Kategori: izmir boşanma avukatı

Dernekler ve Vakıflar Hukuku

Tebligat (Adliyeden Kağıt Geldi)

Adliyeden kağıt geldi!

Mahkeme, Cumhuriyet Savcılığı veya icra da­irelerinden size gelen her “kağıt” resmi bir işlem hakkında size bilgi vermek için gönde­rilmiştir. Bu kurumlar tarafından gönderilen kağıda “tebligat” adı verilir. Tebligat aldığınızda avukatlık hizmeti ve hukuki danışmalık almak için bize ulaşmak için tıklayınız.

Adliyeden yazı gelince ne yapmalıyım?

Üzerini dikkatle okursanız gereken tüm bil­gilerin yazılı olduğunu göreceksiniz. Eğer bu bilgilerin karmaşık veya anlaşılmaz olduğu düşüncesinde iseniz bir avukatın yardımını alabilirsiniz. Elinizde tebligat ile birlikte adliyeye gittiğinizde Danışma Masasındaki gö­revliler de size yardımcı olacaktır. Adliyeden gelen her yazının resmi bir iş sebebiyle gönderildiğini ve büyük ihtimalle süreli olduğu­nu unutmayınız.

Tebligat ne hakkındadır?

Tebligat size hukuki bir işin haber verilmesi için gönderilmiştir. Devlet, sizin aleyhinize veya le­hinize olabilecek bir iş hakkında sizin ifadenize veya yardımınıza ihtiyaç duyulduğunda size haber vermekte ve sizin kendi hakkınızı savun­manızı, bilgi veya gördüğünüzü anlatmanızı ya da şikâyetlerinizi dile getirmenizi beklemekte­dir. Unutmayınız ki tebligat her konuda olabilir. Tanık olarak çağrılmanız, borcunuz olduğu için aleyhinizde icra takibi başladığının bildirilmesi, dava gününün bildirilmesi gibi pek çok değişik konuda tebligat gönderilir. Hangi mahkeme veya makam tarafından ne sebeple gönderildi­ği tebligatın üzerinde yazılıdır. Lütfen dikkatle okuyunuz.

Tebligatı kim gönderdi nereden anlarım?

Tebligatın sol üst köşesinde gönderen makamın ismi yazılıdır. Örneğin; Bayraklı 2. İcra Daire­si, İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi gibi. Ayrıca hangi işe ait olduğunu belirten bir numara var­dır. Bu numaraya esas numarası denir.

Esas numarası nedir?

Mahkemeler işleri düzenli olarak yürütebil­mek için her dosyaya ayrı bir numara verir. Bu numara esas numarası olarak adlandırılır ve “E:” şeklinde kısaltılır. Esas numarasının basit bir mantığı vardır. İlk bölümü davanın açıldığı yılı ikinci bölümü ise o yıl içerisinde acılan kaçıncı dava olduğunu gösterir: “E: 2009/65” veya “E: 09/65” şeklinde yazılır. Her mahkeme ayrı numara verdiği için dos­yalar mahkeme adı ile birlikte anılır. Örneğin; İzmir Ağır Ceza Mahkemesi E:08/103.

Tebligatı ne yapayım?

Tebligatı mutlaka saklayınız. Üzerinde yazan bilgiler size gerekli olacaktır.

Tebligatı aldım, hiçbir işlem yapmasam olmaz mı?

Halk arasında “tebligatı alınca hiçbir şey yap­mazsam hukuki süreç başlamaz” şeklinde bir yanlış inanış vardır. Tebligatı alınca hiçbir şey yapmama yanlışına düşmeyiniz. Tebligat size geldiğinde hukuki bir işlem başlamıştır. Sus­mak demek, hakkınızı tehlikeye atmak de­mektir. Hukuk mahkemelerinde davaya cevap vermediğinizde aleyhinizdeki iddiaları reddet­tiğiniz varsayılır; ancak davayı takip etmedi­ğinizde mahkemeye delil göstermek ve karşı tarafın gösterdiği delillere cevap vermek başta olmak üzere, pek çok hakkınızdan vazgeçmiş olursunuz. İcra dairelerinden gelen “ödeme emri” gibi tebligatları aldıktan sonra hiçbir şey yapmamanız ise çeşitli hak kayıplarına yol aça­bilir.

Hiçbir işlem yapmasam ne olur?

Unutmayın ki, devlette işler sürüncemeye bı­rakılmaz. Her işin bir süresi vardır. Tebligatı aldığınız anda o süre işlemeye başlamıştır. İtiraz hakkınızı kaybedebilirsiniz, hak kaybı­na uğrayabilirsiniz, borç altına girebilirsiniz, borcu kabul etmiş sayılabilirsiniz, hatta bazı durumlarda polis tarafından zorla götürülebilirsiniz.

Tebligatı muhtara bırakmışlar, almasam olmaz mı?

Evde yoksanız ihbar kapıya yapıştırılıp tebligat muhtara bırakılır. Tebligat muhtara bırakıldı­ğı gün size bırakılmış sayılır. Almasanız dahi süreler işlemeye başlamıştır. Yukarıda sayılan tüm olumsuz durumlar başınıza gelebilir.

Tebligatı Eski Adresime Göndermişler, Haberim Olmadı!

Daha önce adli birimlerden tebligat aldığınız ad­resiniz değişmiş ise, yeni adresinizi bildirmek sizin sorumluluğunuzdur. Yeni adresinizi bildirmez iseniz nüfus müdürlüğünde kayıtlı olan adresi­nize tebligat yapılır. Bu nedenle mutlaka güncel adresinizi nüfus müdürlüğüne bildiriniz.

Nüfus müdürlüğünde kayıtlı adreste hiç oturmamış olsanız veya adresten ayrılmış olsanız bile, tebliğ memuru veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder. Ayrıca teslim edilen yerin adresini ihbarnameye yazarak bu ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. Kapıya yapıştırma tarihi tebliğ tarihi sayılır.

Nüfus müdürlüğüne kayıtlı adresinizin olmaması durumunda ise tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi kabul edilir. Bundan sonra eski adresinize çıkarılan tebliğler size yapılmış sayılır.

Davalarınızın kontrolü için uyap vatandaş portalını kullanabilirsiniz. Tüm hukuki sorunlarınızda profesyonel hukuki destek almanız için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Aile Hukuku

Boşanma Davasında Şahit Sayısı

Boşanma Davasında Kaç Şahit (Tanık) Gereklidir?

Boşanma davalarında şahitlerin yani tanıkların büyük önemi bulunmaktadır. “Çekişmeli boşanma davasında en az kaç şahit gerekir?”, “Boşanma davasında mahkeme kaç tane şahiti dinler?”, “Boşanma davasında şahit sayısı nedir?”

Boşanma Davasında Şahit (Tanık) Sayısı

Medeni Kanun’da boşanma davaları için belirli bir sayıda şahit bildirme zorunluluğu bulunmamaktadır. Önemli olan şahit sayısının çok olması aksine şahitlerin görgü tanığı olması önem taşımaktadır. Yani duyuma dayalı 5 şahit yerine 1 şahitin görgüye dayalı olması daha önem taşımaktadır.

Boşanma davasında şahit sayısı çok önemli olmayıp şahitlerin nitelikli yani hakimi etkileyebilecek derecede tanıklık yapabilmesi önem taşımaktadır. Şahitin kan hısımlığı yok ve görgü tanığı niteliğinde olması durumu hakim nezdinde etkili olacaktır.

İzmir boşanma avukatı arayışınızda bizimle iletişime geçmek için tıklayınız. Aile Hukuku alanında yaptığımız çalışmaları incelemek için tıklayınız.

Aile Hukuku

Boşanma Davası – İzmir Boşanma Avukatı

Boşanma davası avukatı (aile hukuku avukatı), anlaşmalı boşanma davası, çekişmeli boşanma davası, boşanma sonrası mal paylaşımı, nafaka davası, velayet davası ve velayetin değiştirilmesi, iddet süresi ve iddetin kaldırılması gibi aile hukuku alanına giren konularda uzmanlığı ve tecrübesi bulunan avukattır. İzmir boşanma avukatı.

Boşanma davası için avukat gerekli midir?

Hukukumuzda boşanma davalarında, avukatla temsil zorunluluğu bulunmamaktadır. Dilerseniz boşanma davalarını avukat görevlendirmeden kendiniz de takip edebilirsiniz.  Ancak boşanma öncesinde uzman bir avukat yardımı alınması, ilerde doğabilecek hak kayıplarının önüne geçilebilmesi ve kişinin manevi olarak oldukça hassas olduğu dönemde, bir de maddi kayıp yaşamaması bakımından da önemlidir. Her ne kadar hukukumuz da boşanma davalarında avukatla temsil zorunluluğu bulunmasa da , duygusal olarak zor ve yoğun bir süreçten geçilirken hukuki açıdan hakların uygun şekilde saptanması ve hak kayıplarına neden olunmaması bakımından bir izmir boşanma avukatı yardımı almanız ve avukatınızla içinde bulunduğunuz süreci her yönüyle ayrıntılı olarak değerlendirmeniz lehinize olacaktır.

Kaldı ki, boşanma sürecinin mümkün olduğunca hızlı ve sorunsuz geçirilmesi bakımından bir boşanma avukatı ile birlikte hareket edilmesi önemlidir. Boşanma davalarına gerekli önemin verilmemesi, sürecin basit olarak algılanması, uzman olmayan kimselerden edinilen bilgiler ve internetten bulunan son derece hatalı, eksiklikler içeren protokollerle bu sürecin tamamlanmaya çalışılması sonradan tamiri mümkün olmayan hak kayıplarına yol açmaktadır. Usul kurallarının önemi, tedbir taleplerinin yerinde ve zamanında uygulanmaması, dilekçede bulunmaması gereken ifadelerin yer alması, kesin sürelerin kaçırılması vs. bu durumlara örnek verilebilir. Dolayısıyla son derece teknik bilgi ve uzmanlık gerektiren boşanma sürecinde bir avukattan destek alınması önemlidir.

En hızlı boşanma yolu

En hızlı boşanma yolu tarafların boşanma ve boşanmanın sonuçları konusunda tam olarak uzlaştıkları anlaşmalı boşanma davalarıdır. Anlaşmalı olarak boşanabilmek için taraflar arasındaki evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması gereklidir. Evliliğin en az 1 yıl sürmesi durumunda anlaşmalı boşanma davası açılarak çekişmeli boşanma davasına göre çok hızlı bir şekilde boşanma gerçekleşmekte hatta tek celsede sonuçlanabilmektedir. Ancak İzmir, İstanbul, Ankara gibi büyükşehirlerde duruşma yoğunluğu nedeniyle ilk duruşma günleri 3-4 ay sonrasına verilebilmektedir. Her şey zamanında sonuçlansa ve ilk celsede karar alınsa bile gerekçeli kararın yazılması, taraflara tebliği, temyiz süresinin geçmesi gibi işlemler nedeniyle boşanma davaları 5-6 ay sürebilmektedir. O nedenle boşanmanın hızlı şekilde gerçekleştirilmesi için en iyi yol uzman bir izmir boşanma avukatı ile hareket edilmesi olacaktır. Boşanma avukatı yardımıyla işlemler çok daha kısa sürede sorunsuz olarak tamamlanacaktır.

İyi boşanma avukatı arıyorum diyorsanız

İzmir Boşanma Avukatı Tavsiye ? Boşanma aşamasına gelen çiftlerin her şeyden önce akıllarına gelen sorulardan biri de, bu hassas süreçte avukatlarını en doğru şekilde nasıl  belirleyecekleri hususudur. İlgili mevzuata hakim olma, güncel içtihatları yakından takip etme ve boşanma sürecini iyi şekilde yönetebilme, boşanma ve aile hukuku ile ilgili davaları takip eden bir avukattan beklenen özelliklerdir. Bunun yanı sıra uzun yıllar boşanma ve aile hukuku alanında edinilen tecrübe, şüphesiz ki bu süreci yönetmede fayda ve kolaylık sağlayacaktır. Ancak avukat seçiminde tavsiyeden ziyade en sağlıklı yol öncelikle söz konusu avukatla mümkünse yüz yüze, değilse telefon ile birebir ön görüşme sağlamak ve bu görüşme doğrultusunda bir seçim yapmaktır.

Boşanma hukuki olduğu kadar, psikolojik ve sosyal bir süreçtir. İyi bir boşanma avukatı, içinde bulunduğunuz süreci hukuki olarak değerlendirirken karşılaşacağınız psikolojik ve sosyal zorlukları da dikkate alabilmelidir. Boşanma davaları diğer davalardan farklı olarak, bireylerin özel yaşamlarını doğrudan etkileyen, kişiye özel davalar olup her somut olayda farklı hukuki kuralların uygulanmasını, farklı çıkarların farklı yasa maddeleriyle korunmasını gerektirir ve bu arada da belirli sürelere ve usul kurallarına uyulması esastır. Bu nedenle en iyi boşanma avukatı, müvekkili ile samimi ilişki kurabilen müvekkilin ihtiyacı olduğu anda kendisine ulaşabildiği avukattır. Davalarda başarılı olunması izmir boşanma avukatı – müvekkil ilişkisinin en iyi şekilde kurulmasına, karşılıklı güvene ve samimi olarak her detayın belirtilerek değerlendirilmeye alınmasına bağlıdır.

Boşanma davasını önce kim açar?

Bir boşanma davasında kendisine karşı dava açılan davalı eş, eşit kusurlu da olsa, boşanma gerçekleşirse mahkeme masrafı  ve mahkemece belirlenen avukatlık ücretini ödemek zorunda kalacaktır. Bu nedenle boşanma davasını önce açmak önem taşır. Yine davanın görüleceği yetkili mahkeme de boşanma davasını açan tarafa göre değişiklik gösterebilmektedir. Örneğin eşlerden biri İzmir’de, diğeri İstanbul’daysa ve İzmir’de yaşayan eş boşanma davasını ilk önce açtıysa, dava İzmir’de görülecektir. Bu nedenle boşanma davasını ilk önce açmak önemlidir. İzmir boşanma avukatı iletişim için tıklayınız.

Boşanma Davası Türleri

Uygulamada iki tür boşanma davası açılabilmektedir:

1- Anlaşmalı Boşanma Davası

Eğer eşinizle boşanma, velayet ve boşanmanın mali sonuçları (nafaka, tazminat, mal paylaşımı) gibi hususlarda uzlaşma sağladıysanız usulüne uygun bir protokolle anlaşmalı boşanma davası açılabilmesi mümkündür. Anlaşmalı boşanma davası, çekişmeli boşanma davasına göre çok daha hızlı sonuçlanan ve daha az masraf gerektiren bir boşanma davasıdır.

2- Çekişmeli Boşanma Davası:

Eşler arasında yukarıdaki hususlardan en az birinde dahi uzlaşma sağlanamayan durumlarda çekişmeli boşanma davası açılması gerekmektedir. Çekişmeli boşanma davalarında, haklılığın ortaya konması, lehinize olan tüm durumların avukatınıza anlatılması, herhangi bir ayrıntının atlanmaması, tanık seçimi gibi hususlar en iyi sonucun alınması bakımından son derece önemlidir.

Boşanma Davası Açan Kadının / Erkeğin Hakları Nelerdir ?

  • Boşanma davası açıldıktan sonra ayrı yaşama hakkı,
  • Çocuklar için tedbir nafakası ve iştirak nafakası hakkı,
  • Eşlerin kendileri için tedbir ve yoksulluk nafakası hakkı,
  • Boşanma davasında tazminat hakkı,
  • Boşanma davası devam ederken geçici velayet kendisine bırakılmayan kişi için ortak çocuklarla görüşme hakkı,
  • Velayet hakkı,
  • Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunda Sayılan Haklar

Boşanma Davalarına Bakan Mahkeme

Boşanma davalarına kural olarak aile mahkemeleri tarafından bakılmaktadır . Ancak aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde, boşanma davaları asliye hukuk mahkemeleri tarafından görülür.

Boşanma Davası Masrafları

Boşanma davası masrafları, boşanma davasının  anlaşmalı olup olmaması, tarafların aynı şehirde yaşayıp yaşamamaları, taraflardan birinin yurtdışında bulunması, davada dinletilecek tanık sayısı, davadaki taleplerin türü, davada ileri sürülen sebeplerin bilirkişi incelemesini gerektirip gerektirmemesi gibi birçok unsura göre değişkenlik göstermektedir. Bu nedenle masraf ve ücretler konusunda sağlıklı bir bilgi verilebilmesi için somut olayın şartlarının bilinmesi ve buna göre değerlendirme yapılması gereklidir.

Anlaşmalı boşanma davalarında, boşanma davası ücret ve masraflar, tarafların uzlaşması doğrultusunda davayı açan taraf / karşı taraf ya da her iki tarafça ortak olarak ödenebilmektedir. Boşanma davası ve masrafları konusunda ön bilgi almak için ücretsiz olarak bize başvurabilirsiniz.  Avukatımız izmir boşanma avukatı arayışınızda, şartlarınızı ve taleplerinizi dinledikten sonra en uygun ücretlendirmeyle, sorunun çözümü  konusunda  gerekli hukuki desteği vereceklerdir.

Boşanma Sebepleri

Türk Medeni Kanununda boşanma sebepleri sayılmış olup, özel haller olarak;

 I. Zina –  TMK Madde 161 –  “Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her halde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.”

II. Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış – TMK md.162 – “Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her halde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.”

III. Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme – TMK md.163 –“Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir.”

IV. Terk – TMK md.164 – “Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hakim (Eklenmiş ibare –Yür. Tar. 01.10.2011) veya noter tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma davası açabilir. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır. Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hakim (Eklenmiş ibare –Yür. Tar. 01.10.2011) veya noter, esası incelemeden yapacağı ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi halinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunur. Bu ihtar gerektiğinde ilan yoluyla yapılır. Ancak, boşanma davası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz.”

V. Akıl hastalığı– TMK md.165 – “ Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hale gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir.” Akıl hastalığı sebebiyle boşanma davası ancak akıl hastası olmayan eş tarafından açılabilir. Akıl hastalığının eylemleri iradi olmadığından akıl hastaları aleyhine diğer boşanma sebeplerine dayalı olarak boşanma davası açılamaz., şeklinde sayılmış;  TMK md 166 / f.1-2 de genel boşanma sebebi olarak “evlilik birliğinin temelden sarsılması” TMK md.166/ f.3 de, “anlaşmalı boşanma” TMK md.166/ f.4 de de “ 3 yıllık fiili ayrılık nedeniyle boşanma” düzenlenmiştir.

Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Açılan Çekişmeli Boşanma Davası

TMK md.166 / 1-2 gereği açılan bir boşanma davasında da, davalının eylemlerinin iradi olmadığı şüphesi ortaya çıkarsa hakim bu durumu araştırmakla yükümlüdür. Davalının hareketlerinin iradi olmadığı anlaşılırsa, TMK md 166 /1-2 dayanılarak boşanma kararı verilemez. Akıl hastası aleyhine açılacak boşanma davasının varsa vasisine karşı açılması, vasi yoksa bir vasi tayin edilmesi ve davanın vasiye yöneltilerek davaya devam olunması gerekir. TMK md.166 / 1-2 gereği genel boşanma sebebi olarak “evlilik birliğinin temelden sarsılması” hali, TMK Madde 166 /1-2 – “Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.

Yukarıdaki fıkrada belirtilen hallerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.” Evlilik birliği evlenme akdinin yapılması anıyla oluşmaktadır. Bu sebeple taraflar arasında, nikah yapılmasına rağmen ortak hayat kurulmadığı hallerde de TMK md.166 / 1-2 gereği boşanma talep edilebilecektir.

TMK md.166 /1-2 gereği açılan bir boşanma davasında, boşanmaya sebep gösterilen olayların af edilmemiş veya hoşgörü ile karşılanmamış olması gerekir. Tarafların önceden hoşgörü ile karşıladıkları olaylar boşanma sebebi sayılamamaktadır. Davacı aynı olaya dayalı olarak açtığı boşanma davasından feragat etmiş ise, aynı olaya dayanarak yeniden boşanma davası açılamaz. Taraflar, boşanma davası açıldıktan sonra olan olaylara dayanamazlar. Her dava açıldığı tarihteki koşullara tabidir. TMK da ortak hayatı çekilmez hale getiren, evlilik birliğini temelden sarsan olaylar tek tek sayılmamış olup, her olay özelliğine göre hakim tarafından değerlendirilecektir.

TMK Madde 167 gereği “ Boşanma davası açmaya hakkı olan eş, dilerse boşanma, dilerse ayrılık isteyebilir.” Boşanma davası, olayın özelliğine göre özel haller sebebiyle açılabileceği gibi, TMK md.166/ 1-2 uyarınca da boşanma talep edilebilecektir. Açılmış bir boşanma davasının ( akıl hastalığı sebebi hariç), TMK md.166/ f.3 de belirtilen şartlar mevcut ise, yargılama sırasında tarafların anlaşmaları ile sonuçlandırılması da mümkündür.

Yargıtay’a göre çekişmeli boşanma davalarında evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenleri olarak sadakatsizlik, kocanın, karısını herkesin önünde utandırıcı sözlerle aşağılaması, eşin yıkanmaktan kaçınması, aile sırlarını açıklamak, eşi, hasta yatağında bırakıp gitmek, aşırı kıskançlık, kadının, kocasının iznini almadan yurt dışına gitmesi, kadının, kaynanası ile birlikte oturması, kadının, çocuklarının temizliğine bakmaması, kocanın, başka bir kadınla yaşaması, kocanın, karısına, kendisine mal vermesi için baskı yapması, taraflardan birinin, diğeri aleyhine ceza davasında hakaret, sövme, dolandırıcılık olaylarından ötürü davacı olması, üvey eşin, çocuğa kötü davranması, eşlerden birinin alkole veya kumara düşkün olması, cinsel iktidarsızlık gibi örnekler verilebilmektedir.

Anlaşmalı Boşanma Davası

TMK md.166/ f.3 gereği “Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü halinde boşanmaya hükmolunur. Bu halde tarafların ikrarlarının hakimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.” Anlaşmalı Boşanma kararı verilebilmesi için,

– Evliliğin, resmi nikah tarihinden boşanma davasının açıldığı tarihe kadar en az bir yıl sürmüş olması (ortak hayatın kurulmuş olması şartı yoktur),

– Boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi hakimin uygun bulması,

– Hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi, gereklidir.

“Boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu” kapsamında; taraflarca üzerinde anlaşma yapılması gereken hususlar; boşanma sebebiyle maddi ve manevi tazminat, yoksulluk nafakası, iştirak nafakası, velayet ve çocuklarla kişisel ilişkidir. Mali hususlarda, özellikle boşanma sebebiyle maddi ve manevi tazminat hususunda anlaşma belirli bir miktar ödenmesi, taşınmaz devri, hisse devri vs hususlarını içerebileceği gibi sadece feragat beyanlarını ( yine yoksulluk nafakası hususunda da) da içerebilecektir.

Anlaşmalı boşanmada çocuklar için iştirak nafakasından vazgeçilmiş olmasının hukuki bir sonucu olmayıp, boşanmadan sonra velayeten iştirak nafakası davası açılabilmektedir. Anlaşmalı boşanmada eşlerin çocukların velayeti ve çocuklarla kişisel ilişkinin ne şekilde olacağı konusunda da anlaşmış olmaları gerekmektedir. Ancak kişisel ilişkinin velayet hakkını kullanmaya engel olmayacak şekilde düzenlenmiş olması gerekir.

Hakimin taraflar arasındaki düzenlemeyi uygun bulması gerekmektedir. Anlaşmalı boşanma için, tarafların mal rejiminin tasfiyesi ve alacaklar hususunda anlaşmış olması zorunluluğu yoktur, ancak anlaşmaya bu hususa dair düzenleme de konulabilir. Eşler TMK md.166/ 4 de belirtilen konulardan birisinde dahi anlaşamamış olsalar anlaşmalı boşanmaya karar verilemeyecektir, bu durumda davaya TMK md166/1-2 gereği devam edilecektir. Eşler TMK md.166/ 4 gereği açılan bir davada, eşlerden her biri yargılamanın her aşamasında, anlaşmalı boşanma davasından feragat edebilir.

3 yıllık fiili ayrılık nedeniyle boşanma

TMK md.166/ f.4 gereği “Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi halinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.” Fiili ayrılık nedeniyle boşanma kararı verilebilmesi için;

-Herhangi bir sebebe dayanılarak açılmış ve reddedilip kesinleşmiş bir boşanma davası olması,

-Ret kararının kesinleşmesi tarihinden itibaren dava tarihine kadar 3 yıl geçmiş olması,

-Bu üç yıl içerisinde müşterek hayat kurulamamış olmalıdır. Yargıtay kararları gereği, ret ile sonuçlanan davanın hangi sebepten açıldığı önemli olmayıp, davanın ret ile sonuçlanmış olması ve ret kararının kesinleşmesinden itibaren dava tarihine kadar 3 yıllık fiili ayrılığın bulunması yeterlidir. Önceki davanın reddedilmiş olması gereklidir, davanın açılmamış sayılmasına dair kararlar, yetkisizlik, görevsizlik kararları, evliliğin feshi ve butlanı davaları TMK md.166/4 anlamında açılıp reddedilen dava mahiyetinde sayılmamaktadır.

Daha önce açılıp retle sonuçlanan davadan sonra aynı veya başka bir sebeple dava açılması, TMK md.166/4 uygulanmasında ilk davanın esas alınmasına engel değildir. Yargıtaya göre, ilk davanın reddedilmiş olması yeteli olup, ret gerekçesi ve nedenleri (davanın feragat sebebiyle reddi gibi) önem taşımamaktadır. Üç yıllık süre hak doğurucu süre olup, dava koşuludur (dava hakkı 3 yıllık sürenin tamamlanmasından sonra başlar) ve hakim tarafından resen dikkate alınacaktır. Üç yıllık süre kesintisiz olmalıdır. Boşanma kararının reddi kararından sonra ortak yaşam bir defa kurulmuş ise, tekrar ayrılıp 3 yıl geçtikten sonra TMK md.166/4 gereği dava açılamaz. Taraflar açısından reddedilen davanın davacısı veya davalısı olmanın önemi yoktur. İlk davanın davalısı da bu davaya dayanarak TMK md.166/4 gereği boşanma davası açabilir.

Boşanma ve aile hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de boşanma davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek boşanma öncesinde statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile boşanma davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermektedir. izmir boşanma avukatı arayışınızda, boşanma ve aile hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve av.aycan.karacanta@gmail.com e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, boşanma süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile boşanma davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz.