kazandırmalar,
  3. Mirasbırakanın serbestçe dönme hakkını saklı tutarak yaptığı bağışlamalar ve ölümünden önceki bir yıl içinde âdet üzere verilen hediyeler dışında yapmış olduğu bağışlamalar,
  4. Mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmalar.

Bu hesaplama sonucunda miras bırakanın terekesi bulunur ve yukarıda belirttiğimiz saklı pay oranları da terekeden düşüldükten sonra mirasçının tereke üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği miktar ortaya çıkar.

Tenkiste Sıra

Yukarıdaki hesaplamaya göre mirasbırakanın tasarruflarının saklı payları ihlal etmesi halinde tenkis gerçekleştirilecektir. Tenkiste sıra ise Türk Medeni Kanunu m.570’te düzenlenmiştir. Buna göre tenkis;

  1. İlk olarak ölüme bağlı tasarruflardan, her birinden orantılı olarak
  2. İkinci olarak sağlararası tasarruflardan, en yeni tarihliden en eskiye doğru
  3. Üçüncü olarak kamuya yararlı ölüme bağlı tasarruflardan, her birinden orantılı olarak,
  4. Dördüncü olarak kamuya yararlı sağlararası kazandırmalardan, en yeni tarihliden eskiye doğru

Şeklindeki sırayla, saklı paylı mirasçılar paylarını alana kadar gerçekleştirilecektir. 

Tenkis Davasında Hak Düşürücü Süre, Görevli ve Yetkili Mahkeme

Tenkis davasında hak düşürücü süreler özel olarak düzenlenmiştir. Buna göre; 

  • Mirasçılar saklı paylarının zedelendiğini öğrendikten itibaren bir yıl içinde tenkis davası açmalıdırlar. Aksi halde bu süreden itibaren tenkis davası açma hakları düşecektir. 
  • Bununla birlikte her halde mirasbırakanın ölümü tarihinden itibaren 10 yıl geçmekle tenkis davası açma hakkı düşecektir. 
  • Bu davada görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olmakla birlikte yetkili mahkeme ölen kimsenin son yerleşim yeri mahkemesidir.

Tenkis Davası Harç

Tenkis davasında harç; davaya esas değer yukarıda belirttiğimiz aktif ve pasif giderler hesaplandıktan sonra ortaya çıkan tereke üzerinden belirlenir. Ancak bunu belirlemek her zaman kolay olmayabilir. Çoğu durumda bilirkişilerce hesaplanan terekeden davaya esas değer ortaya çıkar. Bu nedenle tenkis davası ilk açıldığı zaman dava esas değeri düşük olarak gösterilir daha sonra bilirkişilerce hesaplamalar sonucuna göre dava esas değeri arttırılır.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Miras hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek miras statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile miras davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir miras avukatı arayışınızda, miras hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltip miras süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile miras davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “tenkis davası” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Miras Hukuku

Miras Paylaşım Sözleşmesi

Miras payının devri açılmış veya açılmamış miras payının devri şeklinde de olabilir. Mirasçılar kendi aralarında miras paylaşım sözleşmesi yapabilirler.

TMK 677 paylaştırmadan önce devri düzenlenmiştir. Miras açılmadan önce miras payının devri ise TMK 678 de düzenlenmiştir.

Mirasın açılmasından önce yapılan sözleşmeler mirasbırakanın katılması ile mümkündür aksi durumda sözleşme geçersizdir.

TMK 677/1 mirasçılar arası devri düzenlemiştir.

TMK 677/1 ” Terekenin tamamı veya bir kısmı üzerinde miras payının devri konusunda mirasçılar arasında yapılan sözleşmelerin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır.”

Mirasçılar kendi aralarında miras paylaşım sözleşmesi yapabilirler ve bu sözleşme mirasçıları bağlar. Burada dikkat edilmesi gereken sözleşmenin yazılı şekilde yapılmasıdır.

TMK 677/2 “Bir mirasçının üçüncü kişiyle yapacağı böyle bir sözleşmenin geçerliliği, noterlikçe düzenlenmesine bağlıdır. Sözleşme bu kişiye paylaşmaya katılma yetkisi vermez; sadece paylaşma sonunda mirasçıya özgülenen payın kendisine verilmesini isteme hakkını sağlar.

Mirasçı kendi payı üzerindeki hakkını üçüncü kişilere devredebilir; ancak bu sözleşmenin geçerlik şartı resmi şekilde yapılmasıdır. Bu sözleşme üçüncü kişiye paylaşmaya katılma yetkisi vermez. Üçüncü kişi sadece sözleşme ile elde ettiği payın kendisine verilmesini isteme hakkı vardır.

Mirasın Açılmasından Önce Yapılan Sözleşmeler

Bu TMK 678. madde düzenlenmiştir. TMK çok 678/1″ Mirasbırakanın katılamsı veya izni olmaksızın bir mirasçının henüz açılmamış bir miras hakkında diğer mirasçılar veya üçüncü bir kişli ile yapacağı sözlemeler geçerli değildir. “

TMK678/2 ” Böyle bir sözleşme gereğince yerine getirilmiş olan edimler geri verilmesi istenebilir.”

Miras açılmadan önce miras payının devri ancak mirasbırakanın katılımı ile olur. Miras payının miras bırakan sağ iken devredilmesine ilişkin düzenleme Türk Medeni Kanunu madde 678’de yer alan düzenlemeye göre miras bırakanın miras payının devrine katılması veya izni bulunması gerekmektedir. Aksi halde henüz mirasçının açılmamış olan miras hakkında diğer mirasçılar ve üçüncü bir kişi ile yapacağı sözleşme geçerli olamayacaktır. Açılmamış olan terekede miras hakkının devredilmesi konusu , beklenen olarak nitelendirilen miras hakkıdır. Yapılacak olan miras payının devri sözleşmesi ileride kazanılacağı düşünülen (miras bırakanın vefatıyla kazanılacak)  bir muhtemel haktır. Mirasçı payını devretse dahi tereke borçlarından dolayı diğer mirasçılarla birlikte sorumluluğu bitmeyecektir. Miras haklarını devralan kimse malların paylaştırılmasının sonucu hakkına düşen hisseyi tereke mallarını talep edebilecektir.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Miras hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek miras statünüzün /haklarınızın belirlenmesi; miras davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir miras avukatı arayışınızda, miras hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru sorun, miras süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile miras davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “miras paylaşım sözleşmesi” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku

Tanıma ve Tenfiz

Mahkeme kararları kural olarak sadece verildikleri ülkede hüküm
ve sonuç doğururlar.
Bu durum devletlerin yargı egemenliği ve bağımsızlığının bir göstergesidir.
Dolayısıyla hiçbir devlet, ülkesinde başka devlet organlarının, kendi organlarının icra ettiği bu faaliyetlere karışmasına ve katılmasına izin vermez.
Mahkeme kararlarının iki sonucu vardır bunlar, kesin delil ve kesin hükümdür. Bazı mahkeme kararlarının kesin delil ve kesin hüküm
etkisine ek olarak icra kabiliyeti de mevcut olmaktadır.
Devletlerin egemenliklerine ilişkin düşüncelerinin sonucu olarak mahkeme kararları etkisini diğer bir ülkede gösteremez. Bu bağlamda belirli bir devlet mahkemesinden alınan karara dayanarak başka bir ülkedeki icra organları doğrudan harekete geçirilemez veya karar o ülke mahkemelerince dikkate alınamaz.
Çünkü devletlerin yargı bağımsızlığı, birinin mahkemesi tarafından verilen kararın diğer ülkede zorla icra edilmesine engeldir ve her devlet icra kuvvetini yalnız kendi ülkesinde kullanır.
Bu sebeplerden dolayı, dünya üzerindeki devletler diğer bir devlet mahkemesinde alınan kararların kendi ülkelerinde sonuç doğurma şartlarını ve usullerini kendi iç hukuklarında veya taraf oldukları milletlerarası anlaşmalar yoluyla düzenlemektedir.
Yabancı bir mahkeme kararının bu kararın verildiği ülke dışında hüküm ve sonuç doğurması ilgili kararın tanınmasına veya tenfiz edilmesine bağlıdır. Kural olarak tanıma ve tenfiz açılacak ayrı bir dava ile gerçekleştirilebilir.

Tanıma ve Tenfiz Davasında Dikkat Edilmesi Gerekenler

Bu davalar (tanıma ve tenfiz davası) sonucu tanıma veya tenfiz kararı verilmesiyle birlikte yabancı mahkeme kararı, mahalli mahkeme kararı kuvvet ve niteliğini kazanır.
Tanıma veya tenfiz davalarından hangisinin açılacağı ise etki doğurması istenen kararın içeriğine göre değişir. Yabancı mahkeme kararının içeriğinde icra dairesine başvurulmasını gerektiren yani o devletin icra organlarının harekete geçmesini gerektiren bir durum varsa, açılacak dava tenfiz davası olacaktır. Ancak kararın böyle bir özelliği yoksa açılması gereken dava tanıma davasıdır. İçerdiği hükümler sebebiyle tenfiz davası açılması gereken bir yabancı mahkeme kararı hakkında tanıma davası açılabilmesi için, davacının tenfiz yerine tanıma istemesinde haklı bir menfaatinin bulunması gerektiği kabul edilmektedir.

Tanıma ve Tenfiz İçin Şartlar

Yabancı bir mahkeme kararının tanınmasına veya tenfizine izin verilmesi ve tanıma ve tenfiz taleplerinin kabul edilebilmesi için gereken şartları devletler kendi iç hukuklarında düzenleyecekleri kurallar ile belirler. Ancak uluslararası nezaket kuralları ve tanıma ve tenfize izin verilmesinin izin veren devlete olan faydalarından dolayı, bugün neredeyse tüm dünya devletleri tanıma veya tenfize izin vermektedir. Ancak bu durum tanıma ve tenfiz şartlarının kural olarak her devletin kendisinin belirlediği gerçeğini değiştirmemektedir.

Ön Koşullar ve Esasa İlişkin Koşullar

Tanıma ve tenfiz şartları, ön koşullar ve esasa ilişkin koşullar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.
MÖHUK m. 50’ye göre tanıma veya tenfiz kararının verilebilmesi için gerekli olan ön koşullar şunlardır:
1-)Yabancı bir mahkeme tarafından verilmiş ilamın bulunması
2-)Yabancı mahkeme kararının hukuk davalarına ilişkin olması
3-)Kararın kesinleşmiş olması

Tanıma ve tenfiz talebinin kabul edilebilmesi için gereken esasa ilişkin şartlar ise MÖHUK m. 58’de düzenlenmiştir. Bunlar:

  • Hükmün verildiği yer ile Türkiye arasında mütekabiliyetin bulunması (Bu şart tanımada aranmaz)
  • İlamın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilamın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı halde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmemiş olması
  • Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı olmaması
  • Kararın davalının savunma haklarına riayet edilerek verilmiş olmasıdır.

Türk mahkemeleri, yabancı mahkeme kararlarının tanınması veya tenfizi davasında sadece tanıma veya tenfiz şartlarının bulunup bulunmadığı hususunda incelemede bulunabilir. Türk mahkemelerinde yabancı mahkeme kararında uygulanan usulün ya da kararda yer alan maddi ve hukuki tespitlerin doğruluğu incelenemez. Buna revizyon yasağı denir.
Türk mahkemelerinde tanıma veya tenfiz davaları açıldığı zaman şartlar oluşmuşsa hâkim tanıma veya tenfiz kararı vermek zorundadır.
Hâkimin bu konuda herhangi bir takdir yetkisi yoktur.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Yabancılar ve Vatandaşlık (Milletlerarası) hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de tanıma ve tenfiz davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile dava sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir tanıma ve tenfiz avukatı arayışınızda, Yabancılar ve Vatandaşlık (Milletlerarası) hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz veya avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, hukuki statünüz, haklarınız ile dava ücret veya masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “tanıma tenfiz” konusunda hukuki destek almak, avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.