Kategori: Miras

Miras Hukuku

Miras Eşin Saklı Payı

Miras eşin saklı payı; bir kimsenin karşılık almaksızın kendi malvarlığı hak ve alacaklarından, diğer bir kimse yararına temin ettiği hukuki işlemlere kazandırma, ( tasarruf ) denir. Hukuki bir işlemin kazandırma, bağış sayılabilmesi için tamamen karşılıksız olması da koşul değildir.

Miras bırakanın yapmış olduğu kazandırma veya kazandırmalara karşılık lehine kazandırma yapılan kimse de bir karşılık vermiş, bir edimde bulunmuş olabilir. Bu halde de karşılıklı edimlerin bedelleri arasında önemli bir fark bulunuyor ve bu farkın kazandırma amacıyla yapıldığı açıksa, gerçek karşılıkla olan farklılık da karşılıksız kazandırma sayılır. Buna karma kazandırma da denilir.

Miras bırakan tasarruf edilebilir kısmı aşan karşılıksız veya karma kazandırmalarını ölüme bağlı kazandırma, sağlar arası kazandırma veya kazandırmalar şeklinde yapabilir.

Tasarruf özgürlüğü TMK 5005-513 hükümleriyle düzenlenmişken, tasarruf edilebilir kısım ise TMK 505-509 arasındaki kanun maddelerinde düzenlenmiştir.

Miras bırakanın kanunun gösterdiği sınırlar içinde tereke üzerinde serbest olarak tasarruf etmesi tasarruf özgürlüğünü ifade eder. Mirasta tasarruf edilebilir kısım ise TMK 505 hükmüyle düzenlenmiştir:

MADDE 505.- (Değişik 1. fıkra: 5650 – 4.5.2007 / m.1) Mirasçı olarak alt soyu, ana ve babası veya eşi bulunan miras bırakan, mirasının saklı paylar dışında kalan kısmında ölüme bağlı tasarrufta bulunabilir. 
Bu mirasçılardan hiç biri yoksa, miras bırakan mirasının tamamında tasarruf edebilir.

Kan hısımlığından doğan yasal mirasçıların miras paylarının belirli kısmı üzerinde miras bırakanın iradesi ile bertaraf edilemeyen bir hak tanınmıştır. Miras bırakanın tasarruf edemediği bu kısma saklı pay adı verilir. Kanunun öngördüğü istisnalar dışında miras bırakanın iradesi ile bertaraf edilemeyen hakka saklı pay denilmektedir.

Saklı paylı mirasçının hakkı

Saklı paylı mirasçının hakkı, miras bırakanın iradesinden bağımsız olarak güçlendirilmiş olup, miras bırakanın bu hak üzerinde tasarrufta bulunması yasaklanmıştır.

Miras hukukunda yukarıda belirtilen TMK 505. maddeye göre mirasçı olarak alt soyu, ana ve babası veya eşi bulunan miras bırakan, mirasının ancak saklı paylar dışında kalan kısmı üzerinde ölüme bağlı tasarrufta bulunabilir.

Miras eşin saklı payı, sağ kalan eş için birlikte mirasçı oldukları kişilere göre değişmektedir:

Miras eşin saklı payı, alt soy veya ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçı olması halinde yasal miras payının tamamıdır. Yani sağ kalan eş bu durumda, payına düşmesi lazım gelen tüm mirası alır. Miras bırakanın, sağ kalan eşin saklı payına tecavüz eden ölüme bağlı tasarruf geçerli değildir.

Miras eşin saklı payı, sağ kalan eş için alt soy veya ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçı olması halinde yasal miras payının tamamı iken diğer hallerde yasal miras payının dörtte üçüdür.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Miras hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek miras statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile miras davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir miras avukatı arayışınızda, miras hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, miras süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile miras davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “miras eşin saklı payı” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

İzmir Avukat

İzmir Avukat Danışma

Online Avukat ve Hukuki Danışmanlık

Karaçanta Avukatlık ve Hukuki Danışmanlık, uzman olduğu tüm konularda genel hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Başka ülkede veya şehir dışında olan veya zaman bulamadığı için ofisimize gelme imkanı olamayanlar için internet üzerinden izmir avukat danışma “Online Hukuki Danışmanlık Hizmeti” verilebilmektedir. 

Danışmanlık hizmeti almak için, bulunduğu ülke ve şehir fark etmeksizin randevu almak için iletişime geçin. Danışmanlık, talep üzerine yazılı veya sözlü olarak verilmektedir. Yazılı danışmanlık hizmetini isteyen kimseyle e-posta üzerinden yazılı olarak hukuki sorulara cevap verilmektedir.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuki Danışmanlık, uzmanlık alanı olduğu tüm konularda hukuki tecrübe ve bilgi birikimiyle hukuki mücadelenizde sizlere avukat danışmanlık hizmeti vermektedir. Online hukuki danışmanlık hizmeti alacak kimsenin talebi üzerine WhatsApp, Skype, Facebook, Zoom vb. gibi uygulamalar üzerinden 7/24 avukat danışma hattına başvuruda bulunarak yazılı veya sözlü olarak danışma hizmeti almak istediğinizi bildirebilirsiniz. 

Online olarak görüntülü veya sesli aramayla gerçekleştirilen danışmanlık hizmeti ile yüz yüze yapılan danışmanlıkla aynıdır. Teknolojinin gelişmesi ile şehir dışında olan veya zamanı olmayan kimselere ofise gelmesi gerek kalmadan hukuki sorunları adına danışmanlık hizmeti verilebilmesi mümkün kılınmıştır. Böylelikle teknoloji sayesinde hızlı ve güvenli bir şekilde hukuki sorunlara dair detaylı bilgilendirmede bulunma mümkün hale gelir.

Danışmanlık hizmetinde taraflar arasında avukat-müvekkil ilişkisi kurulmamaktadır. Vekalet ilişkisi ancak avukat adına noter aracılığıyla vekaletname düzenlenmesi ile mümkündür. Danışmanlık hizmeti ile yalnızca hukuki sorunlara dair yanıtlar verilecek, süreç konusunda detaylı bilgilendirmede bulunulacaktır. 

Hukuki sorunlara dair paylaşılan bilgiler, avukatın sır saklama yükümlülüğü altında gizli tutulacaktır. Avukat kanun ve meslek etiği gereği danışmanlık hizmetinde edindiği bilgileri kesinlikle üçüncü kişilerle paylaşmayacaktır.

Neden Online Danışmanlık Hizmeti?

Danışmanlık hizmeti alan kimsenin hukuki süreç hakkında bilgilendirilmesi, hangi haklara sahip olduğu, neleri talep edebileceğini detaylı olarak öğrenmesi gerekmektedir. Profesyonel olarak hukuki hizmet ile ileride doğma ihtimali olan hukuki kayıpların önüne geçilip, hukuki bilinç olur. Verilen danışmanlık hizmeti, hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Zamanı olmayan ya da ülke veya şehir dışında bulunan kimseler online olarak sanal avukat soru sorma hizmetinden bu şekilde yararlanarak danışmanlık hizmet alarak bilinçlenmiş olacaktır.

WhatsApp Üzerinden Online Avukat Danışma

Online danışmanlık hizmeti almak isteyen kimse, büromuzun iletişim numarasından bizlere ulaşabilir. Hangi konuda bilgi almak istediğini ve uygun olduğu gün ile saatleri belirterek randevu alabilecektir. Hukuki soru sormak isteyen kişi, WhatsApp ve Google Hangouts üzerinden görüntülü veya sesli danışmanlık hizmeti almak istiyor ise mutlaka bu konuda da bildirimde bulunmalıdır.

Danışmanlık hizmeti alacak olan kimse görüşme öncesinde sorularını hazırlamalı, belgeler üzerinden soru yöneltecek ise WhatsApp numaramız veya e-posta adresimiz üzerinden belgeleri göndermelidir. Belirlenen randevu gün ve saatinde WhatsApp üzerinden arama gerçekleştirilerek danışmanlık hizmeti verilecektir.

Skype Üzerinden Online Avukat Danışma

Skype üzerinden cep telefonu, tablet veya bilgisayar aracılığıyla görüntülü veya sesli görüşme gerçekleştirilebilmektedir. Online danışmanlık hizmeti almak isteyen kimse, hizmeti Skype üzerinden talebi belirterek gerçekleştirir. İzmir avukat ile görüşülecek gün ve saat konusunda mutabakata varılması halinde Skype hesabı üzerinden görüşülür.

Zoom Üzerinden Online Avukat Danışma

Zoom uygulaması ile bilgisayar üzerinden görüşme sağlanılmaktadır. Kişi, bilgisayar ekran paylaşımını bu uygulama ile sağlayabilmektedir. Online danışma hizmetini Zoom ile gerçekleştirmek isteyen kimse, danışmanlık hizmeti için bu talebini özellikle belirtmelidir. Danışmanlık alan kimse, Zoom üzerinden hukuki sorunlarına dair ekran paylaşımında bulunarak; belge üzerinden hukuki sorularına da yanıt alabilmektedir.

Online Hukuki Danışmanlık Hizmetinde Neler Sorulabilir?

Avukat tarafından verilen hukuki danışmanlık hizmetinde; hukuki mücadele veya uyuşmazlığa dair her türlü sorunlar dile getirilerek süreç hakkında detaylı bilgi almaktadır.

  • Kişi, dava açmayı düşünüyorsa yasal hakları neler, davada hangi talep hakkı bulunur; delilleri var ise delillerin hukuka uygun olup olmadığı,
  • Kendisi dava açmış ise yargılama aşamasında gelinen noktada hukuki değerlendirilmenin yapılması, sürecin nasıl işleyeceği,
  • Kendisine karşı dava açılmışsa; ne gibi hakların olduğu, hukuki uyuşmazlığın detaylandırılması, savunmasına yönelik delillerin neler olduğuna dair detaylı görüşme,
  • Sözleşme, ihtarname, ödeme emri, mahkeme kararı gibi belgelerin incelenmesi gibi yazılı dokümanların değerlendirilmesi gibi; herhangi bir hukuki mücadelede her türlü hukuki soruları cevaplandırma olanağı bulunmaktadır.

Online Hukuki Danışmanlık Ücretli Midir?

İzmir avukat danışma avukatın vereceği danışmanlık hizmeti ücretsiz olmamaktadır. Avukatlar, Türkiye Barolar Birliğine tabi olup ücretsiz danışmanlık hizmeti vermesi halinde hakkında disiplin cezası uygulanmaktadır. Bu nedenle danışmanlık hizmeti alan kimse; her yıl TBB tarafından belirlenen Avukatlık Asgari Ücret Tarifesindeki danışmanlık ücretinin ödenmesi gerekmektedir.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Miras ve aile hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras ve boşanma davalarına bakmaktayız. Tecrübemizi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek dava öncesinde statünüzün / haklarınızın belirlenmesiyle davanıza bakmaktayız. Davanızda en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir boşanma avukatı, izmir miras avukatı arayışınızda; miras ve aile hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltip, miras ve boşanma süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile dava ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “izmir avukat danışma” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Miras Hukuku

Ortaklığın Giderilmesi Davası (İzale-i Şüyu Davası)

Ortaklığın giderilmesi davası; paylı ya da elbirliği mülkiyetine konu olan mülkiyetin giderilmesi ve kişisel mülkiyete geçmeyi sağllar. Bı durum tüm taraflar için benzer sonuçları doğuran dava türü olarak bilinmektedir.

Türk Medeni Kanunu mülkiyet hakkını “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.” şeklinde tanımlamaktadır.

Paylı Mülkiyet Nedir?

Paylı mülkiyet; birden çok kişinin maddi olarak bölünmemiş bir şeyin tamamına belli paylarla malik olmasıdır. Paylı mülkiyette paylar bellidir ancak paylar üzerinde bölünme olmamıştır. Başka şekilde belirlenmedikçe, paylar eşit sayılır. Paydaşlardan her biri kendi payı bakımından malik hak ve yükümlülüklerine sahip olur. Paylı mülkiyette paydaşlar paylarını  devredilebilirler, rehin edilebilirler ve alacaklılar tarafından haczettirilebilirler.

Elbirliği Mülkiyet Nedir?

Kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluklar dolayısıyla tarafların mallara birlikte malik olması durumuna elbirliği mülkiyeti denilmektedir. Elbirliği mülkiyetinde; paylı mülkiyetten farklı olarak ortakların belirlenmiş payları yoktur her birinin hakkı ortaklığa giren malların tamamını kapsamaktadır. Elbirliği ile mülkiyette ortaklar birlikte hareket etmeleri gerekmektedir. Paylarını satamazlar, rehnedemezler ve paylar hazce konu olmaz.

Ortaklığın Giderilmesi Davasının Tarafları

Ortaklığın giderilmesi davası, tartışma konusu taşınır veya taşınmaz mallara ortak olan paydaşlar tarafından açılır. Tüm paydaşların ortaklığın giderilmesi davasında taraf olarak yer alması zorunludur. Paydaşlardan birinin ölümü halinde mirasçılık belgesinde (veraset ilamında) ismi geçen tüm mirasçıların ortaklığın giderilmesi davasına dahil edilmesi gerekmektedir.

Ortaklığın Giderilmesi Davasında Görevli Ve Yetkili Mahkeme

Ortaklığın giderilmesi davasında yetkili mahkeme taşınmazlardan birinin bulunduğu yer mahkemesidir. Görevli mahkeme ise Sulh Hukuk Mahkemesidir.

Ortaklığın Giderilmesinin Aynen Taksim Şeklinde Yapılması

Ortaklığın giderilmesi davasında taraflar anlaşamadıkları takdirde TMK md. 699 gereğince taraflardan birinin ortaklığın giderilmesinin aynen taksim suretiyle yapılmasını istemesi durumunda hakim tarafından aynen taksimin mümkün olup olmadığı incelenir. TMK md. 699/2 gereğince “Paylaşma biçiminde uyuşma sağlanamazsa, paydaşlardan birinin istemi üzerine hakim, malın aynen bölünerek paylaştırılmasına, bölünen parçaların değerlerinin birbirine denk düşmemesi hâlinde eksik değerdeki parçaya para eklenerek denkleştirme sağlanmasına karar verir.”

Aynen taksim suretiyle ortaklığın giderilebilmesi için taşınmazların boyutu, niteliği, taraf sayısı, imar durumları ve diğer tüm hususlar incelenmektedir. Aynen taksim suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmişse bu taksimin eşit değerlerde olması gerekmektedir. Eğer parçaların bedelleri birbirine eşit değil ise payların arasındaki fark kadar denkleştirme söz konusu olur. Kat mülkiyeti kurulabilen bir taşınmaz malda satış ile ortaklığın giderilmesi mümkün değildir.

Ortaklığın Giderilmesi Satış Suretiyle Yapılması

Taşınmazın aynen taksimi mümkün değil ise ya da taraflardan hiçbiri aynen taksimi istememiş ise ortaklığın giderimesi satış suretiyle olur. Taşınmazın satışı, açılan ortaklığın giderilmesi davasında yapılmamaktadır. Satış memurluğu ya da icra dairesi aracılığıyla taşınmaz satılarak ortaklık giderilmektedir.

TMK md. 699/3 gereğince “Bölme istemi durum ve koşullara uygun görülmezse ve özellikle paylı malın önemli bir değer kaybına uğramadan bölünmesine olanak yoksa, açık artırmayla satışa hükmolunur. Satışın paydaşlar arasında artırmayla yapılmasına karar verilmesi, bütün paydaşların rızasına bağlıdır.”

Ortaklığın Giderilmesi Davasının Süresi

Taraf sayısına ve dosyanın niteliğine göre değişmekle birlikte 10-12 ay içerisinde sonuçlanan davalardır. Ancak dosyada; tarafların çok fazla olması ya da taşınmazlarla ilgili farklı iddialarda bulunulması durumunda bu süreç çok daha uzun sürebilmektedir.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Miras hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek dava öncesinde statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile dava sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir miras hukuku avukatı arayışınızda, miras hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltip, dava süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile dava ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “izale-i şüyu” konusunda hukuki destek almak ve uzman avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Miras Hukuku

Miras Reddi Süresi

Miras reddi süresi, yasal süre içinde mirasçının red hakkını kullanabileceği süredir. Bu süre içinde mirasın reddi hakkının kullanılmaması halinde, miras kayıtsız şartsız kazanılmış olur.

Miras reddi süresi içinde mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya miras bırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan mirasçı mirası reddedemez. Bunun gibi, tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçı da mirası reddedemez.

Miras reddi süresi yasal mirasçılar ve atanmış mirasçılar açısından ayrı ayrı incelenir. Mirasçılar miras bırakanın ölümünü ölüm tarihinde öğrenmiş olabilecekleri gibi daha sonra da öğrenmiş olabilirler.

Yasal Mirasçılar

Yasal mirasçılar açısından miras reddi süresi mirasbırakanın ölümü tarihinden itibaren başlar. Ancak yasal mirasçıların bu süreyi daha sonra öğrendiklerini de iddia ve ispatlamaları mümkündür. Yasal mirasçılar için miras reddi süresi mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten itibaren 3 aydır.

Mirasın üç ay içinde reddolunmasına ilişkin bu süre hak düşürücü bir süredir. Hak düşürücü süreler, iddia olunmasa dahi hakim tarafından re’sen dikkate alınır.

Miras reddi süresi, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonraki bir tarihte ispat etmeleri halinde öğrenme tarihinden itibaren başlar.

Atanmış mirasçılar

Atanmış mirasçılar için miras reddi süresi, miras bırakanın ölüme bağlı tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten itibaren başlar.

Bunun dışında önemli olan bir nokta da, ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise miras reddedilmiş sayılır. Bu durum mirasın hükmen reddi olarak adlandırılır. Mirasın hükmen reddi için her zaman dava açılabilir. Ancak, yukarıda belirttiğim gibi, ret süresi içinde yani miras reddi süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlerine karışma, terekenin olağan işleri dışında kalan veya miras bırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapılması halinde veya tereke mallarının gizlenmesi, kendisine mal etme gibi hallerde açılacak dava red olunacaktır.

Diğer bir önemli nokta da gerçek reddin 3 aylık süreye tabi olmasına karşın hükmen reddin bir süreye tabi olmamasıdır. Yani hükmen red için her zaman dava açılabilir.

Mirasın Reddi Süresi Örnek Yargı Kararları

Davaya konu edilen olayda, davalının verdiği cevap dilekçesinde ve davalıların verdikleri temyiz dilekçelerinde, miras bırakanın terekesinin borca batık ve ödemeden aczinin açıkça belli olduğunu dile getirmişlerdir. İşte bu halde mirasın reddedilmiş olduğunun kabulü gerekir.

(YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ E. 2016/1060 K. 2016/8298 T. 23.6.2016)

Mirasın hükmen reddi davasının özelliği gereği ölüm tarihinde murisin ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır ( TMK m. 605/2 ). Mirasçılar Türk Medeni Kanununun 610. maddesinde yazılı aykırılık da bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir.

(YARGITAY 14. HUKUK DAİRESİ E. 2015/2918 K. 2016/4100 T. 5.4.2016)

Davacıların murisin banka hesabındaki parayı çekmesi TMK’nın 610/2 maddesine göre; terekeyi sahiplenme anlamına gelen bir davranış şeklidir. Bu sebeple davacıların mirası hükmen ret hakkının düştüğünün kabulü gerekeceğinden davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş; bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.

(YARGITAY 14. HUKUK DAİRESİ E. 2015/2896 K. 2016/4019 T. 4.4.2016)

Davacı mirasçı … ve dava dışı diğer mirasçıların 20.10.2008 tarihli ve 2008/300 Esas, 298 Sayılı mirasçılık belgesine göre 5.8.2009 tarihli ve 3038 Sayılı resmi senette belirtilen ve murisleri … oğlu … adına kayıtlı taşınmazlardaki payları tapuda kendi adlarına intikal ettirdikleri ve aynı resmi senetle dava dışı …’a satmış oldukları anlaşılmıştır. Bu işlem TMK’nın 610/2 maddesine göre terekeyi sahiplenme anlamına gelen davranış olmakla davacının hükmen ret hakkı düşmüştür.

(YARGITAY 14. HUKUK DAİRESİ E. 2015/12439 K. 2016/3994 T. 4.4.2016)

Murisin ölümü

Murisin ölümü ile, tereke bütün aktif ve pasifi ile mirasçılarına geçer. Murise ait vergi, prim vb. borçları da terekenin pasifi içerisinde olup terekeye dahildir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden murisin Y… Ltd. Şti. ortaklarından olduğu anlaşılmaktadır. Borcun, murisin şahsi borcu değil, ortağı ve temsilcisi olduğu şirketin sigorta primlerinden kaynaklanan borcudur. 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanunun 22.07.1998 tarihli 4369 Sayılı Kanunla değişik 35. maddesi hükmüne göre; limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu kanun gereğince takibe tabi tutulurlar. Aynı kanuna 25.05.1995 tarihli 4108 Sayılı Kanunla ilave edilen mükerrer 35. madde hükmüne göre de tüzel kişilerin malvarlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin şahsi malvarlıklarından bu kanun hükümlerine göre tahsil edilir. Şu halde açıklanan yasal hükümler gereğince murisin; “ortağı” ve “temsilcisi” olduğu şirketin, şirketin malvarlığından tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan vergi borcundan, şirket ortağı olarak “koyduğu sermaye hissesi oranında” doğrudan doğruya; “temsilcisi” olarak da şahsi sorumluğu söz konusudur.

(YARGITAY 14. HUKUK DAİRESİ E. 2015/5969 K. 2016/157 T. 12.1.2016)

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Miras hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek miras statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile miras davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir miras avukatı arayışınızda, miras hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, miras süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile miras davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “miras reddi” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Miras Hukuku

Mirasta Mal Paylaşımı ve Mirasçılık

Yasal Mirasçılık Nedir?

Mirasta mal paylaşımı bakımından iki çeşit mirasçı vardır bunlar yasal mirasçı ve atanmış mirasçıdır.

  • Yasal mirasçılar kanundan doğan mirasçılardır. Yasal mirasçıların üzerinde miras bırakanın tasarruf yetkisi yoktur. Diğer adıyla kanuni mirasçılık Medini Kanunun 495-501 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Kanun yasal mirasçıları miras bırakanın üst soyu ,alt soyu , evlatlık ve eş olarak saymıştır.
  • Atanmış mirasçı, miras bırakanın kendi özgür iradesiyle mirasının bir kısmını veya tamamını belirli bir kişiye bırakmasıyla mirasçı olan kişidir.

Murisin ölümü halinde mal paylaşımı, özellikle son yıllarda çok sayıda karşılaşılan mirastan mal kaçırma davaları nedeniyle karmaşık hukuki sorunların ortaya çıkmasına sebep olmaktadır.

Mirasta Mal Paylaşımı ve Derece (Zümre) Sistemi

Medeni Kanunu mirasta zümre sistemini benimsemiştir. Yasal mirasçı olmanın temelini zümre sistemi (derece sistemi) oluşturmaktadır. Medeni kanuna göre yasal mirasçılık ancak üçüncü dereceye kadar sirayet eder. derece sistemini kısaca anlatacak olursak; 1. derecede miras bırakanın çocukları ve torunları ayrıca belirtmek gerekir ki evlatlık ve evlatlığın çocuğu da 1.derece mirasçıdır. 2.derece miras bırakanın anne ve babasıdır eğer anne ve baba hayatta değilse anne ve babanın çocukları mirasçıdır. 3.derece miras bırakanın amca, dayı, hala ve teyzesinden oluşur. Dikkat edilmesi gereken 3.dereceden sonraki kan hısımları yasal mirasçı değildir yani amca çocukları, dayı çocukları yani kuzenler yasal mirasçı değildir.

  • Bir önceki derecede (zümrede) mirasçı olması bir sonraki zümrenin mirasçı olmasını engeller. Örneğin, 1. derecede kanuni mirasçılık hakkına sahip altsoy (çocuklar) varsa, 2. Derecede kanuni mirasçılık hakkına sahip olan miras bırakanın anne-babası miras hakkına sahip olamaz.
  • Zümre içinde ön sıradaki mirasçı, bir alt sıradaki mirasçının mirasçılığını engeller.
  • Zümre başları ve kök başları hayatta ise altsoyları mirasçı olamaz.

Mirasta Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?

Derece sistemi nedeniyle mal paylaşımına birinci dereceden başlanır. Birinci derece mirasçılar yoksa sırasıyla ikinci ve üçüncü derece mirasçılar arasında paylaşım yapılır. Miras bırakanın eşi zümre mirasçısı değildir her dereceyle birlikte belli oranlarda miras hakkına sahiptir. Medeni hukuk sisteminde üç tane zümre kabul edilmiştir. Üç dereceli zümre sistemi şu şekildedir:

Birinci Derece (Zümre) Yasal Mirasçılar

Miras bırakanın ölümü üzerine birinci derece (zümre) mirasçıları onun altsoyudur. Altsoy, miras bırakanın çocukları, torunları ve bunlardan doğanların tamamını kapsar. Murisin çocukları zümre başı olarak kabul edilir. Çocuklar eşit şekilde mirasçılık hakkına sahiptir. Çocukların miras bırakandan önce ölmüş olması halinde ölen çocuğun miras payı aynı şekilde halefiyet yoluyla kendi mirasçılarına geçer.

İkinci Derece (Zümre) Mirasçılar

Murisin ölümü üzerine ikinci derecede (zümrede) miras hakkına sahip olan mirasçılar, miras bırakanın (murisin) ana ve babasıdır. Anne-babanın mirasçı olabilmesi için ilk derecede hiç mirasçı kalmamış olması gerekir. İkinci derecede mirasçı olan ana ve baba eşit miras paylarına sahiptir. Eğer miras bırakanın ana ve babası kendisinden önce ölmüş ise bu durumda bunların altsoyları halefiyet yoluyla mirasçılık hakkına sahip olacaktır. Yani aslında burada miras bırakanın kardeşleri mirasçı konumuna geçecektir. Eğer anne veya baba tarafının herhangi birinde hiç mirasçı yok ise bütün miras diğer tarafa kalacaktır. Örneğin; miras bırakan (muris) A’nın annesi B ve babası C hayatta ise bu durumda miras payları eşit olacaktır. Ancak, baba C, miras bırakan A’dan önce ölmüş ise bu durumda C’nin mirasçıları var ise miras onlara geçecek, eğer mirasçısı yok ise kendi miras payı da B’nin olacaktır.

Üçüncü Derece (Zümre) Mirasçılar

Murisin ölümü üzerine üçüncü derece (zümre) mirasçılar murisin büyükanne ve büyükbabasıdır. Ancak bunların mirasçı olabilmeleri için birinci derecede (zümrede) ve ikinci derecede (zümrede) mirasçı olmaması, yani miras bırakanın altsoyunun, ana ve babası ile onların alt soyunun miras bırakandan önce ölmüş olması gerekir.

Miras bırakanın (murisin) kendisinden önce ölmüş olan büyükanne ve büyükbabasının yerlerini halefiyet yoluyla kendi altsoy mirasçıları alacaktır. Yani, büyükanne veya büyükbaba miras bırakandan önce ölmüş ise bunların altsoyu olan çocukları; miras bırakanın amca, hala, teyze ve dayıları ile onların altsoyları mirasçılık hakkına sahip olacaktır. Ancak burada miras bırakanın eşi sağ ise ve zümre başlarının tümü ölmüş ise (büyükbaba ve büyükanne ölmüşse), sadece zümre başlarının çocukları, yani miras bırakanın amca, hala, dayı ve teyzesi mirasçı olabilirler. Hala, dayı, amca ve teyzenin ölmüş olması ve miras bırakanın eşinin varlığı bunların altsoylarının mirasçılığını engeller. Yani, bu durumda sağ kalan eş tek başına mirasçı olur.

Mirasta Mal Paylaşımında Zümre Başı (Derece Başı) Nedir?

Zümre başı, mirasta mal paylaşımı esnasında her zümrede ilk sırada miras hakkına sahip kişidir. Zümre başı yaşıyorsa onun altsoyu miras hakkına sahip değildir. Birinci derece mirasçıların zümre başı, murisin (miras bırakan) çocuklarıdır. İkinci derece mirasçıların zümre başı miras bırakanın anne babasıdır. Üçüncü derece mirasçıların zümre başı ise büyükanne ve büyükbabadır.

Evlilik Dışı Çocukların Yasal Mirasçılığı

Evlilik dışında doğan çocukların baba yönünden mirasçı olabilmeleri için; soybağının tanıma ya da hakim kararı ile kurulması gerekir. Soybağının kurulması halinde, evlilik dışı çocuklar baba yönünden tıpkı evlilik içi hısımlar gibi miras payı alırlar; aksi halde mirasta mal paylaşımı sırasında hak sahibi olamazlar (MK m. 498).

Evlatlık ve Altsoyunun Kanuni Mirasçılığı

Medeni Kanun’da kan hısımlığı esasına dayalı olarak; düzenlenen zümre mirasçılığı sisteminin tek istisnası evlatlık ve evlatlığın altsoyudur. Medeni kanuna göre evlatlık ve altsoyu, onu evlat edinen kişiye kan hısmı gibi mirasçı olurlar. Aynı zamanda evlatlığın gerçek ailesindeki mirasçılığı da devam eder. Yani evlatlık ve altsoyu miras bırakanın kendi altsoyu ile aynı haklara sahip olur (MK m. 500). Evlatlık ve altsoyunun mirasçılığının bazı özelliklerine değinmekte fayda vardır.

Evlatlığın mirasçılığı miras bırakan bakımından tek yönlüdür. Yani evlatlık sadece evlat edine mirasçıdır. Bununla birlikte evlatlık alan evlat edinilene mirasçı olamaz. Ayrıca evlat edinen gerçek ailesi bakımından miras hakkı saklıdır. Kısaca evlatlık ve altsoyu miras bırakanın kendi altsoyu ile aynı haklara sahip olur (MK m. 500).

  • Evlatlık, hem kendisini evlat edinen kişilerin mirasçısıdır hem de kan bağına sahip olduğu ailesinin mirasçısıdır. Yani, mirasta mal paylaşımı sırasında evlatlık ve altsoyu; hem kendi ailesinden hem de evlat edinenden miras alırlar ( MK m. 500).
  • Evlatlık ve altsoyu sadece evlat edinene mirasçı olurlar; yani evlat edinenin hısımlarına mirasçı olamazlar (MK m.500).
  • Evlat edinen ile evlatlık ve onun altsoyu arasındaki mirasçılık tek yönlüdür; evlatlık ve onun altsoyu evlat edinene mirasçı olurken, evlat edinen ve hısımları evlatlığın mirasçısı olamaz. Buradaki mirasçılık yasal mirasçılıktır.

Eşin Mirasçılık Hakkı ve Mirasta Mal Paylaşımı

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki eş herhangi bir zümre mirasçısı değildir. Sağ kalan eş hangi derecenin (zümrenin) mirasçılık hakkı var ise, o zümreyle birlikte mirasçı olur. İlk iki derecede (zümrede) hiç mirasçı yoksa ve üçüncü zümrede de zümre başları ile onların çocukları miras bırakandan önce ölmüş ise eş tek başına mirasçı olacak ve devletin mirasçılığını engelleyecektir. Eşin bu tek başına mirasçılığından kasıt onun yasal mirasçılığıdır. Aksi halde atanmış mirasçı var ise eş bunlarla beraber mirasçı olacaktır. Şimdi eşin miras paylarının zümreler ile beraber örneklerle açıklayalım.

Eşin Tek Başına Miras Hakkına Sahip Olduğu Haller

Birinci ve ikinci zümrede hiç mirasçı yoksa, üçüncü zümrede de zümre başları ve onların çocukları hayatta değilseler, eş tek başına mirasçı olacaktır (MK m. 499). Yani, üçüncü derecede eş sadece büyükana ve büyükbaba ve amca, dayı, hala, teyzeleri ile birlikte mirasçı olabilir. Eğer bunlardan herhangi biri yoksa, eş tek başına kanuni mirasçı olacaktır. Yani üçüncü derecede miras bunların da çocuklarına geçemeyecektir. Eşin varlığı bunların altsoyunun mirasçılığına engel olmaktadır.

Kısaca ilk iki zümrede hiç mirasçı yoksa ve üçüncü zümrede de; zümre başları ile onların çocukları miras bırakandan önce ölmüş ise eş tek başına mirasçı olur. Burada eşin varlığı devletin de mirasçılığına engel olmaktadır.

Eşin Mirasçılığının Bazı Özellikleri

  • Boşanma davasının kesinleşmesi ile artık eşler birbirine mirasçı olamazlar (MK m181). Burada eşlerin birbirleri lehine yaptığı ölüme bağlı tasarruflar da kendiliğinden ortadan kalkar. Ancak bunun aksi kararlaştırılabilir. Boşanma davası devam ederken davacı eşin ölmesi halinde davaya mirasçılardan birinin devam ederek; davalının kusurunu ispat etmesi halinde artık sağ kalan eş, artık ölen eşe mirasçı olamaz ve lehine yapılan ölüme bağlı tasarruflarla bir hak talep edemez. Aksi halde evlilik ölümle sonuçlanmış olur ve sağ kalan eşin mirasçılığı devam eder (MK m. 181/II).
  • Evlenmenin butlanını dava etme hakkı mirasçılara geçmez. Ancak mirasçıların açılmış olan davaya devam etmeleri mümkündür. Dava sonucunda evlenme sırasında iyi niyetli olmadığı anlaşılan sağ kalan eş, yasal mirasçı olamaz ve daha önce lehine yapılmış ölüme bağlı tasarruflardan kaynaklı hakları kaybeder (MK .159).

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Danışmanlık – izmir avukat

Miras hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek miras statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile miras davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir miras avukatı arayışınızda, miras hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, miras süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile miras davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “miras mal paylaşımı” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

İzmir Avukat

izmir Avukat Hukuk

izmir avukat hukuk danışmanlığı ve hukuki süreçlerinizde sizleri destekleyerek yanınızda olması gereken avukatlık hizmeti büyük önem ve değer arz etmektedir. İzmir’de davalarınız ve hukuki konularınız için alanında başarılı izmir avukat ihtiyaç duyulmaktadır.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuki Danışmanlık genellikle izmir merkezli avukat bürosudur. İzmir avukat arayışlarınızda hukuki çözüme ulaştırma aşamasında desteğimiz tamdır. Türkiye ve yurtdışında çok sayıda çözüm ortağı ile müvekkillerine avukatlık hizmetini başarıyla sunmaktadır. izmir’de iyi avukat tavsiyelerinde bizleri tercih eden müvekkillerimiz ile hukuki süreçlerini başından sonuna kadar desteklemekteyiz. Müvekkillerimizin dava süresince hukuki süreçlerinin takibini yapmaktayız.

Güncel hukuki meseleleri takip eden İzmir Hukuk Büroları; Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay güncel emsal kararları revizyonist bakış açısı ile uygulamaya koymaktadırlar.

İzmir avukat ve hukuk büroları, hukuki ihtilafların çözümü hususunda avukatlık hizmetlerini en iyi şekilde sunmakla beraber kurumsal yatırımlar ve finansal sözleşmelerin kurulması aşamasında ileride doğması muhtemel ihtilafları önlemek gayesiyle hukuki danışmanlık hizmetini de sağlamaktadır.

Sonuç olarak, İzmir avukat hukuk olarak karşılaştığınız hukuki sorunlarınızı bir bütün olarak değerlendirir. En doğru ve en hızlı çözüm yolunu siz değerli müvekkillerine sunar. Hukukun üstünlüğü prensibi ile çalışmalarımıza izmir avukat hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmetlerimizi sunmaktayız. Tüm hukuki sorunlarınızda izmir avukatlarımıza danışabilirisiniz.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Miras ve aile hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras ve aile davalarına bakmaktayız. Edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek statünüzün / haklarınızın belirlenmesinde kullanmaktayız. Davanız sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir avukatı arayışınızda, davanız ile ilgili olarak,  avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltip; dava süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile davanızın ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “izmir avukat konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Miras Hukuku

Vasiyetname

Vasiyetname Hazırlama

Vasiyetname, tek taraflı ölüme bağlı tasarruf işlemidir. Türk Medeni Kanununda üç tür vasiyetname düzenlenmiştir ve sınırlı sayıda sayılmıştır. Kanunda düzenlenen vasiyetname türleri dışında başka bir vasiyetname düzenlenemez.

1-) Resmi Şekilde Vasiyetname Hazırlama

Resmi memur tarafından düzenlenir. Sulh hakimi, resmi memur, noter veya kanunla kendisine bu yetki verilen diğer bir görevlilerdir(Ör: Konsoloslar) (TMK 532). Resmi vasiyetname için iki tane tanık gereklidir. Resmi vasiyette memur ve tanık olamak için;

  • fiil ehliyetine sahip olmak,
  • bir ceza mahkemesi kararıyla kamu hizmetinden yasaklı olmamak,
  • okuryazar olmak,
  • miras bırakanın eşi, üstsoy ve altsoy kan hısımları, kardeşleri ve bu kişilerin eşlerinden olmamak gereklidir.

Medeni Kanun, okuma yazma bilenler ile okuma yazma bilmeyenler ile görme engelliler için iki ayrı vasiyetname şekli öngörmüştür.

Birinci durumda; tanıklar vasiyetin içeriğini bilmezler. Tanıklar dışarıya çıkar ve vasiyetçi son arzularını resmi memura beyan eder. Hazırlanan vasiyet önce mirasbırakan tarafından imza edilir, sonra noter tarafından imza edilir. Daha sonra tanıklar içeri girer ve vasiyetçi son arzularını tanıkların huzurunda içinden okur ve en son olarak tanıklar, vasiyetnamenin altına, vasiyetçinin beyanı huzurlarında yaptığını ve onun ölüme bağlı tasarruf yapmaya ehil gördüklerini şerh verip, el yazısıyla imzalar.

İkinci durum; ise tanıkların huzurunda vasiyetçi son arzularını beyan eder ve bu arzular yazılı hale getirilir. Vasiyetçinin okuma yazma bilmemesi veya görme engelli olması halinde tanıkların vasiyetin içeriğini bilmemesi gibi bir ihtimal söz konusu olamaz. Tanıkların bulunması zorunluluktur, noter tanıkların önünde vasiyetnameyi yüksek sesle okur, bu husus geçerlilik şartıdır.

Resmi vasiyetnamenin düzenlenmesine katılan memura ve tanıklara, bunların üstsoy ve altsoy kan hısımlarına, kardeşlerine ve bu kişilerin eşlerine o vasiyetname ile kazandırmada bulunulamaz.

Resmi vasiyetnameyi düzenleyen memur, vasiyetnamenin aslını saklamakla yükümlüdür.

2-) El Yazılı Vasiyetname

El yazılı vasiyetname, mirasbırakanın baştan sona kendi el yazısıyla yazarak tarih koyduğu ve altını imzaladığı vasiyetname türüdür. Bu şartlar geçerlilik şartları olup, birisinin dahi olmaması halinde el yazılı vasiyetnamenin iptal sebebidir . Saklamak üzere açık veya kapalı olarak notere, sulh hakimine veya yetkili memura bırakılması isteğe bağlıdır. Resmi vasiyetnamedeki gibi zorunluluk yoktur (TMK 538). Vasiyetnameye sonradan ekler yapılacaksa yeni bir vasiyetname hazırlanıyormuş gibi bütün şekil şartlarına uyulması gerekir.

3-) Sözlü Vasiyetname

Mirasbırakanın olağanüstü bir halin varlığı sebebiyle diğer iki vasiyet türünden birini yapamaması halinde meydana gelir. Bu olağanüstü haller ölüm tehlikesi, ulaşımın kesilmesi, savaş vb. hallerdir.

Bunun için mirasbırakan, son arzularını iki tanığa anlatır ve onlara bu beyanına uygun bir vasiyetname yazmaları veya yazdırmaları görevini yükler (TMK539).

Buradaki tanıklar, okuryazar olma harici resmi vasiyetnamede tanıklık için gereken şartlara sahip olmalıdır. Bu iki tanığın bu durumdan kurtulur kurtulmaz; derhal sulh hakimine gitmesi ve bu arzuların yazılı hale gelmesini sağlamaları gerekir. Derhal hareket etmelerinin nedeni, yasal veya iradi mirasçılarla irtibata geçmek suretiyle vasiyetin içeriğinin zedelenmesinin ve vasiyetin içeriğini unutmalarının önüne geçmektir.

Mirasbırakan bu olağanüstü durumdan kurtulmasından itibaren; bir ay içinde diğer vasiyet yollarına müracaat etmemesi halinde sözlü vasiyet hükümden düşer.

Vasiyetin Ortadan Kalkması

Vasiyet tek taraflı bir hukuki işlemdir. Mirasbırakan her zaman açık veya örtülü olarak vasiyetten dönme hakkı vardır. Vasiyetten dönme vasiyetin tamamı veya bir kısmı üzerinde olur. Örneğin, mirasbırakanın başka bir vasiyet yapması; sağlar arası bir tasarrufla tereke konusu malı elden çıkarması vasiyetten dönmeye örnektir. Yine vasiyettin yok olması da, hükümden düşmesine yol açar.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Miras hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek miras statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile miras davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir miras avukatı arayışınızda, miras hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltip miras süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile miras davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “vasiyet konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Aile Hukuku

Vesayet ve Vasi Ne Demektir?

Vesayet, reşit olmamış küçüklerin ve yasal hakları kısıtlanmış olan kısıtlıların haklarının korunmasını ve hukuken temsil edilmesini sağlayan ve kamu görevi sayılan bir kurumdur.

Vasi Ataması Ne Demektir?

Reşit olmamış küçük ve kanuni hakları kısıtlanmış kişilere mahkemece atanan yasal temsilciye vasi denir. Mahkeme tarafından vasi atanır.

Vasi Tayini Gerektiren Durumlar

Vasinin tayini yani vasi atama sebeplerinin iki durumu mevcuttur. Bunlardan birincisi yaş küçüklüğü diğeri kısıtlılık halidir. Kanunda belirtilen haller sınırlı sayıdadır. Bu sebepler dışında başka bir sebepten dolayı vasi atanamaz.

A-) Yaş Küçüklüğü Nedeni İle Vasi Ataması

Reşit olmayan küçüklere normal şartlarda kanuni temsilcisi velisidir. Ancak herhangi bir sebepten dolayı velisi bulunmayan küçüklerin kanuni zorunluluk olarak vasi atanır. Bu nedenle yaş küçüklüğü kanunen zorunlu vasi atama sebebidir.

B-) Kısıtlılık Kararı

Vasi tayinin gerektiren ikinci durum ise kısıtlılık kararıdır. Kısıtlılık kararını gerektiren durumlar ise Türk Medeni Kanununda tek tek sayılmıştır.

  • Akıl hastalığı veya zayıflığı
  • Alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı
  • Kötü yaşam tarzı
  • Kötü yönetim
  • Savurganlık
  • Hapis cezası
  • Kişinin kendi talebi

Vasi Tayini Nasıl Yapılır?

Vasi tayini sulh hukuk mahkemesinde dava açmak suretiyle yapılacaktır. Vasinin seçimi ise; eğer mümkünse vesayet altına alınan kişinin veya onun anne babasının göstereceği kişiler vasi olarak atanır. Ancak vasi ataması yapacak hakim , vasinin vesayet altına alınan kişinin temsil edilmesi ve haklarını koruması açısından yerleşim yerine yakın vasiyi tercih edecektir.

Kimler Vasi Olamaz?

  • Reşit olmayanlar
  • Kısıtlılar
  • Kamu hizmetinden yasaklı olanlar
  • Haysiyetsiz bir yaşam sürenler
  • Vesayet alınan kişi ile arasında çıkar çatışması olanlar

vasi olarak atanamaz. Bu durumda kişi vasi olamaya gönüllü olsa bile şartaları sağlamadığından dolayı vasi olarak atanamayacaktır. Hakim tarafından bir başka alternatif vasi ataması yapılacaktır.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Boşanma ve aile hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de boşanma davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek boşanma öncesinde statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile dava sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir boşanma avukatı arayışınızda, boşanma ve aile hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltip, boşanma süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile dava ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “vasi” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Miras Hukuku

Miras Paylaşım Sözleşmesi

Miras payının devri açılmış veya açılmamış miras payının devri şeklinde de olabilir. Mirasçılar kendi aralarında miras paylaşım sözleşmesi yapabilirler.

TMK 677 paylaştırmadan önce devri düzenlenmiştir. Miras açılmadan önce miras payının devri ise TMK 678 de düzenlenmiştir.

Mirasın açılmasından önce yapılan sözleşmeler mirasbırakanın katılması ile mümkündür aksi durumda sözleşme geçersizdir.

TMK 677/1 mirasçılar arası devri düzenlemiştir.

TMK 677/1 ” Terekenin tamamı veya bir kısmı üzerinde miras payının devri konusunda mirasçılar arasında yapılan sözleşmelerin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır.”

Mirasçılar kendi aralarında miras paylaşım sözleşmesi yapabilirler ve bu sözleşme mirasçıları bağlar. Burada dikkat edilmesi gereken sözleşmenin yazılı şekilde yapılmasıdır.

TMK 677/2 “Bir mirasçının üçüncü kişiyle yapacağı böyle bir sözleşmenin geçerliliği, noterlikçe düzenlenmesine bağlıdır. Sözleşme bu kişiye paylaşmaya katılma yetkisi vermez; sadece paylaşma sonunda mirasçıya özgülenen payın kendisine verilmesini isteme hakkını sağlar.

Mirasçı kendi payı üzerindeki hakkını üçüncü kişilere devredebilir; ancak bu sözleşmenin geçerlik şartı resmi şekilde yapılmasıdır. Bu sözleşme üçüncü kişiye paylaşmaya katılma yetkisi vermez. Üçüncü kişi sadece sözleşme ile elde ettiği payın kendisine verilmesini isteme hakkı vardır.

Mirasın Açılmasından Önce Yapılan Sözleşmeler

Bu TMK 678. madde düzenlenmiştir. TMK çok 678/1″ Mirasbırakanın katılamsı veya izni olmaksızın bir mirasçının henüz açılmamış bir miras hakkında diğer mirasçılar veya üçüncü bir kişli ile yapacağı sözlemeler geçerli değildir. “

TMK678/2 ” Böyle bir sözleşme gereğince yerine getirilmiş olan edimler geri verilmesi istenebilir.”

Miras açılmadan önce miras payının devri ancak mirasbırakanın katılımı ile olur. Miras payının miras bırakan sağ iken devredilmesine ilişkin düzenleme Türk Medeni Kanunu madde 678’de yer alan düzenlemeye göre miras bırakanın miras payının devrine katılması veya izni bulunması gerekmektedir. Aksi halde henüz mirasçının açılmamış olan miras hakkında diğer mirasçılar ve üçüncü bir kişi ile yapacağı sözleşme geçerli olamayacaktır. Açılmamış olan terekede miras hakkının devredilmesi konusu , beklenen olarak nitelendirilen miras hakkıdır. Yapılacak olan miras payının devri sözleşmesi ileride kazanılacağı düşünülen (miras bırakanın vefatıyla kazanılacak)  bir muhtemel haktır. Mirasçı payını devretse dahi tereke borçlarından dolayı diğer mirasçılarla birlikte sorumluluğu bitmeyecektir. Miras haklarını devralan kimse malların paylaştırılmasının sonucu hakkına düşen hisseyi tereke mallarını talep edebilecektir.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Miras hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek miras statünüzün /haklarınızın belirlenmesi; miras davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir miras avukatı arayışınızda, miras hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru sorun, miras süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile miras davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “miras paylaşım sözleşmesi” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Miras Hukuku

Veraset İlamı

Veraset ilamı (mirasçılık belgesi), mirasçıların mirasta hak sahibi olduklarını ve miras paylarını gösteren resmi belgedir.

Ölümle birlikte murisin mirası açılmaktadır. Miras paylaşımı yapılıncaya kadar tüm mirasçılar terekedeki bütün mallara elbirliği ile malik olur.

Mirasçılar, terekede bulunan taşınır malları ya da mirasbırakanın (murisin) taşınmaz mallarını fiilen kullanabilirler. Ancak taşınmaz mallar üzerinde tasarrufta bulunmak ya da; miras bırakanın bankadaki parasını çekebilmek gibi veraset işlemleri için mirasçı olduklarını ispat şarttır. İşte veraset ilamı bu noktada devreye girer ve mirasçıların miras haklarını 3. kişilere ispata yarar.

Bununla birlikte veraset ilamı en çok atanmış mirasçılar için önem taşır. Mirasbırakan vasiyetname ile ya da miras sözleşmesi yaparak yasal mirasçılar dışında bir kişiyi de mirasçı atadı ise bu kişinin miras üzerindeki hakkını ispat edebilmesi ancak veraset ilamıyla (mirasçılık belgesi) mümkün olmaktadır.

Son olarak aşağıda açıklanacağı üzere verasetin intikal vergisinin ödenebilmesi için de veraset ilamının alınması zorunludur.

Veraset İlamını Kimler Talep Edebilir?

Veraset ilamını talep etme hakkı; kanunen yasal mirasçılar ve atanmış mirasçılara tanınmıştır. Ancak Yargıtay kararlarına göre mirasbırakanın alacaklıları da alacaklarını garanti altına almak adına; mirasçıların tespiti için veraset belgesi düzenlenmesini isteyebilirler. Alacaklıların mirasçılar adına veraset ilamını talep edebilmesi için İcra Müdürlüğü’nden onay alması gerekmelidir.

Veraset İlamı Almak İçin Mirasçıların Birlikte mi Başvuru Yapmaları Gerekir?

Hayır. Başvuruyu mirasçılardan herhangi biri yapması yeterlidir. Veraset ilamının bir kez alınması yeterlidir. İlamı tüm mirasçıların kullanması mümkündür.

Veraset İlamı Nasıl Alınması

Veraset ilamını alınabilmesi için esas itibariyle Mahkemeye bir dilekçe ile talepte bulunulması gerekir. Ancak şartları sağlıyorsa ve gerekli belgelerle birlikte mirasçıların noterden de veraset ilamını almaları mümkündür.

Veraset İlamının Alınması?

Herhangi bir adliyedeki Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurmak gerekmektedir. Veraset işlemleri noterde yapılmak isteniyor ise yine herhangi bir Noter’e veraset ilamı ve gerekli belgelerle birlikte gidildiği takdirde veraset ilamı alınabilir.

Noterden Veraset İlamının Alınması?

Noterden veraset ilamı alınabilinmesi için öncelikle bazı şartların varlığı gerekir. Aksi takdirde Noter yetkisiz olduğu gerekçesiyle sizi Mahkemeye yönlendirecektir. Bu şartlar şunlardır;

  • Veraset ilamını talep eden kişinin ölenin yasal mirasçısı olması, yani mirasçı ile mirasbırakan arasında soy bağı bulunması,
  • Ölenin ya da mirasçılardan birinin yabancı olmaması. (çifte vatandaşlık ya da vatandaşlıktan çıkarılma durumlarında da Noterden veraset belgesi alınabilmesi mümkün değildir.),
  • Mirasçılardan birinin ya da ölenin evlatlık olmaması,
  • Ölenin ya da mirasçılardan birinin gaip olmaması,
  • Mirasbırakanın vasiyetname düzenlememiş ya da miras sözleşmesi yapmamış olmaması. (Mirasbırakan vasiyetnamesinde ya da miras sözleşmesinde yasal mirasçılar dışında bir kişiyi mirasçı atayabileceği için bu durumlarda veraset ilamını Mahkemenin düzenlemesi gerekmektedir.),
  • Mirasbırakanın ya da mirasçılardan ölüm tarihinin aynı gün olması. (Bu durumda hangisinin önce öldüğü ve kimin mirasçı kimin mirasbırakan olduğunun tespiti adına yargılama yapılması gerekmektedir.),
  • Mirasbırakan 23.11.1990 tarihinden önce öldüyse ve eşi hayattaysa veraset ilamı belgesi alınabilinmesi için Mahkemeye başvurmak gerekmektedir.

Bu şartların varlığı halinde mirasçılardan herhangi biri aşağıdaki belgelerle birlikte veraset ilamını almak için başvuru yapabilirler;

  • Mirasbırakanın ölüm belgesi,
  • Nüfus kayıt örneği ve
  • Veraset ilamının başvuru formu

Veraset ilamını noterden avukat aracılığı ile de alınması mümkündür. Bu durumda başvuru için gerekli belgelerin yanına bir de avukat vekâletnamesi eklemek gerekmektedir.

Veraset İlamı Davası

Veraset ilamı için herhangi bir Sulh Hukuk Mahkemesi’ne bir dilekçe ile talep edilmelidir.

Bu davanın davalısı yoktur. Veraset ilamında verilen dilekçede hasım gösterilmemektedir. Mahkeme mirasbırakanın ölüm kayıtlarını ve mirasçılara ilişkin nüfus bilgilerini incelemek için; Nüfus Müdürlüğü’nden gerekli belgeleri ister ve veraset ilamını düzenler.

Veraset İlamı Davaları Ne Kadar Sürer?

Veraset davası hasımsız bir dava türü olduğu için genel itibariyle kısa sürede sonuçlanmaktadır. Mahkemenin iş yüküne göre dava bir hafta içerisinde sonuçlanabildiği gibi bir ay da sürebilmektedir. Ölüm belgesi ve nüfus kayıt örneği gibi belgelerin veraset ilamı için verilen dava dilekçesine eklenmesi Mahkemenin araştırma süresini kısaltacağından dava daha hızlı sonuçlanması mümkündür.

Ancak bazı mirasçıların miras hakkına ilişkin olarak mirasçılar arasında uyuşmazlık varsa bu durumda mahkemenin araştırma yükü artacak, hakim gerekli gördüğü takdirde tanık dinleyecektir. Bu gibi durumlar yargılama sürecini uzatmaktadır.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Miras hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek miras statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile miras davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir miras avukatı arayışınızda, miras hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, miras süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile miras davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “veraset ilamı” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.