Etiket: izmir iyi miras avukatı

Miras Hukuku

Tenkis

Hukukumuzda vefat eden kişinin miras payının tamamını tasarruf etme hakkı yoktur. Türk Medeni Hukuku mirasçıları korumaktadır. Saklı paylı mirasçılar, saklı payları ihlal edilmesi sonucu tenkis davası ile murisin saklı paylarını ihlal eden tasarruflarının iptalini sağlayabilirler.

Saklı Paylı Mirasçılar Ve Saklı Pay Oranları

TMK MADDE 506

Saklı Pay Aşağıdaki Oranlardan İbarettir:

  • Altsoy yasal miras payının 1/2’si kadar
  • Ana ve babadan her biri için yasal miras payının 1/4’ü kadar
  • Sağ kalan eş için, 

Altsoy veya ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçı olması halinde yasal miras payının tamamı.
Diğer hallerde yasal miras payının 3/4’ü kadar.

Miras Bırakanın Tasarruf Oranının Belirlenmesi

Miras bırakan yukarıda belirttiğimiz kişilerin saklı payları oranlarının dışında kalan terekeyi serbestçe tasarruf edebilirler.

Terekenin Belirlenmesi

Terekenin içinde aktif değerler ve pasif değerler birlikte mevcuttur. Yani bunlar terekeye eklenecek ve çıkarılacak değerlerdir. Bunlar;

Tereke AktifleriCenaze Giderleri
Tereke Borçları
Tedbir Masrafları
Birlikte Yaşayanların Üç Aylık Geçim Giderleri
+Sağlararası Karşılıksız Kazandırmalar
(Denkleştirmeye Tabi Kazandırmalar)
(Tenkise Tabi Sağlararası Kazandırmalar)
(Hayat Sigortası Satınalım Bedeli)

Tenkis Hesabı

Türk Medeni Kanunu m.565 tenkise tabi sağlararası kazandırmaları şu şekilde sıralamıştır;

  1. Mirasbırakanın, mirasçılık sıfatını kaybeden yasal mirasçıya miras payına mahsuben yapmış olduğu sağlararası kazandırmalar, geri verilmemek kaydıyla altsoyuna malvarlığı devri veya borçtan kurtarma yoluyla yaptığı kazandırmalar ya da alışılmışın dışında verilen çeyiz ve kuruluş sermayesi,
  2. Miras haklarının ölümden önce tasfiyesi maksadıyla yapılan kazandırmalar,
  3. Mirasbırakanın serbestçe dönme hakkını saklı tutarak yaptığı bağışlamalar ve ölümünden önceki bir yıl içinde âdet üzere verilen hediyeler dışında yapmış olduğu bağışlamalar,
  4. Mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmalar.

Bu hesaplama sonucunda miras bırakanın terekesi bulunur ve yukarıda belirttiğimiz saklı pay oranları da terekeden düşüldükten sonra mirasçının tereke üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği miktar ortaya çıkar.

Tenkiste Sıra

Yukarıdaki hesaplamaya göre mirasbırakanın tasarruflarının saklı payları ihlal etmesi halinde tenkis gerçekleştirilecektir. Tenkiste sıra ise Türk Medeni Kanunu m.570’te düzenlenmiştir. Buna göre tenkis;

  1. İlk olarak ölüme bağlı tasarruflardan, her birinden orantılı olarak
  2. İkinci olarak sağlararası tasarruflardan, en yeni tarihliden en eskiye doğru
  3. Üçüncü olarak kamuya yararlı ölüme bağlı tasarruflardan, her birinden orantılı olarak,
  4. Dördüncü olarak kamuya yararlı sağlararası kazandırmalardan, en yeni tarihliden eskiye doğru

Şeklindeki sırayla, saklı paylı mirasçılar paylarını alana kadar gerçekleştirilecektir. 

Tenkis Davasında Hak Düşürücü Süre, Görevli ve Yetkili Mahkeme

Tenkis davasında hak düşürücü süreler özel olarak düzenlenmiştir. Buna göre; 

  • Mirasçılar saklı paylarının zedelendiğini öğrendikten itibaren bir yıl içinde tenkis davası açmalıdırlar. Aksi halde bu süreden itibaren tenkis davası açma hakları düşecektir. 
  • Bununla birlikte her halde mirasbırakanın ölümü tarihinden itibaren 10 yıl geçmekle tenkis davası açma hakkı düşecektir. 
  • Bu davada görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olmakla birlikte yetkili mahkeme ölen kimsenin son yerleşim yeri mahkemesidir.

Tenkis Davası Harç

Tenkis davasında harç; davaya esas değer yukarıda belirttiğimiz aktif ve pasif giderler hesaplandıktan sonra ortaya çıkan tereke üzerinden belirlenir. Ancak bunu belirlemek her zaman kolay olmayabilir. Çoğu durumda bilirkişilerce hesaplanan terekeden davaya esas değer ortaya çıkar. Bu nedenle tenkis davası ilk açıldığı zaman dava esas değeri düşük olarak gösterilir daha sonra bilirkişilerce hesaplamalar sonucuna göre dava esas değeri arttırılır.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Miras hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek miras statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile miras davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir miras avukatı arayışınızda, miras hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltip miras süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile miras davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “tenkis davası” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Miras Hukuku

Mirasçıdan Mal Kaçırma

Mirasçıdan mal kaçırma uygulamada ve öğretide “muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi ( mevsuf-vasıflı ) muvazaa türüdür.

Mirasçıdan mal kaçırma, söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir.

Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için, mirasçıdan mal kaçırma, esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını; tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.

Mirasçıdan mal kaçırma Yargıtay içtihatları

Mirasçıdan mal kaçırma durumunda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarih 1/2 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunun 706., Türk Borçlar Kanunun 237. ( Borçlar Kanunun 213. ) ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.

Hemen belirtmek gerekir ki bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün; diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır.

Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan; bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır.

Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.(YARGITAY 1.HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2012/4824 Karar Numarası: 2012/8470 Karar Tarihi: 05.07.2012)

Satışa konu edilen bir malın devrinin belirli bir semen karşılığında olacağı kuşkusuzdur.

Semenin bir başka ifade ile malın bedelinin ise mutlaka para olması şart olmayıp; belirli bir hizmet ya da emek de olabileceği kabul edilmelidir. ( HGK.’nun 29.4.2009 gün 2009/1-130 S.K. )

Esasen, yukarıda da değinildiği üzere, mirasçıdan mal kaçırma, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davaların hukuki dayanağını teşkil eden; 1.4.1974 gün 1/2 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında miras bırakanın gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırma olması halinde uygulanabilirliğinin kabulü gerekir. Başka bir ifade ile murisin iradesi önem taşır.

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesiyle Bağışlanan Gayrimenkulün Geri Alınması Mümkün müdür?

Tarafların miras bırakanı (Ş.K)’nın 80 yaşında olup, yaşı nedeniyle özel bakıma muhtaç bulunduğu anlaşılmaktadır. Kaldı ki muris sağlığında davacı olan çocuklarına da bir kısım taşınmaz mal bağışında bulunduğuna göre; ölünceye kadar bakıp gözetme koşulu ile yaptığı temlikin mirasçılardan mal kaçırmak amacına yönelik muvazaa olmadığı açıktır. ( YARGITAY HUKUK GENEL KURULU Esas Numarası: 1985/1807 Karar Numarası: 1987/587 Karar Tarihi: 03.07.1987)

Para ödemeden satış gösterilerek bağışalanan gayrimenkulde mal kaçırma amacı var mı?

Hemen belirtilmelidir ki, satışa konu edilen bir malın devrinin belirli bir semen karşılığında olacağı kuşkusuzdur. Semenin bir başka ifade ile malın bedelinin ise mutlaka para olması şart olmayıp belirli bir hizmet veya bir emekte olabileceği kabul edilmelidir. Esasen yukarıda da değinildiği üzere muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davaların hukuki dayanağını teşkil eden 01.04.1974 tarih ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında miras bırakanın gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırma olması halinde uygulanabilirliğinin kabulü gerekir. Bir başka ifade ile murisin iradesi önem taşır.

O halde, yukarıda değinilen somut olgular açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde miras bırakanın yapmış olduğu temlikle ilgili olarak gerçek amaç ve iradesinin mirastan mal kaçırmak olmadığı ve bu amaçla temlikin gerçekleştirilmediği kabul edilmelidir. (YARGITAY 1.HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2012/1099 Karar Numarası: 2012/4051 Karar Tarihi: 05.04.2012)

Ödeme gücü bulunan mirasçının para ile satın aldığı taşınmazda mirasçıdan mal kaçırma amacı var mı?

Öyle ise, dava konusu taşınmazın bedeli karşılığı davalıya temlik edildiği, alım gücü bulunan davalının satış bedelini ödediği; bu nedenle temlikin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu söyleyebilme imkanı bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. (YARGITAY HUKUK GENEL KURULU Esas Numarası: 2011/1-496 Karar Numarası: 2011/596 Karar Tarihi: 05.10.2011)

Arada büyük bir alım-satım değer farkında mirasçıdan mal kaçırma iradesi var mı?

Temlikin miras bırakan tarafından davalı ile evlenmeden önce gerçekleştirildiği ve sonradan muris ile davalının evlendikleri, her ne kadar davalı ilk eşinden boşanma tazminatı olarak elde ettiği para ile çekişmeli taşınmazı bedelini ödemek suretiyle satın aldığını savunmuş ise de getirtilen boşanma kararında böyle bir tazminata hükmedilmediği ve savunmanın kavli mücerrette kaldığı, öte yandan miras bırakanın zengin ve varlıklı olduğu, mal satmaya ihtiyacının bulunmadığı, çekişmeli taşınmazın akitte gösterilen değeri ile gerçek değeri arasında aşırı fiyat farkı bulunduğu dosya kapsamı ile sabittir.

O halde, anılan bu olgular yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde murisin gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırma olduğu kabul edilmelidir. Ne var ki, davalı öteki savunmalarında miras bırakanın davacıya da kazandırmalarda bulunduğunu ve iradesinin denkleştirme yapmak olduğunu savunmuş ve fakat mahkemece bu husus üzerinde durularak bir araştırma yapılmış değildir. (YARGITAY 1.HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2010/11548 Karar Numarası: 2011/2252 Karar Tarihi: 01.03.2011)

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Miras hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek miras statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile miras davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir miras avukatı arayışınızda, miras hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, miras süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile miras davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “miras” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.