Kategori: Karaçanta

Miras Hukuku

Miras Eşin Saklı Payı

Miras eşin saklı payı; bir kimsenin karşılık almaksızın kendi malvarlığı hak ve alacaklarından, diğer bir kimse yararına temin ettiği hukuki işlemlere kazandırma, ( tasarruf ) denir. Hukuki bir işlemin kazandırma, bağış sayılabilmesi için tamamen karşılıksız olması da koşul değildir.

Miras bırakanın yapmış olduğu kazandırma veya kazandırmalara karşılık lehine kazandırma yapılan kimse de bir karşılık vermiş, bir edimde bulunmuş olabilir. Bu halde de karşılıklı edimlerin bedelleri arasında önemli bir fark bulunuyor ve bu farkın kazandırma amacıyla yapıldığı açıksa, gerçek karşılıkla olan farklılık da karşılıksız kazandırma sayılır. Buna karma kazandırma da denilir.

Miras bırakan tasarruf edilebilir kısmı aşan karşılıksız veya karma kazandırmalarını ölüme bağlı kazandırma, sağlar arası kazandırma veya kazandırmalar şeklinde yapabilir.

Tasarruf özgürlüğü TMK 5005-513 hükümleriyle düzenlenmişken, tasarruf edilebilir kısım ise TMK 505-509 arasındaki kanun maddelerinde düzenlenmiştir.

Miras bırakanın kanunun gösterdiği sınırlar içinde tereke üzerinde serbest olarak tasarruf etmesi tasarruf özgürlüğünü ifade eder. Mirasta tasarruf edilebilir kısım ise TMK 505 hükmüyle düzenlenmiştir:

MADDE 505.- (Değişik 1. fıkra: 5650 – 4.5.2007 / m.1) Mirasçı olarak alt soyu, ana ve babası veya eşi bulunan miras bırakan, mirasının saklı paylar dışında kalan kısmında ölüme bağlı tasarrufta bulunabilir. 
Bu mirasçılardan hiç biri yoksa, miras bırakan mirasının tamamında tasarruf edebilir.

Kan hısımlığından doğan yasal mirasçıların miras paylarının belirli kısmı üzerinde miras bırakanın iradesi ile bertaraf edilemeyen bir hak tanınmıştır. Miras bırakanın tasarruf edemediği bu kısma saklı pay adı verilir. Kanunun öngördüğü istisnalar dışında miras bırakanın iradesi ile bertaraf edilemeyen hakka saklı pay denilmektedir.

Saklı paylı mirasçının hakkı

Saklı paylı mirasçının hakkı, miras bırakanın iradesinden bağımsız olarak güçlendirilmiş olup, miras bırakanın bu hak üzerinde tasarrufta bulunması yasaklanmıştır.

Miras hukukunda yukarıda belirtilen TMK 505. maddeye göre mirasçı olarak alt soyu, ana ve babası veya eşi bulunan miras bırakan, mirasının ancak saklı paylar dışında kalan kısmı üzerinde ölüme bağlı tasarrufta bulunabilir.

Miras eşin saklı payı, sağ kalan eş için birlikte mirasçı oldukları kişilere göre değişmektedir:

Miras eşin saklı payı, alt soy veya ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçı olması halinde yasal miras payının tamamıdır. Yani sağ kalan eş bu durumda, payına düşmesi lazım gelen tüm mirası alır. Miras bırakanın, sağ kalan eşin saklı payına tecavüz eden ölüme bağlı tasarruf geçerli değildir.

Miras eşin saklı payı, sağ kalan eş için alt soy veya ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçı olması halinde yasal miras payının tamamı iken diğer hallerde yasal miras payının dörtte üçüdür.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Miras hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek miras statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile miras davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir miras avukatı arayışınızda, miras hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, miras süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile miras davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “miras eşin saklı payı” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

İzmir Avukat

İzmir Avukat Danışma

Online Avukat ve Hukuki Danışmanlık

Karaçanta Avukatlık ve Hukuki Danışmanlık, uzman olduğu tüm konularda genel hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Başka ülkede veya şehir dışında olan veya zaman bulamadığı için ofisimize gelme imkanı olamayanlar için internet üzerinden izmir avukat danışma “Online Hukuki Danışmanlık Hizmeti” verilebilmektedir. 

Danışmanlık hizmeti almak için, bulunduğu ülke ve şehir fark etmeksizin randevu almak için iletişime geçin. Danışmanlık, talep üzerine yazılı veya sözlü olarak verilmektedir. Yazılı danışmanlık hizmetini isteyen kimseyle e-posta üzerinden yazılı olarak hukuki sorulara cevap verilmektedir.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuki Danışmanlık, uzmanlık alanı olduğu tüm konularda hukuki tecrübe ve bilgi birikimiyle hukuki mücadelenizde sizlere avukat danışmanlık hizmeti vermektedir. Online hukuki danışmanlık hizmeti alacak kimsenin talebi üzerine WhatsApp, Skype, Facebook, Zoom vb. gibi uygulamalar üzerinden 7/24 avukat danışma hattına başvuruda bulunarak yazılı veya sözlü olarak danışma hizmeti almak istediğinizi bildirebilirsiniz. 

Online olarak görüntülü veya sesli aramayla gerçekleştirilen danışmanlık hizmeti ile yüz yüze yapılan danışmanlıkla aynıdır. Teknolojinin gelişmesi ile şehir dışında olan veya zamanı olmayan kimselere ofise gelmesi gerek kalmadan hukuki sorunları adına danışmanlık hizmeti verilebilmesi mümkün kılınmıştır. Böylelikle teknoloji sayesinde hızlı ve güvenli bir şekilde hukuki sorunlara dair detaylı bilgilendirmede bulunma mümkün hale gelir.

Danışmanlık hizmetinde taraflar arasında avukat-müvekkil ilişkisi kurulmamaktadır. Vekalet ilişkisi ancak avukat adına noter aracılığıyla vekaletname düzenlenmesi ile mümkündür. Danışmanlık hizmeti ile yalnızca hukuki sorunlara dair yanıtlar verilecek, süreç konusunda detaylı bilgilendirmede bulunulacaktır. 

Hukuki sorunlara dair paylaşılan bilgiler, avukatın sır saklama yükümlülüğü altında gizli tutulacaktır. Avukat kanun ve meslek etiği gereği danışmanlık hizmetinde edindiği bilgileri kesinlikle üçüncü kişilerle paylaşmayacaktır.

Neden Online Danışmanlık Hizmeti?

Danışmanlık hizmeti alan kimsenin hukuki süreç hakkında bilgilendirilmesi, hangi haklara sahip olduğu, neleri talep edebileceğini detaylı olarak öğrenmesi gerekmektedir. Profesyonel olarak hukuki hizmet ile ileride doğma ihtimali olan hukuki kayıpların önüne geçilip, hukuki bilinç olur. Verilen danışmanlık hizmeti, hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Zamanı olmayan ya da ülke veya şehir dışında bulunan kimseler online olarak sanal avukat soru sorma hizmetinden bu şekilde yararlanarak danışmanlık hizmet alarak bilinçlenmiş olacaktır.

WhatsApp Üzerinden Online Avukat Danışma

Online danışmanlık hizmeti almak isteyen kimse, büromuzun iletişim numarasından bizlere ulaşabilir. Hangi konuda bilgi almak istediğini ve uygun olduğu gün ile saatleri belirterek randevu alabilecektir. Hukuki soru sormak isteyen kişi, WhatsApp ve Google Hangouts üzerinden görüntülü veya sesli danışmanlık hizmeti almak istiyor ise mutlaka bu konuda da bildirimde bulunmalıdır.

Danışmanlık hizmeti alacak olan kimse görüşme öncesinde sorularını hazırlamalı, belgeler üzerinden soru yöneltecek ise WhatsApp numaramız veya e-posta adresimiz üzerinden belgeleri göndermelidir. Belirlenen randevu gün ve saatinde WhatsApp üzerinden arama gerçekleştirilerek danışmanlık hizmeti verilecektir.

Skype Üzerinden Online Avukat Danışma

Skype üzerinden cep telefonu, tablet veya bilgisayar aracılığıyla görüntülü veya sesli görüşme gerçekleştirilebilmektedir. Online danışmanlık hizmeti almak isteyen kimse, hizmeti Skype üzerinden talebi belirterek gerçekleştirir. İzmir avukat ile görüşülecek gün ve saat konusunda mutabakata varılması halinde Skype hesabı üzerinden görüşülür.

Zoom Üzerinden Online Avukat Danışma

Zoom uygulaması ile bilgisayar üzerinden görüşme sağlanılmaktadır. Kişi, bilgisayar ekran paylaşımını bu uygulama ile sağlayabilmektedir. Online danışma hizmetini Zoom ile gerçekleştirmek isteyen kimse, danışmanlık hizmeti için bu talebini özellikle belirtmelidir. Danışmanlık alan kimse, Zoom üzerinden hukuki sorunlarına dair ekran paylaşımında bulunarak; belge üzerinden hukuki sorularına da yanıt alabilmektedir.

Online Hukuki Danışmanlık Hizmetinde Neler Sorulabilir?

Avukat tarafından verilen hukuki danışmanlık hizmetinde; hukuki mücadele veya uyuşmazlığa dair her türlü sorunlar dile getirilerek süreç hakkında detaylı bilgi almaktadır.

  • Kişi, dava açmayı düşünüyorsa yasal hakları neler, davada hangi talep hakkı bulunur; delilleri var ise delillerin hukuka uygun olup olmadığı,
  • Kendisi dava açmış ise yargılama aşamasında gelinen noktada hukuki değerlendirilmenin yapılması, sürecin nasıl işleyeceği,
  • Kendisine karşı dava açılmışsa; ne gibi hakların olduğu, hukuki uyuşmazlığın detaylandırılması, savunmasına yönelik delillerin neler olduğuna dair detaylı görüşme,
  • Sözleşme, ihtarname, ödeme emri, mahkeme kararı gibi belgelerin incelenmesi gibi yazılı dokümanların değerlendirilmesi gibi; herhangi bir hukuki mücadelede her türlü hukuki soruları cevaplandırma olanağı bulunmaktadır.

Online Hukuki Danışmanlık Ücretli Midir?

İzmir avukat danışma avukatın vereceği danışmanlık hizmeti ücretsiz olmamaktadır. Avukatlar, Türkiye Barolar Birliğine tabi olup ücretsiz danışmanlık hizmeti vermesi halinde hakkında disiplin cezası uygulanmaktadır. Bu nedenle danışmanlık hizmeti alan kimse; her yıl TBB tarafından belirlenen Avukatlık Asgari Ücret Tarifesindeki danışmanlık ücretinin ödenmesi gerekmektedir.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Miras ve aile hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras ve boşanma davalarına bakmaktayız. Tecrübemizi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek dava öncesinde statünüzün / haklarınızın belirlenmesiyle davanıza bakmaktayız. Davanızda en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir boşanma avukatı, izmir miras avukatı arayışınızda; miras ve aile hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltip, miras ve boşanma süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile dava ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “izmir avukat danışma” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Aile Hukuku

Boşanma Davası nasıl açılır?

Çekişmeli Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Boşanma davası nasıl açılır? Boşanma davaları anlaşmalı boşanma davası ve çekişmeli boşanma davası olarak ikiye ayrılır. Bu iki boşanma davaları aile mahkemesinde görülür.

Çekişmeli boşanma davasına bakmaya yetkili mahkeme şu şekilde belirlenir:

  • Davalı tarafın yerleşim yeri aile mahkemesinde boşanma davasını açılabilir.
  • Davacı tarafın yerleşim yeri aile mahkemesinde boşanma davasını açılabilir.
  • Boşanmak isteyen eşlerin son 6 aydan beri ikamet ettikleri yerdeki aile mahkemesinde boşanma davasını açılabilir.

Anlaşmalı Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Anlaşmalı boşanma davasında , herhangi bir adliyede açılabilir. Yetkili mahkemenin belirlenmesi açısından tarafların ikametghının bir önemi yoktur. Taraflar uygun gördükleri bir adliyenin aile mahkemesinde anlaşmalı boşanma davası açabilirler. Anlaşmalı boşanma davasının en önemli unsuru anlaşmalı boşanma protokolü olarak kabul edilir. Aile mahkemesi, tarafların hazırladığı anlaşmalı boşanma protokolünü esas alarak boşanma kararı verir.

Çekişmeli boşanma davasında uygulanan usuller anlaşmalı boşanma davasında uygulanmaz; yani karşı tarafa tebligat gönderme, cevap dilekçesi veya ön inceleme aşaması gibi aşamalar geçilerek doğrudan duruşma günü verilir. Tarafların hazırlayarak imzaladığı protokol aile mahkemesi hakimi tarafından duruşmada onaylanarak boşanma kararı verilir.

Boşanma Davası Ne Kadar Sürer?

Anlaşmalı boşanma davasında tek celsede sona erer; davanın karara bağlanması ortalama olarak 1 ay ile 4 ay arasında sürebilir.

Çekişmeli boşanma davasında, davanın niteliğine göre dava süresinin uzadığı veya kısaldığı bir dava türüdür. Çekişmeli boşanma davasında; usulüne uygun tebligat yapılması, ön inceleme duruşması, inceleme duruşmaları ve karar duruşması olmak üzere pek çok aşamadan oluşmaktadır. Ayrıca davada dinlenecek tanık sayısı, tanıkların bulundukları yer, ilk davete icabet edip etmemeleri, başka kurumlardan istenen evrakların süresinde gelip gelmemesi ve varsa tarafların diğer araştırma işlemleri çekişmeli boşanma davasının ne kadar süreceğini belirler. Ortalama olarak çekişmeli boşanma dava 1,5 yıl – 4 yıl arasında sonuçlanmaktadır.

Boşanma sebepleri nelerdir?

Medeni Kanun’a göre, boşanma davası açma sebepleri şunlardır:

  • Zina
  • Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış
  • Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme
  • Terk
  • Akıl hastalığı
  • Evlilik birliğinin sarsılması

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Boşanma ve aile hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de boşanma davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek boşanma öncesinde statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile dava sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir boşanma avukatı arayışınızda, boşanma ve aile hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, boşanma süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile dava ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “çekişmeli boşanma davası” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Miras Hukuku

Ortaklığın Giderilmesi Davası (İzale-i Şüyu Davası)

Ortaklığın giderilmesi davası; paylı ya da elbirliği mülkiyetine konu olan mülkiyetin giderilmesi ve kişisel mülkiyete geçmeyi sağllar. Bı durum tüm taraflar için benzer sonuçları doğuran dava türü olarak bilinmektedir.

Türk Medeni Kanunu mülkiyet hakkını “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.” şeklinde tanımlamaktadır.

Paylı Mülkiyet Nedir?

Paylı mülkiyet; birden çok kişinin maddi olarak bölünmemiş bir şeyin tamamına belli paylarla malik olmasıdır. Paylı mülkiyette paylar bellidir ancak paylar üzerinde bölünme olmamıştır. Başka şekilde belirlenmedikçe, paylar eşit sayılır. Paydaşlardan her biri kendi payı bakımından malik hak ve yükümlülüklerine sahip olur. Paylı mülkiyette paydaşlar paylarını  devredilebilirler, rehin edilebilirler ve alacaklılar tarafından haczettirilebilirler.

Elbirliği Mülkiyet Nedir?

Kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluklar dolayısıyla tarafların mallara birlikte malik olması durumuna elbirliği mülkiyeti denilmektedir. Elbirliği mülkiyetinde; paylı mülkiyetten farklı olarak ortakların belirlenmiş payları yoktur her birinin hakkı ortaklığa giren malların tamamını kapsamaktadır. Elbirliği ile mülkiyette ortaklar birlikte hareket etmeleri gerekmektedir. Paylarını satamazlar, rehnedemezler ve paylar hazce konu olmaz.

Ortaklığın Giderilmesi Davasının Tarafları

Ortaklığın giderilmesi davası, tartışma konusu taşınır veya taşınmaz mallara ortak olan paydaşlar tarafından açılır. Tüm paydaşların ortaklığın giderilmesi davasında taraf olarak yer alması zorunludur. Paydaşlardan birinin ölümü halinde mirasçılık belgesinde (veraset ilamında) ismi geçen tüm mirasçıların ortaklığın giderilmesi davasına dahil edilmesi gerekmektedir.

Ortaklığın Giderilmesi Davasında Görevli Ve Yetkili Mahkeme

Ortaklığın giderilmesi davasında yetkili mahkeme taşınmazlardan birinin bulunduğu yer mahkemesidir. Görevli mahkeme ise Sulh Hukuk Mahkemesidir.

Ortaklığın Giderilmesinin Aynen Taksim Şeklinde Yapılması

Ortaklığın giderilmesi davasında taraflar anlaşamadıkları takdirde TMK md. 699 gereğince taraflardan birinin ortaklığın giderilmesinin aynen taksim suretiyle yapılmasını istemesi durumunda hakim tarafından aynen taksimin mümkün olup olmadığı incelenir. TMK md. 699/2 gereğince “Paylaşma biçiminde uyuşma sağlanamazsa, paydaşlardan birinin istemi üzerine hakim, malın aynen bölünerek paylaştırılmasına, bölünen parçaların değerlerinin birbirine denk düşmemesi hâlinde eksik değerdeki parçaya para eklenerek denkleştirme sağlanmasına karar verir.”

Aynen taksim suretiyle ortaklığın giderilebilmesi için taşınmazların boyutu, niteliği, taraf sayısı, imar durumları ve diğer tüm hususlar incelenmektedir. Aynen taksim suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmişse bu taksimin eşit değerlerde olması gerekmektedir. Eğer parçaların bedelleri birbirine eşit değil ise payların arasındaki fark kadar denkleştirme söz konusu olur. Kat mülkiyeti kurulabilen bir taşınmaz malda satış ile ortaklığın giderilmesi mümkün değildir.

Ortaklığın Giderilmesi Satış Suretiyle Yapılması

Taşınmazın aynen taksimi mümkün değil ise ya da taraflardan hiçbiri aynen taksimi istememiş ise ortaklığın giderimesi satış suretiyle olur. Taşınmazın satışı, açılan ortaklığın giderilmesi davasında yapılmamaktadır. Satış memurluğu ya da icra dairesi aracılığıyla taşınmaz satılarak ortaklık giderilmektedir.

TMK md. 699/3 gereğince “Bölme istemi durum ve koşullara uygun görülmezse ve özellikle paylı malın önemli bir değer kaybına uğramadan bölünmesine olanak yoksa, açık artırmayla satışa hükmolunur. Satışın paydaşlar arasında artırmayla yapılmasına karar verilmesi, bütün paydaşların rızasına bağlıdır.”

Ortaklığın Giderilmesi Davasının Süresi

Taraf sayısına ve dosyanın niteliğine göre değişmekle birlikte 10-12 ay içerisinde sonuçlanan davalardır. Ancak dosyada; tarafların çok fazla olması ya da taşınmazlarla ilgili farklı iddialarda bulunulması durumunda bu süreç çok daha uzun sürebilmektedir.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Miras hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek dava öncesinde statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile dava sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir miras hukuku avukatı arayışınızda, miras hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltip, dava süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile dava ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “izale-i şüyu” konusunda hukuki destek almak ve uzman avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Miras Hukuku

Miras Reddi Süresi

Miras reddi süresi, yasal süre içinde mirasçının red hakkını kullanabileceği süredir. Bu süre içinde mirasın reddi hakkının kullanılmaması halinde, miras kayıtsız şartsız kazanılmış olur.

Miras reddi süresi içinde mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya miras bırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan mirasçı mirası reddedemez. Bunun gibi, tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçı da mirası reddedemez.

Miras reddi süresi yasal mirasçılar ve atanmış mirasçılar açısından ayrı ayrı incelenir. Mirasçılar miras bırakanın ölümünü ölüm tarihinde öğrenmiş olabilecekleri gibi daha sonra da öğrenmiş olabilirler.

Yasal Mirasçılar

Yasal mirasçılar açısından miras reddi süresi mirasbırakanın ölümü tarihinden itibaren başlar. Ancak yasal mirasçıların bu süreyi daha sonra öğrendiklerini de iddia ve ispatlamaları mümkündür. Yasal mirasçılar için miras reddi süresi mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten itibaren 3 aydır.

Mirasın üç ay içinde reddolunmasına ilişkin bu süre hak düşürücü bir süredir. Hak düşürücü süreler, iddia olunmasa dahi hakim tarafından re’sen dikkate alınır.

Miras reddi süresi, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonraki bir tarihte ispat etmeleri halinde öğrenme tarihinden itibaren başlar.

Atanmış mirasçılar

Atanmış mirasçılar için miras reddi süresi, miras bırakanın ölüme bağlı tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten itibaren başlar.

Bunun dışında önemli olan bir nokta da, ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise miras reddedilmiş sayılır. Bu durum mirasın hükmen reddi olarak adlandırılır. Mirasın hükmen reddi için her zaman dava açılabilir. Ancak, yukarıda belirttiğim gibi, ret süresi içinde yani miras reddi süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlerine karışma, terekenin olağan işleri dışında kalan veya miras bırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapılması halinde veya tereke mallarının gizlenmesi, kendisine mal etme gibi hallerde açılacak dava red olunacaktır.

Diğer bir önemli nokta da gerçek reddin 3 aylık süreye tabi olmasına karşın hükmen reddin bir süreye tabi olmamasıdır. Yani hükmen red için her zaman dava açılabilir.

Mirasın Reddi Süresi Örnek Yargı Kararları

Davaya konu edilen olayda, davalının verdiği cevap dilekçesinde ve davalıların verdikleri temyiz dilekçelerinde, miras bırakanın terekesinin borca batık ve ödemeden aczinin açıkça belli olduğunu dile getirmişlerdir. İşte bu halde mirasın reddedilmiş olduğunun kabulü gerekir.

(YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ E. 2016/1060 K. 2016/8298 T. 23.6.2016)

Mirasın hükmen reddi davasının özelliği gereği ölüm tarihinde murisin ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır ( TMK m. 605/2 ). Mirasçılar Türk Medeni Kanununun 610. maddesinde yazılı aykırılık da bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir.

(YARGITAY 14. HUKUK DAİRESİ E. 2015/2918 K. 2016/4100 T. 5.4.2016)

Davacıların murisin banka hesabındaki parayı çekmesi TMK’nın 610/2 maddesine göre; terekeyi sahiplenme anlamına gelen bir davranış şeklidir. Bu sebeple davacıların mirası hükmen ret hakkının düştüğünün kabulü gerekeceğinden davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş; bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.

(YARGITAY 14. HUKUK DAİRESİ E. 2015/2896 K. 2016/4019 T. 4.4.2016)

Davacı mirasçı … ve dava dışı diğer mirasçıların 20.10.2008 tarihli ve 2008/300 Esas, 298 Sayılı mirasçılık belgesine göre 5.8.2009 tarihli ve 3038 Sayılı resmi senette belirtilen ve murisleri … oğlu … adına kayıtlı taşınmazlardaki payları tapuda kendi adlarına intikal ettirdikleri ve aynı resmi senetle dava dışı …’a satmış oldukları anlaşılmıştır. Bu işlem TMK’nın 610/2 maddesine göre terekeyi sahiplenme anlamına gelen davranış olmakla davacının hükmen ret hakkı düşmüştür.

(YARGITAY 14. HUKUK DAİRESİ E. 2015/12439 K. 2016/3994 T. 4.4.2016)

Murisin ölümü

Murisin ölümü ile, tereke bütün aktif ve pasifi ile mirasçılarına geçer. Murise ait vergi, prim vb. borçları da terekenin pasifi içerisinde olup terekeye dahildir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden murisin Y… Ltd. Şti. ortaklarından olduğu anlaşılmaktadır. Borcun, murisin şahsi borcu değil, ortağı ve temsilcisi olduğu şirketin sigorta primlerinden kaynaklanan borcudur. 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanunun 22.07.1998 tarihli 4369 Sayılı Kanunla değişik 35. maddesi hükmüne göre; limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu kanun gereğince takibe tabi tutulurlar. Aynı kanuna 25.05.1995 tarihli 4108 Sayılı Kanunla ilave edilen mükerrer 35. madde hükmüne göre de tüzel kişilerin malvarlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin şahsi malvarlıklarından bu kanun hükümlerine göre tahsil edilir. Şu halde açıklanan yasal hükümler gereğince murisin; “ortağı” ve “temsilcisi” olduğu şirketin, şirketin malvarlığından tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan vergi borcundan, şirket ortağı olarak “koyduğu sermaye hissesi oranında” doğrudan doğruya; “temsilcisi” olarak da şahsi sorumluğu söz konusudur.

(YARGITAY 14. HUKUK DAİRESİ E. 2015/5969 K. 2016/157 T. 12.1.2016)

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Miras hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek miras statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile miras davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir miras avukatı arayışınızda, miras hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, miras süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile miras davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “miras reddi” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Miras Hukuku

Mirasta Mal Paylaşımı ve Mirasçılık

Yasal Mirasçılık Nedir?

Mirasta mal paylaşımı bakımından iki çeşit mirasçı vardır bunlar yasal mirasçı ve atanmış mirasçıdır.

  • Yasal mirasçılar kanundan doğan mirasçılardır. Yasal mirasçıların üzerinde miras bırakanın tasarruf yetkisi yoktur. Diğer adıyla kanuni mirasçılık Medini Kanunun 495-501 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Kanun yasal mirasçıları miras bırakanın üst soyu ,alt soyu , evlatlık ve eş olarak saymıştır.
  • Atanmış mirasçı, miras bırakanın kendi özgür iradesiyle mirasının bir kısmını veya tamamını belirli bir kişiye bırakmasıyla mirasçı olan kişidir.

Murisin ölümü halinde mal paylaşımı, özellikle son yıllarda çok sayıda karşılaşılan mirastan mal kaçırma davaları nedeniyle karmaşık hukuki sorunların ortaya çıkmasına sebep olmaktadır.

Mirasta Mal Paylaşımı ve Derece (Zümre) Sistemi

Medeni Kanunu mirasta zümre sistemini benimsemiştir. Yasal mirasçı olmanın temelini zümre sistemi (derece sistemi) oluşturmaktadır. Medeni kanuna göre yasal mirasçılık ancak üçüncü dereceye kadar sirayet eder. derece sistemini kısaca anlatacak olursak; 1. derecede miras bırakanın çocukları ve torunları ayrıca belirtmek gerekir ki evlatlık ve evlatlığın çocuğu da 1.derece mirasçıdır. 2.derece miras bırakanın anne ve babasıdır eğer anne ve baba hayatta değilse anne ve babanın çocukları mirasçıdır. 3.derece miras bırakanın amca, dayı, hala ve teyzesinden oluşur. Dikkat edilmesi gereken 3.dereceden sonraki kan hısımları yasal mirasçı değildir yani amca çocukları, dayı çocukları yani kuzenler yasal mirasçı değildir.

  • Bir önceki derecede (zümrede) mirasçı olması bir sonraki zümrenin mirasçı olmasını engeller. Örneğin, 1. derecede kanuni mirasçılık hakkına sahip altsoy (çocuklar) varsa, 2. Derecede kanuni mirasçılık hakkına sahip olan miras bırakanın anne-babası miras hakkına sahip olamaz.
  • Zümre içinde ön sıradaki mirasçı, bir alt sıradaki mirasçının mirasçılığını engeller.
  • Zümre başları ve kök başları hayatta ise altsoyları mirasçı olamaz.

Mirasta Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?

Derece sistemi nedeniyle mal paylaşımına birinci dereceden başlanır. Birinci derece mirasçılar yoksa sırasıyla ikinci ve üçüncü derece mirasçılar arasında paylaşım yapılır. Miras bırakanın eşi zümre mirasçısı değildir her dereceyle birlikte belli oranlarda miras hakkına sahiptir. Medeni hukuk sisteminde üç tane zümre kabul edilmiştir. Üç dereceli zümre sistemi şu şekildedir:

Birinci Derece (Zümre) Yasal Mirasçılar

Miras bırakanın ölümü üzerine birinci derece (zümre) mirasçıları onun altsoyudur. Altsoy, miras bırakanın çocukları, torunları ve bunlardan doğanların tamamını kapsar. Murisin çocukları zümre başı olarak kabul edilir. Çocuklar eşit şekilde mirasçılık hakkına sahiptir. Çocukların miras bırakandan önce ölmüş olması halinde ölen çocuğun miras payı aynı şekilde halefiyet yoluyla kendi mirasçılarına geçer.

İkinci Derece (Zümre) Mirasçılar

Murisin ölümü üzerine ikinci derecede (zümrede) miras hakkına sahip olan mirasçılar, miras bırakanın (murisin) ana ve babasıdır. Anne-babanın mirasçı olabilmesi için ilk derecede hiç mirasçı kalmamış olması gerekir. İkinci derecede mirasçı olan ana ve baba eşit miras paylarına sahiptir. Eğer miras bırakanın ana ve babası kendisinden önce ölmüş ise bu durumda bunların altsoyları halefiyet yoluyla mirasçılık hakkına sahip olacaktır. Yani aslında burada miras bırakanın kardeşleri mirasçı konumuna geçecektir. Eğer anne veya baba tarafının herhangi birinde hiç mirasçı yok ise bütün miras diğer tarafa kalacaktır. Örneğin; miras bırakan (muris) A’nın annesi B ve babası C hayatta ise bu durumda miras payları eşit olacaktır. Ancak, baba C, miras bırakan A’dan önce ölmüş ise bu durumda C’nin mirasçıları var ise miras onlara geçecek, eğer mirasçısı yok ise kendi miras payı da B’nin olacaktır.

Üçüncü Derece (Zümre) Mirasçılar

Murisin ölümü üzerine üçüncü derece (zümre) mirasçılar murisin büyükanne ve büyükbabasıdır. Ancak bunların mirasçı olabilmeleri için birinci derecede (zümrede) ve ikinci derecede (zümrede) mirasçı olmaması, yani miras bırakanın altsoyunun, ana ve babası ile onların alt soyunun miras bırakandan önce ölmüş olması gerekir.

Miras bırakanın (murisin) kendisinden önce ölmüş olan büyükanne ve büyükbabasının yerlerini halefiyet yoluyla kendi altsoy mirasçıları alacaktır. Yani, büyükanne veya büyükbaba miras bırakandan önce ölmüş ise bunların altsoyu olan çocukları; miras bırakanın amca, hala, teyze ve dayıları ile onların altsoyları mirasçılık hakkına sahip olacaktır. Ancak burada miras bırakanın eşi sağ ise ve zümre başlarının tümü ölmüş ise (büyükbaba ve büyükanne ölmüşse), sadece zümre başlarının çocukları, yani miras bırakanın amca, hala, dayı ve teyzesi mirasçı olabilirler. Hala, dayı, amca ve teyzenin ölmüş olması ve miras bırakanın eşinin varlığı bunların altsoylarının mirasçılığını engeller. Yani, bu durumda sağ kalan eş tek başına mirasçı olur.

Mirasta Mal Paylaşımında Zümre Başı (Derece Başı) Nedir?

Zümre başı, mirasta mal paylaşımı esnasında her zümrede ilk sırada miras hakkına sahip kişidir. Zümre başı yaşıyorsa onun altsoyu miras hakkına sahip değildir. Birinci derece mirasçıların zümre başı, murisin (miras bırakan) çocuklarıdır. İkinci derece mirasçıların zümre başı miras bırakanın anne babasıdır. Üçüncü derece mirasçıların zümre başı ise büyükanne ve büyükbabadır.

Evlilik Dışı Çocukların Yasal Mirasçılığı

Evlilik dışında doğan çocukların baba yönünden mirasçı olabilmeleri için; soybağının tanıma ya da hakim kararı ile kurulması gerekir. Soybağının kurulması halinde, evlilik dışı çocuklar baba yönünden tıpkı evlilik içi hısımlar gibi miras payı alırlar; aksi halde mirasta mal paylaşımı sırasında hak sahibi olamazlar (MK m. 498).

Evlatlık ve Altsoyunun Kanuni Mirasçılığı

Medeni Kanun’da kan hısımlığı esasına dayalı olarak; düzenlenen zümre mirasçılığı sisteminin tek istisnası evlatlık ve evlatlığın altsoyudur. Medeni kanuna göre evlatlık ve altsoyu, onu evlat edinen kişiye kan hısmı gibi mirasçı olurlar. Aynı zamanda evlatlığın gerçek ailesindeki mirasçılığı da devam eder. Yani evlatlık ve altsoyu miras bırakanın kendi altsoyu ile aynı haklara sahip olur (MK m. 500). Evlatlık ve altsoyunun mirasçılığının bazı özelliklerine değinmekte fayda vardır.

Evlatlığın mirasçılığı miras bırakan bakımından tek yönlüdür. Yani evlatlık sadece evlat edine mirasçıdır. Bununla birlikte evlatlık alan evlat edinilene mirasçı olamaz. Ayrıca evlat edinen gerçek ailesi bakımından miras hakkı saklıdır. Kısaca evlatlık ve altsoyu miras bırakanın kendi altsoyu ile aynı haklara sahip olur (MK m. 500).

  • Evlatlık, hem kendisini evlat edinen kişilerin mirasçısıdır hem de kan bağına sahip olduğu ailesinin mirasçısıdır. Yani, mirasta mal paylaşımı sırasında evlatlık ve altsoyu; hem kendi ailesinden hem de evlat edinenden miras alırlar ( MK m. 500).
  • Evlatlık ve altsoyu sadece evlat edinene mirasçı olurlar; yani evlat edinenin hısımlarına mirasçı olamazlar (MK m.500).
  • Evlat edinen ile evlatlık ve onun altsoyu arasındaki mirasçılık tek yönlüdür; evlatlık ve onun altsoyu evlat edinene mirasçı olurken, evlat edinen ve hısımları evlatlığın mirasçısı olamaz. Buradaki mirasçılık yasal mirasçılıktır.

Eşin Mirasçılık Hakkı ve Mirasta Mal Paylaşımı

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki eş herhangi bir zümre mirasçısı değildir. Sağ kalan eş hangi derecenin (zümrenin) mirasçılık hakkı var ise, o zümreyle birlikte mirasçı olur. İlk iki derecede (zümrede) hiç mirasçı yoksa ve üçüncü zümrede de zümre başları ile onların çocukları miras bırakandan önce ölmüş ise eş tek başına mirasçı olacak ve devletin mirasçılığını engelleyecektir. Eşin bu tek başına mirasçılığından kasıt onun yasal mirasçılığıdır. Aksi halde atanmış mirasçı var ise eş bunlarla beraber mirasçı olacaktır. Şimdi eşin miras paylarının zümreler ile beraber örneklerle açıklayalım.

Eşin Tek Başına Miras Hakkına Sahip Olduğu Haller

Birinci ve ikinci zümrede hiç mirasçı yoksa, üçüncü zümrede de zümre başları ve onların çocukları hayatta değilseler, eş tek başına mirasçı olacaktır (MK m. 499). Yani, üçüncü derecede eş sadece büyükana ve büyükbaba ve amca, dayı, hala, teyzeleri ile birlikte mirasçı olabilir. Eğer bunlardan herhangi biri yoksa, eş tek başına kanuni mirasçı olacaktır. Yani üçüncü derecede miras bunların da çocuklarına geçemeyecektir. Eşin varlığı bunların altsoyunun mirasçılığına engel olmaktadır.

Kısaca ilk iki zümrede hiç mirasçı yoksa ve üçüncü zümrede de; zümre başları ile onların çocukları miras bırakandan önce ölmüş ise eş tek başına mirasçı olur. Burada eşin varlığı devletin de mirasçılığına engel olmaktadır.

Eşin Mirasçılığının Bazı Özellikleri

  • Boşanma davasının kesinleşmesi ile artık eşler birbirine mirasçı olamazlar (MK m181). Burada eşlerin birbirleri lehine yaptığı ölüme bağlı tasarruflar da kendiliğinden ortadan kalkar. Ancak bunun aksi kararlaştırılabilir. Boşanma davası devam ederken davacı eşin ölmesi halinde davaya mirasçılardan birinin devam ederek; davalının kusurunu ispat etmesi halinde artık sağ kalan eş, artık ölen eşe mirasçı olamaz ve lehine yapılan ölüme bağlı tasarruflarla bir hak talep edemez. Aksi halde evlilik ölümle sonuçlanmış olur ve sağ kalan eşin mirasçılığı devam eder (MK m. 181/II).
  • Evlenmenin butlanını dava etme hakkı mirasçılara geçmez. Ancak mirasçıların açılmış olan davaya devam etmeleri mümkündür. Dava sonucunda evlenme sırasında iyi niyetli olmadığı anlaşılan sağ kalan eş, yasal mirasçı olamaz ve daha önce lehine yapılmış ölüme bağlı tasarruflardan kaynaklı hakları kaybeder (MK .159).

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Danışmanlık – izmir avukat

Miras hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek miras statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile miras davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir miras avukatı arayışınızda, miras hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, miras süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile miras davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “miras mal paylaşımı” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Miras Hukuku

Gaiplik Nedir?

Gaiplik kararı, ölüm tehlikesi içinde kaybolmuş ya da kendisinden uzun bir süre haber alınamayan; ölme olasılığı yüksek olan kişilerin; mahkeme kararı ile hukuki olarak kişiliğine son verilmesine denir. Gaipliğe kendiliğinden karar verilemez. Ölüm tehlikesi içinde kaybolan kişinin, kaybolmasından itibaren 1 yıl geçtikten sonra ilgililerin mahkemeye başvurabilir. Uzun zamandan beri haber alınamayan hallerde son haber alma tarihinden itibaren, 5 yıl geçtikten sonra ilgililer mahkemeye başvurulması gerekir.

Türkiyedeki son yerleşim yeri sulh mahkemesinde görülen çekişmesiz yargı işidir. 6 ay arayla iki kez ilan verilmeden gaiplik kararı verilememektedir. Geriye dönük etkili bir karardır. Yani kişinin kaybolduğu günden itibaren hüküm ve sonuçlarını doğurmaktadır.

Gaiplik kararı ile evlilik kendiliğinden sona ermez. Gaibin eşi ya gaiplik davasıyla birlikte ya da gaibin eşinin ayrıca açacağı bir dava ile evliliğin feshi gerçekleşir. Evlilik feshedilmediği müddetçe; bu evlilik hukuken devam ediyor kabul edildiğinden sağ kalan eş bir çocuk dünyaya getirirse; bu çocuğun babası karine olarak hala koca olan gaip olan eş sayılır. Evlilik feshedilirse de evliliğin sona ermesinden itibaren; 300 gün içinde doğan çocukların eski eşin baba sayılacağı babalık karinesi için 300 günlük süre, ölüm tehlikesi içinde kaybolma ya da son haber alma tarihinden itibaren işlemeye başlamaktadır.

Gaiplik Kararının Verilmesi

Gaiplik kararının verilmesiyle birlikte gaibin mirası kendiliğinden açılmaktadır. Fakat gaibin mirası teminat karşılığında mirasçılara teslim edilmektedir. Teminat; ölüm tehlikesi içinde kaybolma halinde tereke mallarının tesliminden itibaren 5 yıl için, uzun süreden beri haber alınamama hali için son haber alma tarihinden itibaren 15 yıl ve her halde gaibin 100 yaşına varmasına kadar gösterilir.

Gaip ortaya çıkarsa herhangi bir süre olmadan mallarını isteme hakkı vardır. Mirasçı iyi niyetli ise elinde kalanı verir.

Üstün dereceli mirasçılar çıkarsa, terekeyi elinde bulunduranlar iyi niyetli iseler; üstün hak sahiplerine karşı geri verme yükümlülükleri miras sebebiyle istihkak davasının bağlı olduğu zamanaşımına tabidir. İyi niyetli (zilyede) kullanana karşı miras sebebiyle (istihkak) geri alım davasının zamanaşımı süresi; davacının hakkının tercih edilecek üstün bir hak olduğunu ve davalının zilyet bulunduğunu öğrendiği günden itibaren; bir yıl ve her halde mirasbırakanın ölümünden veya vasiyetnamenin açılmasından itibaren 10 yıldır.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Boşanma ve aile hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de boşanma davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek boşanma öncesinde statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile dava sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir aile hukuku avukatı arayışınızda, boşanma ve aile hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltip, dava süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile dava ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “gaiplik” konusunda hukuki destek almak ve uzman avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku

Türk Vatandaşlığından Çıkma / Çıkarılma

İzin Almak Suretiyle Türk Vatandaşlığından Çıkma

Bir Türk vatandaşının talebi üzerine Bakanlık kararı ile başka bir devlet vatandaşlığına geçmek mümkündür. Bu işlem için Türk vatandaşlığından çıkma izini verilebilmektedir.

5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 25 inci maddesi uyarınca:

1. Türk vatandaşlığından çıkmak için izin isteyen kişilere aşağıdaki şartları taşımaları halinde Bakanlıkça çıkma izni veya çıkma belgesi verilebilmektedir.

  a) Ergin ve ayırt etme gücüne sahip olmak. 

  b) Yabancı bir devlet vatandaşlığını kazanmış olması veya kazanacağına ilişkin inandırıcı belirtilerde bulunması.

  c) Herhangi bir suç veya askerlik hizmeti nedeniyle aranan kişilerden olmamak. 

  ç) Hakkında herhangi bir mali ve cezai tahdit bulunmamak. 

Seçme Hakkı İle Türk Vatandaşlığının Kaybı:

Türk vatandaşlığını aşağıda belirtilen nedenlerle kazanmış olan kişiler ve ergin olmalarından itibaren üç yıl içinde Türk vatandaşlığından ayrılmak üzere yazılı bildirimde bulunan kişiler Türk vatandaşlığından ayrılabilirler:

a) Ana ya da babadan dolayı soy bağı nedeniyle doğumla Türk vatandaşı olanlardan; yabancı ana veya babanın vatandaşlığını doğumla veya sonradan kazananlar,

b) Ana ya da babadan dolayı soy bağı nedeniyle Türk vatandaşı olanlardan doğum yeri esasına göre yabancı bir devlet vatandaşlığını kazananlar,

c) Evlat edinilme yoluyla Türk vatandaşlığını kazananlar,

ç) Doğum yeri esasına göre Türk vatandaşı oldukları halde; sonradan yabancı ana veya babasının vatandaşlığını kazananlar,

d) Herhangi bir şekilde ana veya babaya bağlı olarak Türk vatandaşlığını kazananlar.

Vatandaşlığın kaybı ilgili kişi vatansız kalacaksa seçme hakkını kullanılamaz. 

5901 Sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 34 üncü maddesi uyarınca:

1. Aşağıda durumları belirtilenler, ergin olmalarından itibaren üç yıl içinde Türk vatandaşlığından ayrılabilirler.

 a) Ana ya da babadan dolayı soy bağı nedeniyle doğumla Türk vatandaşı olanlardan; yabancı ana veya babanın vatandaşlığını doğumla veya sonradan kazananlar.

b) Ana ya da babadan dolayı soy bağı nedeniyle Türk vatandaşı olanlardan doğum yeri esasına göre yabancı bir devlet vatandaşlığını kazananlar.

c) Evlat edinilme yoluyla Türk vatandaşlığını kazananlar.

ç) Doğum yeri esasına göre Türk vatandaşı oldukları halde; sonradan yabancı ana veya babasının vatandaşlığını kazananlar.

d) Herhangi bir şekilde ana veya babaya bağlı olarak Türk vatandaşlığını kazananlar. 

2. Yukarıdaki hükümler gereğince vatandaşlığın kaybı ilgiliyi vatansız bırakacak ise seçme hakkı kullanılamaz. 

Türk Vatandaşlığından Çıkarılma:

Kanunda sayılan eylemlerde bulundukları tespit edilen kişilerin Türk vatandaşlığının yetkili makam kararıyla resen kaybettirilmesidir.

5901 Sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 29 uncu maddesi uyarınca: 

1. Aşağıda belirtilen eylemlerde bulundukları resmi makamlarca tespit edilen kişilerin Türk vatandaşlığı; Bakanlığın teklifi ve Cumhurbaşkanı kararı ile kaybettirilebilmektedir.

a) Yabancı bir devletin, Türkiye’nin menfaatlerine uymayan herhangi bir hizmetinde bulunup da bu görevi bırakmaları kendilerine yurt dışında dış temsilcilikler, yurt içinde ise mülki idare amirleri tarafından bildirilmesine rağmen, üç aydan az olmamak üzere verilecek uygun bir süre içerisinde kendi istekleri ile bu görevi bırakmayanlar.

b) Türkiye ile savaş halinde bulunan bir devletin her türlü hizmetinde; Bakanlığın izni olmaksızın kendi istekleriyle çalışmaya devam edenler.

c) İzin almaksızın yabancı bir devlet hizmetinde gönüllü olarak askerlik yapanlar. 

2. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 302 nci, 309 uncu, 310 uncu, 311 inci, 312 nci, 313 üncü, 314 üncü ve 315 inci maddelerinde yazılı suçlar nedeniyle hakkında soruşturma veya kovuşturma yürütülen ve yabancı ülkede bulunması nedeniyle kendisine ulaşılamayan vatandaşlar, bu durumun soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı veya kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından öğrenilmesinden itibaren bir ay içinde vatandaşlıklarının kaybettirilmesi amacıyla Bakanlığa bildirilir.

Türk Vatandaşlığının Kaybettirilmesinin Geçerliliği ve Sonuçları

• Türk vatandaşlığının kaybettirilmesi Bakanlar Kurulu kararının Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihten itibaren hüküm ifade eder.

• Kaybettirme kararları şahsidir, ilgilinin eş ve çocuklarına tesir etmez.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Vatandaşlık hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de vatandaşlık davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek vatandaşlık statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile vatandaşlık davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir vatandaşlık hukuku avukatı arayışınızda, uluslararası hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, vatandaşlık süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile milletlerarası hukuk davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “Türk vatandaşlığından çıkma” konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Aile Hukuku

Soybağı (Nesep)

A- Anne ile Soybağı

Anne ile soybağı, ancak doğumla veya evlat edinme ile kurulur.

B- Baba ile Soybağı

Baba ile soybağı dört şekilde kurulabilir

1-) Anne ile evlilik

2-) Soybağının Reddi Davası

3-) Tanıma

4 Hakim kararı (Babalık Hükmü)

1-) Anne ile Evlilik

Evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak 300 gün içinde doğan çocuğun babası kocadır. Buna babalık karinesi deni. Kocanın gaipliğine karar verilmesi halinde 300 günlük süre ölüm tehlikesi veya son haber tarihinden itibaren işlemeye başlar. Evlilik devam ederken doğmuş olan çocuğun soy bağı doğum anında kurulmuş olur.

Evlilik dışında doğan çocuk anne ve babasının birbiriyle evlenmesi halinde; kendiliğinden evlilik içinde doğan çocuklara ilişkin hükümlere tabi olur eşler evlilik dışında doğmuş olan ortak çocuklarına evlenme sırasında veya evlenmeden sonra yerleşim yerindeki veya evlenmenin yapıldığı yerdeki nüfus memurlarına bildirmek zorundadırlar. Nüfusa bildirim kurucu yeter taşımaz. Çünkü çocuk ile baba arasındaki soy bağı ana ile babanın evlenmesi ile kendiliğinden kurulmuş olur.

2-) Soybağının Reddi Davası

Çocuğun doğumunu öğrendiği ananın başkası ile cinsel ilişki kurduğunu öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içinde dava açmak suretiyle babanı soybağının reddetmesi mümkündür. Çocuk da bu davayı açabilir. Çocukta ergin olduğu tarihten itibaren bir yıl içinde soybağının reddedebilir. Eğer gecikme haklı bir sebebe dayanıyorsa bir yıllık süre bu sebebin ortadan kalktığı tarihten işlemeye başlar.

Bu davanın davacısı kadının kocası ve bazı durumlarda diğer ilgililer ile çocukta olabilir.

Kocanın davacı olduğu durumlarda kural bizzat davacının koca olmasıdır. Kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları olduğundan koca tarafından bir zat açılması gerekir. Sınırlı ehliyetsiz koca yasal temsilcisinin izni almak zorunda olmadan bu davayı açabilir. Kocanın tam ehliyetsiz olması halinde ne kendisi ne yasal temsilcisi ne de kayın bu davayı açabilir. Kocanın dava açtıktan sonra ayırttım gücünün kaybetmesi halinde ise yasal temsilcisinin dava devam etmesi mümkündür.

Diğer ilgililerin davacı olması durumunda dava açma süresinin geçmesinden önce kocanın ölmesi veya gaipliğine karar verilmesi ya da sürekli olarak ayırttım gücünü kaybetmesi halinde kocanın altsoyu anası babası veya baba olduğunu iddia eden kişiler de bu davayı açabilir. Bu kişiler doğumu ve kocanın ölümünü sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybetti veya hakkında gaiplik kararı alındı öğrendiğinden itibaren bir yıl içinde davayı açabilirler.

Bu davayı çocukta açabilir. Çocuk ergin olduktan sonra bir yıl içinde açacağı dava ile soy bağını reddedebilir. Ergin olmayan çocuğa atanacak kayyum atama kararının kendisine tebliğinden itibaren bir ay içinde dava açabilir. Dikkat edilecek olursa ana soy bağı reddi davası açamaz.

Koca bu davayı açarsa davalı ana ve çocuktur. Sadece anaya karşı bu dava açılmaz. Eğer bu davayı çocuk açarsa davalı ana ve babadır. Davanın çocuk tarafından açılması halinde davalı sıfatı ana ve babaya aittir. Yetkili ve görevli mahkeme ise taraflardan birinin dava veya doğum sırasındaki yerleşim yerindeki aile mahkemesidir.

3-) Tanıma

Baba ile çocuk arasındaki soy bağını kuran ikinci yol tanımıdır. Süreye tabii değildir. Tanıma tek taraflı kurucu yenilik doğuran irade beyanıdır. Kişiye sıkı sıkı bağlıya bağlıdır ama sınırlı ehliyetsizler için izin gerekir.

Tanımanın yapılış şekilleri;

1-)Resmi senetle yani düzenleme biçimindeki noter senedi ile tanıma yapılabilir.

2-)Vasiyetname ile

3-)Mahkemeye yazılı başvuru ile görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir.

4-)Nüfusa yazılı başvuru.

4-) Hakim Kararı (Babalık Hükmü)

Ana ile çocuk arasındaki soy bağını kuran diğer bir yol hakim karardır. Ana veya çocuk babalılığın karar altına alınmasını hakimden talep edebilirler. Babalık hükmünün bu şekilde açılacak olan bir dava sonucunda verilmesine babalık davası denir. Bu durumda çocuk ile baba arasındaki soy bağı mahkemece belirlenmektedir.

a.)Davacı

Ana ve / veya çocuk tarafından birlikte veya ayrı ayrı açılabilir. Çocuk tarafından açılan dava Cumhuriyet Savcısına ve hazineye ihbar edilir. Kayyum tarafından açılmış ise anaya ihbar edilir. Babalık davasının çocuğun doğumundan önce veya sonra açılması mümkündür. Doğum masrafları ve doğumdan önce altı aylık ve sonra altı aylık masraflar talep edilebilir.

b.) Davalı

Baba ve baba ölmüşse babanın mirasçılarına karşı açılır. Babanın mirasçısı yoksa hazineye karşı açılır.

c.) Hak Düşürücü Süreler

Babalık davası çocuğun doğumundan önce veya sonra açılabilir. Ananın dava hakkı doğumdan başlayarak bir yıl geçmekle düşer. Bir yıllık süre hak düşürücü süre olup sürenin sonunda ananın dava hakkı düşer. Çocuk ile başka bir erkek arasında soy bağı ilişkisi varsa bir yıllık süre bu ilişkinin ortadan kalktığı tarihten işlemeye başlar. Bir yıllık süre geçtikten sonra gecikmeye haklı kılan sebepler varsa sebebin ortadan kalkmasından başlayarak bir ay içinde dava açılabilir. Çocuğun veya kayyumun dava açılması ile ilgili bir yıllık süre anayasa mahkemesi kararıyla iptal edilmiştir. Çocuk ve kayyum tarafından açılan babalık davası için hak düşürücü süre yoktur.

Yetkili ve görevli mahkeme ise taraflardan birinin dava veya doğum sırasında yerleşim yerindeki aile mahkemesidir.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Boşanma ve aile hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de boşanma davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek boşanma öncesinde statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile dava sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir aile hukuku avukatı arayışınızda, boşanma ve aile hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltip, dava süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile dava ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “soybağı” konusunda hukuki destek almak ve uzman avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

İzmir Avukat

izmir Avukat Hukuk

izmir avukat hukuk danışmanlığı ve hukuki süreçlerinizde sizleri destekleyerek yanınızda olması gereken avukatlık hizmeti büyük önem ve değer arz etmektedir. İzmir’de davalarınız ve hukuki konularınız için alanında başarılı izmir avukat ihtiyaç duyulmaktadır.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuki Danışmanlık genellikle izmir merkezli avukat bürosudur. İzmir avukat arayışlarınızda hukuki çözüme ulaştırma aşamasında desteğimiz tamdır. Türkiye ve yurtdışında çok sayıda çözüm ortağı ile müvekkillerine avukatlık hizmetini başarıyla sunmaktadır. izmir’de iyi avukat tavsiyelerinde bizleri tercih eden müvekkillerimiz ile hukuki süreçlerini başından sonuna kadar desteklemekteyiz. Müvekkillerimizin dava süresince hukuki süreçlerinin takibini yapmaktayız.

Güncel hukuki meseleleri takip eden İzmir Hukuk Büroları; Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay güncel emsal kararları revizyonist bakış açısı ile uygulamaya koymaktadırlar.

İzmir avukat ve hukuk büroları, hukuki ihtilafların çözümü hususunda avukatlık hizmetlerini en iyi şekilde sunmakla beraber kurumsal yatırımlar ve finansal sözleşmelerin kurulması aşamasında ileride doğması muhtemel ihtilafları önlemek gayesiyle hukuki danışmanlık hizmetini de sağlamaktadır.

Sonuç olarak, İzmir avukat hukuk olarak karşılaştığınız hukuki sorunlarınızı bir bütün olarak değerlendirir. En doğru ve en hızlı çözüm yolunu siz değerli müvekkillerine sunar. Hukukun üstünlüğü prensibi ile çalışmalarımıza izmir avukat hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmetlerimizi sunmaktayız. Tüm hukuki sorunlarınızda izmir avukatlarımıza danışabilirisiniz.

Karaçanta Avukatlık ve Hukuk Bürosu – izmir avukat

Miras ve aile hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras ve aile davalarına bakmaktayız. Edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek statünüzün / haklarınızın belirlenmesinde kullanmaktayız. Davanız sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. izmir avukatı arayışınızda, davanız ile ilgili olarak,  avukat@karacanta.av.tr e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltip; dava süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile davanızın ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. “izmir avukat konusunda hukuki destek almak ve avukat arayışlarınızda bizimle iletişime geçebilirsiniz.