Kategori: Karaçanta

Miras Hukuku

Miras Reddi Süresi

Miras reddi süresi, yasal süre içinde mirasçının red hakkını kullanabileceği süredir. Bu süre içinde mirasın reddi hakkının kullanılmaması halinde, miras kayıtsız şartsız kazanılmış olur.

Miras reddi süresi içinde mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya miras bırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan mirasçı mirası reddedemez. Bunun gibi, tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçı da mirası reddedemez.

Miras reddi süresi yasal mirasçılar ve atanmış mirasçılar açısından ayrı ayrı incelenir. Yasal mirasçılar miras bırakanın ölümünü ölüm tarihinde öğrenmiş olabilecekleri gibi daha sonra da öğrenmiş olabilirler.

Yasal Mirasçılar

Yasal mirasçılar açısından miras reddi süresi mirasbırakanın ölümü tarihinden itibaren başlar. Ancak yasal mirasçıların bu süreyi daha sonra öğrendiklerini de iddia ve ispatlamaları mümkündür. Yasal mirasçılar için miras reddi süresi mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten itibaren 3 aydır.

Mirasın üç ay içinde reddolunmasına ilişkin bu süre hak düşürücü bir süredir. Hak düşürücü süreler, iddia olunmasa dahi hakim tarafından re’sen dikkate alınır.

Miras reddi süresi, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonraki bir tarihte ispat etmeleri halinde öğrenme tarihinden itibaren başlar.

Atanmış mirasçılar

Atanmış mirasçılar için miras reddi süresi, miras bırakanın ölüme bağlı tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten itibaren başlar.

Bunun dışında önemli olan bir nokta da, ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise miras reddedilmiş sayılır. Bu durum mirasın hükmen reddi olarak adlandırılır. Mirasın hükmen reddi için her zaman dava açılabilir. Ancak, yukarıda belirttiğim gibi, ret süresi içinde yani miras reddi süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlerine karışma, terekenin olağan işleri dışında kalan veya miras bırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapılması halinde veya tereke mallarının gizlenmesi, kendisine mal etme gibi hallerde açılacak dava red olunacaktır.

Diğer bir önemli nokta da gerçek reddin 3 aylık süreye tabi olmasına karşın hükmen reddin bir süreye tabi olmamasıdır. Yani hükmen red için her zaman dava açılabilir.

Mirasın Reddi Süresi Örnek Yargı Kararları

Davaya konu edilen olayda, davalının verdiği cevap dilekçesinde ve davalıların verdikleri temyiz dilekçelerinde, miras bırakanın terekesinin borca batık ve ödemeden aczinin açıkça belli olduğunu dile getirmişlerdir. İşte bu halde mirasın reddedilmiş olduğunun kabulü gerekir.

(YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ E. 2016/1060 K. 2016/8298 T. 23.6.2016)

Mirasın hükmen reddi davasının özelliği gereği ölüm tarihinde murisin ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır ( TMK m. 605/2 ). Mirasçılar Türk Medeni Kanununun 610. maddesinde yazılı aykırılık da bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir.

(YARGITAY 14. HUKUK DAİRESİ E. 2015/2918 K. 2016/4100 T. 5.4.2016)

Davacıların murisin banka hesabındaki parayı çekmesi TMK’nın 610/2 maddesine göre terekeyi sahiplenme anlamına gelen bir davranış şeklidir. Bu sebeple davacıların mirası hükmen ret hakkının düştüğünün kabulü gerekeceğinden davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.

(YARGITAY 14. HUKUK DAİRESİ E. 2015/2896 K. 2016/4019 T. 4.4.2016)

Davacı mirasçı … ve dava dışı diğer mirasçıların 20.10.2008 tarihli ve 2008/300 Esas, 298 Sayılı mirasçılık belgesine göre 5.8.2009 tarihli ve 3038 Sayılı resmi senette belirtilen ve murisleri … oğlu … adına kayıtlı taşınmazlardaki payları tapuda kendi adlarına intikal ettirdikleri ve aynı resmi senetle dava dışı …’a satmış oldukları anlaşılmıştır. Bu işlem TMK’nın 610/2 maddesine göre terekeyi sahiplenme anlamına gelen davranış olmakla davacının hükmen ret hakkı düşmüştür.

(YARGITAY 14. HUKUK DAİRESİ E. 2015/12439 K. 2016/3994 T. 4.4.2016)

Murisin ölümü

Murisin ölümü ile, tereke bütün aktif ve pasifi ile mirasçılarına geçer. Murisin vergi, prim vb. borçları da terekenin pasifi içerisinde olup terekeye dahildir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden murisin Y… Ltd. Şti. ortaklarından olduğu anlaşılmaktadır. Borcun, murisin şahsi borcu değil, ortağı ve temsilcisi olduğu şirketin sigorta primlerinden kaynaklanan borcudur. 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanunun 22.07.1998 tarihli 4369 Sayılı Kanunla değişik 35. maddesi hükmüne göre; limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu kanun gereğince takibe tabi tutulurlar. Aynı kanuna 25.05.1995 tarihli 4108 Sayılı Kanunla ilave edilen mükerrer 35. madde hükmüne göre de tüzel kişilerin malvarlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin şahsi malvarlıklarından bu kanun hükümlerine göre tahsil edilir. Şu halde açıklanan yasal hükümler gereğince murisin; “ortağı” ve “temsilcisi” olduğu şirketin, şirketin malvarlığından tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan vergi borcundan, şirket ortağı olarak “koyduğu sermaye hissesi oranında” doğrudan doğruya; “temsilcisi” olarak da şahsi sorumluğu söz konusudur.

(YARGITAY 14. HUKUK DAİRESİ E. 2015/5969 K. 2016/157 T. 12.1.2016)

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Miras hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek miras statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile miras davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir miras avukatı arayışınızda, miras hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, miras süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile miras davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “miras reddi” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Miras Hukuku

Miras Payının Devri

Miras payının devri açılmış miras payının devri şeklinde gerçekleşebileceği gibi açılmamış miras payının devri şeklinde de gerçekleşebilir.

Miras payının devri TMK 677 hükmü paylaştırmadan önce devrini düzenlemektedir. Miras; açılmadan önce miras payının devri ise TMK 678 hükmü ile düzenlenmiştir.

Mirasın açılmasından önce yapılan sözleşmelere miras bırakanın katılması veya izni yoksa bir mirasçı miras bırakanın sağlığında miras payını diğer mirasçılara devredemez.

Miras payının devri, mirasçılık ve mirasın geçişi, mirası bırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir.

Mirasın açılmasından sonra yapılan sözleşmeler için TMK 677/1 hükmünde miras payının devri konusunda mirasçılar arasında yapılan sözleşmelerin geçerliliği yazılı şekle bağlı olmasına karşın bir mirasçının 3. bir kişiyle yapacağı böyle bir sözleşmenin geçerliliği noterlikçe düzenleme şeklinde yapılmasına bağlı tutulmuştur. Bu nedenle mirasın açılmasından önce yapılan sözleşmeler için de aynı koşullar geçerlidir.

Açılmamış Miras Payının Devri

Açılmamış miras payının devri sözleşmesi mirasçılar arasında yapılıyorsa adi yazılı şekil yeterlidir. Yani tüm mirasçıların katılımı ile yapılan miras payının devri sözleşmesinde şekil şartı aranmamaktadır.

Buna karşılık bir mirasçı ile 3. kişi arasında açılmamış miras payının devri sözleşmesi noterlikçe yapılmalıdır.

Açılmamış miras payını devralan mirasçının sadece kendisine devredilen haklara yönelik bir alacak hakkı söz konusudur. Devreden zararlandırıcı hareketleri varsa sonuçlarına da katlanacaktır.

Miras payı üzerinde sözleşme

MADDE 677.- Terekenin tamamı veya bir kısmı üzerinde miras payının devrinin konusunda mirasçılar arasında yapılan sözleşmelerin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır.

Bir mirasçının üçüncü kişiyle yapacağı böyle bir sözleşmenin geçerliliği, noterlikçe düzenlenmesine bağlıdır. Sözleşme bu kişiye paylaşmaya katılma yetkisi vermez; sadece paylaşma sonunda mirasçıya özgülenen payın kendisine verilmesini isteme hakkını sağlar.

Mirasın açılmasından önce yapılan sözleşmeler

MADDE 678.- Miras bırakanın katılması veya izni olmaksızın bir mirasçının henüz açılmamış bir miras hakkında diğer mirasçılar veya üçüncü bir kişi ile yapacağı sözleşmeler geçerli değildir.

Böyle bir sözleşme gereğince yerine getirilmiş olan edimlerin geri verilmesi istenebilir.

Miras payının devrinde sözleşmeye dayalı davada talep nisbi harca tabidir.

Miras taksim sözleşmesi nedeniyle mirasçıların birbirlerine karşı açacakları ayni hakka ilişkin davalarda zamanaşımı söz konusu değildir.

Miras Payının Devrine İlişkin Örnek Yargı Kararları

“Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda davacılar vekilinin talebi mirastan feragat sözleşmesine dayanan tapu iptali ve tescil davası niteliğinde olduğundan davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Mirastan feragat sözleşmesi miras bırakanla gelecekteki muhtemel mirasçısı arasında düzenlenen, ileride doğacak miras hakkına dair beklentiden karşılık alınarak veya bir karşılık alınmadan kısmen veya tamamen vazgeçmeye dair iki taraflı bir sözleşmedir. Mirastan feragat sözleşmesinin konusunu murisin halen hayatta bulunması sebebiyle miras geçmediğinden miras hakkı değil buna dair beklenti oluşturmaktadır. T.M.K.nun 528. maddesine göre, miras bırakan bir mirasçıyla karşılıksız veya karşılık sağlanarak böyle bir sözleşmeyi yapabilir. Bu açıklamalar ışığında dosyada bulunan ve aynı gün birbirini takip eden yevmiye numaralarıyla düzenlenen sözleşmeler birlikte incelendiğinde, ortak murislerin amacının davacı veya davalıları bir takım miras hakkına dair beklentiden mahrum etmek yönünde olmadığı, aynı şekilde davacılar veya davalıların da kısmen ya da tamamen de olsa miras hakkına dair beklentiden feragat etmedikleri saptanmıştır.”

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ E. 2013/10751 K. 2013/11676 T. 12.9.2013

“taraflar arasındaki sözleşmenin mirasçılar arasındaki sözleşmeleri düzenleyen T.M.K.nun 677.maddesine göre geçerli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. Aynı “Kanunun Mirasın Açılmasından Önce Yapılan Sözleşmelere” ilişkin hüküm içeren 678.maddesine göre; miras bırakanın katılması veya izni olmaksızın bir mirasçının henüz açılmamış bir miras hakkında diğer mirasçılar veya 3. bir kişi ile yapacağı sözleşmeler geçerli değildir. Böyle bir sözleşme gereğince yerine getirilmiş olan edimlerin geri verilmesi istenebilir. Buna göre, adiyen düzenlenen sözleşmeler geçerli ise de, buna miras bırakanın katılımı ya da izni aranmıştır.

Bir an için eldeki davaya konu sözleşmenin T.M.K.nun 678.maddesi kapsamında olduğu düşünülse dahi, bu halde de, murisin sözleşmeye katılmadığı ve onay da vermediği anlaşıldığından, bu yönden de geçerli kabul edilemeyecektir.”

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2011/14-408 K. 2011/402 T. 8.6.2011

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Miras hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek miras statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile miras davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir miras avukatı arayışınızda, miras hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, miras süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile miras davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “miras payının devri” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Miras Hukuku

Mirasçıdan Mal Kaçırma

Mirasçıdan mal kaçırma uygulamada ve öğretide “muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi ( mevsuf-vasıflı ) muvazaa türüdür.

Mirasçıdan mal kaçırma, söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir.

Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için, mirasçıdan mal kaçırma, esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını; tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.

Mirasçıdan mal kaçırma Yargıtay içtihatları

Mirasçıdan mal kaçırma durumunda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarih 1/2 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunun 706., Türk Borçlar Kanunun 237. ( Borçlar Kanunun 213. ) ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.

Hemen belirtmek gerekir ki bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün; diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır.

Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan; bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır.

Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.(YARGITAY 1.HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2012/4824 Karar Numarası: 2012/8470 Karar Tarihi: 05.07.2012)

Satışa konu edilen bir malın devrinin belirli bir semen karşılığında olacağı kuşkusuzdur.

Semenin bir başka ifade ile malın bedelinin ise mutlaka para olması şart olmayıp; belirli bir hizmet ya da emek de olabileceği kabul edilmelidir. ( HGK.’nun 29.4.2009 gün 2009/1-130 S.K. )

Esasen, yukarıda da değinildiği üzere, mirasçıdan mal kaçırma, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davaların hukuki dayanağını teşkil eden; 1.4.1974 gün 1/2 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında miras bırakanın gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırma olması halinde uygulanabilirliğinin kabulü gerekir. Başka bir ifade ile murisin iradesi önem taşır.

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesiyle Bağışlanan Gayrimenkulün Geri Alınması Mümkün müdür?

Tarafların miras bırakanı (Ş.K)’nın 80 yaşında olup, yaşı nedeniyle özel bakıma muhtaç bulunduğu anlaşılmaktadır. Kaldı ki muris sağlığında davacı olan çocuklarına da bir kısım taşınmaz mal bağışında bulunduğuna göre; ölünceye kadar bakıp gözetme koşulu ile yaptığı temlikin mirasçılardan mal kaçırmak amacına yönelik muvazaa olmadığı açıktır. ( YARGITAY HUKUK GENEL KURULU Esas Numarası: 1985/1807 Karar Numarası: 1987/587 Karar Tarihi: 03.07.1987)

Para ödemeden satış gösterilerek bağışalanan gayrimenkulde mal kaçırma amacı var mı?

Hemen belirtilmelidir ki, satışa konu edilen bir malın devrinin belirli bir semen karşılığında olacağı kuşkusuzdur. Semenin bir başka ifade ile malın bedelinin ise mutlaka para olması şart olmayıp belirli bir hizmet veya bir emekte olabileceği kabul edilmelidir. Esasen yukarıda da değinildiği üzere muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davaların hukuki dayanağını teşkil eden 01.04.1974 tarih ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında miras bırakanın gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırma olması halinde uygulanabilirliğinin kabulü gerekir. Bir başka ifade ile murisin iradesi önem taşır.

O halde, yukarıda değinilen somut olgular açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde miras bırakanın yapmış olduğu temlikle ilgili olarak gerçek amaç ve iradesinin mirastan mal kaçırmak olmadığı ve bu amaçla temlikin gerçekleştirilmediği kabul edilmelidir. (YARGITAY 1.HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2012/1099 Karar Numarası: 2012/4051 Karar Tarihi: 05.04.2012)

Ödeme gücü bulunan mirasçının para ile satın aldığı taşınmazda mirasçıdan mal kaçırma amacı var mı?

Öyle ise, dava konusu taşınmazın bedeli karşılığı davalıya temlik edildiği, alım gücü bulunan davalının satış bedelini ödediği; bu nedenle temlikin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu söyleyebilme imkanı bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. (YARGITAY HUKUK GENEL KURULU Esas Numarası: 2011/1-496 Karar Numarası: 2011/596 Karar Tarihi: 05.10.2011)

Arada büyük bir alım-satım değer farkında mirasçıdan mal kaçırma iradesi var mı?

Temlikin miras bırakan tarafından davalı ile evlenmeden önce gerçekleştirildiği ve sonradan muris ile davalının evlendikleri, her ne kadar davalı ilk eşinden boşanma tazminatı olarak elde ettiği para ile çekişmeli taşınmazı bedelini ödemek suretiyle satın aldığını savunmuş ise de getirtilen boşanma kararında böyle bir tazminata hükmedilmediği ve savunmanın kavli mücerrette kaldığı, öte yandan miras bırakanın zengin ve varlıklı olduğu, mal satmaya ihtiyacının bulunmadığı, çekişmeli taşınmazın akitte gösterilen değeri ile gerçek değeri arasında aşırı fiyat farkı bulunduğu dosya kapsamı ile sabittir.

O halde, anılan bu olgular yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde murisin gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırma olduğu kabul edilmelidir. Ne var ki, davalı öteki savunmalarında miras bırakanın davacıya da kazandırmalarda bulunduğunu ve iradesinin denkleştirme yapmak olduğunu savunmuş ve fakat mahkemece bu husus üzerinde durularak bir araştırma yapılmış değildir. (YARGITAY 1.HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2010/11548 Karar Numarası: 2011/2252 Karar Tarihi: 01.03.2011)

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Miras hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek miras statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile miras davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir miras avukatı arayışınızda, miras hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, miras süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile miras davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “miras” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Aile Hukuku

Boşanma

Boşanma Davası Türleri

Boşanma davası genel olarak çekişmeli boşanma davası ve anlaşmalı boşanma davası olarak ikiye ayrılmaktadır.

Boşanma Sebepleri

Kanuna göre boşanma sebepleri,

  • zina,
  • hayata kast,
  • eşe çok kötü muamele,
  • yüz kızartıcı suç işleyen eşten boşanma,
  • terk nedeniyle boşanma
  • akıl hastalığı,
  • evlilik birliğinin temelinden sarsılması,
  • anlaşmalı boşanma
  • fiili olarak ayrı yaşama

şeklinde sayılmıştır.

Anlaşmalı Boşanma Şartları

Anlaşmalı olarak boşanmak isteyen eşlerin evliliğinin 1 tam yılı doldurmuş olması gerekir. Bir tam yılı doldurmamış eşler anlaşmalı olarak boşanamazlar. Ancak bu durumda eşlerin yukarıda sayılan nedenlerle çekişmeli boşanma davası açmalarının önünde bir engel yoktur.

Boşanma Süreci

Boşanmada tüm süreçler dava dilekçesinin hazırlanması ile başlar, davanın açılması, dilekçenin tebliği, ESD araştırmasının yapılması, cevap dilekçesinin verilmesi, cevap dilekçesine cevap dilekçesi ile bu dilekçeye cevap verilmesi ile devam eder.

Yine ön inceleme duruşması, tanıkların dinlenilmesi ve diğer delillerin toplanmasının akabinde esasa ilişkin beyanların sunulması ile ilk aşaması sona erer.

Bu aşamadan sonra, gerekçeli kararın tebliği, istinaf ya da temyiz merciine başvurulması aşamaları da mevcut olabilir.

Sonunda kararının kesinleşmesi ve nüfus müdürlüğüne işlenmesi ile süreç tamamlanır.

Boşanma Davası Süresi

Boşanma davası ne kadar sürer en çok sorulan sorulardan biridir. Genel olarak anlaşmalı davalar, davanın açılması, duruşmaya çıkılması ve kararın kesinleşmesi için yapılması gereken çeşitli işlemlerle birlikte yaklaşık 3-4 aylık bir süreç alıyor.

Çekişmeli davalar ise ilk derece mahkemesinde ortalama 16-20 ayda bitiyor.

En Hızlı ve En İyi Boşanma

Önemli olan en hızlı şekilde boşanılması değil, en doğru şekilde boşanılmasıdır. Tarafların tüm haklarını alabildiği sonuç en iyi boşanmadır.

Boşanma Davasını Açan Tarafın Avantajı

Boşanma davasını hangi tarafın açtığı değil, açan tarafın iddialarını ispatlaması önemlidir. Öte yandan bir taraf boşanma davası açtıktan sonra diğer tarafın da karşı dava açma hakkı bulunmaktadır.Boşanmada iddialarını en doğru şekilde sunan ve bunları ispatlayabilen taraf avantajlıdır.Kadın ya da erkeğin davayı açmasının hiç bir önemi bulunmamaktadır.

Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Dava, aile mahkemesine, aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise asliye hukuk mahkemesine hitaben yazılacak 3 nüsha dilekçe ile açılmaktadır.Davanın açılmış sayılması için başvuru harcı, peşin harç ve benzeri harçlar ile gerekli gider avansının yatırılmış olması gerekir.

Boşanma İçin Gerekli Evraklar

Dava için bugünkü internet ortamında tek gerekli olan belge TC Kimlik numarasını içeren nüfus cüzdanıdır.

Aile cüzdanı, pasaport, tapu kayıtları, ikametgah ilmuhaberi, doğum belgeleri gibi kayıtlara gerek yoktur.

Boşanma Dilekçesi Hazırlanması

Boşanma dilekçesinin hazırlanması için çeşitli kanunlarda belirlenmiş şekillere uyulması gerekmektedir. Dava dilekçelerinin içermesi gereken bazı ifadeler bulunmaktadır. Bunlara uyulmaması halinde dilekçe reddedilebileceği gibi, davanın açılmamış sayılmasına da karar verilebilmektedir. Bunun yanında, içerik olarak yanlış hazırlanmış bir dava dilekçesi, hak kayıplarına da neden olabilir.

İki Eş de Mahkemeye Gelmesi Gerekiyor mu?

Evliliğin sona ermesi için açılan bu davaları ikiye ayırmak mümkündür: Bunlardan ilki anlaşmalı davadır.

Anlaşmalı açılan davada her iki taraf mahkemeye çıkarak evliliğin sona ermesini hür iradeleriyle istediklerini hakime açıklamak zorundadırlar. Anlaşmalı davada, duruşmada tarafların temsili vekaletle olmamaktadır.

Diğer yandan çekişmeli olarak açılan davada tarafların mahkemeye çıkmasına gerek yoktur. Taraflar yerine vekil edecekleri avukatları da mahkemede kendilerini temsil edebilirler.

Boşanma Duruşmasına Bizzat Katılmak Gerekir mi?

Duruşmaya eğer dava anlaşmalı değilse tarafların bizzat katılmasına gerek yoktur. Tarafların avukatları da katılarak davayı takip edebilir.

Boşanma Davasına Gidilmezse Ne Olur?

Davaya gidilmediği ve dava avukatla da takip edilmediği takdirde dava düşer. Bu durumda davaya yetişemeyen, duruşma gününü yanlış hatırlayan, hatalı not eden tarafın davayı yenileme hakkı bulunmaktadır.

Boşanma Davası Takibi İçin Avukat

Hukukumuza göre dileyen herkes mahkemeler önünde işini kendi başına takip etme hakkına sahip.

Özellikle tarafların bir mal varlıklarının olmadığı, iki tarafın da çalıştığı, müşterek çocuklarının olmadığı ve iki tarafın da evliliğin sona ermesini isteyerek anlaşabildiği durumlarda avukat tutulmasına gerek olmayabileceğini düşüncesindeyiz.

Ancak, özellikle çekişmeli davalarda mahkemelerin kusurlu eşe yüklediği maddi ve manevi tazminatlar çok yükseldi.

Tarafların sosyal ve ekonomik durumuna, kusurun ağırlığına göre 50.000,00 TL hatta 100.000,00 TL’ye varan maddi ve manevi tazminatlara hükmedilebiliyor.

Yine bazı durumlarda eşin durumuna uygun olmayan miktarlarda nafakaya karar verildiğini de görebiliyoruz.

Dava dilekçesi bir şekilde hazırlanabilse bile, cevap dilekçesi, replik ve düplik dilekçeleri, delil dilekçesi, ıslah, itiraz, esas hakkında beyan dilekçeleri, delillerin toplanması, tanıklara soru sorulması gibi iş ve işlemler göz önüne alındığında avukatsız olarak bir davanın yürütülmesinin çok zor olduğunu düşünüyoruz.

Diğer yandan bu davalar teknik olarak ceza davalarıyla birlikte en zor davalardan. Yargıtay’ın 2. , 6. ve 8. Daireleriyle birlikte 4. ve 12. Daireleri’nin ve Hukuk Genel Kurulu’nun da tüm ilgili kararlarını takip etmeyi gerektiriyor.

Boşanma Davası Eş Şiddeti

Şiddet gören eş mutlaka en yakın karakola başvurarak durumu tutanak altına almalıdır. Buradan şiddete uğrayan mağdur, hastaneye gönderilerek kendisine darp raporu aldırılır.

Boşanma Davası Çocuk Velayeti

Çocuğun velayeti verilirken çocuğun üstün yararı göz önünde bulundurulur. Bunun için çocuğun yaşına, cinsiyetine, ebeveynlerin çocukla olan ilişkisine, ekonomik ve sosyal durumlarına da bakılmalıdır.

Boşandıktan Sonra Evlenme

Davada verilen kararın kesinleşmesinden sonra erkeklerin hemen yeniden evlenmesi mümkünken, kadınların bekleme süresini doldurmaları gerekir.

İddet (Kadın için Bekleme Süresi)

Boşanan kadının yeniden evlenebilmesi için 300 günlük bekleme süresini tamamlaması gerekmektedir. Ancak bu süre, kadının hamile olmadığına dair bir raporu varsa kaldırılabilmektedir.

Yoksulluk ve İştirak Nafakası Nedir, Nasıl Belirlenir?

Nafaka, hem evliliğin sona ermesi nedeniyle yoksulluğa düşecek eş için hem de çocuklar için belirlenmektedir.Nafaka belirlenirken, eşlerin gelirleri ve giderleri ile ekonomik ve sosyal durumları göz önüne alınır.

Boşanma Davasında Tazminat

Türk Medeni Kanunu’na göre maddi ve manevi tazminat, davanın açılmasına neden olan olaylarda daha ağır kusurlu olan eş aleyhine, kusurun derecesine, maddi gücüne göre belirlenir.Eşlerin evliliğin sona ermesinde kusuru yoksa yahut kusurları eşitse birbirlerinden maddi ve manevi tazminat alamazlar.

Anlaşmalı Davada Kararlaştırılan Nafakanın İptali ya da Artırılması

Şartların değişmesi halinde, anlaşmalı davada kararlaştırılan nafakanın kaldırılması, azaltılması ya da artırılması mümkündür.

Ses ve Video Kayıtları Delil Olarak Kullanılabilir mi?

Hukuka uygun elde edilmek şartıyla ses ve video kayıtlarının davalarda delil olarak kullanılabilmeleri mümkündür.

Mal Paylaşımı

Mal paylaşımı, tarafların evliliklerinin başlangıcına, evlilik içinde edinilen malvarlıklarının bedelinin nasıl ödendiğine göre özel hesaplama yöntemleriyle yapılmaktadır. Eşlerin %50 şeklindeki standart hakları, malvarlığının bedelinin ödenme şekline bağlı olarak değişebilmektedir.

Boşanma Davasında Avukat Ücreti

Avukatlık ücretleri, davanın görüleceği yere, tarafların çekişme durumlarına, ekonomik ve sosyal durumlarına göre değişkenlik göstermektedir. Davanın açılacağı yerde ki barolar her yıl ortalama ücretleri belirlemekte ve bunları yayınlamaktadır.

Anlaşmalı ya da Çekişmeli Boşanma Davası

Öncelikle bu eşlerin durumuna bağlı. Eşlerin kaç yıldır evli olduğu, yaşları, ne iş yaptıkları, mal varlıklarının olup olmadığı, mal varlıklarının ne kadarını evlilik öncesinden ya da miras-bağışlama yoluyla edindikleri, müşterek çocukların olup olmadığı, bunların yaşları, aylık masrafları ve bunlar gibi durumları değerlendirerek anlaşmalı ya da çekişmeli davayı tavsiye ediyoruz.

Karşı taraf boşanmak istemese de boşanabilir miyim?

“Karşı tarafın  istememesi halinde boşanılamayacağı” fikri de eski Kanun döneminden kalma bir bilgi. Yeni Medeni Kanunumuza göre böyle bir durumda boşanmanın gerçekleşmemesi gibi bir durum söz konusu değil. Yine bu durum davayı da uzatmaz. Tabii kusur durumlarını ayrıca incelemek gerekir.

Hakimin açılan davayı reddetme durumu

Genellikle “karakterimiz uyuşmuyor” “geçinemiyoruz” “uzun süredir zaten ayrı yaşıyoruz” şeklinde durumlarını izah etmeye çalışan insanlar, bunların yeterli olmadığını söylediğimizde şaşkınlığa uğruyor.

Evet, maalesef, Türk Hukuku’nda geçerli ve yeterli bir sebep olmaksızın boşanmak sadece anlaşmalı davalarda söz konusu olabiliyor, diğer davalarda (çekişmeli) boşanmada sebebinizi ortaya koymalı ve bunu ispat etmelisiniz.

Kanun, bir kaç nedeni özel olarak saymış ve bunu düzenlemiştir. Aşağıdaki sebeplerden biri evliliğinizde mevcut ise çekişmeli dava açabilirsiniz:

Zina, eşin hayatına kastetmek, eşe kötü muamelede bulunmak, eşin onurunu kırıcı davranışlarda bulunmak, küçük düşürücü, yüz kızartıcı suç işlemek, haysiyetsiz, ahlâka aykırı hayat sürmek, evi- eşi terketmek, akıl hastalığına yakalanmak, evlilik birliğini temelinden sarsacak davranışlarda bulunmak.

Üç yıl ayrı yaşanırsa “hakimin otomatik boşaması”

Halk arasında en çok konuşulan ve yanlış bilinen konulardan biri de bu. Kanunumuzda böyle ayrı yaşama nedeniyle otomatik bir sona erme söz konusu değil. Ama şu olabilir: Taraflardan birisi dava açmıştır, bu davada yukarıda bahsettiğim  sebebinin varlığını, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını ispat edememiştir ve bu nedenle davası reddedilmiştir.Bu ret kararından 3 yıl sonra ikinci bir dava açma hakları vardır. Yani otomatik bir boşanma olmaz, yine dava açmaları gerekir.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu

Boşanma ve aile hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de boşanma davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek boşanma öncesinde statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile boşanma davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir boşanma avukatı arayışınızda, boşanma ve aile hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile boşanma davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “boşanma” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Aile Hukuku

Velayet

Velayet Nedir?

Velayet hakkı, kural olarak küçüklerin, istisnai hallerde kısıtlıların bakım ve korunmalarının sağlanması için onların şahısları ve malları üzerinde ana babanın sahip oldukları görev, yetki ve hakların bütünü şeklinde tanımlanmaktadır.

Velayet Hakkı Kime Verilir?

Velayet hakkı sadece ana babaya aittir, başkasına bırakılamaz. örneğin büyükanne, büyükbaba, amca, dayı, teyzeye velayet bırakılamaz. Ancak şartları varsa bu kişiler çocuk için vasi olabilir.

Kimler Velayet Altına Alınabilir?

Velayet, soy bağı ilişkisinden kaynaklandığı için sadece çocuklar üzerinde söz konusu olur. TMK 335.’e göre, kural olarak, ergin olmayan çocuklar, istisnai olarak da ergin çocuklar velayete tabi olur.

Velayet Konusunda Ana-Baba Anlaşamazsa Ne Olur?

Velayet hakkının kullanılması konusunda ana baba, birlikte ve uyumlu olarak hareket edeceklerdir. Anlaşamamaları halinde ise, çocuğun korunmasına ilişkin hükümler çerçevesinde sorun çözüme kavuşturulur.

Üvey Çocuklara Bakma Yükümlülüğü Var mıdır?

TMK 338’e göre, velayete sahibi ana babanın başkasıyla evli olması halinde, eşler, ergin olmayan üvey çocuklarına da özen ve ilgi göstermekle yükümlü tutulmuşlardır. Bu yükümlülüğün ihlali, evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebi sayılabileceği gibi, velayet hakkına sahip ana babanın ihlali önlemedeki başarısızlığı velayetin kaldırılması sebebi de sayılabilir.

Velayet Nasıl Sona Erer?

Velayet hakkı, çocuğun ergin olması, velayet hakkına sahip kişinin ölmesi, velayet hakkının kaldırılması, boşanma halinde velayet hakkının bırakılmaması durumlarında sona erer. Boşanma halinde velayet kendisine bırakılmayan taraf, diğer tarafa çocuk için nafaka ödemekle yükümlü tutulabilir.

Çocuğun ergin olmasına karşın kısıtlanması halinde de hakim, kural olarak ana babanın çocuk üzerindeki velayet hakkının devamına yahut gerekli görürse vesayet altına konulmasına ve kendisine vasi atanmasına karar verebilir.

Velayet Başkasına Devredilebilir mi?

Bu hak kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardandır. Başkasına devri mümkün olmadığı gibi bu haktan feragat edilmesi de mümkün değildir. Yine, bu hak yasal sebepler olmadıkça ana ve babadan alınamaz, ana baba açısından sadece hak ve yetkileri değil ayrıca görevleri de içerdiği dikkate alınırsa esasen çocuğun yararına hizmet eden ana baba tarafından kendi çıkarlarına kullanılmayacak bir kurum olduğu sonucu çıkmaktadır.

Çocuğa velayet konusunda fikri sorulur mu?

Velayetin düzenlenmesi davası kamu düzenine ilişkin olduğundan; re’sen araştırma ilkesi geçerlidir.

Bu nedenle taraflar delil bildirmese dahi hakim, gerekli gördüğü delilleri kendiliğinden toplar.

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12, Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 3. ve 6. maddeleri uyarınca idrak çağındaki müşterek çocuk dinlenip, düşüncelerine ve açıklamalarına da değer verilip, gerektiğinde uzmanlardan da yararlanılarak velayetin ebeveynlerden hangisine bırakılacağına karar verilmelidir.

Çocukla kişisel ilişki süresi nasıl belirlenir?

Bir çocuk ile ana ve babası düzenli şekilde kişisel ilişkiyi elde etme ve sürdürme hakkına sahiptir. Bu tür kişisel ilişki sadece çocuğun yüksek yararı gerektirdiği takdirde kısıtlanabilir ve engel olunabilir.

Çocuğun, gözetim olmaksızın ana veya babasından birisiyle kişisel ilişkinin sürdürülmesi, onun yüksek yararına değilse, ana veya babasıyla gözetim altında ya da diğer şekillerde kişisel ilişki kurma imkanı da öngörülebilir.

Kişisel ilişki düzenlenirken çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas alınır.

Mahkemece kişisel ilişkiye ilişkin süre ve şekil konusunda karar verilirken, bu kararın babalık-annelik duygularını tatmine elverişli olması, çocuk yönünden de anne-baba sevgisini tatmaya elverişli olması gerekir.

Büyük baba ve büyük anneler de çocukla kişisel ilişki kurulmasını isteyebilirler mi?

Üçüncü kişilerin, koşulları gerçekleştiği takdirde çocukla kişisel ilişki kurma hakkı mevcuttur. Ancak kurulacak bu kişisel ilişki süresinin ana ve babaya tanınan genişlikte olması beklenemez.

Ancak; babaanne ile torun arasındaki kişisel ilişki, “aile bağlarını” güçlendirmek ve geliştirmek, torun sevgilerini tatmaya elverişli olacak yeterlilikte olmalıdır.

Örneğin Davacı babaanne ile küçük arasında, her dini bayramda kişisel ilişki kurulması amaca uygun olmayacak şekilde uzun süreli bulunmuş ve daha uygun sürelerle kişisel ilişki kurulması için verilen karar bozulmuştur.

Velayet bırakılan ebeveyn ölünce, çocuğun velayeti otomatik olarak diğerine mi geçer?

Kesinleşen boşanma davası sonucunda, velayeti kendisine bırakılan ebeveynin ölümü halinde çocuğun velayeti otomatik olarak hayatta kalan diğer ebeveyne yahut büyük ana-babaya geçmez. Bu durumda velayeti askıda kalır, velayetin yahut çocuğun vasiliğinin alınması için dava açılmalıdır.

Anlaşmalı boşanmada çocukların velayeti nasıl belirlenir?

Anlaşmalı boşanmada, eşler boşanmanın sonuçları ve çocukların velayeti konusunda anlaşmalıdır. Bu anlaşmanın tarafların serbest iradesi ile yapılıp yapılmadığına dair hakim tarafları dinler ve çocuğun yüksek yararına uygun bulduğu takdirde protokolü onaylar, aksi halde boşanma gerçekleşmez.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu

Boşanma ve aile hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de boşanma davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek boşanma öncesinde statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile boşanma davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir boşanma avukatı arayışınızda, boşanma ve aile hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, boşanma süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile boşanma davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “velayet davası, velayetin değiştirilmesi” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Aile Hukuku

Boşanma Davası Çocukların Bakım ve Korunması

Çocukların Bakım ve Korunması (Velayetin Tedbiren Bırakılması ve Tedbir Nafakası)

Boşanma davası sırasında eşlerin ayrı yaşamaya hakkı bulunduğundan, çocukların hangi eşin yanında kalacağı diğerinin bunların geçimine nasıl katılacağı, kişisel ilişkinin nasıl sürdürüleceği de tedbir kararı ile tayin ve takdir edilir.

Dava devam ederken çocuklar için verilen nafakaya tedbir nafakası, karar ile verilen nafakaya ise iştirak nafakası adı verilmektedir. Boşanma davası sırasında çocukların bir eşin yanına verilmesi diğerinin velayet hakkına etki etmez.

Boşanma davasının açılması ile çocuğun geçici velayeti kendisine bırakılmayan ana-babanın tedbir nafakası ödemesine de karar verilir. Bu nafakanın başlangıç tarihi çocuğun geçici velayeti halen yanında kaldığı ebeveyne bırakılmışsa dava tarihi, diğer ebeveyne bırakılmışsa velayetin bırakıldığı karar tarihidir.

Lehine nafakaya hükmedilen çocuk yönünden borçlunun nafaka ödemekle sorumlu tutulabilmesi için çocuğun alacaklı yanında bulunması gerekir.

Hükmedilen tedbir nafakasının alacaklısı velayet kendisine bırakılan ana ya da babadır. Yapılan ödemenin ispatı açısından, ödeme makbuzlarına nafakaya ilişkin olduğuna dair ibare konulmalıdır.

Bu ibarenin konulmasının ihmal edildiği hallerde, yapılan ödemenin çocuğun okul ve benzeri giderlerine yönelik ahlaki bir ödemeden kaynaklandığının ispatlanması gerekmektedir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, önceki kararlarında, “nafakaya ilişkin yapıldığı” ibaresini taşımayan ödemeleri geçerli saymıyordu.

Ancak, Daire bu görüşünü değiştirmiş ve borçlu tarafça yapılmış ödemelerin açıkça nafaka alacaklısı tarafından başka bir alacağa ilişkin olduğu ispat edilemediği sürece nafakaya ilişkin yapılmış kabul edileceğini içtihat etmiştir.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu

Boşanma ve aile hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de boşanma davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek boşanma öncesinde statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile boşanma davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir boşanma avukatı arayışınızda, boşanma ve aile hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, boşanma süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile boşanma davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “iştirak nafakası” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Aile Hukuku

Nafaka

Nafaka Nedir?

Nafaka, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak isteyebileceği ödemeye verilen isimdir. Yoksulluğa düşecek eşe nafakanın bağlanmasında nafaka yükümlüsünün kusurlu olup olmadığına bakılmaz. Ancak nafakayı alacak eşin boşanmaya yol açan olaylarda kusurunun daha ağır olmaması gerekir.

Nafaka Çeşitleri

Tedbir nafakası, yoksulluk nafakası, iştirak nafakası ve yardım nafakası olmak üzere dört çeşit nafaka vardır.

Tedbir Nafakası

Boşanma davasının açılmasıyla dosya önüne gelen hakim bazı konularda re’sen karar almak zorundadır. Bu konulardan bir tanesi de eşlerin geçiminin nasıl sürdürüleceğidir. Boşanma  davasının açılmasından sonra, boşanma davası süresince geçimi için ihtiyaç duyacak eşe diğer eşin ödemesine mahkemece karar verilen nafakanın çeşidine tedbir nafakası adı verilir. Tedbir nafakası, boşanma davasında verilecek boşanma kararının kesinleşmesine kadar devam eder. Tedbir nafakası, mahkeme tarafından ara kararı ile verilir, bu nafakayı ödenmezse icra dairesi aracılığıyla tahsil edilir. Tedbir nafakasının verilmesi açısından kadın-erkek arasında fark bulunmamaktadır, ihtiyaç duyması halinde erkek lehine de tedbir nafakası verilebilir. Diğer yandan tedbir nafakasının hükmedilmesi sırasında ihtiyaç duyan eşin kusur durumu araştırılmaz, yani tedbir nafakası aldatan vb. eşe de dava süresince verilebilir.

Yoksulluk Nafakası

Yoksulluk nafakası, boşanma kararı ile birlikte ihtiyaç duyan eş lehine diğer eşin ödemesine hükmedilen ödemedir. Bu nafakanın eş lehine hükmedilmesi için nafakaya bağlanacak eşin kusurunun diğer eşten daha ağır olmaması gerekir.

İştirak Nafakası

İştirak nafakası, boşanma davasında verilen boşanma kararı ile, müşterek çocuğun velayeti kendisine bırakılmayan eşin, velayet bırakılan eşe, müşterek çocuğun bakımı, eğitimi vb. giderleri için ödemesi gereken para olarak tarif edilmektedir. Öğretide iştirak nafakasına çocuk bakım nafakası adı da verilmektedir. İştirak nafakası, açılan davada hakimin tedbiren karar vermesi ile başlar çocuğun ergin olmasına yani 18 yaşına kadar sürer.

Yardım Nafakası

Yardım nafakası, Türk Medeni Kanunu’nun 364 ve devamı maddelerine göre yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşecek yakın akrabaların geçinmesi için gerekli yardım talebidir. 18 yaşını doldurmuş üniversite eğitimine devam eden ergin çocuk da yardım nafakası adı verilen bu nafakayı alabilir.

Nafaka Miktarı

Nafaka miktarının belirlenmesi boşanma davasına bakan hakimin takdir yetkisindedir. Hakim nafaka miktarını belirlerken tarafların ve müşterek çocukların sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarını göz önünde tutar.

Nafakanın Arttırılması ve Kaldırılması

Hakim tarafından belirlenmiş nafaka, kararda belirtilmiş bir oran varsa bu orana göre artırılarak uygulanır. Kararda böyle bir oranın bulunması halinde dahi durumların değişmiş olması halinde nafakanın artırılmasına, azaltılmasına ve kaldırılmasına da karar verilebilir. Bu taleplerin sonuç doğurabilmesi için yine mahkemeye başvurmak ve bu konuda karar almak gerekir.

Nafakanın Ödenmemesi Durumu

Nafakanın ödenmeme cezası İcra ve İflas Kanunu’nun 344. maddesine göre üç aya kadar tazyik hapsidir. Bu tazyik hapsinin uygulanmaya başlanmasından sonra nafaka borçlusu borcunu öderse, borçlu tahliye edilir.

Nafakayı ödemeyen borçlu, nafakanın kaldırılması veya nafakanın azaltılması davalarını da açabilir. Bu davalarda ileri sürdüğü sebepler gözönünde bulundurularak verilen tazyik hapsinin uygulanması açılan bu nafakanın kaldırılması veya nafakanın azaltılması davalarının sonuna bırakılabilir.

Nafakanın ödenmemesi halinde nafaka borçlusunun karşılaşacağı diğer bir durum da icra takibidir. Nafaka alacağı İcra İflas Kanunu’nun 206. maddesine göre birinci sıradaki alacak niteliğinde kabul edilmiştir.

Nafaka Borcu ile Emekli Maaşına Haciz

Emekli maaşının haczedilebilmesi için 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 93. Maddesine göre kural olarak borçlunun muvafakati gerekir. Ancak bu kuralın istisnası nafaka borçlarıdır. Yani bu hükme göre, emekli maaşları nafaka borçları nedeniyle haczedilebilir.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu

Boşanma ve aile hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de boşanma davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek boşanma öncesinde statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile boşanma davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir boşanma avukatı arayışınızda, boşanma ve aile hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, boşanma süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile boşanma davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “nafaka” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Sözleşme Hukuku

Ceza Hukuku Yaptırımları (Ceza Avukatı)

Ceza; yasanın, topluma zarar verdiğini varsaydığı fiillere karşı uyguladığı yaptırımdır. izmir ceza hukuku

Cezalandırmakta ki hedefler:
1-Kefaret (Diyet)
2-İbret (Caydırıcılık)
a-Genel önleme (İbret)
b-Özel önleme(Toplumsal barış ve huzuru yeniden tesis etme, Toplumdan ihraç veya kazandırma, iyileştirme)

Cezanın özellikleri:

  • Ceza yasalarla düzenleme altına alınmış olmalıdır: kanunilik ilkesi.
  • Ceza kişiselleştirilmiş, somut olmalıdır.
  • Ceza sadece suçu işleyen faile uygulanmalıdır: cezaların şahsiliği ilkesi.
  • Ceza insan onurunu çiğnemeyecek biçimde belirlenmiş ve uygulanmış olmalıdır.
  • Ceza geri alınabilir ve tashih edilebilir olmalıdır.
  • Ceza devlet açısından azami ölçüde ekonomik olmalıdır.

Yeni Türk Ceza Kanunu’nu kapsamında yaptırımlar:

1- Cezalar

A) Hapis cezası

a- Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası
b- Müebbet hapis cezası
c- Süreli hapis cezası

B) Adli para cezası

2- Güvenlik tedbirleri

A) Belli haklardan yoksunluk

a- Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinden men
b- Seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan men
c- Velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan men
ç- Vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi partilerin yöneticisi veya denetçisi olmaktan men
d- İzne tâbi bir meslek veya sanatı icra etmekten men

B) Müsadere

a- Eşya müsaderesi
b- Kazanç müsaderesi
c- Çocuklara özgü tedbirler
ç- Akıl hastalarına özgü tedbirler
d- Tekerrür ve özel tehlikeli suçlular
e- Sınır dışı edilme
f- Tüzel kişiler hakkında tedbirler: Müsadere ve iznin iptali

Hapis Cezaları:

Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, ölüm cezası yerine yeni yasada düzenleme altına alınmıştır ve hükümlünün hayatı boyunca uygulaması devam eder ve hükümlüler sıkı güvenlik rejimine tabi tutulur. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmış olanlar, cezanın ancak otuz yılını çektikten sonra koşullu salıverme hükümlerinden uygun düştüğü ölçüde yararlanabilirler.

Müebbet hapis cezası da prensip olarak hükümlünün hayatı boyunca sürer, fakat bu cezaya çarptırılmış kişiler cezanın yirmi dört yılını hapis olarak tamamladıktan sonra uygun koşullar oluşmuşsa koşullu salıverme hükümlerinden yararlanabilirler.

Kanunumuz kapsamında, süreli hapis cezası, 1 aydan az 20 yıldan fazla olamaz. Bir yıl ve daha az süreli hapis cezasına “kısa süreli hapis cezası” denir. Kısa süreli hapis cezaları para cezasına ve bazı başka yaptırımlara çevrilebilir.

Adli para cezası:

Adli para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yedi yüz otuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı takdir edilen para tutarı ile çarpılması suretiyle hesaplanır. Bir gün karşılığı takdir edilen para en az yirmi en fazla yüz Türk Lirası olabilir.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Ceza hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de ceza davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile ceza davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir ceza avukatı arayışınızda, ceza hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, dava süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile ceza davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “ceza avukatı” konusunda hukuki destek almak ve izmir ceza avukatı arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Miras Hukuku

İcra (Haciz)

İcra Takibi Nedir?

Alacaklının borçludan alacağını almak için icra müdürlüğünde başlattığı işlemin hukuki adıdır.(haciz)

Haciz Nedir?

Borçlunun mal ve haklarına icra müdürlüğü aracılığı ile el konulması demektir. Halk arasında icra işlemlerinin tümünü kapsayacak şekilde kullanılmakta ise de haciz icra takibi işlemlerinin bir aşamasından ibarettir

Eve İcradan Kâğıt Geldi!

İcra müdürlüğü tarafından gönderilen tebligatlar genellikle icra takibi üzerine düzenlenen ödeme veya icra emridir. Üzerini dikkatle okuyunuz. Bu tebligatlara karşı yapılabilecek işlemlerin süreli olduğunu unutmayınız.

Ödeme / İcra Emri Farkı Nedir?

Her ikisi de ödemediğiniz bir borç bulunduğunu ve icra müdürlüğü aracılığı ile tahsil edileceğini bildiren belgelerdir. İcra takibinin birden çok çeşidi vardır:

  • İlamsız takip
  • Kambiyo senetlerine özgü takip
  • İlamlı takip İlamsız takip ve kambiyo senetlerine özgü takip yolunda ödeme emri, ilamlı takipte icra emri gönderilir.

Ödeme / İcra Emri Ne Bildirir?

İcra müdürlüğü tarafından düzenlenerek borçluya gönderilen bu belgelerde aşağıdaki bilgiler gösterilir:

  • Alacaklının adı, adresi
  • Borçlunun adı, adresi
  • Borç miktarı
  • İşleyecek faiz oranı
  • Faiz başlangıç tarihi

Ödeme / İcra Emri Neden Gönderilir?

İcra müdürlüğü size bu belgeyi göndererek yasal haklarınızı kullanmanız için süre tanımış olur. Eğer borcunuz yoksa borç miktarı doğru değilse, önceden ödediğiniz borç tekrar isteniyorsa yasal haklarınızı kullanarak takibi durdurabilirsiniz.

İcra Emri veya Ödeme Emri Geldiğinde Ne Yapmalıyım ve Yasal Haklarım Nelerdir?

Ödeme/icra emri mal ve haklarınızın haczedilmesinden önceki son aşama olabilir. Bu belgeleri dikkatle okuyunuz. Alt kısımlarında yapmanız gerekenler ve yasal haklarınız yazılıdır. Bu haklarınızı kullanınız. Ödeme/ icra emrinde zor ve karmaşık hukuki metinler nedeniyle hak kayıplarına uğramamanız için profesyonel hukuki yardım almanız önerilir.

Mal Beyanı Nedir?

Borcu karşılayacak miktarda malvarlığınızı açıkça bildireceğiniz bir dilekçedir. Ayrıca açık adresinizi de bildirmeniz gerekir. Uyarı yazısında ayrıntısı ile belirtildiği üzere 10 gün içinde mal beyanında bulunmanız zorunludur.

Mal Beyanında Bulunmamanın Sonucu Nedir?

Takibe konu alacak miktarı asgari ücretin üzerinde ise mal beyanında bulunmamanız halinde alacaklı icra mahkemesine başvurarak mal beyanında bulununcaya kadar üç ayı geçmemek üzere hapsen tazyik edilmenizi isteme hakkına sahiptir.

İcra ve Ödeme Emri ile Birlikte Gönderilmesi Gereken Belge Var mıdır?

İcra emrinde yoktur. Kambiyo takibinde ödeme emri ile birlikte borç kaynağı belge de gönderilmelidir. İlamsız takipte ise borç belgeye dayalı ise gönderilmesi gerekir. Gönderilmediği takdirde 7 gün içerisinde icra mahkemesinden ödeme emrinin iptalini şikayet yoluyla talep edebilirsiniz.

İcra Mahkemesinin Görevleri Nelerdir?

İcra mahkemeleri, borçluların borca ve imzaya itirazları ile alacaklı ve borçlunun icra müdürlüğünün işlemlerine ilişkin şikayetlerini incelemekle görevli mahkemelerdir. İddialar yazılı delil ile kanıtlanır. Yazılı deliliniz yoksa genel mahkemeye başvurmanız tavsiye edilir.

Tebligat Elime Ulaşmamış veya Geç Ulaşmış ise Yapmam Gereken Nedir?

Bu halde tebligatın usulsüzlüğünün tespitini isteyebilir veya gecikmiş itirazda bulunabilirsiniz .

Takibe İtiraz Etmemenin Sonuçları Nelerdir?

İtiraz etmemeniz halinde, itiraz süresi sonunda hakkınızdaki icra takibi kesinleşir. Takip kesinleştikten sonra evinize hacze gelinebilir, bankada bulunan paralarınıza, gayrimenkullerinize ve üçüncü kişilerde bulunan hak ve alacaklarınıza haciz konulabilir.

Haciz İşlemi Nedir?

İcra memurunun gözetiminde alacağın tahsili için yetecek miktarda eşyanın tespit edilerek haciz tutanağına yazılmasıdır. Alacaklının talebi olursa eşyalarınız evinizden alınarak yediemin depolarına götürülebilir veya size yediemin olarak bırakılabilir. Haciz sırasında alacaklı veya vekili isterse hazır bulunabilir. Haciz işlemi sırasında icra memuru beyan ve taleplerinizi haciz zaptına yazmakla yükümlüdür. Haciz tutanağını dikkatle okuyunuz, okumadan imzalamayınız. Talepleriniz yazılmaz ise bu hususu yazarak zaptı imzalayabilir veya imzalamaktan çekinebilirsiniz.

Haciz İşlemine Karşı Şikayet Hakkı Var mıdır?

Haciz işlemi memur işlemi olup kanuna aykırılık söz konusu ise icra mahkemesine şikayet davası açabilirsiniz. Bu dava süreye tabi değildir.

Emekli Maaşları Haczedilebilir mi?

Emekli maaşları kural olarak haczedilemez. Takip kesinleştikten sonra borçlunun muvafakatı (onayı) halinde haczedilebilir. Emekli maaşlarında haczin kaldırılması süreye bağlı değildir ve icra müdürlüğünden talep edilir

Meskenlerin Haczi Mümkün müdür?

Bir tane konutunuz varsa ve satılması halinde, satış değeri ile sosyal konumunuza uygun başka bir ev almanız mümkün değilse haczi mümkün değildir. Bu halde şikâyet 7 günlük süreye tabidir ve icra mahkemesine yapılır.

Haczedilen Eşya Borçluya Ait Değilse Ne Yapılmalıdır?

Haczedilen eşyanın borçluya ait olmaması halinde bu durum borçlu tarafından icra memuruna ifade edilir ve haciz tutanağına yazılır. Bu halde eşyanın sahibi olduğu bildirilen kişiye durum bildirilir. Üçüncü kişinin “istihkak davası” açma hakkı vardır. Bu dava oldukça teknik ve karmaşık bir dava olup hukuki yardım alınması önerilir. Haksız bildirim yapılması halinde tazminat ödeme yükümlülüğünüz doğabilir.

Haczedilen Eşyaların Akıbeti Nedir?

Haczedilen eşyalar alacaklının talebi olursa yediemin depolarına götürülür. Daha sonra yasal prosedüre uygun olarak icra müdürlükleri tarafından satılır. Satış bedeli alacaklıya ödenir.

Haczedilen Eşyamı Geri Alabilir miyim?

İcra takibine neden olan borcunuzu ve icra masraflarını ödediğinizde haczedilen eşyanızı geri alabilirsiniz. Eşyanızın tutulduğu yediemin deposunun ücretini de sizin ödemeniz gerekir.

Takip Giderleri, Harçlar ve Satış Giderlerinden Kim Sorumludur?

Kural olarak borçlu sorumludur. Ancak takibi başlatan alacaklı önce masrafları öder ve daha sonra esas alacak ile birlikte borçludan tahsil eder.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

İcra ve iflas hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de icra ve iflas davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile icra ve iflas davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir icra avukatı arayışınızda, icra ve iflas hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, icra süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile icra ve iflas davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “haciz” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.