Kategori: Karaçanta

Miras Hukuku

Miras Paylaşım Sözleşmesi

Miras payının devri açılmış veya açılmamış miras payının devri şeklinde de olabilir. Mirasçılar kendi aralarında miras paylaşım sözleşmesi yapabilirler.

TMK 677 paylaştırmadan önce devri düzenlenmiştir. Miras açılmadan önce miras payının devri ise TMK 678 de düzenlenmiştir.

Mirasın açılmasından önce yapılan sözleşmeler mirasbırakanın katılması ile mümkündür aksi durumda sözleşme geçersizdir.

TMK 677/1 mirasçılar arası devri düzenlemiştir.

TMK 677/1 ” Terekenin tamamı veya bir kısmı üzerinde miras payının devri konusunda mirasçılar arasında yapılan sözleşmelerin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır.”

Mirasçılar kendi aralarında miras paylaşım sözleşmesi yapabilirler ve bu sözleşme mirasçıları bağlar. Burada dikkat edilmesi gereken sözleşmenin yazılı şekilde yapılmasıdır.

TMK 677/2 “Bir mirasçının üçüncü kişiyle yapacağı böyle bir sözleşmenin geçerliliği, noterlikçe düzenlenmesine bağlıdır. Sözleşme bu kişiye paylaşmaya katılma yetkisi vermez; sadece paylaşma sonunda mirasçıya özgülenen payın kendisine verilmesini isteme hakkını sağlar.

Mirasçı kendi payı üzerindeki hakkını üçüncü kişilere devredebilir; ancak bu sözleşmenin geçerlik şartı resmi şekilde yapılmasıdır. Bu sözleşme üçüncü kişiye paylaşmaya katılma yetkisi vermez. Üçüncü kişi sadece sözleşme ile elde ettiği payın kendisine verilmesini isteme hakkı vardır.

Mirasın Açılmasından Önce Yapılan Sözleşmeler

Bu TMK 678. madde düzenlenmiştir. TMK çok 678/1″ Mirasbırakanın katılamsı veya izni olmaksızın bir mirasçının henüz açılmamış bir miras hakkında diğer mirasçılar veya üçüncü bir kişli ile yapacağı sözlemeler geçerli değildir. “

TMK678/2 ” Böyle bir sözleşme gereğince yerine getirilmiş olan edimler geri verilmesi istenebilir.”

Miras açılmadan önce miras payının devri ancak mirasbırakanın katılımı ile olur. Miras payının miras bırakan sağ iken devredilmesine ilişkin düzenleme Türk Medeni Kanunu madde 678’de yer alan düzenlemeye göre miras bırakanın miras payının devrine katılması veya izni bulunması gerekmektedir. Aksi halde henüz mirasçının açılmamış olan miras hakkında diğer mirasçılar ve üçüncü bir kişi ile yapacağı sözleşme geçerli olamayacaktır. Açılmamış olan terekede miras hakkının devredilmesi konusu , beklenen olarak nitelendirilen miras hakkıdır. Yapılacak olan miras payının devri sözleşmesi ileride kazanılacağı düşünülen (miras bırakanın vefatıyla kazanılacak)  bir muhtemel haktır. Mirasçı payını devretse dahi tereke borçlarından dolayı diğer mirasçılarla birlikte sorumluluğu bitmeyecektir. Miras haklarını devralan kimse malların paylaştırılmasının sonucu hakkına düşen hisseyi tereke mallarını talep edebilecektir.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Miras hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek miras statünüzün /haklarınızın belirlenmesi; miras davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir miras avukatı arayışınızda, miras hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru sorun, miras süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile miras davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “miras paylaşım sözleşmesi” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Tıp ve Sağlık Hukuku

Doktor Uygulama Hatası (Malpraktis) Tazminat Davası

Genel olarak tıbbi malpraktis, diğer bir adı ile doktorun tıbbi uygulama hatası; doktorun , hastanenin, poliklinik vb. sağlık kuruluşlarının bilgisizliği, deneyimsizliği ya da ilgisizliği nedeni ile yanlış hatalı tedavi , teşhis ya da eksik bakım hizmeti nedeni ile hastanın zarar görmesi olarak tanımlanması mümkündür.

Doktor Ceza Sorumluluğu

Doktor cezai sorumluluğunda haksız fiilin yani hekimin yapmış olduğu müdahalenin yapıldığı hastanenin bulunduğu yerdeki; Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyet dilekçesi ile başvuru yapılması gerekmektedir. Zira; ceza davaları açısından öncelikle savcılığa suç duyurusunda bulunulması gerek, daha sonrasında ise savcılık tarafından hekim hakkında ya dava açılacak ve yargılama başlayacak, ya da kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verecektir.

Malpraktis Davasında Tazminat Davası

Hukuk davasında ise ikili bir ayrıma gidilecektir. Eğer zarar özel bir hastanede çalışmakta olan doktorun hatası nedeniyle meydana geldi ise; davaya bakmakla görevli mahkeme tüketici mahkemesidir. Tüketici Kanunu açıkça vekalet ve eser sözleşmelerini Tüketici Kanunu kapsamındadır. Böylece hekimle hasta arasındaki ilişkiye uygulanan sözleşmeler vekâlet veya eser sözleşmesi olduğundan; Tüketici Kanunu hükümleri uygulanabilecektir

Kamu görevlisi olan doktorun işlem ve fiillerindeki kusur, hizmet kusuru-görev kusuru birlikteliği şeklinde ortaya çıkıyorsa, bu durumda sorumlu, kamu görevlisinin çalışmakta olduğu kamu kurumudur. Bu durumda, kurum aleyhine idari yargıda tam yargı davası açılmalıdır. Ancak, zarar gören davacı hastaya tazminat ödemek zorunda kalan kamu kurumu ilgili hekime rücu edebilmektedir. Fakat çok önemli bir hususun altını çizmekte yarar vardır. Eğer kamu hastanesine karşı bir dava açılacak ise, dava açmadan önce; kamu hastanesine zararın tazmini için yazılı şekilde başvuruda bulunmalıdır. Buradan gelecek red cevabına karşılık yahut hiç cevap verilmemesine karşılık olarak idare mahkemesine başvuru yapılacaktır.

Malpraktis Davası Nerede Açılır?

Malpraktisten kaynaklanan uyuşmazlıklardan doğan davaların nerede açılacağı konusu da önem taşımaktadır. Konu ile ilgili olarak Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında genel yetki kuralları çerçevesinde; ceza davaları ve özel hukuktan kaynaklanan uyuşmazlıklara ilişkin bir ayrıma gidilmesi gerekecektir.

  • Özel hastaneye veya özel muayenehane sahibi hekime karşı açılacak davalarda yetkili mahkeme; davalının  davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. (HMK madde 6).
  • Haksız fiilden doğan davalarda, HMK madde 16 uyarınca haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkili kılınmıştır.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Tıp ve sağlık hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de tıp ve sağlık davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile tıp ve sağlık davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir tıp ve sağlık avukatı arayışınızda, tıp ve sağlık hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, dava süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile tıp ve sağlık davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “Malpraktis” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Miras Hukuku

Veraset İlamı

Veraset ilamı (mirasçılık belgesi), mirasçıların mirasta hak sahibi olduklarını ve miras paylarını gösteren resmi belgedir.

Ölümle birlikte murisin mirası açılmaktadır. Miras paylaşımı yapılıncaya kadar tüm mirasçılar terekedeki bütün mallara elbirliği ile malik olur.

Mirasçılar, terekede bulunan taşınır malları ya da mirasbırakanın (murisin) taşınmaz mallarını fiilen kullanabilirler. Ancak taşınmaz mallar üzerinde tasarrufta bulunmak ya da; miras bırakanın bankadaki parasını çekebilmek gibi veraset işlemleri için mirasçı olduklarını ispat şarttır. İşte veraset ilamı bu noktada devreye girer ve mirasçıların miras haklarını 3. kişilere ispata yarar.

Bununla birlikte veraset ilamı en çok atanmış mirasçılar için önem taşır. Mirasbırakan vasiyetname ile ya da miras sözleşmesi yaparak yasal mirasçılar dışında bir kişiyi de mirasçı atadı ise bu kişinin miras üzerindeki hakkını ispat edebilmesi ancak veraset ilamıyla (mirasçılık belgesi) mümkün olmaktadır.

Son olarak aşağıda açıklanacağı üzere verasetin intikal vergisinin ödenebilmesi için de veraset ilamının alınması zorunludur.

Veraset İlamını Kimler Talep Edebilir?

Veraset ilamını talep etme hakkı; kanunen yasal mirasçılar ve atanmış mirasçılara tanınmıştır. Ancak Yargıtay kararlarına göre mirasbırakanın alacaklıları da alacaklarını garanti altına almak adına; mirasçıların tespiti için veraset belgesi düzenlenmesini isteyebilirler. Alacaklıların mirasçılar adına veraset ilamını talep edebilmesi için İcra Müdürlüğü’nden onay alması gerekmelidir.

Veraset İlamı Almak İçin Mirasçıların Birlikte mi Başvuru Yapmaları Gerekir?

Hayır. Başvuruyu mirasçılardan herhangi biri yapması yeterlidir. Veraset ilamının bir kez alınması yeterlidir. İlamı tüm mirasçıların kullanması mümkündür.

Veraset İlamı Nasıl Alınması

Veraset ilamını alınabilmesi için esas itibariyle Mahkemeye bir dilekçe ile talepte bulunulması gerekir. Ancak şartları sağlıyorsa ve gerekli belgelerle birlikte mirasçıların noterden de veraset ilamını almaları mümkündür.

Veraset İlamının Alınması?

Herhangi bir adliyedeki Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurmak gerekmektedir. Veraset işlemleri noterde yapılmak isteniyor ise yine herhangi bir Noter’e veraset ilamı ve gerekli belgelerle birlikte gidildiği takdirde veraset ilamı alınabilir.

Noterden Veraset İlamının Alınması?

Noterden veraset ilamı alınabilinmesi için öncelikle bazı şartların varlığı gerekir. Aksi takdirde Noter yetkisiz olduğu gerekçesiyle sizi Mahkemeye yönlendirecektir. Bu şartlar şunlardır;

  • Veraset ilamını talep eden kişinin ölenin yasal mirasçısı olması, yani mirasçı ile mirasbırakan arasında soy bağı bulunması,
  • Ölenin ya da mirasçılardan birinin yabancı olmaması. (çifte vatandaşlık ya da vatandaşlıktan çıkarılma durumlarında da Noterden veraset belgesi alınabilmesi mümkün değildir.),
  • Mirasçılardan birinin ya da ölenin evlatlık olmaması,
  • Ölenin ya da mirasçılardan birinin gaip olmaması,
  • Mirasbırakanın vasiyetname düzenlememiş ya da miras sözleşmesi yapmamış olmaması. (Mirasbırakan vasiyetnamesinde ya da miras sözleşmesinde yasal mirasçılar dışında bir kişiyi mirasçı atayabileceği için bu durumlarda veraset ilamını Mahkemenin düzenlemesi gerekmektedir.),
  • Mirasbırakanın ya da mirasçılardan ölüm tarihinin aynı gün olması. (Bu durumda hangisinin önce öldüğü ve kimin mirasçı kimin mirasbırakan olduğunun tespiti adına yargılama yapılması gerekmektedir.),
  • Mirasbırakan 23.11.1990 tarihinden önce öldüyse ve eşi hayattaysa veraset ilamı belgesi alınabilinmesi için Mahkemeye başvurmak gerekmektedir.

Bu şartların varlığı halinde mirasçılardan herhangi biri aşağıdaki belgelerle birlikte veraset ilamını almak için başvuru yapabilirler;

  • Mirasbırakanın ölüm belgesi,
  • Nüfus kayıt örneği ve
  • Veraset ilamının başvuru formu

Veraset ilamını noterden avukat aracılığı ile de alınması mümkündür. Bu durumda başvuru için gerekli belgelerin yanına bir de avukat vekâletnamesi eklemek gerekmektedir.

Veraset İlamı Davası

Veraset ilamı için herhangi bir Sulh Hukuk Mahkemesi’ne bir dilekçe ile talep edilmelidir.

Bu davanın davalısı yoktur. Veraset ilamında verilen dilekçede hasım gösterilmemektedir. Mahkeme mirasbırakanın ölüm kayıtlarını ve mirasçılara ilişkin nüfus bilgilerini incelemek için; Nüfus Müdürlüğü’nden gerekli belgeleri ister ve veraset ilamını düzenler.

Veraset İlamı Davaları Ne Kadar Sürer?

Veraset davası hasımsız bir dava türü olduğu için genel itibariyle kısa sürede sonuçlanmaktadır. Mahkemenin iş yüküne göre dava bir hafta içerisinde sonuçlanabildiği gibi bir ay da sürebilmektedir. Ölüm belgesi ve nüfus kayıt örneği gibi belgelerin veraset ilamı için verilen dava dilekçesine eklenmesi Mahkemenin araştırma süresini kısaltacağından dava daha hızlı sonuçlanması mümkündür.

Ancak bazı mirasçıların miras hakkına ilişkin olarak mirasçılar arasında uyuşmazlık varsa bu durumda mahkemenin araştırma yükü artacak, hakim gerekli gördüğü takdirde tanık dinleyecektir. Bu gibi durumlar yargılama sürecini uzatmaktadır.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Miras hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek miras statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile miras davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir miras avukatı arayışınızda, miras hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, miras süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile miras davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “veraset ilamı” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku

Türk Vatandaşlığını Kazanma Yolları

Türk vatandaşlığını kazanma genel olarak doğumla veya sonradan kazanma olmak üzere iki şekilde olur.

1.VATANDAŞLIĞIN DOĞUMLA KAZANILMASI

Doğumla kazanılan Türk vatandaşlığı, doğum anında kazanılan vatandaşlık olup, yapılan bildirim üzerine doğum anından itibaren hüküm ifade eder.

Doğumla Türk vatandaşlığının kazanılması soy bağı veya doğum yeri esasına göre olur.

1.1. Türk Vatandaşlığının Soy Bağı İle Kazanılması

Soy bağı ile kazanılan vatandaşlık, çocuğun doğumu anında soy bağı ile bağlı bulunduğu Türk vatandaşı ana veya babanın vatandaşlığını kazanmasını ifade eder.

Çocuğun Türk vatandaşlığını soy bağı yolu ile kazanmasında çocuğun doğumu anında ana veya babadan yalnız birinin Türk vatandaşı olması yeterlidir. Ana ve babadan birinin yabancı bir devlet vatandaşı olması ya da çocuğun Türkiye dışında bir ülkede doğmuş olması Türk vatandaşlığının kazanılmasına engel değildir.

Evlilik dışında doğan çocuklar:

• Ana Türk vatandaşı ise doğum anından itibaren,

• Baba Türk vatandaşı ise babalığın tanınması ya da mahkemede babalık kararının verilmesi ile Türk vatandaşı olurlar.

1.2. Türk Vatandaşlığının Doğum Yeri Esasına Göre Kazanılması

Türkiye’de doğan ve aşağıdaki sebeplerden dolayı başka ülke vatandaşlığını kazanamayan çocuklar doğumlarından itibaren Türk vatandaşlığını kazanırlar.

Bu sebepler, çocuğun ana ve babasının belli olmaması, vatansız olması ve milli kanunları gereğince vatandaşlık kazanamamasıdır.

Türkiye’de bulunmuş çocuk, aksi ispat edilmedikçe Türkiye’de doğmuş sayılır. Yaşının küçüklüğü nedeniyle kendisini ifade edemeyen bulunmuş çocuklar yetkililerce bulundukları yerin nüfus kütüklerine tescil edilir.

2.Türk Vatandaşlığının Sonradan Kazanılması

Türk vatandaşlığının sonradan kazanılması yetkili makam kararı, evlat edinilme ya da seçme hakkının kullanılması yolları ile olur.

2.1. Türk Vatandaşlığının Yetkili Makam Kararı İle Kazanılması

Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılması aşağıdaki yollarla olur:

• Türk vatandaşlığının genel yolla kazanılması

• Türk vatandaşlığının istisnai olarak kazanılması

• Türk vatandaşlığının yeniden kazanılması

• Türk vatandaşlığının evlenme yoluyla kazanılması

2.1.1. Türk Vatandaşlığının Genel Yolla Kazanılması

Yabancıların Türk vatandaşlığına kabul edilmesinde genel yol, şartlarını yerine getiren yabancının başvuru yoluyla vatandaşlığı talep etmesi ve devletin bu talebi kabul etmesi ile kazanılan vatandaşlıktır.

Türk vatandaşlığına geçmek isteyen bir yabancı, gerekli şartları taşıması halinde yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığını kazanabilir.

Yabancıların Türk vatandaşlığını kazanabilmeleri için:

• Kendi millî kanununa, vatansız ise Türk kanunlarına göre reşit ve ayırt etme gücüne sahip olmaları,

• Başvuru tarihinden geriye doğru kesintisiz Türkiye’de beş yıl ikamet etmeleri, 

• Türkiye’de yerleşmeye karar verdiğini davranışları ile göstermeleri,

• Genel sağlık bakımından tehlike oluşturan bir hastalıklarının bulunmaması,

• İyi ahlak sahibi olmaları,

• Yeteri kadar Türkçe konuşabilmeleri,

• Türkiye’de kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin geçimini sağlayacak gelire veya mesleğe sahip olmaları,

• Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hallerinin bulunmaması gerekmektedir.

Vatandaşlığa başvuran kişinin Türkiye’de yerleşmeye karar verdiğini gösteren davranışlar:

Türkiye’de taşınmaz mal satın almak, yatırım yapmak, Türkiye’de iş kurmak ya da bir iş yerinde çalışmak, bir Türk vatandaşı ile evlenmek, Türk vatandaşlığını kazanmak üzere ailece başvurmak gibi Türkiye’de yerleşme niyetini ortaya koyan somut davranışlardır. Bu bağlamda öğrenim, turistik ya da geçici iş seyahatleri ve tedavi gibi geçici amaçlarla Türkiye’de ikamet eden kişilerin vatandaşlık başvurusu kabul edilmez.

Vatandaşlığa başvuran kişinin iyi ahlak sahibi olduğunun tespiti:

Kişinin kaçakçılık, dolandırıcılık, hırsızlık gibi toplumsal düzeni bozucu suçlardan ceza alıp almadığı ya da Türk örf ve adetleri ile aile yaşamına aykırı şekilde uyuşturucu kullanma ve fuhuş yapma gibi davranışlarının bulunup bulunmadığına göre kişinin iyi ahlak sahibi olup olmadığı tespit edilir. Aynı şekilde herhangi bir suçtan dolayı yargılanmak, mahkûm olmak ya da tutuklu bulunmak vatandaşlık başvurusunun reddedilmesi sebebidir.

Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hâli bulunmamak şartı, uygulamada Millî İstihbarat Teşkilatı ve Emniyet Genel Müdürlüğünce yapılacak sicil araştırması ile tespit edilmektedir. Kişinin milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir halinin bulunmadığının tespiti bu şartın arandığı bütün vatandaşlık başvuru çeşitleri için bu şekilde gerçekleşmektedir.

• Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancılarda, yukarıda sayılan şartlarla birlikte, taşıdıkları devlet vatandaşlığından çıkma şartı da aranabilir. Bu takdirin kullanılmasına ilişkin esasların tespiti Bakanlar Kurulunun yetkisindedir.

• Türk vatandaşlığının kazanılmasında başvurular yurt içinde yerleşim yerinin bulunduğu valiliğe, yurt dışında ise dış temsilciliklere bizzat veya bu hakkın kullanılmasına ilişkin özel vekâletname ile yapılır.

• Aranan şartları taşımak vatandaşlığın kazanılmasında kişiye mutlak bir hak sağlamaz.

2.1.2. Türk Vatandaşlığının İstisnai Olarak Kazanılması

Belirli özelliklere sahip yabancılara, vatandaşlığa alınmada aranan genel şartlara sahip olmasalar da Türk vatandaşlığına istisnai yollarla alınma imkânı tanınmıştır.

İstisnai vatandaşlık yolu ile Türk vatandaşlığını kazanabilecek yabancılar:

• Türkiye’de sanayi tesisi kuran veya bilimsel, teknolojik, ekonomik, sosyal, sportif, kültürel ve sanatsal alanlarda olağanüstü hizmeti geçen ya da geçeceği düşünülen ve ilgili Bakanlıklarca haklarında gerekçeli teklifte bulunulanlar.

• Uluslararası ilişkilerin gerekliliği ve ülkemizin menfaati veya herhangi bir sebeple Bakanlar Kurulunca Türk vatandaşlığını kazanmaları zaruri görülenler

• İskan Kanununa göre göçmen olarak kabul edilenler.

İskan Kanununa göre göçmen, Türk soyundan olanlar ve Türk kültürüne bağlı olup yerleşmek amacıyla tek başına veya toplu halde Türkiye’ye gelip İskân Kanunu uyarınca göçmen olarak kabul edilen kişiyi ifade eder. Kimlerin Türk soylu ve Türk kültürüne ait olduğuna Bakanlar Kurulu karar verir. Balkan göçmenleri buna göre Türk vatandaşlığına kabul edilmiştir.

• İstisnai vatandaşlık başvurusunda bulunan kişilerin milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir halinin bulunmaması gerekir.

• İstisnai vatandaşlık, diğer şartlara bakılmaksızın İçişleri Bakanlığının teklifi ve Bakanlar Kurulu kararı ile verilir.

2.1.3. Türk Vatandaşlığının Yeniden Kazanılması

Herhangi bir nedenle Türk vatandaşlığını kaybetmiş kişilerin yeniden Türk vatandaşlığını kazanmaları ikamet şartına bağlı olarak ya da ikamet şartına bağlı olmaksızın kazanma olmak üzere iki yolla gerçekleşir.

a. Türk Vatandaşlığının İkamet Şartı Aranmaksızın Yeniden Kazanılması

Aşağıda durumları belirtilen kişiler milli güvenlik bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartıyla Türkiye’de ikamet şartı aranmaksızın, Türk vatandaşlığını İçişleri Bakanlığı kararı ile yeniden kazanabilirler:

• Çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenler,

• Ana veya babalarına bağlı olarak iradeleri dışında Türk vatandaşlığını kaybeden ve ergin olmalarından itibaren üç yıl içerisinde seçme hakkını kullanmayanlar.

Yurtdışında yaşayan ve Türk vatandaşlığından usulüne göre çıkarak bulunduğu ülke vatandaşlığına geçen kişilerin yeniden Türk vatandaşlığını kazanmaları bu yolla gerçekleşmektedir.

b. Türk Vatandaşlığının İkamet Şartına Bağlı Olarak Yeniden Kazanılması

Daha önce Türk vatandaşı olup da Türk vatandaşlığı kaybettirilenler Türkiye’de üç yıl ikamet etmek şartıyla Türk vatandaşlığını kazanabilirler.

• Bu kişilerin Türk vatandaşlığını kazanmalarına dair yetki Bakanlar Kurulundadır.

Aynı şekilde Türkiye’de ikamet edip de seçme hakkını kullanarak Türk vatandaşlığını kaybedenler Türkiye’de üç yıl ikamet etmek şartıyla Türk vatandaşlığını yeniden kazanabilirler.

• Kaybettirme ya da seçme yoluyla Türk vatandaşlığını kaybeden kişilerin yeniden Türk vatandaşı olabilmeleri için milli güvenlik bakımından engel teşkil edecek bir hallerinin bulunmaması gerekir.

2.1.4. Türk Vatandaşlığının Evlenme Yoluyla Kazanılması

Bir Türk vatandaşı ile evlilik, doğrudan Türk vatandaşlığını kazandırmaz. Türk vatandaşı ile evliliğe bağlı olarak Türk vatandaşlığını talep edebilmek için, başvuran kişinin başvuru anında en az üç yıldan beri bir Türk vatandaşı ile evli olması ve evliliğinin devam ediyor olması gerekmektedir. Bu şartlar sağlandığında kişi Türk vatandaşlığına “sadece” başvurma hakkını elde etmektedir.

Türk vatandaşı ile evlenen yabancı eş, yukarıda sayılan ön şartların varlığı hâlinde, evlenme yolu ile Türk vatandaşlığını kazanmak için yetkili makamlara müracaat etme hakkını elde etmiş olacaktır.

Başvuru ön şartları gerçekleştikten sonra, yabancı eşin Türk vatandaşlığını kazanabilmesi için aranan şartlar;

• Aile birliği içinde yaşama,

• Evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmama,

• Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hâli bulunmama, olmak üzere üç temel şarttır.

Bu asli şartların tespiti yetkili makamlarca yapılır.

Uygulamada evlilik birliği ile bağdaşmayacak faaliyetlerde bulunmamanın tespitinde fuhuş yapmak, fuhuşa aracılık yapmak gibi kriterler araştırılmaktadır.

Vatandaşlık başvurusu yapılan makam, yapacağı inceleme sonucu oluşan kanaatini de içeren dosyayı, karar alınmak üzere İçişleri Bakanlığına gönderir. İçişleri Bakanlığının ilgili hakkında vereceği vatandaşlık kararı ile birlikte, yabancı eş Türk vatandaşlığını kazanmış olur.

Evlenme ile Türk vatandaşlığını kazanan yabancılar evlenmenin butlanına karar verilmesi halinde evlenmede iyi niyetli iseler Türk vatandaşlığını muhafaza ederler.

Evlenme ile Türk vatandaşlığını kazanma yabancının evliliğinin butlanına karar verilmesi halinde, Türk vatandaşlığını muhafaza edip etmeyeceği konusu başvuru yapılan şehrin valiliği aracılığıyla İçişleri Bakanlığından sorulur.

Evlenmenin eşin vatandaşlığına etki edebilmesi için, hukuken geçerli bir evliliğin varlığı gereklidir. Evlenmenin ehliyet ve şartları bakımından ise, her bir tarafın kendi millî hukukuna göre, evlenme ehliyet ve şartları tespit edilecektir. Ehliyet ve şartlar ile şekil kurallarına uygun olarak yapılan evlenmeler, Türk kamu düzenine aykırı sayılan evlilikler ile hülle evlilikleri istisnaları dışında, hukuken geçerli evliliklerdir

Türk Vatandaşlığının Evlat Edinme Yolu İle Kazanılması

Bir Türk vatandaşı tarafından evlat edinilen ergin olmayan yabancı, milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartıyla, Türk vatandaşlığını kazanabilir.

Evlat edinilecek çocuğun ergin olup olmadığı, bir ehliyet meselesi olduğu için çocuğun millî hukukuna göre tespit edilir. Küçüğün birden fazla ülke vatandaşlığının bulunması durumunda sıkı irtibat halinde olduğu ülke kanunlarına göre ergin olup olmadığına bakılır. Evlatlığın, ‘küçük’ (ergin olmayan çocuk) olmaması hâlinde, diğer şartın varlığını araştırmaya gerek kalmaksızın vatandaşlık başvurusu reddedilir.

Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir halinin bulunmaması şartının tespiti, yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının diğer şekillerde kazanılması hallerinde izah edilen usülle yapılır

Türk Vatandaşlığının Seçme Hakkıyla Kazanılması

Türk vatandaşlığını ana veya babalarına bağlı olarak kendi iradesi dışında kaybetmiş olan kişiler seçme hakkını kullanmak suretiyle Türk vatandaşlığını kazanabilirler.

• Türk vatandaşlığını kazanma ana veya babalarına bağlı olarak kaybeden kişilerin seçme hakkını kullanarak yeniden Türk vatandaşı olabilmeleri için ergin olmalarından itibaren üç yıl içinde Türk vatandaşlığına başvurmaları gerekmektedir.

• Seçme hakkını kullanarak Türk vatandaşlığına geçmek isteyen kişiler, Türkiye içinde valiliklere yurtdışında ise dış temsilciliklere verecekleri bir dilekçe ile seçme hakkını kullanırlar.

Seçme hakkı ile Türk vatandaşlığının kazanılması yetkili makamların vereceği kabul kararına bağlı değildir.

• Seçme hakkını kullanarak Türk vatandaşlığına geçmek ya da Türk vatandaşlığından ayrılmak, eşin vatandaşlığına tesir etmez.

Vatandaşlık Başvuru Usulü

• Türk vatandaşlık başvurusu, Türkiye içinde ikamet edilen yer valiliği, yurt dışında ise Türkiye Cumhuriyeti büyükelçiliği, başkonsolosluğu veya konsolosluklarına yapılır.

• Türk vatandaşlığını kazanma başvurusu, vatandaşlığı kazanmak isteyen kişi tarafından bizzat yapabileceği gibi resmi vekâlet verilen vekil tarafından da yapılabilir. Posta ile yapılan başvurular kabul edilmemektedir. Müracaat makamlarının vatandaşlığa alınmaya yönelik taleplerin esasına ilişkin karar verme yetkileri yoktur.

Müracaat makamları, başvurunun usule ilişkin şartlarının yerine getirilip getirilmediğinin tespitini yapabilirler.

• Başvuruda, başvuru makamı dosyayı vatandaşlık başvuru inceleme komisyonuna havale eder. İnceleme Komisyonu yurt içinde, il valisi veya görevlendireceği vali yardımcısının başkanlığında, il müdürlüğü, il emniyet müdürlüğü, il jandarma komutanlığı, il millî eğitim müdürlüğü ve sosyal hizmetler il müdürlüğünden en az şube müdürü düzeyindeki temsilcilerden oluşur. Komisyon kendisine başvuru makamınca gönderilen dosyalar hakkında inceleme yaparak vatandaşlık başvuru şartlarının yerine gelip gelmediğini tespit eder. Kanunda aranan şartların yerine getirildiğini tespit eden komisyon rapor hazırlayarak İçişleri Bakanlığına gönderilmek üzere müracaat makamına gönderir. Müracaat makamı, hazırlanan vatandaşlık başvuru dosyasını kendi görüşü ile birlikte talebin esasına ilişkin karar alınması için, İçişleri Bakanlığına gönderir. İçişleri Bakanlığı da, esasa ilişkin incelemesini yaparak, ilgilinin Türk vatandaşlığını kazanma talebi hakkında kararını verir

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Yabancılar hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de vatandaşlık davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek vatandaşlık statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile vatandaşlık davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir yabancılar avukatı arayışınızda, uluslararası hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, vatandaşlık süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile milletlerarası hukuk davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “Türk vatandaşlığını kazanma” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku

Tanıma ve Tenfiz

Mahkeme kararları kural olarak sadece verildikleri ülkede hüküm
ve sonuç doğururlar.
Bu durum devletlerin yargı egemenliği ve bağımsızlığının bir göstergesidir.
Dolayısıyla hiçbir devlet, ülkesinde başka devlet organlarının, kendi organlarının icra ettiği bu faaliyetlere karışmasına ve katılmasına izin vermez.
Mahkeme kararlarının iki sonucu vardır bunlar, kesin delil ve kesin hükümdür. Bazı mahkeme kararlarının kesin delil ve kesin hüküm
etkisine ek olarak icra kabiliyeti de mevcut olmaktadır.
Devletlerin egemenliklerine ilişkin düşüncelerinin sonucu olarak mahkeme kararları etkisini diğer bir ülkede gösteremez. Bu bağlamda belirli bir devlet mahkemesinden alınan karara dayanarak başka bir ülkedeki icra organları doğrudan harekete geçirilemez veya karar o ülke mahkemelerince dikkate alınamaz.
Çünkü devletlerin yargı bağımsızlığı, birinin mahkemesi tarafından verilen kararın diğer ülkede zorla icra edilmesine engeldir ve her devlet icra kuvvetini yalnız kendi ülkesinde kullanır.
Bu sebeplerden dolayı, dünya üzerindeki devletler diğer bir devlet mahkemesinde alınan kararların kendi ülkelerinde sonuç doğurma şartlarını ve usullerini kendi iç hukuklarında veya taraf oldukları milletlerarası anlaşmalar yoluyla düzenlemektedir.
Yabancı bir mahkeme kararının bu kararın verildiği ülke dışında hüküm ve sonuç doğurması ilgili kararın tanınmasına veya tenfiz edilmesine bağlıdır. Kural olarak tanıma ve tenfiz açılacak ayrı bir dava ile gerçekleştirilebilir.

Tanıma ve Tenfiz Davasında Dikkat Edilmesi Gerekenler

Bu davalar (tanıma ve tenfiz davası) sonucu tanıma veya tenfiz kararı verilmesiyle birlikte yabancı mahkeme kararı, mahalli mahkeme kararı kuvvet ve niteliğini kazanır.
Tanıma veya tenfiz davalarından hangisinin açılacağı ise etki doğurması istenen kararın içeriğine göre değişir. Yabancı mahkeme kararının içeriğinde icra dairesine başvurulmasını gerektiren yani o devletin icra organlarının harekete geçmesini gerektiren bir durum varsa, açılacak dava tenfiz davası olacaktır. Ancak kararın böyle bir özelliği yoksa açılması gereken dava tanıma davasıdır. İçerdiği hükümler sebebiyle tenfiz davası açılması gereken bir yabancı mahkeme kararı hakkında tanıma davası açılabilmesi için, davacının tenfiz yerine tanıma istemesinde haklı bir menfaatinin bulunması gerektiği kabul edilmektedir.

Tanıma ve Tenfiz İçin Şartlar

Yabancı bir mahkeme kararının tanınmasına veya tenfizine izin verilmesi ve tanıma ve tenfiz taleplerinin kabul edilebilmesi için gereken şartları devletler kendi iç hukuklarında düzenleyecekleri kurallar ile belirler. Ancak uluslararası nezaket kuralları ve tanıma ve tenfize izin verilmesinin izin veren devlete olan faydalarından dolayı, bugün neredeyse tüm dünya devletleri tanıma veya tenfize izin vermektedir. Ancak bu durum tanıma ve tenfiz şartlarının kural olarak her devletin kendisinin belirlediği gerçeğini değiştirmemektedir.

Ön Koşullar ve Esasa İlişkin Koşullar

Tanıma ve tenfiz şartları, ön koşullar ve esasa ilişkin koşullar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.
MÖHUK m. 50’ye göre tanıma veya tenfiz kararının verilebilmesi için gerekli olan ön koşullar şunlardır:
1-)Yabancı bir mahkeme tarafından verilmiş ilamın bulunması
2-)Yabancı mahkeme kararının hukuk davalarına ilişkin olması
3-)Kararın kesinleşmiş olması

Tanıma ve tenfiz talebinin kabul edilebilmesi için gereken esasa ilişkin şartlar ise MÖHUK m. 58’de düzenlenmiştir. Bunlar:

  • Hükmün verildiği yer ile Türkiye arasında mütekabiliyetin bulunması (Bu şart tanımada aranmaz)
  • İlamın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilamın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı halde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmemiş olması
  • Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı olmaması
  • Kararın davalının savunma haklarına riayet edilerek verilmiş olmasıdır.

Türk mahkemeleri, yabancı mahkeme kararlarının tanınması veya tenfizi davasında sadece tanıma veya tenfiz şartlarının bulunup bulunmadığı hususunda incelemede bulunabilir. Türk mahkemelerinde yabancı mahkeme kararında uygulanan usulün ya da kararda yer alan maddi ve hukuki tespitlerin doğruluğu incelenemez. Buna revizyon yasağı denir.
Türk mahkemelerinde tanıma veya tenfiz davaları açıldığı zaman şartlar oluşmuşsa hâkim tanıma veya tenfiz kararı vermek zorundadır.
Hâkimin bu konuda herhangi bir takdir yetkisi yoktur.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Yabancılar ve Vatandaşlık (Milletlerarası) hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de tanıma ve tenfiz davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile dava sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir tanıma ve tenfiz avukatı arayışınızda, Yabancılar ve Vatandaşlık (Milletlerarası) hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz veya avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, hukuki statünüz, haklarınız ile dava ücret veya masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “tanıma tenfiz” konusunda hukuki destek almak, avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Aile Hukuku

Boşanma Davası nasıl açılır?

Çekişmeli Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Boşanma davası nasıl açılır? Boşanma davaları anlaşmalı boşanma davası ve çekişmeli boşanma davası olarak ikiye ayrılır. Bu iki boşanma davaları aile mahkemesinde görülür.

Çekişmeli boşanma davasına bakmaya yetkili mahkeme şu şekilde belirlenir:

  • Davalı tarafın yerleşim yeri aile mahkemesinde boşanma davasını açılabilir.
  • Davacı tarafın yerleşim yeri aile mahkemesinde boşanma davasını açılabilir.
  • Boşanmak isteyen eşlerin son 6 aydan beri ikamet ettikleri yerdeki aile mahkemesinde boşanma davasını açılabilir.

Anlaşmalı Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Anlaşmalı boşanma davasında , herhangi bir adliyede açılabilir. Yetkili mahkemenin belirlenmesi açısından tarafların ikametghının bir önemi yoktur. Taraflar uygun gördükleri bir adliyenin aile mahkemesinde anlaşmalı boşanma davası açabilirler. Anlaşmalı boşanma davasının en önemli unsuru anlaşmalı boşanma protokolü olarak kabul edilir. Aile mahkemesi, tarafların hazırladığı anlaşmalı boşanma protokolünü esas alarak boşanma kararı verir.

Çekişmeli boşanma davasında uygulanan usuller anlaşmalı boşanma davasında uygulanmaz; yani karşı tarafa tebligat gönderme, cevap dilekçesi veya ön inceleme aşaması gibi aşamalar geçilerek doğrudan duruşma günü verilir. Tarafların hazırlayarak imzaladığı protokol aile mahkemesi hakimi tarafından duruşmada onaylanarak boşanma kararı verilir.

Boşanma Davası Ne Kadar Sürer?

Anlaşmalı boşanma davasında tek celsede sona erer; davanın karara bağlanması ortalama olarak 1 ay ile 4 ay arasında sürebilir.

Çekişmeli boşanma davasında, davanın niteliğine göre dava süresinin uzadığı veya kısaldığı bir dava türüdür. Çekişmeli boşanma davasında; usulüne uygun tebligat yapılması, ön inceleme duruşması, inceleme duruşmaları ve karar duruşması olmak üzere pek çok aşamadan oluşmaktadır. Ayrıca davada dinlenecek tanık sayısı, tanıkların bulundukları yer, ilk davete icabet edip etmemeleri, başka kurumlardan istenen evrakların süresinde gelip gelmemesi ve varsa tarafların diğer araştırma işlemleri çekişmeli boşanma davasının ne kadar süreceğini belirler. Ortalama olarak çekişmeli boşanma dava 1,5 yıl – 4 yıl arasında sonuçlanmaktadır.

Boşanma sebepleri nelerdir?

Medeni Kanun’a göre, boşanma davası açma sebepleri şunlardır:

  • Zina
  • Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış
  • Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme
  • Terk
  • Akıl hastalığı
  • Evlilik birliğinin sarsılması

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Boşanma ve aile hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de boşanma davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek boşanma öncesinde statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile dava sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir boşanma avukatı arayışınızda, boşanma ve aile hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, boşanma süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile dava ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “çekişmeli boşanma davası” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Miras Hukuku

Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası)

Muris muvazaası (mirastan mal kaçırma), miras bırakanın mirasçının miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla yaptığı karşılıksız kazandırmayı satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi göstermesi olarak tanımlanabilir.

Muris Muvazaası Davasını Kimler Açabilir?

Saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen her mirasçının bunu dava edebileceğini ve muvazaayı her türlü delil ile ispatlayabileceği belirtilmiştir. Ancak, bu davayı mirası reddeden, miras hakkından feragat eden ve mirastan çıkarılan kişiler açamayacaklardır.

Muris muvazaası davası herhangi bir süreye tabii değildir. Yani miras bırakanın ölümünden sonra her zaman açılabilir. Dolayısıyla dava hak düşürücü süreye zamanaşımına tabii değildir.

Mirastan Mal Kaçırma Davası Nerede Açılır?

Görevli mahkeme Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre Asliye Hukuk Mahkemesidir.

Muris muvazaası davasının konusunu oluşturan mal varlığı değeri eğer, tapulu bir taşınmaz ise; HMK m. 12/I hükmü gereğince taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesi, yetkili ve görevli mahkeme olacaktır

Muris Muvazaasının Unsurları

1-Görünürdeki Sözleşme:

Miras bırakanın, mirasçılarını aldatmak suretiyle miras haklarından mahrum bırakmak için yaptığı, gerçek iradesiyle örtüşmeyen ve gerçekte de hüküm ve sonuç doğurmayan sözleşmedir.

2-Muvazaa Söleşmesi:

Miras bırakan ile karşı tarafın, görünüşteki işlemin, üçüncü şahısları aldatmak için yapıldığı, gerçekte hüküm ve sonuç doğurmayacağı konusunda anlaşmaya vardıkları sözleşmedir. Yazılı olma şartı yoktur. Görünürdeki sözleşmeden önce yapılabileceği gibi aynı zamanda da yapılabilirler. Miras bırakanın kendisi veya temsilcisi bu anlaşmayı yapabilir.

3-Mirasçıları Aldatma Amaçlı:

Muvazaalı temliğin yapıldığı esnada mirasçısı olsun veya olmasın, ölüm tarihinde mirasçı sıfatı olan herkes muris muvazaası iddiasıyla dava açma hakkına sahiptir.

4-Gizli İşlem:

Miras bırakan ile karşı tarafın gerçek iradelerini açıkladıkları ancak diğer mirasçılardan gizli tuttukları bağış sözleşmesidir. Muris muvazaasında bu gizli işlem, bağışlamadır. Muris muvazaasında görünürdeki işlem, tarafların gerçek iradeleriyle örtüşmediği için geçersiz olmakla birlikte, gizli işlem, gerekli şekil şartlarını taşıması durumunda kural olarak geçerlidir. Çünkü tarafların iradelerine uygundur.

Sonuç olarak;

Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası) davalarında, davalıya yapılan temlikin miras bırakanın asıl irade ve amacını ortaya koymasıdır. Ölen kişinin zihninde gizlediği gerçek iradenin ve amacın tespiti bu dava için oldukça önem taşımaktadır. Bu dava somut olaya göre değişkenlik göstermektedir. Örneğin, 800.000 TL’lik apartman dairesini tapuda 100.000 TL göstererek oğluna satan kişinin, gerçek iradesi bu daireyi oğluna bağışlamak olduğu kabul edilmektedir. Bu durumda muvazaa bulunmuyorsa tenkis ancak muvazaa söz konusu ise muris muvazaasına dayalı olarak tapu iptal davası açmakta fayda olacağı söylenebilir.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Miras hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek miras statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile miras davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir miras avukatı arayışınızda, miras hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, miras süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile miras davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “mirastan mal kaçırma (muris muvazaası)” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Aile Hukuku

Evlat Edinme Nedir?

Evlat edinme; Durumu evlat edindirilmeye uygun bir çocukla, durumu evlat edinmeye uygun kişi/eşler arasında hukuki bağlar sağlanarak çocuk ebeveyn ilişkisinin kurulmasıdır. Burada soybağı hukuki yol ile kurulur.

Evlat Edinmenin Türleri Nelerdir?

Evlat edinebilmek için evli olunmasına gerek yoktur. Kişi şartları sağladığı taktirde evli olmasa dahi evlat edinebilir.

Evli çiftler kural olarak ancak birlikte evlat edinebilirler. Bu kuralın bazı istisnaları mevcuttur.

Eşler birbirlerinin önceki evliliklerinden doğan çocuklarını da evlat edinebilir.

Kimler Evlat Edinebilir Ve Şartları Nelerdir?

Evlat edinmek isteyen evli çiftler:

  • En az beş yıldan beri evli olmaları ve otuz yaşını doldurmuş olmaları gerekir.
  • Evlat edinilenden en az 18 yaş büyük olmaları gerekir.
  • Evlat edinilene en az 1 yıl bakılmış olması gerekir

Evli olmayanlar çiftler:

  • Evli olmayan çiftler birlikte evlat edinemezler.

Tek başına evlat edinme:

  • 30 yaşını doldurmuş olmak
  • evlat edinilenden en az 18 yaş büyük olmak
  • evlat edinilecek çocuğa 1 yıl bakmış olma

Evlat Edinme( Md : 305 – 320 )

A. Küçüklerin evlât edinilmesi

I. Genel koşulları
 MADDE 305.-

Bir küçüğün evlât edinilmesi, evlât edinen tarafından bir yıl süreyle bakılmış ve eğitilmiş olması koşuluna bağlıdır.
Evlât edinmenin her hâlde küçüğün yararına bulunması ve evlât edinenin diğer çocuklarının yararlarının hakkaniyete aykırı bir biçimde zedelenmemesi de gerekir.

II. Birlikte evlât edinme
MADDE 306.-

Eşler, ancak birlikte evlât edinebilirler; evli olmayanlar birlikte evlât edinemezler.
Eşlerin en az beş yıldan beri evli olmaları veya otuz yaşını doldurmuş bulunmaları gerekir.
Eşlerden biri, en az iki yıldan beri evli olmaları veya kendisinin otuz yaşını doldurmuş bulunması koşuluyla diğerinin çocuğunu evlât edinebilir.

III. Tek başına evlât edinme
MADDE 307.-

Evli olmayan kişi otuz yaşını doldurmuş ise tek başına evlât edinebilir.
Otuz yaşını doldurmuş olan eş, diğer eşin ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksunluğu veya iki yılı aşkın süreden beri nerede olduğunun bilinmemesi ya da mahkeme kararıyla iki yılı aşkın süreden beri eşinden ayrı yaşamakta olması yüzünden birlikte evlât edinmesinin mümkün olmadığını ispat etmesi hâlinde, tek başına evlât edinebilir.

IV. Küçüğün rızası ve yaşı
MADDE 308.-

Evlât edinilenin, evlât edinenden en az onsekiz yaş küçük olması şarttır.
Ayırt etme gücüne sahip olan küçük, rızası olmadıkça evlât edinilemez.
Vesayet altındaki küçük, ayırt etme gücüne sahip olup olmadığına bakılmaksızın vesayet dairelerinin izniyle evlât edinilebilir.

V. Ana ve babanın rızası

1.Şekil
MADDE 309.-

Evlât edinme, küçüğün ana ve babasının rızasını gerektirir.
Rıza, küçüğün veya ana ve babasının oturdukları yer mahkemesinde sözlü veya yazılı olarak açıklanarak tutanağa geçirilir.
Verilen rıza, evlât edinenlerin adları belirtilmemiş veya evlât edinenler henüz belirlenmemiş olsa dahi geçerlidir.

2. Zamanı
MADDE 310.-

Rıza, küçüğün doğumunun üzerinden altı hafta geçmeden önce verilemez.
Rıza, tutanağa geçirilme tarihinden başlayarak altı hafta içinde aynı usulle geri alınabilir.
Geri almadan sonra yeniden verilen rıza kesindir.

3. Rızanın aranmaması
a. Koşulları
MADDE 311.-

Aşağıdaki hâllerde ana ve babadan birinin rızası aranmaz:
l. Kim olduğu veya uzun süreden beri nerede oturduğu bilinmiyorsa veya ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksun bulunuyorsa,
2. Küçüğe karşı özen yükümlülüğünü yeterince yerine  getirmiyorsa.

b. Karar
MADDE 312.-

Küçük, gelecekte evlât edinilmek amacıyla bir kuruma yerleştirilir ve ana ve babadan birinin rızası eksik olursa, evlât edinenin veya evlât edinmede aracılık yapan kurumun istemi üzerine ve kural olarak küçüğün yerleştirilmesinden önce, onun oturduğu yer mahkemesi bu rızanın aranıp aranmamasına karar verir.
Diğer hâllerde,  bu konudaki karar evlât edinme işlemleri sırasında verilir.
Ana ve babadan birinin küçüğe karşı özen yükümlülüğünü yeterince yerine getirmemesi sebebiyle rızasının aranmaması hâlinde, bu konudaki karar kendisine yazılı olarak bildirilir.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Boşanma ve aile hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de boşanma davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek boşanma öncesinde statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile boşanma davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir boşanma avukatı arayışınızda, boşanma ve aile hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, boşanma süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile boşanma davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “evlat edinme” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Aile Hukuku

İddet Müddeti (Bekleme Süresi)

İddet müddeti , bekleme süresi anlamına gelir. Evliliği sona eren kadının, boşanma kararı kesinleşmesinden itibaren 300 gün içerisinde evlenmesine olanak tanımamaktadır. Bunun temel nedeni kadının hamile kalma ihtimali ve soybağında karışıklık yaşanmamasıdır.

Yukarıda kısaca anlattığımız iddet müddetini Medeni Kanunumuz şöyle tanımlanmaktadır;

TMK 132 “Evlilik sona ermişse, kadın, evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün geçmedikçe evlenemez.

Doğurmakla süre biter.

Kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması veya evliliği sona eren eşlerin yeniden birbiriyle evlenmek istemeleri hallerinde mahkeme bu süreyi kaldırır.”

Medeni kanunun 132.maddesinden anlaşılacağı gibi iddet müddetinin kaldırılması mümkündür. Gelişen teknoloji ile kadının hamile olunmadığı ispatlandığı sürece bekleme süresi dolmadan yeniden evlenmek mümkündür.

Peki iddet müddeti nasıl kaldırılır?

Şöyle ki, öncelikle iddet müddeti kaldırılması istemli bir dava açılır ardından mahkemenin yönlendireceği hastaneden hamile olunmadığına dair rapor alınır ve bu rapora istinaden mahkeme sürenin kaldırılmasına dair karar verir. Bu dava kısa sürede karara bağlanan bir dava olma özelliğini taşır.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu

Boşanma ve aile hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de boşanma davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek boşanma öncesinde statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile boşanma davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermektedir. izmir boşanma avukatı arayışınızda, boşanma ve aile hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, boşanma süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile boşanma davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “iddet müddeti” konusunda hukuki destek almak ve izmir avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Miras Hukuku

Tapu iptali ve Tescili Davası

Tapu iptali ve tescili davasına dair ön bilgi;

Tescil

Tescil, tapu kütüğünde taşınmaza ait sayfaya mülkiyet hakkı başta olmak üzere diğer ayni hakların da yazılması anlamına gelen bir ifadedir. Tescilin yapılabilmesi için iki şart gerekir:

  • Yetkili kişinin tescil talebinde bulunması,
  • Talepte bulunanın taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkisini ve tescil sebebini belgelendirmesi.

Tapu Tescil Davası

Taşınmazın olağanüstü zamanaşımıyla kazanıldığı hallerde kişi tescil davası yoluyla mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini ister.

Tescil davası, hazineye veya ilgili kamu tüzel kişilerine ya da varsa tapuda malik gözüken kişiye karşı açılır.

Dava taşınmazın bulunduğu yerdeki asliye hukuk mahkemesinde açılır.

Davanın konusu mahkemece bir defa gazetede ve ayrıca taşınmazın bulunduğu yerde de 3 defa ilan olunur.

Son ilan tarihinden itibaren 3 ay içinde kimse itirazda bulunmazsa ya da yapılan itiraz yerinde görülmezse veya davacının iddiaları da kanıtlanırsa hakim, taşınmazın davacı adına tesciline karar verir. Aynı davada davalı veya itiraz edenler de birtakım deliller öne sürerek taşınmazın kendi adlarına tescil edilmesini isteyebilirler

Tapu İptali ve Tescili Davası

Tapu iptal ve tescil davası, tapudaki tescilin gerçeği yansıtmadığını, tescilin yolsuz olduğunu, kanuna ve usule aykırı olarak yapıldığı iddia edilen tapu kaydının düzeltilmesi için açılır.

Bu dava ile yolsuz ve hileli tesciller engellenir. 

Tescil yapılırken geçerli bir tescil sebebinin aranmasından kaynaklı olarak eğer tapuda malik gözüken kişinin eski malikten taşınmazı alırken aralarında yaptıkları sözleşme geçersiz ise tescil de yolsuz olacaktır.

Davayı açan kişi, tapuda haksız olarak malik gözüken kişinin tapusunun iptalini ve gerçek hak sahibi olan kendisinin adının tapuya tescilini ister.

Bu davada mahkeme hükmü kesinleşmeden icra edilemez.

Tapu İptal ve Tescil Davasının Açılabilmesi İçin Gerekli Şartlar

Aşağıdaki durumların varlığı halinde tapu iptal ve tescil davası açılabilir:

  • Tapu kütüğünde haklı bir neden olmadan işlem yapılması,
  • Malik dışında başka bir kişi adına tescil yapılması,
  • İlgili taşınmazdaki tescilin değiştirilmiş olması,
  • İlgili tescilin tapu kütüğünden silinmiş olması,
  • Yapılan yolsuz tescil sonucu ayni hakkın zedelenmiş olması

Tapu kütüğünde bulunan yolsuz tescile karşı malikler ayrıca el atmanın önlenmesi ve istihkak davası da açabilir.

Tapu İptal ve Tescil Davasında Davalı

Dava, tapu kaydında haksız, yolsuz tescile neden olarak  taşınmazın sahibi olarak görünen kişiye karşı açılır. Eğer bu kişi ölmüşse dava mirasçılarına karşı açılır.

Tapu İptal ve Tescil Davasının Açılma Nedenleri

Tapu iptal ve tescil davası aşağıdaki nedenlerle açılabilir:

  • Hukuki ehliyetsizlik nedeniyle
  • Vekalet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle
  • Aile konutu nedeniyle
  • Ölünceye kadar bakma sözleşmesi nedeniyle
  • Mirastan mal kaçırma(Muris muvazaası) nedeniyle

Hukuki Ehliyetsizlik Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası

Tapuda devir işlemi yapan herkesin ayırt etme gücüne ve fiil ehliyetine sahip olması gerekir. Ayırt etme gücünden kasıt kişinin tapudaki işlem sırasında yaptığı işlemi, önemini kavrayabilecek durumda olmasıdır. Bunlara sahip olmayan kişinin tapuda yaptığı gayrimenkul satış  işlemleri ya da tapuda devir işlemleri için hukuki ehliyetsizlik nedeniyle dava açılabilir.Örneğin: 18 yaşını doldurmamış veya akıl hastalığı olan birisinin tapuda işlem yapması durumunda.

Vekalet Görevinin Kötüye Kullanılması Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası

Günlük hayatta çoğu işte kişiler kendi işlerini yapması için başka bir kişiye hukuki boyutta yetki verirler. Yetki verilen bu kişi vekil, verilen yetki ise vekalettir. 

Vekil,  işlerini özenli ve vekalet verene karşı sadakatli bir şekilde yapmak zorundadır. Ayrıca vekil, görevlendirilmeden yaptığı işlemler için kendisi sorumlu olur. 

Eğer vekil kendisine böyle bir yetki verilmemişken, vekalet veren adına tapuda işlem yapıp, yolsuz tescile yol açarsa vekalet veren bu işleme karşı tapu iptal ve tescil davası açabilir. Örneğin vekil, tapuda devir işlemi gerçekleştirmiş ve vekalet verenin taşınmazını başka bir kişiye devredip o kişi adına tescil yapılmasına neden olmuş olabilir. 

Ancak eğer taşınmazı devralan bu kişi iyi niyetliyse, yani vekilin yetkisiz olduğunu bilmiyor ve bilmesine de olanak yoksa, kişinin iyi niyeti korunur ve tapu iptal ve tescil davası açılamaz.

Tapu İptali ve Tescil Davasında Süre:

Vekalet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle açılacak dava herhangi bir zamanaşımına veya hak düşürücü süreye tabi değildir, her zaman açılabilir.

Aile Konutu Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası

Aile konutu, bütün ailenin yaşadığı ortak konuttur. Bu önemi yüzünden eşlerden biri diğerinin açık rızasını almadan aile konutunu başkasına devredemez, üzerinde ipotek kurduramaz ya da sınırlı ayni hak tesis edemez. 

Eğer eşlerden biri diğerinin izni olmadan konutu devretmişse bu tescil yolsuz olur ve diğer eş tapu iptal ve tescil davası açabilir. Ancak bu davanın açılabilmesi için daha önceden tapu, taşınmazın aile konutu olduğuna dair şerh koydurulmuş olması gerekir.

Bu şerhin koyulmadığı takdirde, konutu devralan kişi, aile konutunun diğer eşin izni olmadan devredildiğini bilmiyorsa yani iyi niyetliyse, kişinin iyi niyeti korunur yani dava açılamaz. Eğer devralan kişi bunları biliyorsa, tapuda şerh olmasa da dava açılabilir ve yolsuz tescil düzeltilir.

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nedeniyle

Ölünceye kadar bakma sözleşmesinde bakım borçlusu kişi, diğer tarafa ölünceye kadar bakmayı borçlanır ve karşılığında  bakılan kişi de malvarlığındaki taşınmazı veya taşınmazları bu kişiye devretme borcu altına girer. Tapuda yapılan bu devirden sonra taraflardan birinin sözleşmeye aykırı davranışlarından ötürü bu sözleşmenin devam etmesini istemiyorlarsa sözleşmeyi feshedebilirler. Bunun üzerine de tapu iptal ve tescil davası açabilirler.

Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası) Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası

Mirastan mal kaçırma, miras bırakan kişinin bazı mirasçılarına daha çok mal verip diğerlerini mirastan mahrum bırakmak istemeleri sebebiyle bu mirasçılarına mallarını devretmesi şeklinde gerçekleşir.

Kendisinden mal kaçırılan bütün mirasçılar bu devir işleminin geçersiz kılınması için tapu iptal ve tescil davası açabilirler.

Olağan Kazandırıcı Zamanaşımı Olması

Geçerli bir hukuki sebep olmasa da iyi niyetli şekilde tapu sicilinde 10 yıl boyunca kesintisiz ve davasız olarak malik olarak görünen kişi, 10 yılın sonunda taşınmazın mülkiyetini kazanır. Bu durumda yolsuz tescil sebebiyle tapu iptal ve tescil davası açılamaz.

Zamanaşımı Süresi

Bu dava mülkiyet hakkına dayanır ve bu yüzden herhangi bir süreye tabi olmaksızın her zaman açılabilir. Ancak yine de yolsuz bir tescil olduğunun öğrenilmesinden sonra kısa bir süre içinde açılmasında fayda vardır.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Tapu iptal ve tescil davası, taşınmazın bulunduğu yerdeki asliye hukuk mahkemesinde açılır. Bu mahkeme kesin yetkilidir, taraflar davanın başka bir mahkemede görülmesini kararlaştıramazlar. 

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Miras hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek miras statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile miras davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir miras avukatı arayışınızda, miras hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, miras süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile miras davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “tapu iptali ve tescili davası” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.