Etiket: irade

Miras Hukuku

Mirasta Mal Paylaşımı ve Mirasçılık

Yasal Mirasçılık Nedir?

Mirasta mal paylaşımı bakımından iki çeşit mirasçı vardır bunlar yasal mirasçı ve atanmış mirasçıdır.

  • Yasal mirasçılar kanundan doğan mirasçılardır. Yasal mirasçıların üzerinde miras bırakanın tasarruf yetkisi yoktur. Diğer adıyla kanuni mirasçılık Medini Kanunun 495-501 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Kanun yasal mirasçıları miras bırakanın üst soyu ,alt soyu , evlatlık ve eş olarak saymıştır.
  • Atanmış mirasçı, miras bırakanın kendi özgür iradesiyle mirasının bir kısmını veya tamamını belirli bir kişiye bırakmasıyla mirasçı olan kişidir.

Murisin ölümü halinde mal paylaşımı, özellikle son yıllarda çok sayıda karşılaşılan mirastan mal kaçırma davaları nedeniyle karmaşık hukuki sorunların ortaya çıkmasına sebep olmaktadır.

Mirasta Mal Paylaşımı ve Derece (Zümre) Sistemi

Medeni Kanunu mirasta zümre sistemini benimsemiştir. Yasal mirasçı olmanın temelini zümre sistemi (derece sistemi) oluşturmaktadır. Medeni kanuna göre yasal mirasçılık ancak üçüncü dereceye kadar sirayet eder. derece sistemini kısaca anlatacak olursak; 1. derecede miras bırakanın çocukları ve torunları ayrıca belirtmek gerekir ki evlatlık ve evlatlığın çocuğu da 1.derece mirasçıdır. 2.derece miras bırakanın anne ve babasıdır eğer anne ve baba hayatta değilse anne ve babanın çocukları mirasçıdır. 3.derece miras bırakanın amca, dayı, hala ve teyzesinden oluşur. Dikkat edilmesi gereken 3.dereceden sonraki kan hısımları yasal mirasçı değildir yani amca çocukları, dayı çocukları yani kuzenler yasal mirasçı değildir.

  • Bir önceki derecede (zümrede) mirasçı olması bir sonraki zümrenin mirasçı olmasını engeller. Örneğin, 1. derecede kanuni mirasçılık hakkına sahip altsoy (çocuklar) varsa, 2. Derecede kanuni mirasçılık hakkına sahip olan miras bırakanın anne-babası miras hakkına sahip olamaz.
  • Zümre içinde ön sıradaki mirasçı, bir alt sıradaki mirasçının mirasçılığını engeller.
  • Zümre başları ve kök başları hayatta ise altsoyları mirasçı olamaz.

Mirasta Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?

Derece sistemi nedeniyle mal paylaşımına birinci dereceden başlanır. Birinci derece mirasçılar yoksa sırasıyla ikinci ve üçüncü derece mirasçılar arasında paylaşım yapılır. Miras bırakanın eşi zümre mirasçısı değildir her dereceyle birlikte belli oranlarda miras hakkına sahiptir. Medeni hukuk sisteminde üç tane zümre kabul edilmiştir. Üç dereceli zümre sistemi şu şekildedir:

Birinci Derece (Zümre) Yasal Mirasçılar

Miras bırakanın ölümü üzerine birinci derece (zümre) mirasçıları onun altsoyudur. Altsoy, miras bırakanın çocukları, torunları ve bunlardan doğanların tamamını kapsar. Murisin çocukları zümre başı olarak kabul edilir. Çocuklar eşit şekilde mirasçılık hakkına sahiptir. Çocukların miras bırakandan önce ölmüş olması halinde ölen çocuğun miras payı aynı şekilde halefiyet yoluyla kendi mirasçılarına geçer.

İkinci Derece (Zümre) Mirasçılar

Murisin ölümü üzerine ikinci derecede (zümrede) miras hakkına sahip olan mirasçılar, miras bırakanın (murisin) ana ve babasıdır. Anne-babanın mirasçı olabilmesi için ilk derecede hiç mirasçı kalmamış olması gerekir. İkinci derecede mirasçı olan ana ve baba eşit miras paylarına sahiptir. Eğer miras bırakanın ana ve babası kendisinden önce ölmüş ise bu durumda bunların altsoyları halefiyet yoluyla mirasçılık hakkına sahip olacaktır. Yani aslında burada miras bırakanın kardeşleri mirasçı konumuna geçecektir. Eğer anne veya baba tarafının herhangi birinde hiç mirasçı yok ise bütün miras diğer tarafa kalacaktır. Örneğin; miras bırakan (muris) A’nın annesi B ve babası C hayatta ise bu durumda miras payları eşit olacaktır. Ancak, baba C, miras bırakan A’dan önce ölmüş ise bu durumda C’nin mirasçıları var ise miras onlara geçecek, eğer mirasçısı yok ise kendi miras payı da B’nin olacaktır.

Üçüncü Derece (Zümre) Mirasçılar

Murisin ölümü üzerine üçüncü derece (zümre) mirasçılar murisin büyükanne ve büyükbabasıdır. Ancak bunların mirasçı olabilmeleri için birinci derecede (zümrede) ve ikinci derecede (zümrede) mirasçı olmaması, yani miras bırakanın altsoyunun, ana ve babası ile onların alt soyunun miras bırakandan önce ölmüş olması gerekir.

Miras bırakanın (murisin) kendisinden önce ölmüş olan büyükanne ve büyükbabasının yerlerini halefiyet yoluyla kendi altsoy mirasçıları alacaktır. Yani, büyükanne veya büyükbaba miras bırakandan önce ölmüş ise bunların altsoyu olan çocukları; miras bırakanın amca, hala, teyze ve dayıları ile onların altsoyları mirasçılık hakkına sahip olacaktır. Ancak burada miras bırakanın eşi sağ ise ve zümre başlarının tümü ölmüş ise (büyükbaba ve büyükanne ölmüşse), sadece zümre başlarının çocukları, yani miras bırakanın amca, hala, dayı ve teyzesi mirasçı olabilirler. Hala, dayı, amca ve teyzenin ölmüş olması ve miras bırakanın eşinin varlığı bunların altsoylarının mirasçılığını engeller. Yani, bu durumda sağ kalan eş tek başına mirasçı olur.

Mirasta Mal Paylaşımında Zümre Başı (Derece Başı) Nedir?

Zümre başı, mirasta mal paylaşımı esnasında her zümrede ilk sırada miras hakkına sahip kişidir. Zümre başı yaşıyorsa onun altsoyu miras hakkına sahip değildir. Birinci derece mirasçıların zümre başı, murisin (miras bırakan) çocuklarıdır. İkinci derece mirasçıların zümre başı miras bırakanın anne babasıdır. Üçüncü derece mirasçıların zümre başı ise büyükanne ve büyükbabadır.

Evlilik Dışı Çocukların Yasal Mirasçılığı

Evlilik dışında doğan çocukların baba yönünden mirasçı olabilmeleri için; soybağının tanıma ya da hakim kararı ile kurulması gerekir. Soybağının kurulması halinde, evlilik dışı çocuklar baba yönünden tıpkı evlilik içi hısımlar gibi miras payı alırlar; aksi halde mirasta mal paylaşımı sırasında hak sahibi olamazlar (MK m. 498).

Evlatlık ve Altsoyunun Kanuni Mirasçılığı

Medeni Kanun’da kan hısımlığı esasına dayalı olarak; düzenlenen zümre mirasçılığı sisteminin tek istisnası evlatlık ve evlatlığın altsoyudur. Medeni kanuna göre evlatlık ve altsoyu, onu evlat edinen kişiye kan hısmı gibi mirasçı olurlar. Aynı zamanda evlatlığın gerçek ailesindeki mirasçılığı da devam eder. Yani evlatlık ve altsoyu miras bırakanın kendi altsoyu ile aynı haklara sahip olur (MK m. 500). Evlatlık ve altsoyunun mirasçılığının bazı özelliklerine değinmekte fayda vardır.

Evlatlığın mirasçılığı miras bırakan bakımından tek yönlüdür. Yani evlatlık sadece evlat edine mirasçıdır. Bununla birlikte evlatlık alan evlat edinilene mirasçı olamaz. Ayrıca evlat edinen gerçek ailesi bakımından miras hakkı saklıdır. Kısaca evlatlık ve altsoyu miras bırakanın kendi altsoyu ile aynı haklara sahip olur (MK m. 500).

  • Evlatlık, hem kendisini evlat edinen kişilerin mirasçısıdır hem de kan bağına sahip olduğu ailesinin mirasçısıdır. Yani, mirasta mal paylaşımı sırasında evlatlık ve altsoyu; hem kendi ailesinden hem de evlat edinenden miras alırlar ( MK m. 500).
  • Evlatlık ve altsoyu sadece evlat edinene mirasçı olurlar; yani evlat edinenin hısımlarına mirasçı olamazlar (MK m.500).
  • Evlat edinen ile evlatlık ve onun altsoyu arasındaki mirasçılık tek yönlüdür; evlatlık ve onun altsoyu evlat edinene mirasçı olurken, evlat edinen ve hısımları evlatlığın mirasçısı olamaz. Buradaki mirasçılık yasal mirasçılıktır.

Eşin Mirasçılık Hakkı ve Mirasta Mal Paylaşımı

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki eş herhangi bir zümre mirasçısı değildir. Sağ kalan eş hangi derecenin (zümrenin) mirasçılık hakkı var ise, o zümreyle birlikte mirasçı olur. İlk iki derecede (zümrede) hiç mirasçı yoksa ve üçüncü zümrede de zümre başları ile onların çocukları miras bırakandan önce ölmüş ise eş tek başına mirasçı olacak ve devletin mirasçılığını engelleyecektir. Eşin bu tek başına mirasçılığından kasıt onun yasal mirasçılığıdır. Aksi halde atanmış mirasçı var ise eş bunlarla beraber mirasçı olacaktır. Şimdi eşin miras paylarının zümreler ile beraber örneklerle açıklayalım.

Eşin Tek Başına Miras Hakkına Sahip Olduğu Haller

Birinci ve ikinci zümrede hiç mirasçı yoksa, üçüncü zümrede de zümre başları ve onların çocukları hayatta değilseler, eş tek başına mirasçı olacaktır (MK m. 499). Yani, üçüncü derecede eş sadece büyükana ve büyükbaba ve amca, dayı, hala, teyzeleri ile birlikte mirasçı olabilir. Eğer bunlardan herhangi biri yoksa, eş tek başına kanuni mirasçı olacaktır. Yani üçüncü derecede miras bunların da çocuklarına geçemeyecektir. Eşin varlığı bunların altsoyunun mirasçılığına engel olmaktadır.

Kısaca ilk iki zümrede hiç mirasçı yoksa ve üçüncü zümrede de; zümre başları ile onların çocukları miras bırakandan önce ölmüş ise eş tek başına mirasçı olur. Burada eşin varlığı devletin de mirasçılığına engel olmaktadır.

Eşin Mirasçılığının Bazı Özellikleri

  • Boşanma davasının kesinleşmesi ile artık eşler birbirine mirasçı olamazlar (MK m181). Burada eşlerin birbirleri lehine yaptığı ölüme bağlı tasarruflar da kendiliğinden ortadan kalkar. Ancak bunun aksi kararlaştırılabilir. Boşanma davası devam ederken davacı eşin ölmesi halinde davaya mirasçılardan birinin devam ederek; davalının kusurunu ispat etmesi halinde artık sağ kalan eş, artık ölen eşe mirasçı olamaz ve lehine yapılan ölüme bağlı tasarruflarla bir hak talep edemez. Aksi halde evlilik ölümle sonuçlanmış olur ve sağ kalan eşin mirasçılığı devam eder (MK m. 181/II).
  • Evlenmenin butlanını dava etme hakkı mirasçılara geçmez. Ancak mirasçıların açılmış olan davaya devam etmeleri mümkündür. Dava sonucunda evlenme sırasında iyi niyetli olmadığı anlaşılan sağ kalan eş, yasal mirasçı olamaz ve daha önce lehine yapılmış ölüme bağlı tasarruflardan kaynaklı hakları kaybeder (MK .159).

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Danışmanlık – izmir avukat

Miras hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek miras statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile miras davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir miras avukatı arayışınızda, miras hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, miras süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile miras davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “miras mal paylaşımı” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Miras Hukuku

Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası)

Muris muvazaası (mirastan mal kaçırma), miras bırakanın mirasçının miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla yaptığı karşılıksız kazandırmayı satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi göstermesi olarak tanımlanabilir.

Muris Muvazaası Davasını Kimler Açabilir?

Saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen her mirasçının bunu dava edebileceğini ve muvazaayı her türlü delil ile ispatlayabileceği belirtilmiştir. Ancak, bu davayı mirası reddeden, miras hakkından feragat eden ve mirastan çıkarılan kişiler açamayacaklardır.

Muris muvazaası davası herhangi bir süreye tabii değildir. Yani miras bırakanın ölümünden sonra her zaman açılabilir. Dolayısıyla dava hak düşürücü süreye zamanaşımına tabii değildir.

Mirastan Mal Kaçırma Davası Nerede Açılır?

Görevli mahkeme Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre Asliye Hukuk Mahkemesidir.

Muris muvazaası davasının konusunu oluşturan mal varlığı değeri eğer, tapulu bir taşınmaz ise; HMK m. 12/I hükmü gereğince taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesi, yetkili ve görevli mahkeme olacaktır

Muris Muvazaasının Unsurları

1-Görünürdeki Sözleşme:

Miras bırakanın, mirasçılarını aldatmak suretiyle miras haklarından mahrum bırakmak için yaptığı, gerçek iradesiyle örtüşmeyen ve gerçekte de hüküm ve sonuç doğurmayan sözleşmedir.

2-Muvazaa Söleşmesi:

Miras bırakan ile karşı tarafın, görünüşteki işlemin, üçüncü şahısları aldatmak için yapıldığı, gerçekte hüküm ve sonuç doğurmayacağı konusunda anlaşmaya vardıkları sözleşmedir. Yazılı olma şartı yoktur. Görünürdeki sözleşmeden önce yapılabileceği gibi aynı zamanda da yapılabilirler. Miras bırakanın kendisi veya temsilcisi bu anlaşmayı yapabilir.

3-Mirasçıları Aldatma Amaçlı:

Muvazaalı temliğin yapıldığı esnada mirasçısı olsun veya olmasın, ölüm tarihinde mirasçı sıfatı olan herkes muris muvazaası iddiasıyla dava açma hakkına sahiptir.

4-Gizli İşlem:

Miras bırakan ile karşı tarafın gerçek iradelerini açıkladıkları ancak diğer mirasçılardan gizli tuttukları bağış sözleşmesidir. Muris muvazaasında bu gizli işlem, bağışlamadır. Muris muvazaasında görünürdeki işlem, tarafların gerçek iradeleriyle örtüşmediği için geçersiz olmakla birlikte, gizli işlem, gerekli şekil şartlarını taşıması durumunda kural olarak geçerlidir. Çünkü tarafların iradelerine uygundur.

Sonuç olarak;

Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası) davalarında, davalıya yapılan temlikin miras bırakanın asıl irade ve amacını ortaya koymasıdır. Ölen kişinin zihninde gizlediği gerçek iradenin ve amacın tespiti bu dava için oldukça önem taşımaktadır. Bu dava somut olaya göre değişkenlik göstermektedir. Örneğin, 800.000 TL’lik apartman dairesini tapuda 100.000 TL göstererek oğluna satan kişinin, gerçek iradesi bu daireyi oğluna bağışlamak olduğu kabul edilmektedir. Bu durumda muvazaa bulunmuyorsa tenkis ancak muvazaa söz konusu ise muris muvazaasına dayalı olarak tapu iptal davası açmakta fayda olacağı söylenebilir.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Miras hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek miras statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile miras davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir miras avukatı arayışınızda, miras hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, miras süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile miras davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “mirastan mal kaçırma (muris muvazaası)” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Miras Hukuku

Mirasçıdan Mal Kaçırma

Mirasçıdan mal kaçırma uygulamada ve öğretide “muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi ( mevsuf-vasıflı ) muvazaa türüdür.

Mirasçıdan mal kaçırma, söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir.

Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için, mirasçıdan mal kaçırma, esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını; tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.

Mirasçıdan mal kaçırma Yargıtay içtihatları

Mirasçıdan mal kaçırma durumunda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarih 1/2 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunun 706., Türk Borçlar Kanunun 237. ( Borçlar Kanunun 213. ) ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.

Hemen belirtmek gerekir ki bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün; diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır.

Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan; bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır.

Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.(YARGITAY 1.HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2012/4824 Karar Numarası: 2012/8470 Karar Tarihi: 05.07.2012)

Satışa konu edilen bir malın devrinin belirli bir semen karşılığında olacağı kuşkusuzdur.

Semenin bir başka ifade ile malın bedelinin ise mutlaka para olması şart olmayıp; belirli bir hizmet ya da emek de olabileceği kabul edilmelidir. ( HGK.’nun 29.4.2009 gün 2009/1-130 S.K. )

Esasen, yukarıda da değinildiği üzere, mirasçıdan mal kaçırma, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davaların hukuki dayanağını teşkil eden; 1.4.1974 gün 1/2 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında miras bırakanın gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırma olması halinde uygulanabilirliğinin kabulü gerekir. Başka bir ifade ile murisin iradesi önem taşır.

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesiyle Bağışlanan Gayrimenkulün Geri Alınması Mümkün müdür?

Tarafların miras bırakanı (Ş.K)’nın 80 yaşında olup, yaşı nedeniyle özel bakıma muhtaç bulunduğu anlaşılmaktadır. Kaldı ki muris sağlığında davacı olan çocuklarına da bir kısım taşınmaz mal bağışında bulunduğuna göre; ölünceye kadar bakıp gözetme koşulu ile yaptığı temlikin mirasçılardan mal kaçırmak amacına yönelik muvazaa olmadığı açıktır. ( YARGITAY HUKUK GENEL KURULU Esas Numarası: 1985/1807 Karar Numarası: 1987/587 Karar Tarihi: 03.07.1987)

Para ödemeden satış gösterilerek bağışalanan gayrimenkulde mal kaçırma amacı var mı?

Hemen belirtilmelidir ki, satışa konu edilen bir malın devrinin belirli bir semen karşılığında olacağı kuşkusuzdur. Semenin bir başka ifade ile malın bedelinin ise mutlaka para olması şart olmayıp belirli bir hizmet veya bir emekte olabileceği kabul edilmelidir. Esasen yukarıda da değinildiği üzere muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davaların hukuki dayanağını teşkil eden 01.04.1974 tarih ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında miras bırakanın gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırma olması halinde uygulanabilirliğinin kabulü gerekir. Bir başka ifade ile murisin iradesi önem taşır.

O halde, yukarıda değinilen somut olgular açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde miras bırakanın yapmış olduğu temlikle ilgili olarak gerçek amaç ve iradesinin mirastan mal kaçırmak olmadığı ve bu amaçla temlikin gerçekleştirilmediği kabul edilmelidir. (YARGITAY 1.HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2012/1099 Karar Numarası: 2012/4051 Karar Tarihi: 05.04.2012)

Ödeme gücü bulunan mirasçının para ile satın aldığı taşınmazda mirasçıdan mal kaçırma amacı var mı?

Öyle ise, dava konusu taşınmazın bedeli karşılığı davalıya temlik edildiği, alım gücü bulunan davalının satış bedelini ödediği; bu nedenle temlikin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu söyleyebilme imkanı bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. (YARGITAY HUKUK GENEL KURULU Esas Numarası: 2011/1-496 Karar Numarası: 2011/596 Karar Tarihi: 05.10.2011)

Arada büyük bir alım-satım değer farkında mirasçıdan mal kaçırma iradesi var mı?

Temlikin miras bırakan tarafından davalı ile evlenmeden önce gerçekleştirildiği ve sonradan muris ile davalının evlendikleri, her ne kadar davalı ilk eşinden boşanma tazminatı olarak elde ettiği para ile çekişmeli taşınmazı bedelini ödemek suretiyle satın aldığını savunmuş ise de getirtilen boşanma kararında böyle bir tazminata hükmedilmediği ve savunmanın kavli mücerrette kaldığı, öte yandan miras bırakanın zengin ve varlıklı olduğu, mal satmaya ihtiyacının bulunmadığı, çekişmeli taşınmazın akitte gösterilen değeri ile gerçek değeri arasında aşırı fiyat farkı bulunduğu dosya kapsamı ile sabittir.

O halde, anılan bu olgular yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde murisin gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırma olduğu kabul edilmelidir. Ne var ki, davalı öteki savunmalarında miras bırakanın davacıya da kazandırmalarda bulunduğunu ve iradesinin denkleştirme yapmak olduğunu savunmuş ve fakat mahkemece bu husus üzerinde durularak bir araştırma yapılmış değildir. (YARGITAY 1.HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2010/11548 Karar Numarası: 2011/2252 Karar Tarihi: 01.03.2011)

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Miras hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek miras statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile miras davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir miras avukatı arayışınızda, miras hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, miras süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile miras davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “miras” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.