Etiket: hukuk davası

İzmir Avukat

izmir Avukat Hukuk

izmir avukat hukuk danışmanlığı ve hukuki süreçlerinizde sizleri destekleyerek yanınızda olması gereken avukatlık hizmeti büyük önem ve değer arz etmektedir. İzmir’de davalarınız ve hukuki konularınız için alanında başarılı izmir avukat ihtiyaç duyulmaktadır.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuki Danışmanlık genellikle izmir merkezli avukat bürosudur. İzmir avukat arayışlarınızda hukuki çözüme ulaştırma aşamasında desteğimiz tamdır. Türkiye ve yurtdışında çok sayıda çözüm ortağı ile müvekkillerine avukatlık hizmetini başarıyla sunmaktadır. izmir’de iyi avukat tavsiyelerinde bizleri tercih eden müvekkillerimiz ile hukuki süreçlerini başından sonuna kadar desteklemekteyiz. Müvekkillerimizin dava süresince hukuki süreçlerinin takibini yapmaktayız.

Güncel hukuki meseleleri takip eden İzmir Hukuk Büroları; Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay güncel emsal kararları revizyonist bakış açısı ile uygulamaya koymaktadırlar.

İzmir avukat ve hukuk büroları, hukuki ihtilafların çözümü hususunda avukatlık hizmetlerini en iyi şekilde sunmakla beraber kurumsal yatırımlar ve finansal sözleşmelerin kurulması aşamasında ileride doğması muhtemel ihtilafları önlemek gayesiyle hukuki danışmanlık hizmetini de sağlamaktadır.

Sonuç olarak, İzmir avukat hukuk olarak karşılaştığınız hukuki sorunlarınızı bir bütün olarak değerlendirir. En doğru ve en hızlı çözüm yolunu siz değerli müvekkillerine sunar. Hukukun üstünlüğü prensibi ile çalışmalarımıza izmir avukat hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmetlerimizi sunmaktayız. Tüm hukuki sorunlarınızda izmir avukatlarımıza danışabilirisiniz.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Miras ve aile hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras ve aile davalarına bakmaktayız. Edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek statünüzün / haklarınızın belirlenmesinde kullanmaktayız. Davanız sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir avukatı arayışınızda, davanız ile ilgili olarak,  avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltip; dava süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile davanızın ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “izmir avukat konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Tıp ve Sağlık Hukuku

Doktor Uygulama Hatası (Malpraktis) Tazminat Davası

Genel olarak tıbbi malpraktis, diğer bir adı ile doktorun tıbbi uygulama hatası; doktorun , hastanenin, poliklinik vb. sağlık kuruluşlarının bilgisizliği, deneyimsizliği ya da ilgisizliği nedeni ile yanlış hatalı tedavi , teşhis ya da eksik bakım hizmeti nedeni ile hastanın zarar görmesi olarak tanımlanması mümkündür.

Doktor Ceza Sorumluluğu

Doktor cezai sorumluluğunda haksız fiilin yani hekimin yapmış olduğu müdahalenin yapıldığı hastanenin bulunduğu yerdeki; Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyet dilekçesi ile başvuru yapılması gerekmektedir. Zira; ceza davaları açısından öncelikle savcılığa suç duyurusunda bulunulması gerek, daha sonrasında ise savcılık tarafından hekim hakkında ya dava açılacak ve yargılama başlayacak, ya da kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verecektir.

Malpraktis Davasında Tazminat Davası

Hukuk davasında ise ikili bir ayrıma gidilecektir. Eğer zarar özel bir hastanede çalışmakta olan doktorun hatası nedeniyle meydana geldi ise; davaya bakmakla görevli mahkeme tüketici mahkemesidir. Tüketici Kanunu açıkça vekalet ve eser sözleşmelerini Tüketici Kanunu kapsamındadır. Böylece hekimle hasta arasındaki ilişkiye uygulanan sözleşmeler vekâlet veya eser sözleşmesi olduğundan; Tüketici Kanunu hükümleri uygulanabilecektir

Kamu görevlisi olan doktorun işlem ve fiillerindeki kusur, hizmet kusuru-görev kusuru birlikteliği şeklinde ortaya çıkıyorsa, bu durumda sorumlu, kamu görevlisinin çalışmakta olduğu kamu kurumudur. Bu durumda, kurum aleyhine idari yargıda tam yargı davası açılmalıdır. Ancak, zarar gören davacı hastaya tazminat ödemek zorunda kalan kamu kurumu ilgili hekime rücu edebilmektedir. Fakat çok önemli bir hususun altını çizmekte yarar vardır. Eğer kamu hastanesine karşı bir dava açılacak ise, dava açmadan önce; kamu hastanesine zararın tazmini için yazılı şekilde başvuruda bulunmalıdır. Buradan gelecek red cevabına karşılık yahut hiç cevap verilmemesine karşılık olarak idare mahkemesine başvuru yapılacaktır.

Malpraktis Davası Nerede Açılır?

Malpraktisten kaynaklanan uyuşmazlıklardan doğan davaların nerede açılacağı konusu da önem taşımaktadır. Konu ile ilgili olarak Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında genel yetki kuralları çerçevesinde; ceza davaları ve özel hukuktan kaynaklanan uyuşmazlıklara ilişkin bir ayrıma gidilmesi gerekecektir.

  • Özel hastaneye veya özel muayenehane sahibi hekime karşı açılacak davalarda yetkili mahkeme; davalının  davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. (HMK madde 6).
  • Haksız fiilden doğan davalarda, HMK madde 16 uyarınca haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkili kılınmıştır.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Tıp ve sağlık hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de tıp ve sağlık davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile tıp ve sağlık davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir tıp ve sağlık avukatı arayışınızda, tıp ve sağlık hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, dava süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile tıp ve sağlık davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “Malpraktis” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku

Tanıma ve Tenfiz

Mahkeme kararları kural olarak sadece verildikleri ülkede hüküm
ve sonuç doğururlar.
Bu durum devletlerin yargı egemenliği ve bağımsızlığının bir göstergesidir.
Dolayısıyla hiçbir devlet, ülkesinde başka devlet organlarının, kendi organlarının icra ettiği bu faaliyetlere karışmasına ve katılmasına izin vermez.
Mahkeme kararlarının iki sonucu vardır bunlar, kesin delil ve kesin hükümdür. Bazı mahkeme kararlarının kesin delil ve kesin hüküm
etkisine ek olarak icra kabiliyeti de mevcut olmaktadır.
Devletlerin egemenliklerine ilişkin düşüncelerinin sonucu olarak mahkeme kararları etkisini diğer bir ülkede gösteremez. Bu bağlamda belirli bir devlet mahkemesinden alınan karara dayanarak başka bir ülkedeki icra organları doğrudan harekete geçirilemez veya karar o ülke mahkemelerince dikkate alınamaz.
Çünkü devletlerin yargı bağımsızlığı, birinin mahkemesi tarafından verilen kararın diğer ülkede zorla icra edilmesine engeldir ve her devlet icra kuvvetini yalnız kendi ülkesinde kullanır.
Bu sebeplerden dolayı, dünya üzerindeki devletler diğer bir devlet mahkemesinde alınan kararların kendi ülkelerinde sonuç doğurma şartlarını ve usullerini kendi iç hukuklarında veya taraf oldukları milletlerarası anlaşmalar yoluyla düzenlemektedir.
Yabancı bir mahkeme kararının bu kararın verildiği ülke dışında hüküm ve sonuç doğurması ilgili kararın tanınmasına veya tenfiz edilmesine bağlıdır. Kural olarak tanıma ve tenfiz açılacak ayrı bir dava ile gerçekleştirilebilir.

Tanıma ve Tenfiz Davasında Dikkat Edilmesi Gerekenler

Bu davalar (tanıma ve tenfiz davası) sonucu tanıma veya tenfiz kararı verilmesiyle birlikte yabancı mahkeme kararı, mahalli mahkeme kararı kuvvet ve niteliğini kazanır.
Tanıma veya tenfiz davalarından hangisinin açılacağı ise etki doğurması istenen kararın içeriğine göre değişir. Yabancı mahkeme kararının içeriğinde icra dairesine başvurulmasını gerektiren yani o devletin icra organlarının harekete geçmesini gerektiren bir durum varsa, açılacak dava tenfiz davası olacaktır. Ancak kararın böyle bir özelliği yoksa açılması gereken dava tanıma davasıdır. İçerdiği hükümler sebebiyle tenfiz davası açılması gereken bir yabancı mahkeme kararı hakkında tanıma davası açılabilmesi için, davacının tenfiz yerine tanıma istemesinde haklı bir menfaatinin bulunması gerektiği kabul edilmektedir.

Tanıma ve Tenfiz İçin Şartlar

Yabancı bir mahkeme kararının tanınmasına veya tenfizine izin verilmesi ve tanıma ve tenfiz taleplerinin kabul edilebilmesi için gereken şartları devletler kendi iç hukuklarında düzenleyecekleri kurallar ile belirler. Ancak uluslararası nezaket kuralları ve tanıma ve tenfize izin verilmesinin izin veren devlete olan faydalarından dolayı, bugün neredeyse tüm dünya devletleri tanıma veya tenfize izin vermektedir. Ancak bu durum tanıma ve tenfiz şartlarının kural olarak her devletin kendisinin belirlediği gerçeğini değiştirmemektedir.

Ön Koşullar ve Esasa İlişkin Koşullar

Tanıma ve tenfiz şartları, ön koşullar ve esasa ilişkin koşullar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.
MÖHUK m. 50’ye göre tanıma veya tenfiz kararının verilebilmesi için gerekli olan ön koşullar şunlardır:
1-)Yabancı bir mahkeme tarafından verilmiş ilamın bulunması
2-)Yabancı mahkeme kararının hukuk davalarına ilişkin olması
3-)Kararın kesinleşmiş olması

Tanıma ve tenfiz talebinin kabul edilebilmesi için gereken esasa ilişkin şartlar ise MÖHUK m. 58’de düzenlenmiştir. Bunlar:

  • Hükmün verildiği yer ile Türkiye arasında mütekabiliyetin bulunması (Bu şart tanımada aranmaz)
  • İlamın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilamın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı halde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmemiş olması
  • Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı olmaması
  • Kararın davalının savunma haklarına riayet edilerek verilmiş olmasıdır.

Türk mahkemeleri, yabancı mahkeme kararlarının tanınması veya tenfizi davasında sadece tanıma veya tenfiz şartlarının bulunup bulunmadığı hususunda incelemede bulunabilir. Türk mahkemelerinde yabancı mahkeme kararında uygulanan usulün ya da kararda yer alan maddi ve hukuki tespitlerin doğruluğu incelenemez. Buna revizyon yasağı denir.
Türk mahkemelerinde tanıma veya tenfiz davaları açıldığı zaman şartlar oluşmuşsa hâkim tanıma veya tenfiz kararı vermek zorundadır.
Hâkimin bu konuda herhangi bir takdir yetkisi yoktur.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Yabancılar ve Vatandaşlık (Milletlerarası) hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de tanıma ve tenfiz davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile dava sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir tanıma ve tenfiz avukatı arayışınızda, Yabancılar ve Vatandaşlık (Milletlerarası) hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz veya avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, hukuki statünüz, haklarınız ile dava ücret veya masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “tanıma tenfiz” konusunda hukuki destek almak, avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.