Kategori: Miras

İzmir Avukat

izmir Avukat Hukuk

izmir avukat hukuk danışmanlığı ve hukuki süreçlerinizde sizleri destekleyerek yanınızda olması gereken avukatlık hizmeti büyük önem ve değer arz etmektedir. İzmir’de davalarınız ve hukuki konularınız için alanında başarılı izmir avukat ihtiyaç duyulmaktadır.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuki Danışmanlık genellikle izmir merkezli avukat bürosudur. İzmir avukat arayışlarınızda hukuki çözüme ulaştırma aşamasında desteğimiz tamdır. Türkiye ve yurtdışında çok sayıda çözüm ortağı ile müvekkillerine avukatlık hizmetini başarıyla sunmaktadır. izmir’de iyi avukat tavsiyelerinde bizleri tercih eden müvekkillerimiz ile hukuki süreçlerini başından sonuna kadar desteklemekteyiz. Müvekkillerimizin dava süresince hukuki süreçlerinin takibini yapmaktayız.

Güncel hukuki meseleleri takip eden İzmir Hukuk Büroları; Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay güncel emsal kararları revizyonist bakış açısı ile uygulamaya koymaktadırlar.

İzmir avukat ve hukuk büroları, hukuki ihtilafların çözümü hususunda avukatlık hizmetlerini en iyi şekilde sunmakla beraber kurumsal yatırımlar ve finansal sözleşmelerin kurulması aşamasında ileride doğması muhtemel ihtilafları önlemek gayesiyle hukuki danışmanlık hizmetini de sağlamaktadır.

Sonuç olarak, İzmir avukat hukuk olarak karşılaştığınız hukuki sorunlarınızı bir bütün olarak değerlendirir. En doğru ve en hızlı çözüm yolunu siz değerli müvekkillerine sunar. Hukukun üstünlüğü prensibi ile çalışmalarımıza izmir avukat hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmetlerimizi sunmaktayız. Tüm hukuki sorunlarınızda izmir avukatlarımıza danışabilirisiniz.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Miras ve aile hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras ve aile davalarına bakmaktayız. Edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek statünüzün / haklarınızın belirlenmesinde kullanmaktayız. Davanız sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir avukatı arayışınızda, davanız ile ilgili olarak,  avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltip; dava süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile davanızın ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “izmir avukat konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Miras Hukuku

Vasiyetname

Vasiyetname Hazırlama

Vasiyetname, tek taraflı ölüme bağlı tasarruf işlemidir. Türk Medeni Kanununda üç tür vasiyetname düzenlenmiştir ve sınırlı sayıda sayılmıştır. Kanunda düzenlenen vasiyetname türleri dışında başka bir vasiyetname düzenlenemez.

1-) Resmi Şekilde Vasiyetname Hazırlama

Resmi memur tarafından düzenlenir. Sulh hakimi, resmi memur, noter veya kanunla kendisine bu yetki verilen diğer bir görevlilerdir(Ör: Konsoloslar) (TMK 532). Resmi vasiyetname için iki tane tanık gereklidir. Resmi vasiyette memur ve tanık olamak için;

  • fiil ehliyetine sahip olmak,
  • bir ceza mahkemesi kararıyla kamu hizmetinden yasaklı olmamak,
  • okuryazar olmak,
  • miras bırakanın eşi, üstsoy ve altsoy kan hısımları, kardeşleri ve bu kişilerin eşlerinden olmamak gereklidir.

Medeni Kanun, okuma yazma bilenler ile okuma yazma bilmeyenler ile görme engelliler için iki ayrı vasiyetname şekli öngörmüştür.

Birinci durumda; tanıklar vasiyetin içeriğini bilmezler. Tanıklar dışarıya çıkar ve vasiyetçi son arzularını resmi memura beyan eder. Hazırlanan vasiyet önce mirasbırakan tarafından imza edilir, sonra noter tarafından imza edilir. Daha sonra tanıklar içeri girer ve vasiyetçi son arzularını tanıkların huzurunda içinden okur ve en son olarak tanıklar, vasiyetnamenin altına, vasiyetçinin beyanı huzurlarında yaptığını ve onun ölüme bağlı tasarruf yapmaya ehil gördüklerini şerh verip, el yazısıyla imzalar.

İkinci durum; ise tanıkların huzurunda vasiyetçi son arzularını beyan eder ve bu arzular yazılı hale getirilir. Vasiyetçinin okuma yazma bilmemesi veya görme engelli olması halinde tanıkların vasiyetin içeriğini bilmemesi gibi bir ihtimal söz konusu olamaz. Tanıkların bulunması zorunluluktur, noter tanıkların önünde vasiyetnameyi yüksek sesle okur, bu husus geçerlilik şartıdır.

Resmi vasiyetnamenin düzenlenmesine katılan memura ve tanıklara, bunların üstsoy ve altsoy kan hısımlarına, kardeşlerine ve bu kişilerin eşlerine o vasiyetname ile kazandırmada bulunulamaz.

Resmi vasiyetnameyi düzenleyen memur, vasiyetnamenin aslını saklamakla yükümlüdür.

2-) El Yazılı Vasiyetname

El yazılı vasiyetname, mirasbırakanın baştan sona kendi el yazısıyla yazarak tarih koyduğu ve altını imzaladığı vasiyetname türüdür. Bu şartlar geçerlilik şartları olup, birisinin dahi olmaması halinde el yazılı vasiyetnamenin iptal sebebidir . Saklamak üzere açık veya kapalı olarak notere, sulh hakimine veya yetkili memura bırakılması isteğe bağlıdır. Resmi vasiyetnamedeki gibi zorunluluk yoktur (TMK 538). Vasiyetnameye sonradan ekler yapılacaksa yeni bir vasiyetname hazırlanıyormuş gibi bütün şekil şartlarına uyulması gerekir.

3-) Sözlü Vasiyetname

Mirasbırakanın olağanüstü bir halin varlığı sebebiyle diğer iki vasiyet türünden birini yapamaması halinde meydana gelir. Bu olağanüstü haller ölüm tehlikesi, ulaşımın kesilmesi, savaş vb. hallerdir.

Bunun için mirasbırakan, son arzularını iki tanığa anlatır ve onlara bu beyanına uygun bir vasiyetname yazmaları veya yazdırmaları görevini yükler (TMK539).

Buradaki tanıklar, okuryazar olma harici resmi vasiyetnamede tanıklık için gereken şartlara sahip olmalıdır. Bu iki tanığın bu durumdan kurtulur kurtulmaz; derhal sulh hakimine gitmesi ve bu arzuların yazılı hale gelmesini sağlamaları gerekir. Derhal hareket etmelerinin nedeni, yasal veya iradi mirasçılarla irtibata geçmek suretiyle vasiyetin içeriğinin zedelenmesinin ve vasiyetin içeriğini unutmalarının önüne geçmektir.

Mirasbırakan bu olağanüstü durumdan kurtulmasından itibaren; bir ay içinde diğer vasiyet yollarına müracaat etmemesi halinde sözlü vasiyet hükümden düşer.

Vasiyetin Ortadan Kalkması

Vasiyet tek taraflı bir hukuki işlemdir. Mirasbırakan her zaman açık veya örtülü olarak vasiyetten dönme hakkı vardır. Vasiyetten dönme vasiyetin tamamı veya bir kısmı üzerinde olur. Örneğin, mirasbırakanın başka bir vasiyet yapması; sağlar arası bir tasarrufla tereke konusu malı elden çıkarması vasiyetten dönmeye örnektir. Yine vasiyettin yok olması da, hükümden düşmesine yol açar.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Miras hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek miras statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile miras davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir miras avukatı arayışınızda, miras hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltip miras süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile miras davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “vasiyet konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

İzmir Avukat

İzmir Avukat Danışma

Online Avukat ve Hukuki Danışmanlık

Karaçanta Avukatlık ve Hukuki Danışmanlık, uzman olduğu tüm konularda genel hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Başka ülkede veya şehir dışında olan veya zaman bulamadığı için ofisimize gelme imkanı olamayanlar için internet üzerinden izmir avukat danışma “Online Hukuki Danışmanlık Hizmeti” verilebilmektedir. 

Danışmanlık hizmeti almak için, bulunduğu ülke ve şehir fark etmeksizin randevu almak için iletişime geçin. Danışmanlık, talep üzerine yazılı veya sözlü olarak verilmektedir. Yazılı danışmanlık hizmetini isteyen kimseyle e-posta üzerinden yazılı olarak hukuki sorulara cevap verilmektedir.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuki Danışmanlık, uzmanlık alanı olduğu tüm konularda hukuki tecrübe ve bilgi birikimiyle hukuki mücadelenizde sizlere avukat danışmanlık hizmeti vermektedir. Online hukuki danışmanlık hizmeti alacak kimsenin talebi üzerine WhatsApp, Skype, Facebook, Zoom vb. gibi uygulamalar üzerinden 7/24 avukat danışma hattına başvuruda bulunarak yazılı veya sözlü olarak danışma hizmeti almak istediğinizi bildirebilirsiniz. 

Online olarak görüntülü veya sesli aramayla gerçekleştirilen danışmanlık hizmeti ile yüz yüze yapılan danışmanlıkla aynıdır. Teknolojinin gelişmesi ile şehir dışında olan veya zamanı olmayan kimselere ofise gelmesi gerek kalmadan hukuki sorunları adına danışmanlık hizmeti verilebilmesi mümkün kılınmıştır. Böylelikle teknoloji sayesinde hızlı ve güvenli bir şekilde hukuki sorunlara dair detaylı bilgilendirmede bulunma mümkün hale gelir.

Danışmanlık hizmetinde taraflar arasında avukat-müvekkil ilişkisi kurulmamaktadır. Vekalet ilişkisi ancak avukat adına noter aracılığıyla vekaletname düzenlenmesi ile mümkündür. Danışmanlık hizmeti ile yalnızca hukuki sorunlara dair yanıtlar verilecek, süreç konusunda detaylı bilgilendirmede bulunulacaktır. 

Hukuki sorunlara dair paylaşılan bilgiler, avukatın sır saklama yükümlülüğü altında gizli tutulacaktır. Avukat kanun ve meslek etiği gereği danışmanlık hizmetinde edindiği bilgileri kesinlikle üçüncü kişilerle paylaşmayacaktır.

Neden Online Danışmanlık Hizmeti?

Danışmanlık hizmeti alan kimsenin hukuki süreç hakkında bilgilendirilmesi, hangi haklara sahip olduğu, neleri talep edebileceğini detaylı olarak öğrenmesi gerekmektedir. Profesyonel olarak hukuki hizmet ile ileride doğma ihtimali olan hukuki kayıpların önüne geçilip, hukuki bilinç olur. Verilen danışmanlık hizmeti, hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Zamanı olmayan ya da ülke veya şehir dışında bulunan kimseler online olarak sanal avukat soru sorma hizmetinden bu şekilde yararlanarak danışmanlık hizmet alarak bilinçlenmiş olacaktır.

WhatsApp Üzerinden Online Avukat Danışma

Online danışmanlık hizmeti almak isteyen kimse, büromuzun iletişim numarasından bizlere ulaşabilir. Hangi konuda bilgi almak istediğini ve uygun olduğu gün ile saatleri belirterek randevu alabilecektir. Hukuki soru sormak isteyen kişi, WhatsApp ve Google Hangouts üzerinden görüntülü veya sesli danışmanlık hizmeti almak istiyor ise mutlaka bu konuda da bildirimde bulunmalıdır.

Danışmanlık hizmeti alacak olan kimse görüşme öncesinde sorularını hazırlamalı, belgeler üzerinden soru yöneltecek ise WhatsApp numaramız veya e-posta adresimiz üzerinden belgeleri göndermelidir. Belirlenen randevu gün ve saatinde WhatsApp üzerinden arama gerçekleştirilerek danışmanlık hizmeti verilecektir.

Skype Üzerinden Online Avukat Danışma

Skype üzerinden cep telefonu, tablet veya bilgisayar aracılığıyla görüntülü veya sesli görüşme gerçekleştirilebilmektedir. Online danışmanlık hizmeti almak isteyen kimse, hizmeti Skype üzerinden talebi belirterek gerçekleştirir. İzmir avukat ile görüşülecek gün ve saat konusunda mutabakata varılması halinde Skype hesabı üzerinden görüşülür.

Zoom Üzerinden Online Avukat Danışma

Zoom uygulaması ile bilgisayar üzerinden görüşme sağlanılmaktadır. Kişi, bilgisayar ekran paylaşımını bu uygulama ile sağlayabilmektedir. Online danışma hizmetini Zoom ile gerçekleştirmek isteyen kimse, danışmanlık hizmeti için bu talebini özellikle belirtmelidir. Danışmanlık alan kimse, Zoom üzerinden hukuki sorunlarına dair ekran paylaşımında bulunarak; belge üzerinden hukuki sorularına da yanıt alabilmektedir.

Online Hukuki Danışmanlık Hizmetinde Neler Sorulabilir?

Avukat tarafından verilen hukuki danışmanlık hizmetinde; hukuki mücadele veya uyuşmazlığa dair her türlü sorunlar dile getirilerek süreç hakkında detaylı bilgi almaktadır.

  • Kişi, dava açmayı düşünüyorsa yasal hakları neler, davada hangi talep hakkı bulunur; delilleri var ise delillerin hukuka uygun olup olmadığı,
  • Kendisi dava açmış ise yargılama aşamasında gelinen noktada hukuki değerlendirilmenin yapılması, sürecin nasıl işleyeceği,
  • Kendisine karşı dava açılmışsa; ne gibi hakların olduğu, hukuki uyuşmazlığın detaylandırılması, savunmasına yönelik delillerin neler olduğuna dair detaylı görüşme,
  • Sözleşme, ihtarname, ödeme emri, mahkeme kararı gibi belgelerin incelenmesi gibi yazılı dokümanların değerlendirilmesi gibi; herhangi bir hukuki mücadelede her türlü hukuki soruları cevaplandırma olanağı bulunmaktadır.

Online Hukuki Danışmanlık Ücretli Midir?

İzmir avukat danışma avukatın vereceği danışmanlık hizmeti ücretsiz olmamaktadır. Avukatlar, Türkiye Barolar Birliğine tabi olup ücretsiz danışmanlık hizmeti vermesi halinde hakkında disiplin cezası uygulanmaktadır. Bu nedenle danışmanlık hizmeti alan kimse; her yıl TBB tarafından belirlenen Avukatlık Asgari Ücret Tarifesindeki danışmanlık ücretinin ödenmesi gerekmektedir.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Miras ve aile hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras ve boşanma davalarına bakmaktayız. Tecrübemizi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek dava öncesinde statünüzün / haklarınızın belirlenmesiyle davanıza bakmaktayız. Davanızda en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir boşanma avukatı, izmir miras avukatı arayışınızda; miras ve aile hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltip, miras ve boşanma süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile dava ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “izmir avukat danışma” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Aile Hukuku

Vesayet ve Vasi Ne Demektir?

Vesayet, reşit olmamış küçüklerin ve yasal hakları kısıtlanmış olan kısıtlıların haklarının korunmasını ve hukuken temsil edilmesini sağlayan ve kamu görevi sayılan bir kurumdur.

Vasi Ataması Ne Demektir?

Reşit olmamış küçük ve kanuni hakları kısıtlanmış kişilere mahkemece atanan yasal temsilciye vasi denir. Mahkeme tarafından vasi atanır.

Vasi Tayini Gerektiren Durumlar

Vasinin tayini yani vasi atama sebeplerinin iki durumu mevcuttur. Bunlardan birincisi yaş küçüklüğü diğeri kısıtlılık halidir. Kanunda belirtilen haller sınırlı sayıdadır. Bu sebepler dışında başka bir sebepten dolayı vasi atanamaz.

A-) Yaş Küçüklüğü Nedeni İle Vasi Ataması

Reşit olmayan küçüklere normal şartlarda kanuni temsilcisi velisidir. Ancak herhangi bir sebepten dolayı velisi bulunmayan küçüklerin kanuni zorunluluk olarak vasi atanır. Bu nedenle yaş küçüklüğü kanunen zorunlu vasi atama sebebidir.

B-) Kısıtlılık Kararı

Vasi tayinin gerektiren ikinci durum ise kısıtlılık kararıdır. Kısıtlılık kararını gerektiren durumlar ise Türk Medeni Kanununda tek tek sayılmıştır.

  • Akıl hastalığı veya zayıflığı
  • Alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı
  • Kötü yaşam tarzı
  • Kötü yönetim
  • Savurganlık
  • Hapis cezası
  • Kişinin kendi talebi

Vasi Tayini Nasıl Yapılır?

Vasi tayini sulh hukuk mahkemesinde dava açmak suretiyle yapılacaktır. Vasinin seçimi ise; eğer mümkünse vesayet altına alınan kişinin veya onun anne babasının göstereceği kişiler vasi olarak atanır. Ancak vasi ataması yapacak hakim , vasinin vesayet altına alınan kişinin temsil edilmesi ve haklarını koruması açısından yerleşim yerine yakın vasiyi tercih edecektir.

Kimler Vasi Olamaz?

  • Reşit olmayanlar
  • Kısıtlılar
  • Kamu hizmetinden yasaklı olanlar
  • Haysiyetsiz bir yaşam sürenler
  • Vesayet alınan kişi ile arasında çıkar çatışması olanlar

vasi olarak atanamaz. Bu durumda kişi vasi olamaya gönüllü olsa bile şartaları sağlamadığından dolayı vasi olarak atanamayacaktır. Hakim tarafından bir başka alternatif vasi ataması yapılacaktır.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Boşanma ve aile hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de boşanma davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek boşanma öncesinde statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile dava sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir boşanma avukatı arayışınızda, boşanma ve aile hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltip, boşanma süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile dava ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “vasi” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Miras Hukuku

Miras Paylaşım Sözleşmesi

Miras payının devri açılmış veya açılmamış miras payının devri şeklinde de olabilir. Mirasçılar kendi aralarında miras paylaşım sözleşmesi yapabilirler.

TMK 677 paylaştırmadan önce devri düzenlenmiştir. Miras açılmadan önce miras payının devri ise TMK 678 de düzenlenmiştir.

Mirasın açılmasından önce yapılan sözleşmeler mirasbırakanın katılması ile mümkündür aksi durumda sözleşme geçersizdir.

TMK 677/1 mirasçılar arası devri düzenlemiştir.

TMK 677/1 ” Terekenin tamamı veya bir kısmı üzerinde miras payının devri konusunda mirasçılar arasında yapılan sözleşmelerin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır.”

Mirasçılar kendi aralarında miras paylaşım sözleşmesi yapabilirler ve bu sözleşme mirasçıları bağlar. Burada dikkat edilmesi gereken sözleşmenin yazılı şekilde yapılmasıdır.

TMK 677/2 “Bir mirasçının üçüncü kişiyle yapacağı böyle bir sözleşmenin geçerliliği, noterlikçe düzenlenmesine bağlıdır. Sözleşme bu kişiye paylaşmaya katılma yetkisi vermez; sadece paylaşma sonunda mirasçıya özgülenen payın kendisine verilmesini isteme hakkını sağlar.

Mirasçı kendi payı üzerindeki hakkını üçüncü kişilere devredebilir; ancak bu sözleşmenin geçerlik şartı resmi şekilde yapılmasıdır. Bu sözleşme üçüncü kişiye paylaşmaya katılma yetkisi vermez. Üçüncü kişi sadece sözleşme ile elde ettiği payın kendisine verilmesini isteme hakkı vardır.

Mirasın Açılmasından Önce Yapılan Sözleşmeler

Bu TMK 678. madde düzenlenmiştir. TMK çok 678/1″ Mirasbırakanın katılamsı veya izni olmaksızın bir mirasçının henüz açılmamış bir miras hakkında diğer mirasçılar veya üçüncü bir kişli ile yapacağı sözlemeler geçerli değildir. “

TMK678/2 ” Böyle bir sözleşme gereğince yerine getirilmiş olan edimler geri verilmesi istenebilir.”

Miras açılmadan önce miras payının devri ancak mirasbırakanın katılımı ile olur. Miras payının miras bırakan sağ iken devredilmesine ilişkin düzenleme Türk Medeni Kanunu madde 678’de yer alan düzenlemeye göre miras bırakanın miras payının devrine katılması veya izni bulunması gerekmektedir. Aksi halde henüz mirasçının açılmamış olan miras hakkında diğer mirasçılar ve üçüncü bir kişi ile yapacağı sözleşme geçerli olamayacaktır. Açılmamış olan terekede miras hakkının devredilmesi konusu , beklenen olarak nitelendirilen miras hakkıdır. Yapılacak olan miras payının devri sözleşmesi ileride kazanılacağı düşünülen (miras bırakanın vefatıyla kazanılacak)  bir muhtemel haktır. Mirasçı payını devretse dahi tereke borçlarından dolayı diğer mirasçılarla birlikte sorumluluğu bitmeyecektir. Miras haklarını devralan kimse malların paylaştırılmasının sonucu hakkına düşen hisseyi tereke mallarını talep edebilecektir.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Miras hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek miras statünüzün /haklarınızın belirlenmesi; miras davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir miras avukatı arayışınızda, miras hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru sorun, miras süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile miras davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “miras paylaşım sözleşmesi” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Miras Hukuku

Veraset İlamı

Veraset ilamı (mirasçılık belgesi), mirasçıların mirasta hak sahibi olduklarını ve miras paylarını gösteren resmi belgedir.

Ölümle birlikte murisin mirası açılmaktadır. Miras paylaşımı yapılıncaya kadar tüm mirasçılar terekedeki bütün mallara elbirliği ile malik olur.

Mirasçılar, terekede bulunan taşınır malları ya da mirasbırakanın (murisin) taşınmaz mallarını fiilen kullanabilirler. Ancak taşınmaz mallar üzerinde tasarrufta bulunmak ya da; miras bırakanın bankadaki parasını çekebilmek gibi veraset işlemleri için mirasçı olduklarını ispat şarttır. İşte veraset ilamı bu noktada devreye girer ve mirasçıların miras haklarını 3. kişilere ispata yarar.

Bununla birlikte veraset ilamı en çok atanmış mirasçılar için önem taşır. Mirasbırakan vasiyetname ile ya da miras sözleşmesi yaparak yasal mirasçılar dışında bir kişiyi de mirasçı atadı ise bu kişinin miras üzerindeki hakkını ispat edebilmesi ancak veraset ilamıyla (mirasçılık belgesi) mümkün olmaktadır.

Son olarak aşağıda açıklanacağı üzere verasetin intikal vergisinin ödenebilmesi için de veraset ilamının alınması zorunludur.

Veraset İlamını Kimler Talep Edebilir?

Veraset ilamını talep etme hakkı; kanunen yasal mirasçılar ve atanmış mirasçılara tanınmıştır. Ancak Yargıtay kararlarına göre mirasbırakanın alacaklıları da alacaklarını garanti altına almak adına; mirasçıların tespiti için veraset belgesi düzenlenmesini isteyebilirler. Alacaklıların mirasçılar adına veraset ilamını talep edebilmesi için İcra Müdürlüğü’nden onay alması gerekmelidir.

Veraset İlamı Almak İçin Mirasçıların Birlikte mi Başvuru Yapmaları Gerekir?

Hayır. Başvuruyu mirasçılardan herhangi biri yapması yeterlidir. Veraset ilamının bir kez alınması yeterlidir. İlamı tüm mirasçıların kullanması mümkündür.

Veraset İlamı Nasıl Alınması

Veraset ilamını alınabilmesi için esas itibariyle Mahkemeye bir dilekçe ile talepte bulunulması gerekir. Ancak şartları sağlıyorsa ve gerekli belgelerle birlikte mirasçıların noterden de veraset ilamını almaları mümkündür.

Veraset İlamının Alınması?

Herhangi bir adliyedeki Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurmak gerekmektedir. Veraset işlemleri noterde yapılmak isteniyor ise yine herhangi bir Noter’e veraset ilamı ve gerekli belgelerle birlikte gidildiği takdirde veraset ilamı alınabilir.

Noterden Veraset İlamının Alınması?

Noterden veraset ilamı alınabilinmesi için öncelikle bazı şartların varlığı gerekir. Aksi takdirde Noter yetkisiz olduğu gerekçesiyle sizi Mahkemeye yönlendirecektir. Bu şartlar şunlardır;

  • Veraset ilamını talep eden kişinin ölenin yasal mirasçısı olması, yani mirasçı ile mirasbırakan arasında soy bağı bulunması,
  • Ölenin ya da mirasçılardan birinin yabancı olmaması. (çifte vatandaşlık ya da vatandaşlıktan çıkarılma durumlarında da Noterden veraset belgesi alınabilmesi mümkün değildir.),
  • Mirasçılardan birinin ya da ölenin evlatlık olmaması,
  • Ölenin ya da mirasçılardan birinin gaip olmaması,
  • Mirasbırakanın vasiyetname düzenlememiş ya da miras sözleşmesi yapmamış olmaması. (Mirasbırakan vasiyetnamesinde ya da miras sözleşmesinde yasal mirasçılar dışında bir kişiyi mirasçı atayabileceği için bu durumlarda veraset ilamını Mahkemenin düzenlemesi gerekmektedir.),
  • Mirasbırakanın ya da mirasçılardan ölüm tarihinin aynı gün olması. (Bu durumda hangisinin önce öldüğü ve kimin mirasçı kimin mirasbırakan olduğunun tespiti adına yargılama yapılması gerekmektedir.),
  • Mirasbırakan 23.11.1990 tarihinden önce öldüyse ve eşi hayattaysa veraset ilamı belgesi alınabilinmesi için Mahkemeye başvurmak gerekmektedir.

Bu şartların varlığı halinde mirasçılardan herhangi biri aşağıdaki belgelerle birlikte veraset ilamını almak için başvuru yapabilirler;

  • Mirasbırakanın ölüm belgesi,
  • Nüfus kayıt örneği ve
  • Veraset ilamının başvuru formu

Veraset ilamını noterden avukat aracılığı ile de alınması mümkündür. Bu durumda başvuru için gerekli belgelerin yanına bir de avukat vekâletnamesi eklemek gerekmektedir.

Veraset İlamı Davası

Veraset ilamı için herhangi bir Sulh Hukuk Mahkemesi’ne bir dilekçe ile talep edilmelidir.

Bu davanın davalısı yoktur. Veraset ilamında verilen dilekçede hasım gösterilmemektedir. Mahkeme mirasbırakanın ölüm kayıtlarını ve mirasçılara ilişkin nüfus bilgilerini incelemek için; Nüfus Müdürlüğü’nden gerekli belgeleri ister ve veraset ilamını düzenler.

Veraset İlamı Davaları Ne Kadar Sürer?

Veraset davası hasımsız bir dava türü olduğu için genel itibariyle kısa sürede sonuçlanmaktadır. Mahkemenin iş yüküne göre dava bir hafta içerisinde sonuçlanabildiği gibi bir ay da sürebilmektedir. Ölüm belgesi ve nüfus kayıt örneği gibi belgelerin veraset ilamı için verilen dava dilekçesine eklenmesi Mahkemenin araştırma süresini kısaltacağından dava daha hızlı sonuçlanması mümkündür.

Ancak bazı mirasçıların miras hakkına ilişkin olarak mirasçılar arasında uyuşmazlık varsa bu durumda mahkemenin araştırma yükü artacak, hakim gerekli gördüğü takdirde tanık dinleyecektir. Bu gibi durumlar yargılama sürecini uzatmaktadır.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Miras hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek miras statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile miras davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir miras avukatı arayışınızda, miras hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, miras süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile miras davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “veraset ilamı” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku

Tanıma ve Tenfiz

Mahkeme kararları kural olarak sadece verildikleri ülkede hüküm
ve sonuç doğururlar.
Bu durum devletlerin yargı egemenliği ve bağımsızlığının bir göstergesidir.
Dolayısıyla hiçbir devlet, ülkesinde başka devlet organlarının, kendi organlarının icra ettiği bu faaliyetlere karışmasına ve katılmasına izin vermez.
Mahkeme kararlarının iki sonucu vardır bunlar, kesin delil ve kesin hükümdür. Bazı mahkeme kararlarının kesin delil ve kesin hüküm
etkisine ek olarak icra kabiliyeti de mevcut olmaktadır.
Devletlerin egemenliklerine ilişkin düşüncelerinin sonucu olarak mahkeme kararları etkisini diğer bir ülkede gösteremez. Bu bağlamda belirli bir devlet mahkemesinden alınan karara dayanarak başka bir ülkedeki icra organları doğrudan harekete geçirilemez veya karar o ülke mahkemelerince dikkate alınamaz.
Çünkü devletlerin yargı bağımsızlığı, birinin mahkemesi tarafından verilen kararın diğer ülkede zorla icra edilmesine engeldir ve her devlet icra kuvvetini yalnız kendi ülkesinde kullanır.
Bu sebeplerden dolayı, dünya üzerindeki devletler diğer bir devlet mahkemesinde alınan kararların kendi ülkelerinde sonuç doğurma şartlarını ve usullerini kendi iç hukuklarında veya taraf oldukları milletlerarası anlaşmalar yoluyla düzenlemektedir.
Yabancı bir mahkeme kararının bu kararın verildiği ülke dışında hüküm ve sonuç doğurması ilgili kararın tanınmasına veya tenfiz edilmesine bağlıdır. Kural olarak tanıma ve tenfiz açılacak ayrı bir dava ile gerçekleştirilebilir.

Tanıma ve Tenfiz Davasında Dikkat Edilmesi Gerekenler

Bu davalar (tanıma ve tenfiz davası) sonucu tanıma veya tenfiz kararı verilmesiyle birlikte yabancı mahkeme kararı, mahalli mahkeme kararı kuvvet ve niteliğini kazanır.
Tanıma veya tenfiz davalarından hangisinin açılacağı ise etki doğurması istenen kararın içeriğine göre değişir. Yabancı mahkeme kararının içeriğinde icra dairesine başvurulmasını gerektiren yani o devletin icra organlarının harekete geçmesini gerektiren bir durum varsa, açılacak dava tenfiz davası olacaktır. Ancak kararın böyle bir özelliği yoksa açılması gereken dava tanıma davasıdır. İçerdiği hükümler sebebiyle tenfiz davası açılması gereken bir yabancı mahkeme kararı hakkında tanıma davası açılabilmesi için, davacının tenfiz yerine tanıma istemesinde haklı bir menfaatinin bulunması gerektiği kabul edilmektedir.

Tanıma ve Tenfiz İçin Şartlar

Yabancı bir mahkeme kararının tanınmasına veya tenfizine izin verilmesi ve tanıma ve tenfiz taleplerinin kabul edilebilmesi için gereken şartları devletler kendi iç hukuklarında düzenleyecekleri kurallar ile belirler. Ancak uluslararası nezaket kuralları ve tanıma ve tenfize izin verilmesinin izin veren devlete olan faydalarından dolayı, bugün neredeyse tüm dünya devletleri tanıma veya tenfize izin vermektedir. Ancak bu durum tanıma ve tenfiz şartlarının kural olarak her devletin kendisinin belirlediği gerçeğini değiştirmemektedir.

Ön Koşullar ve Esasa İlişkin Koşullar

Tanıma ve tenfiz şartları, ön koşullar ve esasa ilişkin koşullar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.
MÖHUK m. 50’ye göre tanıma veya tenfiz kararının verilebilmesi için gerekli olan ön koşullar şunlardır:
1-)Yabancı bir mahkeme tarafından verilmiş ilamın bulunması
2-)Yabancı mahkeme kararının hukuk davalarına ilişkin olması
3-)Kararın kesinleşmiş olması

Tanıma ve tenfiz talebinin kabul edilebilmesi için gereken esasa ilişkin şartlar ise MÖHUK m. 58’de düzenlenmiştir. Bunlar:

  • Hükmün verildiği yer ile Türkiye arasında mütekabiliyetin bulunması (Bu şart tanımada aranmaz)
  • İlamın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilamın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı halde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmemiş olması
  • Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı olmaması
  • Kararın davalının savunma haklarına riayet edilerek verilmiş olmasıdır.

Türk mahkemeleri, yabancı mahkeme kararlarının tanınması veya tenfizi davasında sadece tanıma veya tenfiz şartlarının bulunup bulunmadığı hususunda incelemede bulunabilir. Türk mahkemelerinde yabancı mahkeme kararında uygulanan usulün ya da kararda yer alan maddi ve hukuki tespitlerin doğruluğu incelenemez. Buna revizyon yasağı denir.
Türk mahkemelerinde tanıma veya tenfiz davaları açıldığı zaman şartlar oluşmuşsa hâkim tanıma veya tenfiz kararı vermek zorundadır.
Hâkimin bu konuda herhangi bir takdir yetkisi yoktur.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Yabancılar ve Vatandaşlık (Milletlerarası) hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de tanıma ve tenfiz davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile dava sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir tanıma ve tenfiz avukatı arayışınızda, Yabancılar ve Vatandaşlık (Milletlerarası) hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz veya avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, hukuki statünüz, haklarınız ile dava ücret veya masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “tanıma tenfiz” konusunda hukuki destek almak, avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Miras Hukuku

Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası)

Muris muvazaası (mirastan mal kaçırma), miras bırakanın mirasçının miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla yaptığı karşılıksız kazandırmayı satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi göstermesi olarak tanımlanabilir.

Muris Muvazaası Davasını Kimler Açabilir?

Saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen her mirasçının bunu dava edebileceğini ve muvazaayı her türlü delil ile ispatlayabileceği belirtilmiştir. Ancak, bu davayı mirası reddeden, miras hakkından feragat eden ve mirastan çıkarılan kişiler açamayacaklardır.

Muris muvazaası davası herhangi bir süreye tabii değildir. Yani miras bırakanın ölümünden sonra her zaman açılabilir. Dolayısıyla dava hak düşürücü süreye zamanaşımına tabii değildir.

Mirastan Mal Kaçırma Davası Nerede Açılır?

Görevli mahkeme Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre Asliye Hukuk Mahkemesidir.

Muris muvazaası davasının konusunu oluşturan mal varlığı değeri eğer, tapulu bir taşınmaz ise; HMK m. 12/I hükmü gereğince taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesi, yetkili ve görevli mahkeme olacaktır

Muris Muvazaasının Unsurları

1-Görünürdeki Sözleşme:

Miras bırakanın, mirasçılarını aldatmak suretiyle miras haklarından mahrum bırakmak için yaptığı, gerçek iradesiyle örtüşmeyen ve gerçekte de hüküm ve sonuç doğurmayan sözleşmedir.

2-Muvazaa Söleşmesi:

Miras bırakan ile karşı tarafın, görünüşteki işlemin, üçüncü şahısları aldatmak için yapıldığı, gerçekte hüküm ve sonuç doğurmayacağı konusunda anlaşmaya vardıkları sözleşmedir. Yazılı olma şartı yoktur. Görünürdeki sözleşmeden önce yapılabileceği gibi aynı zamanda da yapılabilirler. Miras bırakanın kendisi veya temsilcisi bu anlaşmayı yapabilir.

3-Mirasçıları Aldatma Amaçlı:

Muvazaalı temliğin yapıldığı esnada mirasçısı olsun veya olmasın, ölüm tarihinde mirasçı sıfatı olan herkes muris muvazaası iddiasıyla dava açma hakkına sahiptir.

4-Gizli İşlem:

Miras bırakan ile karşı tarafın gerçek iradelerini açıkladıkları ancak diğer mirasçılardan gizli tuttukları bağış sözleşmesidir. Muris muvazaasında bu gizli işlem, bağışlamadır. Muris muvazaasında görünürdeki işlem, tarafların gerçek iradeleriyle örtüşmediği için geçersiz olmakla birlikte, gizli işlem, gerekli şekil şartlarını taşıması durumunda kural olarak geçerlidir. Çünkü tarafların iradelerine uygundur.

Sonuç olarak;

Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası) davalarında, davalıya yapılan temlikin miras bırakanın asıl irade ve amacını ortaya koymasıdır. Ölen kişinin zihninde gizlediği gerçek iradenin ve amacın tespiti bu dava için oldukça önem taşımaktadır. Bu dava somut olaya göre değişkenlik göstermektedir. Örneğin, 800.000 TL’lik apartman dairesini tapuda 100.000 TL göstererek oğluna satan kişinin, gerçek iradesi bu daireyi oğluna bağışlamak olduğu kabul edilmektedir. Bu durumda muvazaa bulunmuyorsa tenkis ancak muvazaa söz konusu ise muris muvazaasına dayalı olarak tapu iptal davası açmakta fayda olacağı söylenebilir.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Miras hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek miras statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile miras davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir miras avukatı arayışınızda, miras hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, miras süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile miras davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “mirastan mal kaçırma (muris muvazaası)” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Miras Hukuku

Tapu iptali ve Tescili Davası

Tapu iptali ve tescili davasına dair ön bilgi;

Tescil

Tescil, tapu kütüğünde taşınmaza ait sayfaya mülkiyet hakkı başta olmak üzere diğer ayni hakların da yazılması anlamına gelen bir ifadedir. Tescilin yapılabilmesi için iki şart gerekir:

  • Yetkili kişinin tescil talebinde bulunması,
  • Talepte bulunanın taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkisini ve tescil sebebini belgelendirmesi.

Tapu Tescil Davası

Taşınmazın olağanüstü zamanaşımıyla kazanıldığı hallerde kişi tescil davası yoluyla mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini ister.

Tescil davası, hazineye veya ilgili kamu tüzel kişilerine ya da varsa tapuda malik gözüken kişiye karşı açılır.

Dava taşınmazın bulunduğu yerdeki asliye hukuk mahkemesinde açılır.

Davanın konusu mahkemece bir defa gazetede ve ayrıca taşınmazın bulunduğu yerde de 3 defa ilan olunur.

Son ilan tarihinden itibaren 3 ay içinde kimse itirazda bulunmazsa ya da yapılan itiraz yerinde görülmezse veya davacının iddiaları da kanıtlanırsa hakim, taşınmazın davacı adına tesciline karar verir. Aynı davada davalı veya itiraz edenler de birtakım deliller öne sürerek taşınmazın kendi adlarına tescil edilmesini isteyebilirler

Tapu İptali ve Tescili Davası

Tapu iptal ve tescil davası, tapudaki tescilin gerçeği yansıtmadığını, tescilin yolsuz olduğunu, kanuna ve usule aykırı olarak yapıldığı iddia edilen tapu kaydının düzeltilmesi için açılır.

Bu dava ile yolsuz ve hileli tesciller engellenir. 

Tescil yapılırken geçerli bir tescil sebebinin aranmasından kaynaklı olarak eğer tapuda malik gözüken kişinin eski malikten taşınmazı alırken aralarında yaptıkları sözleşme geçersiz ise tescil de yolsuz olacaktır.

Davayı açan kişi, tapuda haksız olarak malik gözüken kişinin tapusunun iptalini ve gerçek hak sahibi olan kendisinin adının tapuya tescilini ister.

Bu davada mahkeme hükmü kesinleşmeden icra edilemez.

Tapu İptal ve Tescil Davasının Açılabilmesi İçin Gerekli Şartlar

Aşağıdaki durumların varlığı halinde tapu iptal ve tescil davası açılabilir:

  • Tapu kütüğünde haklı bir neden olmadan işlem yapılması,
  • Malik dışında başka bir kişi adına tescil yapılması,
  • İlgili taşınmazdaki tescilin değiştirilmiş olması,
  • İlgili tescilin tapu kütüğünden silinmiş olması,
  • Yapılan yolsuz tescil sonucu ayni hakkın zedelenmiş olması

Tapu kütüğünde bulunan yolsuz tescile karşı malikler ayrıca el atmanın önlenmesi ve istihkak davası da açabilir.

Tapu İptal ve Tescil Davasında Davalı

Dava, tapu kaydında haksız, yolsuz tescile neden olarak  taşınmazın sahibi olarak görünen kişiye karşı açılır. Eğer bu kişi ölmüşse dava mirasçılarına karşı açılır.

Tapu İptal ve Tescil Davasının Açılma Nedenleri

Tapu iptal ve tescil davası aşağıdaki nedenlerle açılabilir:

  • Hukuki ehliyetsizlik nedeniyle
  • Vekalet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle
  • Aile konutu nedeniyle
  • Ölünceye kadar bakma sözleşmesi nedeniyle
  • Mirastan mal kaçırma(Muris muvazaası) nedeniyle

Hukuki Ehliyetsizlik Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası

Tapuda devir işlemi yapan herkesin ayırt etme gücüne ve fiil ehliyetine sahip olması gerekir. Ayırt etme gücünden kasıt kişinin tapudaki işlem sırasında yaptığı işlemi, önemini kavrayabilecek durumda olmasıdır. Bunlara sahip olmayan kişinin tapuda yaptığı gayrimenkul satış  işlemleri ya da tapuda devir işlemleri için hukuki ehliyetsizlik nedeniyle dava açılabilir.Örneğin: 18 yaşını doldurmamış veya akıl hastalığı olan birisinin tapuda işlem yapması durumunda.

Vekalet Görevinin Kötüye Kullanılması Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası

Günlük hayatta çoğu işte kişiler kendi işlerini yapması için başka bir kişiye hukuki boyutta yetki verirler. Yetki verilen bu kişi vekil, verilen yetki ise vekalettir. 

Vekil,  işlerini özenli ve vekalet verene karşı sadakatli bir şekilde yapmak zorundadır. Ayrıca vekil, görevlendirilmeden yaptığı işlemler için kendisi sorumlu olur. 

Eğer vekil kendisine böyle bir yetki verilmemişken, vekalet veren adına tapuda işlem yapıp, yolsuz tescile yol açarsa vekalet veren bu işleme karşı tapu iptal ve tescil davası açabilir. Örneğin vekil, tapuda devir işlemi gerçekleştirmiş ve vekalet verenin taşınmazını başka bir kişiye devredip o kişi adına tescil yapılmasına neden olmuş olabilir. 

Ancak eğer taşınmazı devralan bu kişi iyi niyetliyse, yani vekilin yetkisiz olduğunu bilmiyor ve bilmesine de olanak yoksa, kişinin iyi niyeti korunur ve tapu iptal ve tescil davası açılamaz.

Tapu İptali ve Tescil Davasında Süre:

Vekalet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle açılacak dava herhangi bir zamanaşımına veya hak düşürücü süreye tabi değildir, her zaman açılabilir.

Aile Konutu Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası

Aile konutu, bütün ailenin yaşadığı ortak konuttur. Bu önemi yüzünden eşlerden biri diğerinin açık rızasını almadan aile konutunu başkasına devredemez, üzerinde ipotek kurduramaz ya da sınırlı ayni hak tesis edemez. 

Eğer eşlerden biri diğerinin izni olmadan konutu devretmişse bu tescil yolsuz olur ve diğer eş tapu iptal ve tescil davası açabilir. Ancak bu davanın açılabilmesi için daha önceden tapu, taşınmazın aile konutu olduğuna dair şerh koydurulmuş olması gerekir.

Bu şerhin koyulmadığı takdirde, konutu devralan kişi, aile konutunun diğer eşin izni olmadan devredildiğini bilmiyorsa yani iyi niyetliyse, kişinin iyi niyeti korunur yani dava açılamaz. Eğer devralan kişi bunları biliyorsa, tapuda şerh olmasa da dava açılabilir ve yolsuz tescil düzeltilir.

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nedeniyle

Ölünceye kadar bakma sözleşmesinde bakım borçlusu kişi, diğer tarafa ölünceye kadar bakmayı borçlanır ve karşılığında  bakılan kişi de malvarlığındaki taşınmazı veya taşınmazları bu kişiye devretme borcu altına girer. Tapuda yapılan bu devirden sonra taraflardan birinin sözleşmeye aykırı davranışlarından ötürü bu sözleşmenin devam etmesini istemiyorlarsa sözleşmeyi feshedebilirler. Bunun üzerine de tapu iptal ve tescil davası açabilirler.

Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası) Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası

Mirastan mal kaçırma, miras bırakan kişinin bazı mirasçılarına daha çok mal verip diğerlerini mirastan mahrum bırakmak istemeleri sebebiyle bu mirasçılarına mallarını devretmesi şeklinde gerçekleşir.

Kendisinden mal kaçırılan bütün mirasçılar bu devir işleminin geçersiz kılınması için tapu iptal ve tescil davası açabilirler.

Olağan Kazandırıcı Zamanaşımı Olması

Geçerli bir hukuki sebep olmasa da iyi niyetli şekilde tapu sicilinde 10 yıl boyunca kesintisiz ve davasız olarak malik olarak görünen kişi, 10 yılın sonunda taşınmazın mülkiyetini kazanır. Bu durumda yolsuz tescil sebebiyle tapu iptal ve tescil davası açılamaz.

Zamanaşımı Süresi

Bu dava mülkiyet hakkına dayanır ve bu yüzden herhangi bir süreye tabi olmaksızın her zaman açılabilir. Ancak yine de yolsuz bir tescil olduğunun öğrenilmesinden sonra kısa bir süre içinde açılmasında fayda vardır.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Tapu iptal ve tescil davası, taşınmazın bulunduğu yerdeki asliye hukuk mahkemesinde açılır. Bu mahkeme kesin yetkilidir, taraflar davanın başka bir mahkemede görülmesini kararlaştıramazlar. 

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Miras hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek miras statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile miras davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir miras avukatı arayışınızda, miras hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, miras süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile miras davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “tapu iptali ve tescili davası” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Miras Hukuku

Mirasta Mal Paylaşımı ve Mirasçılık

Yasal Mirasçılık Nedir?

Mirasta mal paylaşımı bakımından iki çeşit mirasçı vardır bunlar yasal mirasçı ve atanmış mirasçıdır.

  • Yasal mirasçılar kanundan doğan mirasçılardır. Yasal mirasçıların üzerinde miras bırakanın tasarruf yetkisi yoktur. Diğer adıyla kanuni mirasçılık Medini Kanunun 495-501 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Kanun yasal mirasçıları miras bırakanın üst soyu ,alt soyu , evlatlık ve eş olarak saymıştır.
  • Atanmış mirasçı, miras bırakanın kendi özgür iradesiyle mirasının bir kısmını veya tamamını belirli bir kişiye bırakmasıyla mirasçı olan kişidir.

Murisin ölümü halinde mal paylaşımı, özellikle son yıllarda çok sayıda karşılaşılan mirastan mal kaçırma davaları nedeniyle karmaşık hukuki sorunların ortaya çıkmasına sebep olmaktadır.

Mirasta Mal Paylaşımı ve Derece (Zümre) Sistemi

Medeni Kanunu mirasta zümre sistemini benimsemiştir. Yasal mirasçı olmanın temelini zümre sistemi (derece sistemi) oluşturmaktadır. Medeni kanuna göre yasal mirasçılık ancak üçüncü dereceye kadar sirayet eder. derece sistemini kısaca anlatacak olursak; 1. derecede miras bırakanın çocukları ve torunları ayrıca belirtmek gerekir ki evlatlık ve evlatlığın çocuğu da 1.derece mirasçıdır. 2.derece miras bırakanın anne ve babasıdır eğer anne ve baba hayatta değilse anne ve babanın çocukları mirasçıdır. 3.derece miras bırakanın amca, dayı, hala ve teyzesinden oluşur. Dikkat edilmesi gereken 3.dereceden sonraki kan hısımları yasal mirasçı değildir yani amca çocukları, dayı çocukları yani kuzenler yasal mirasçı değildir.

  • Bir önceki derecede (zümrede) mirasçı olması bir sonraki zümrenin mirasçı olmasını engeller. Örneğin, 1. derecede kanuni mirasçılık hakkına sahip altsoy (çocuklar) varsa, 2. Derecede kanuni mirasçılık hakkına sahip olan miras bırakanın anne-babası miras hakkına sahip olamaz.
  • Zümre içinde ön sıradaki mirasçı, bir alt sıradaki mirasçının mirasçılığını engeller.
  • Zümre başları ve kök başları hayatta ise altsoyları mirasçı olamaz.

Mirasta Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?

Derece sistemi nedeniyle mal paylaşımına birinci dereceden başlanır. Birinci derece mirasçılar yoksa sırasıyla ikinci ve üçüncü derece mirasçılar arasında paylaşım yapılır. Miras bırakanın eşi zümre mirasçısı değildir her dereceyle birlikte belli oranlarda miras hakkına sahiptir. Medeni hukuk sisteminde üç tane zümre kabul edilmiştir. Üç dereceli zümre sistemi şu şekildedir:

Birinci Derece (Zümre) Yasal Mirasçılar

Miras bırakanın ölümü üzerine birinci derece (zümre) mirasçıları onun altsoyudur. Altsoy, miras bırakanın çocukları, torunları ve bunlardan doğanların tamamını kapsar. Murisin çocukları zümre başı olarak kabul edilir. Çocuklar eşit şekilde mirasçılık hakkına sahiptir. Çocukların miras bırakandan önce ölmüş olması halinde ölen çocuğun miras payı aynı şekilde halefiyet yoluyla kendi mirasçılarına geçer.

İkinci Derece (Zümre) Mirasçılar

Murisin ölümü üzerine ikinci derecede (zümrede) miras hakkına sahip olan mirasçılar, miras bırakanın (murisin) ana ve babasıdır. Anne-babanın mirasçı olabilmesi için ilk derecede hiç mirasçı kalmamış olması gerekir. İkinci derecede mirasçı olan ana ve baba eşit miras paylarına sahiptir. Eğer miras bırakanın ana ve babası kendisinden önce ölmüş ise bu durumda bunların altsoyları halefiyet yoluyla mirasçılık hakkına sahip olacaktır. Yani aslında burada miras bırakanın kardeşleri mirasçı konumuna geçecektir. Eğer anne veya baba tarafının herhangi birinde hiç mirasçı yok ise bütün miras diğer tarafa kalacaktır. Örneğin; miras bırakan (muris) A’nın annesi B ve babası C hayatta ise bu durumda miras payları eşit olacaktır. Ancak, baba C, miras bırakan A’dan önce ölmüş ise bu durumda C’nin mirasçıları var ise miras onlara geçecek, eğer mirasçısı yok ise kendi miras payı da B’nin olacaktır.

Üçüncü Derece (Zümre) Mirasçılar

Murisin ölümü üzerine üçüncü derece (zümre) mirasçılar murisin büyükanne ve büyükbabasıdır. Ancak bunların mirasçı olabilmeleri için birinci derecede (zümrede) ve ikinci derecede (zümrede) mirasçı olmaması, yani miras bırakanın altsoyunun, ana ve babası ile onların alt soyunun miras bırakandan önce ölmüş olması gerekir.

Miras bırakanın (murisin) kendisinden önce ölmüş olan büyükanne ve büyükbabasının yerlerini halefiyet yoluyla kendi altsoy mirasçıları alacaktır. Yani, büyükanne veya büyükbaba miras bırakandan önce ölmüş ise bunların altsoyu olan çocukları; miras bırakanın amca, hala, teyze ve dayıları ile onların altsoyları mirasçılık hakkına sahip olacaktır. Ancak burada miras bırakanın eşi sağ ise ve zümre başlarının tümü ölmüş ise (büyükbaba ve büyükanne ölmüşse), sadece zümre başlarının çocukları, yani miras bırakanın amca, hala, dayı ve teyzesi mirasçı olabilirler. Hala, dayı, amca ve teyzenin ölmüş olması ve miras bırakanın eşinin varlığı bunların altsoylarının mirasçılığını engeller. Yani, bu durumda sağ kalan eş tek başına mirasçı olur.

Mirasta Mal Paylaşımında Zümre Başı (Derece Başı) Nedir?

Zümre başı, mirasta mal paylaşımı esnasında her zümrede ilk sırada miras hakkına sahip kişidir. Zümre başı yaşıyorsa onun altsoyu miras hakkına sahip değildir. Birinci derece mirasçıların zümre başı, murisin (miras bırakan) çocuklarıdır. İkinci derece mirasçıların zümre başı miras bırakanın anne babasıdır. Üçüncü derece mirasçıların zümre başı ise büyükanne ve büyükbabadır.

Evlilik Dışı Çocukların Yasal Mirasçılığı

Evlilik dışında doğan çocukların baba yönünden mirasçı olabilmeleri için, soybağının tanıma ya da hakim kararı ile kurulması gerekir. Soybağının kurulması halinde, evlilik dışı çocuklar baba yönünden tıpkı evlilik içi hısımlar gibi miras payı alırlar, aksi halde mirasta mal paylaşımı sırasında hak sahibi olamazlar (MK m. 498).

Evlatlık ve Altsoyunun Kanuni Mirasçılığı

Medeni Kanun’da kan hısımlığı esasına dayalı bir sistem olarak düzenlenen zümre mirasçılığı sisteminin tek istisnası evlatlık ve evlatlığın altsoyudur. Medeni kanuna göre evlatlık ve altsoyu, onu evlat edinen kişiye kan hısmı gibi mirasçı olurlar. Aynı zamanda evlatlığın gerçek ailesindeki mirasçılığı da devam eder. Yani evlatlık ve altsoyu miras bırakanın kendi altsoyu ile aynı haklara sahip olur (MK m. 500). Evlatlık ve altsoyunun mirasçılığının bazı özelliklerine değinmekte fayda vardır.

Evlatlığın mirasçılığı miras bırakan bakımından tek yönlüdür. Yani evlatlık sadece evlat edine mirasçıdır. Bununla birlikte evlatlık alan evlat edinilene mirasçı olamaz. Ayrıca evlat edinen gerçek ailesi bakımından miras hakkı saklıdır. Kısaca evlatlık ve altsoyu miras bırakanın kendi altsoyu ile aynı haklara sahip olur (MK m. 500).

  • Evlatlık, hem kendisini evlat edinen kişilerin mirasçısıdır hem de kan bağına sahip olduğu ailesinin mirasçısıdır. Yani, mirasta mal paylaşımı sırasında evlatlık ve altsoyu hem kendi ailesinden hem de evlat edinenden miras alırlar ( MK m. 500).
  • Evlatlık ve altsoyu sadece evlat edinene mirasçı olurlar, yani evlat edinenin hısımlarına mirasçı olamazlar (MK m.500).
  • Evlat edinen ile evlatlık ve onun altsoyu arasındaki mirasçılık tek yönlüdür, yani evlatlık ve onun altsoyu evlat edinene mirasçı olurken, evlat edinen ve hısımları evlatlığın mirasçısı olamaz. Buradaki mirasçılık yasal mirasçılıktır.

Eşin Mirasçılık Hakkı ve Mirasta Mal Paylaşımı

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki eş herhangi bir zümre mirasçısı değildir. Sağ kalan eş hangi derecenin (zümrenin) mirasçılık hakkı var ise, o zümreyle birlikte mirasçı olur. İlk iki derecede (zümrede) hiç mirasçı yoksa ve üçüncü zümrede de zümre başları ile onların çocukları miras bırakandan önce ölmüş ise eş tek başına mirasçı olacak ve devletin mirasçılığını engelleyecektir. Eşin bu tek başına mirasçılığından kasıt onun yasal mirasçılığıdır. Aksi halde atanmış mirasçı var ise eş bunlarla beraber mirasçı olacaktır. Şimdi eşin miras paylarının zümreler ile beraber örneklerle açıklayalım.

Eşin Tek Başına Miras Hakkına Sahip Olduğu Haller

Birinci ve ikinci zümrede hiç mirasçı yoksa, üçüncü zümrede de zümre başları ve onların çocukları hayatta değilseler, eş tek başına mirasçı olacaktır (MK m. 499). Yani, üçüncü derecede eş sadece büyükana ve büyükbaba ve amca, dayı, hala, teyzeleri ile birlikte mirasçı olabilir. Eğer bunlardan herhangi biri yoksa, eş tek başına kanuni mirasçı olacaktır. Yani üçüncü derecede miras bunların da çocuklarına geçemeyecektir. Eşin varlığı bunların altsoyunun mirasçılığına engel olmaktadır.

Kısaca ilk iki zümrede hiç mirasçı yoksa ve üçüncü zümrede de zümre başları ile onların çocukları miras bırakandan önce ölmüş ise eş tek başına mirasçı olur. Burada eşin varlığı devletin de mirasçılığına engel olmaktadır.

Eşin Mirasçılığının Bazı Özellikleri

  • Boşanma davasının kesinleşmesi ile artık eşler birbirine mirasçı olamazlar (MK m181). Burada eşlerin birbirleri lehine yaptığı ölüme bağlı tasarruflar da kendiliğinden ortadan kalkar. Ancak bunun aksi kararlaştırılabilir. Boşanma davası devam ederken davacı eşin ölmesi halinde davaya mirasçılardan birinin devam ederek davalının kusurunu ispat etmesi halinde artık sağ kalan eş, artık ölen eşe mirasçı olamaz ve lehine yapılan ölüme bağlı tasarruflarla bir hak talep edemez. Aksi halde evlilik ölümle sonuçlanmış olur ve sağ kalan eşin mirasçılığı devam eder (MK m. 181/II).
  • Evlenmenin butlanını dava etme hakkı mirasçılara geçmez. Ancak mirasçıların açılmış olan davaya devam etmeleri mümkündür. Dava sonucunda evlenme sırasında iyi niyetli olmadığı anlaşılan sağ kalan eş, yasal mirasçı olamaz ve daha önce lehine yapılmış ölüme bağlı tasarruflardan kaynaklı hakları kaybeder (MK .159).

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Danışmanlık – izmir avukat

Miras hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek miras statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile miras davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir miras avukatı arayışınızda, miras hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, miras süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile miras davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “miras mal paylaşımı” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.