Ticaret ve Şirketler Hukuku

Dava – Mahkeme

Dava Açmak Ne Demektir?

Dava açmak bir kişi veya kuruluş aleyhinde mahkeme önünde bir hak talebinde bulunmak demektir. Haksızlığa uğradığınızda, hakkınızı alamadığınızda mahkemeler araya girecek “Türk Milleti adına” yargılama yaptıktan sonra hakkınızı size teslim edecektir.

Dava Nasıl Açılır?

Dava mahkemeye vereceğiniz bir dilekçe ile açılır. Dava dilekçesi, dava harca tabi ise harç ve gider avansının, harca tabi değil ise sadece gider avansının tahsil edilmesinden sonra ilgili mahkemeye kayıt olur ve bu tarihte davanız açılmış olur. Bu tarif kolay görünse de dava açmak önemli yasal sonuçları olan ve mali yük getirmesi ihtimali bulunan ciddi bir iştir. Unutmayınız ki; davayı açmak işlemi basit olsa da işin kendisi son derece ciddidir ve bazen uzun süre alır. Bu hususu mutlaka göz önünde bulundurmalı ve yaptığınız işin göründüğü kadar basit olmadığını, sonuçlarının çok ciddi olabileceğini bilmelisiniz.

Davalar Uzun Sürer mi?

Adalet Bakanlığı istatistiklerine göre 2010 yılında bir hukuk davasının karara bağlanması Türkiye genelinde ortalama 209 gün almıştır. Bu süre mahkemelere göre değişiklik göstermektedir. Örneğin 2010 yılında bir dava ortalama olarak;Aile Mahkemesinde 165 günde, Sulh Hukuk Mahkemesinde 109 günde,Asliye Ticaret Mahkemesinde 455 günde, İş Mahkemesinde 446 günde,Fikri Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinde 544 günde karara bağlanmıştır.

Dava Açmasam Daha mı İyi?

Haksızlığa uğradığınızı düşündüğünüz durumlarda mahkemelere başvurup hakkınızın size iade edilmesini talep etmek anayasal hakkınızdır. Bu hakkınızı kullanmaktan çekinmeyiniz. Ancak bu hakkınızı kullanırken konuyu etraflıca değerlendirmeniz gerekir. Davayı kazanma ihtimalinizi, kaybettiğiniz takdirde davanın size kaç liraya ve ne kadar zamana mal olacağını önceden hesaplamanız lehinize olacaktır.

Davamı Nerede Açmalıyım?

Davalar yetkili ve görevli mahkemelerde açılmalıdır. Hangi tür mahkemenin görevli olduğunu tespit ettikten sonra, hangi yer mahkemesinin yetkili olduğunu da belirlemeniz gerekir. Bu sorunun kısa bir cevabı olmadığı ve hatalı mahkemeye başvurmak zaman, para ve hak kayıplarına yol açabileceği için davanızı açmadan önce bu konuda bir hukukçudan profesyonel yardım almanız faydalı olabilir.

Avukat Tutmak Zorunlu mudur?

Hayır, avukat tutmak zorunlu değildir. Ancak bir avukatın size çok yardımı olacağını unutmayınız. Hukuk ve usul konusunda bilgi sahibi olduğunuza kesin olarak emin değilseniz bir avukatın yardımına başvurunuz.

Dava Açmadan Önce Neleri Bilmem Gerekir?

Bir avukat yardımından faydalanmayacak iseniz aşağıdaki soruları kendi kedinize sorunuz;

a) Dava açmak için yeterli bilgiye sahip olduğunuza emin misiniz?

b) Davanızı takip etmek konusunda kararlı mısınız? Dava açtıktan sonra takip etmeyi ihmal etmeniz, davanızın reddedilmesine veya açılmamış sayılmasına neden olabilir.

c) Davanızın olumsuz sonuçlanması halinde ne gibi sonuçlar doğuracağını değerlendirdiniz mi?

Bir avukatınız varsa sizi bu konularda tam olarak bilgilendirmesini talep ediniz;

a) Davanızın size maliyeti ne olacaktır? (Dava harcı, masraflar ve avukatlık ücreti vs.)

b) Davayı kaybetmeniz halinde katlanacağınız ek maliyet ne olacaktır? (Tamamlanacak dava harcı, karşı tarafa ödenecek avukatlık ücreti, mahkeme masrafları vs.)

c) Uğradığınız haksızlığın giderilmesi için başvurulabilecek başka hukuki yöntemler var mı?

Dava Açmak Masraflı mıdır?

Evet, dava açmak masraflı olabilir. Ülkemizde yargı masrafları Avrupa ülkelerindeki örneklere göre düşüktür. Yine de davanın türüne ve süresine göre masrafların ciddi boyuta gelmesi söz konusu olabilir. Bu konuda hazırlık yapmanız ve muhtemel masrafları önceden öğrenmeniz gerekir. Dava süreci boyunca masraflar kural olarak dava açan kişiden alınır. Masrafı yatırmadığınız takdirde mahkeme ilgili işlemden vazgeçtiğinizi varsayar, bu durum davanıza zarar verebilir.

Dava Masraflarını Geri Alabilir miyim?

Davayı kazandığınız zaman Mahkeme masrafların karşı taraftan alınarak size ödenmesini emreder. Ancak size ödenecek masrafların sadece yargılama masrafları olduğunu unutmayınız. Davaya hazırlık için yaptığınız masraflar, ulaşım giderleri, avukatınıza ödediğiniz vekalet ücreti gibi bazı masraflar size geri ödenmeyecektir.

Dava Bittiğinde Hakkımı Doğrudan Alabilir miyim?

Kural olarak mahkeme kararlarına dayanarak icra takibi başlatabilmek için kararların kesinleşmiş olması gerekmez. Ancak kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe icra edilemez. İdari yargı mercilerinin kararları kesinleşmese dahi idari makamlarca 30 gün içerisinde yerine getirilmelidir.

Mahkeme Kararı Kesinleşti. Şimdi Ne Olacak?

Mahkemeyi kaybeden taraf kendiliğinden mahkemenin emrettiği kararı yerine getirebilir ve size mahkeme masraflarını da ödeyebilir. Bunu yapmadığı takdirde icra dairesine başvurup kararın icra kanalıyla yerine getirilmesini sağlamanız gerekir.

Karşı Taraf Bulunamazsa Ne Olur?

Savunma hakkı anayasal bir haktır. Mahkeme hiç kimse hakkında kendiliğinden karar vermez. Bir davetiye göndererek hakkında dava açıldığını bildirir, dava hakkında diyeceklerini sorar, kararını verirken onun savunmasını da göz önünde bulundurur. Ancak kişilerin ortadan kaybolarak, davalardan kurtulmaları da başkalarının hakkını ihlal edecektir. Bu nedenle, bu hakkın kötüye kullanılmasını önlemek amacıyla resmi kayıtlarda bulunan adrese tebligat ve ilan yoluyla tebligat imkanı da tanınmıştır

Benim Eski Adresime Tebligat Yapılırsa Ne Olur?

Yeni adresinizi bildirmek sizin sorumluluğunuzdur. Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan yargı merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır. Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır.

Dava Açarken Kimden Yardım Alabilirim?

Dava açmak için bir avukatın yardımına başvurmak en doğrusudur. Bu alanda yeterli bilgiye sahip olduğunuza inanıyorsanız kendiniz de dava açabilirsiniz. Hukukçu olmayan kişilerin yardımıyla hareket etmeniz aleyhinize çok ciddi sonuçlar doğurabileceğinden bu kişilerin yardımına başvurmayınız. Arzuhalci olarak tabir edilen kişilerin yönlendirmesi ile hareket etmenin hak kayıplarına neden olabileceğini unutmayınız.

Davayı Açacağım Mahkeme Bana Yardımcı Olur mu?

Hayır. Mahkemeler danışmanlık yapmazlar. Mahkeme hakimi de, mahkemede görevli diğer kişiler de size açacağınız dava konusunda yardımcı olamaz, yol gösteremez.

Hakimle Görüşsem Faydası Olur mu?

Devam eden dosyanız hakkında hakimle görüşmeniz doğru değildir. Hakimlerin dosya üzerinde görüş açıklamaları, kararlarını önceden taraflardan birine söylemeleri mümkün değildir. Bu konuda ısrarcı davranmanız aleyhinize ciddi sonuçlar doğurabilir.

İnternet Güvenilir Bir Kaynak mıdır?

Hayır, internet her zaman güvenilir bir kaynak değildir. Ancak güvenilir olduğuna emin olduğunuz bazı siteler size yararlı olacaktır. Adalet Bakanlığına, Yargı Kurumlarına, Barolara ait sitelerden veya güvenilir olduğuna kesinlikle emin olduğunuz özel kişilere ait sitelerden yararlanabilirsiniz. Forumlar, güvenilir olduğuna emin olmadığınız siteler, kaynağı belirsiz yazılar, zincir e-postalar gibi kaynaklara güvenerek hareket etmeniz çok ağır sonuçlar doğurabilir. İnternet yoluyla elde ettiğiniz bilgileri mutlaka güvenilir kaynaklardan doğrulayarak kullanmanız gerekir.

izmir avukat arayışınızda tüm hukuki süreçlerinizde yanınızda olmamız için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku

Tanıma Tenfiz Davası – İzmir Avukat – Yurtdışında Boşanma

Yabancı ülke mahkemelerince verilen kararlar,  Türkiye’de kendiliğinden geçerli olmaz. Yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de geçerli olmasını sağlamak için Türkiye’de tanıma tenfiz (izmir avukat) davası açılması gereklidir. Yurtdışında yaşayan müvekkillerimiz sıklıkla “ yurtdışında boşandım fakat Türkiye’de evli görünüyorum ne yapmalıyım?” , “Fransa’da boşandım Türkiye’de geçerli olmadı” vb. diyerek bu konudaki sıkıntılarını dile getirmektedirler. Yabancı ülkede verilen boşanma kararı, Türkiye’de tanıma tenfiz (izmir avukat) davası açılarak geçerli olmadıkça ilgili resmi makamlarca işleme konmaz ve taraflar Türkiye’deki nüfus kayıtlarında hâlâ evli görünmeye devam ederler. Yurtdışında gerçekleşen boşanmanın Türkiye’de de tanınması gereklidir. Yine benzer şekilde “ yurtdışında boşanma sonrası Türkiye’de bulunan mallar ” ile ilgili olarak da taraflar Türkiye’de halen evli görünmeye devam ettikleri için birbirlerine mirasçı olabilmektedir. Ancak tanıma tenfiz (izmir avukat) davası, yeni bir boşanma davası olmayıp dava açılması durumunda tarafların bizzat mahkemeye gelmesi gerekli değildir. Örnek olarak boşanma kararı verilmekle birlikte bu durum yurtdışında verilen tüm mahkeme kararları için geçerli olup yabancı mahkeme kararına ilişkin hukuki statünün kazanılması için bu kararın Türkiye’de tanınması ya da kararda bir alacak hakkı gibi aktif olarak icrası gereken haklar söz konusuysa kararın Türkiye’de tenfizi gerekir.

Yurtdışında bulunan idari makamlarca (belediyeler vb.) verilmiş olan ve mahkeme hükmü niteliği taşımayan kararlar, tanıma ve tenfize konu olmaz. Tenfiz yapılabilmesi için yurtdışında kararın verildiği ülke ile Türkiye Cumhuriyeti arasında hukuki karşılıklılık anlaşması veya sözleşme olmalıdır.Yurtdışında bulunan mahkeme tarafından verilmiş olan karar Türk Kamu düzenine aykırı olmamalıdır. Kamu düzenine açıkça aykırı olan bir mahkeme kararı tanınmaz ve tenfiz edilmez.

Tanıma tenfiz davası nedir?

Tanıma tenfiz davası, yurtdışında özellikle Almanya, Fransa, Belçika ve Hollanda’da yaşayan Türk Vatandaşları’nın önemli sorunlarından bir tanesidir. Tanıma tenfiz davası yaşadıkları ülkede boşandıktan sonra dahi Türkiye’de evli olarak görünen kişilerin bu kaydı gerçeğe uygun hale getirmek için açtıkları bir çeşit tespit davasıdır. Yurtdışında bir Türk ile veya bir yabancı ile evli olan Türk Vatandaşı, o ülkenin yetkili mahkemesinde boşandıktan sonra bu boşanma kararını Türk Mahkemelerinde onaylatmak zorundadır. Bu onaylatma işlemine “tanıma davası” adı verilmektedir. Yabancı mahkemede boşanılırken, mahkeme boşanmanın yanında ayrıca velayete, nafakaya, tazminata ilişkin karar da vermişse bu takdirde açılacak dava “tanıma davası” değil “tenfiz davası” olmaktadır.

Tanıma Tenfiz Davasını Açmak Zorunlu mu?

Tanıma tenfiz davasının yanlış belgelerle ve yanlış usulde açılması halinde yıllarca sürmesi de olasıdır. Bu nedenle tanıma tenfiz davası açılmadan önce hem gerekli belgelerin hem de diğer hususların yerine getirilmiş olması davanın kısa sürede sonuçlanması için önem taşır.

Tanıma tenfiz davasını açmadığınız takdirde:

– Yurtdışında boşanmış olmanıza karşın Türkiye’de evli görünürsünüz. Bu nedenle yeniden evlenemezsiniz; mallarınızın satışında zorluklar yaşayabilirsiniz, müşterek çocuğunuz varsavelayet problemleriyle karşılaşabilirsiniz.

Tanıma tenfiz davalarında hangi belgeler gerekir?

a) Yurtdışında Boşandığınıza Dair Mahkeme Kararı:

Tanıma tenfiz davasında ihtiyaç duyulan belgelerden ilki, yabancı ülkede açılmış olan boşanma davasında alınan mahkeme kararıdır.  Bu kararın ıslak imzalı yani mühürlü-imzalı aslı gerekmektedir. Bu mahkeme kararının kesinleşmiş olması gerekmektedir. Kesinleşme, kararın taraflar açısından yargı yollarının tüketilmiş olması, nihai sonucun elde edilmiş olması anlamına gelir.

b) Boşanma Kararının Kesinleştiğine Dair Yazı:

Mahkemenin kararının kesinleşmiş olup olmadığı, yine kararın altına ilave olarak yazılan bir ek yazıyla tespit edilir. Tanıma tenfiz davası için zorunlu olan bu yazıya kesinleşme şerhi adı verilir. Tanıma tenfiz davası yönünden mahkeme kararının verildiği değil, kesinleştiği tarih tarafların boşanmış kabul edildiği tarihtir. Bir yabancı mahkemenin henüz kesinleşmemiş kararının ülkemizdetanıma tenfizi için dava açılamaz. Yani mahkeme kararının kesinleşmiş olması tanıma tenfiz davası için dava şartıdır.

c) Konsolosluktan Alınacak Apostile:

Kesinleşmiş mahkeme kararının elde edilmesinden sonraki “püf nokta” ise apostile adı verilen “onay“dır. Bazı ülkelerde, boşanma kararları mahkeme tarafından verilmek zorunda değildir. Bu ülkelerde örneğin valilik, belediye başkanlığı gibi makamların da boşanma kararı verebilmeleri mümkündür. Kesinleşmiş bir boşanma kararının yetkili bir mahkeme tarafından verilmiş olduğu apostile ile tespit edilir, yani bu mahkeme kararının alındığı ülkedeki Türk Büyükelçiliği yahut Konsolosluğu, boşanma kararını veren makamın yetkili bir mahkeme olduğunu “onay“lar.

d) Boşanma Kararının Tercümesi

Türk Mahkemelerinde yargılama dili “Türkçe” olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle yurtdışındaki bir mahkemeden yabancı dilde elde edilmiş bir kararın Türk Mahkemeleri tarafından kabul edilmesi için Türk Dili’ne çevrilmiş olması gerekir. Bu kararlar, konsolosluklarda ve yeminli tercüme hizmeti veren bürolarda Türkçe’ye çevrilebilir.

Tanıma tenfiz davası nerede açılabilir?

Yabancı ülkede verilmiş boşanma kararının Türkiye’de tanınması için İzmir’de dava açılması mümkündür.

Türkiye’ye gelmek zorunda mısınız?

Avukat tutmanız halinde dava için Türkiye’ye gelmek, mahkemeye çıkmak zorunda değilsiniz. Vekiliniz sizin adınıza gerekli işlemleri yürütecektir.

Apostil Nedir?

Apostil (Apostille) , 5 Ekim 1961 tarihinde Den Haag’da taraf ülkelerce imzalanan Lahey Konvansiyonuna göre, bir ülkede düzenlenen resmi bir belgenin diğer bir ülkede ibraz edilebilmesine olanak sağlayan bir onaydır (Fransa’da düzenlenmiş bir belgenin Türkiye’de tanınması vb.). Apostil, taraf (sözleşmeyi imzalayan) bir ülkenin sınırları dahilinde düzenlenen, diğer taraf ülkenin sınırları içinde ibraz edilmesi gereken resmi belgeler için, bu belgenin hangi yetkili makamdan verildiğini belirten o ülkenin (belgenin düzenlendiği ülkenin) yetkili makamları tarafından yapılan bir onaydır. Apostil belgenin düzenlendiği ülkede yapılır. Sözleşmeye taraf her ülke, apostilin hangi makamlarca düzenleneceğini kendi belirler. Türk mahkemeleri karar üzerinde konsolosluk onayı ya da apostille görmeden tanıma kararı vermez.

Uygulamada Görülen Bazı Sorunlar

  • Tanıması / tenfizi istenen karar mahkeme tarafından verilmiş bir karar olmalıdır.

Bazı ülkelerde boşanma kararları kilise, belediye, valilik gibi mahkeme sıfatı olmayan idari birimlerce de verilebilmektedir. Bu makamların verdiği kararların Türkiye’de Tanınması veya Tenfizi mümkün değildir. 

  • Yurtdışına yapılan tebligatlarda da sorunlar yaşandığı gözlemlenmektedir. Uygulamada yurtdışına tebligat iki yöntemle yapılmaktadır.

Yabancı uyruklulara yapılacak tebligat, Adalet bakanlığı kanalıyla yapılmaktadır. Duruşma gününü ihtiva eden tebliğ evrakının, tebliği çıkaran merci tarafından muayyen günden en az üç ay evvel gönderilmesi gerekmektedir. Ancak Adalet Bakanlığı duruşma gününün en az beş ay evvel postaya verilecek şekilde tespit edilmesini tavsiye etmektedir. Tebliğe ilişkin masrafların pul olarak gönderilmemesi, ilgili yabancı devlette tebliğ işlemi için ne kadar masraf gerekiyorsa ,maliyeye yatırılacak harç makbuzunun tebliğ evrakına eklenerek gönderilmesi gerekmektedir. Gönderilen tebliğ evrakının ikinci sureti, yabancı ülkenin tebligata ilişkin mevzuatına göre ,muhataba tebliğin yapıldığına , yapılamadıysa sebebine ilişkin şerh ile tebliğ çıkaran makama iade edilmektedir.

Türk vatandaşlarına yapılacak tebligat, 7201 Sayılı Tebligat Kanununa göre siyasi temsilcilik aracılığıyla tebliğ işleminin gerçekleştirilmesidir. Bu maddeye göre; yabancı ülkede kendisine tebliğ yapılacak kimse Türk vatandaşı olduğu takdirde tebliğ o yerdeki Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğu aracılığıyla da yapılabilir. Bu hâlde bildirimi Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğu veya bunların görevlendireceği bir memur yapar. Tebliğin konusu ile hangi merci tarafından çıkarıldığı bilgilerinin yer aldığı ve otuz gün içinde başvurulmadığı takdirde tebliğin yapılmış sayılacağı ihtarını içeren bildirim, muhataba o ülkenin mevzuatının izin verdiği yöntemle gönderilir. Bu maddeye göre tebligat yapabilmek için muhatabın mutlaka Türk vatandaşı olması gerekmektedir.

***

Avukatlarımıza, tanıma tenfiz davası ve uluslararası hukuka ilişkin diğer sorularınızı  +90 (554)  411 83 19 numaralı mobil telefonumuz üzerinden iletebilir ve Whatsapp uygulaması, e-posta adreslerimiz ve iletişim formlarımız üzerinden görüş isteyebilirsiniz.

Aile Hukuku

Boşanma Davası – İzmir Boşanma Avukatı

Boşanma davası avukatı (aile hukuku avukatı), anlaşmalı boşanma davası, çekişmeli boşanma davası, boşanma sonrası mal paylaşımı, nafaka davası, velayet davası ve velayetin değiştirilmesi, iddet süresi ve iddetin kaldırılması gibi aile hukuku alanına giren konularda uzmanlığı ve tecrübesi bulunan avukattır. İzmir boşanma avukatı.

Boşanma davası için avukat gerekli midir?

Hukukumuzda boşanma davalarında, avukatla temsil zorunluluğu bulunmamaktadır. Dilerseniz boşanma davalarını avukat görevlendirmeden kendiniz de takip edebilirsiniz.  Ancak boşanma öncesinde uzman bir avukat yardımı alınması, ilerde doğabilecek hak kayıplarının önüne geçilebilmesi ve kişinin manevi olarak oldukça hassas olduğu dönemde, bir de maddi kayıp yaşamaması bakımından da önemlidir. Her ne kadar hukukumuz da boşanma davalarında avukatla temsil zorunluluğu bulunmasa da , duygusal olarak zor ve yoğun bir süreçten geçilirken hukuki açıdan hakların uygun şekilde saptanması ve hak kayıplarına neden olunmaması bakımından bir izmir boşanma avukatı yardımı almanız ve avukatınızla içinde bulunduğunuz süreci her yönüyle ayrıntılı olarak değerlendirmeniz lehinize olacaktır.

Kaldı ki, boşanma sürecinin mümkün olduğunca hızlı ve sorunsuz geçirilmesi bakımından bir boşanma avukatı ile birlikte hareket edilmesi önemlidir. Boşanma davalarına gerekli önemin verilmemesi, sürecin basit olarak algılanması, uzman olmayan kimselerden edinilen bilgiler ve internetten bulunan son derece hatalı, eksiklikler içeren protokollerle bu sürecin tamamlanmaya çalışılması sonradan tamiri mümkün olmayan hak kayıplarına yol açmaktadır. Usul kurallarının önemi, tedbir taleplerinin yerinde ve zamanında uygulanmaması, dilekçede bulunmaması gereken ifadelerin yer alması, kesin sürelerin kaçırılması vs. bu durumlara örnek verilebilir. Dolayısıyla son derece teknik bilgi ve uzmanlık gerektiren boşanma sürecinde bir avukattan destek alınması önemlidir.

En hızlı boşanma yolu

En hızlı boşanma yolu tarafların boşanma ve boşanmanın sonuçları konusunda tam olarak uzlaştıkları anlaşmalı boşanma davalarıdır. Anlaşmalı olarak boşanabilmek için taraflar arasındaki evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması gereklidir. Evliliğin en az 1 yıl sürmesi durumunda anlaşmalı boşanma davası açılarak çekişmeli boşanma davasına göre çok hızlı bir şekilde boşanma gerçekleşmekte hatta tek celsede sonuçlanabilmektedir. Ancak İzmir, İstanbul, Ankara gibi büyükşehirlerde duruşma yoğunluğu nedeniyle ilk duruşma günleri 3-4 ay sonrasına verilebilmektedir.

Her şey zamanında sonuçlansa ve ilk celsede karar alınsa bile gerekçeli kararın yazılması, taraflara tebliği, temyiz süresinin geçmesi gibi işlemler nedeniyle boşanma davaları 5-6 ay sürebilmektedir. O nedenle boşanmanın hızlı şekilde gerçekleştirilmesi için en iyi yol uzman bir izmir boşanma avukatı ile hareket edilmesi olacaktır. Boşanma avukatı yardımıyla işlemler çok daha kısa sürede sorunsuz olarak tamamlanacaktır.

İyi boşanma avukatı arıyorum diyorsanız

İzmir Boşanma Avukatı Tavsiye ? Boşanma aşamasına gelen çiftlerin her şeyden önce akıllarına gelen sorulardan biri de, bu hassas süreçte avukatlarını en doğru şekilde nasıl  belirleyecekleri hususudur. İlgili mevzuata hakim olma, güncel içtihatları yakından takip etme ve boşanma sürecini iyi şekilde yönetebilme, boşanma ve aile hukuku ile ilgili davaları takip eden bir avukattan beklenen özelliklerdir. Bunun yanı sıra uzun yıllar boşanma ve aile hukuku alanında edinilen tecrübe, şüphesiz ki bu süreci yönetmede fayda ve kolaylık sağlayacaktır. Ancak avukat seçiminde tavsiyeden ziyade en sağlıklı yol öncelikle söz konusu avukatla mümkünse yüz yüze, değilse telefon ile birebir ön görüşme sağlamak ve bu görüşme doğrultusunda bir seçim yapmaktır.

Boşanma hukuki olduğu kadar, psikolojik ve sosyal bir süreçtir. İyi bir boşanma avukatı, içinde bulunduğunuz süreci hukuki olarak değerlendirirken karşılaşacağınız psikolojik ve sosyal zorlukları da dikkate alabilmelidir. Boşanma davaları diğer davalardan farklı olarak, bireylerin özel yaşamlarını doğrudan etkileyen, kişiye özel davalar olup her somut olayda farklı hukuki kuralların uygulanmasını, farklı çıkarların farklı yasa maddeleriyle korunmasını gerektirir ve bu arada da belirli sürelere ve usul kurallarına uyulması esastır. Bu nedenle en iyi boşanma avukatı, müvekkili ile samimi ilişki kurabilen müvekkilin ihtiyacı olduğu anda kendisine ulaşabildiği avukattır. Davalarda başarılı olunması izmir boşanma avukatı – müvekkil ilişkisinin en iyi şekilde kurulmasına, karşılıklı güvene ve samimi olarak her detayın belirtilerek değerlendirilmeye alınmasına bağlıdır.

Boşanma davasını önce kim açar?

Bir boşanma davasında kendisine karşı dava açılan davalı eş, eşit kusurlu da olsa, boşanma gerçekleşirse mahkeme masrafı  ve mahkemece belirlenen avukatlık ücretini ödemek zorunda kalacaktır. Bu nedenle boşanma davasını önce açmak önem taşır. Yine davanın görüleceği yetkili mahkeme de boşanma davasını açan tarafa göre değişiklik gösterebilmektedir. Örneğin eşlerden biri İzmir’de, diğeri İstanbul’daysa ve İzmir’de yaşayan eş boşanma davasını ilk önce açtıysa, dava İzmir’de görülecektir. Bu nedenle boşanma davasını ilk önce açmak önemlidir. İzmir boşanma avukatı iletişim için tıklayınız.

Boşanma Davası Türleri

Uygulamada iki tür boşanma davası açılabilmektedir:

1- Anlaşmalı Boşanma Davası

Eğer eşinizle boşanma, velayet ve boşanmanın mali sonuçları (nafaka, tazminat, mal paylaşımı) gibi hususlarda uzlaşma sağladıysanız usulüne uygun bir protokolle anlaşmalı boşanma davası açılabilmesi mümkündür. Anlaşmalı boşanma davası, çekişmeli boşanma davasına göre çok daha hızlı sonuçlanan ve daha az masraf gerektiren bir boşanma davasıdır.

2- Çekişmeli Boşanma Davası:

Eşler arasında yukarıdaki hususlardan en az birinde dahi uzlaşma sağlanamayan durumlarda çekişmeli boşanma davası açılması gerekmektedir. Çekişmeli boşanma davalarında, haklılığın ortaya konması, lehinize olan tüm durumların avukatınıza anlatılması, herhangi bir ayrıntının atlanmaması, tanık seçimi gibi hususlar en iyi sonucun alınması bakımından son derece önemlidir.

Boşanma Davası Açan Kadının / Erkeğin Hakları Nelerdir ?

  • Boşanma davası açıldıktan sonra ayrı yaşama hakkı,
  • Çocuklar için tedbir nafakası ve iştirak nafakası hakkı,
  • Eşlerin kendileri için tedbir ve yoksulluk nafakası hakkı,
  • Boşanma davasında tazminat hakkı,
  • Boşanma davası devam ederken geçici velayet kendisine bırakılmayan kişi için ortak çocuklarla görüşme hakkı,
  • Velayet hakkı,
  • Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunda Sayılan Haklar

Boşanma Davalarına Bakan Mahkeme

Boşanma davalarına kural olarak aile mahkemeleri tarafından bakılmaktadır . Ancak aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde, boşanma davaları asliye hukuk mahkemeleri tarafından görülür.

Boşanma Davası Masrafları

Boşanma davası masrafları, boşanma davasının  anlaşmalı olup olmaması, tarafların aynı şehirde yaşayıp yaşamamaları, taraflardan birinin yurtdışında bulunması, davada dinletilecek tanık sayısı, davadaki taleplerin türü, davada ileri sürülen sebeplerin bilirkişi incelemesini gerektirip gerektirmemesi gibi birçok unsura göre değişkenlik göstermektedir. Bu nedenle masraf ve ücretler konusunda sağlıklı bir bilgi verilebilmesi için somut olayın şartlarının bilinmesi ve buna göre değerlendirme yapılması gereklidir.

Anlaşmalı boşanma davalarında, boşanma davası ücret ve masraflar, tarafların uzlaşması doğrultusunda davayı açan taraf / karşı taraf ya da her iki tarafça ortak olarak ödenebilmektedir. Boşanma davası ve masrafları konusunda ön bilgi almak için ücretsiz olarak bize başvurabilirsiniz.  Avukatımız izmir boşanma avukatı arayışınızda, şartlarınızı ve taleplerinizi dinledikten sonra en uygun ücretlendirmeyle, sorunun çözümü  konusunda  gerekli hukuki desteği vereceklerdir.

Boşanma Sebepleri

Türk Medeni Kanununda boşanma sebepleri sayılmış olup, özel haller olarak;

 I. Zina –  TMK Madde 161 –  “Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her halde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.”

II. Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış – TMK md.162 – “Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her halde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.”

III. Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme – TMK md.163 –“Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir.”

IV. Terk – TMK md.164 – “Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hakim (Eklenmiş ibare –Yür. Tar. 01.10.2011) veya noter tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma davası açabilir. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır.

Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hakim (Eklenmiş ibare –Yür. Tar. 01.10.2011) veya noter, esası incelemeden yapacağı ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi halinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunur. Bu ihtar gerektiğinde ilan yoluyla yapılır. Ancak, boşanma davası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz.”

V. Akıl hastalığı– TMK md.165 – “ Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hale gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir.” Akıl hastalığı sebebiyle boşanma davası ancak akıl hastası olmayan eş tarafından açılabilir. Akıl hastalığının eylemleri iradi olmadığından akıl hastaları aleyhine diğer boşanma sebeplerine dayalı olarak boşanma davası açılamaz., şeklinde sayılmış;  TMK md 166 / f.1-2 de genel boşanma sebebi olarak “evlilik birliğinin temelden sarsılması” TMK md.166/ f.3 de, “anlaşmalı boşanma” TMK md.166/ f.4 de de “ 3 yıllık fiili ayrılık nedeniyle boşanma” düzenlenmiştir.

Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Açılan Çekişmeli Boşanma Davası

TMK md.166 / 1-2 gereği açılan bir boşanma davasında da, davalının eylemlerinin iradi olmadığı şüphesi ortaya çıkarsa hakim bu durumu araştırmakla yükümlüdür. Davalının hareketlerinin iradi olmadığı anlaşılırsa, TMK md 166 /1-2 dayanılarak boşanma kararı verilemez. Akıl hastası aleyhine açılacak boşanma davasının varsa vasisine karşı açılması, vasi yoksa bir vasi tayin edilmesi ve davanın vasiye yöneltilerek davaya devam olunması gerekir. TMK md.166 / 1-2 gereği genel boşanma sebebi olarak “evlilik birliğinin temelden sarsılması” hali, TMK Madde 166 /1-2 – “Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.

Yukarıdaki fıkrada belirtilen hallerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.” Evlilik birliği evlenme akdinin yapılması anıyla oluşmaktadır. Bu sebeple taraflar arasında, nikah yapılmasına rağmen ortak hayat kurulmadığı hallerde de TMK md.166 / 1-2 gereği boşanma talep edilebilecektir.

TMK md.166 /1-2 gereği açılan bir boşanma davasında, boşanmaya sebep gösterilen olayların af edilmemiş veya hoşgörü ile karşılanmamış olması gerekir. Tarafların önceden hoşgörü ile karşıladıkları olaylar boşanma sebebi sayılamamaktadır. Davacı aynı olaya dayalı olarak açtığı boşanma davasından feragat etmiş ise, aynı olaya dayanarak yeniden boşanma davası açılamaz. Taraflar, boşanma davası açıldıktan sonra olan olaylara dayanamazlar. Her dava açıldığı tarihteki koşullara tabidir. TMK da ortak hayatı çekilmez hale getiren, evlilik birliğini temelden sarsan olaylar tek tek sayılmamış olup, her olay özelliğine göre hakim tarafından değerlendirilecektir.

TMK Madde 167 gereği “ Boşanma davası açmaya hakkı olan eş, dilerse boşanma, dilerse ayrılık isteyebilir.” Boşanma davası, olayın özelliğine göre özel haller sebebiyle açılabileceği gibi, TMK md.166/ 1-2 uyarınca da boşanma talep edilebilecektir. Açılmış bir boşanma davasının ( akıl hastalığı sebebi hariç), TMK md.166/ f.3 de belirtilen şartlar mevcut ise, yargılama sırasında tarafların anlaşmaları ile sonuçlandırılması da mümkündür.

Yargıtay’a göre çekişmeli boşanma

Yargıtay’a göre çekişmeli boşanma davalarında evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenleri olarak sadakatsizlik, kocanın, karısını herkesin önünde utandırıcı sözlerle aşağılaması, eşin yıkanmaktan kaçınması, aile sırlarını açıklamak, eşi, hasta yatağında bırakıp gitmek, aşırı kıskançlık, kadının, kocasının iznini almadan yurt dışına gitmesi, kadının, kaynanası ile birlikte oturması, kadının, çocuklarının temizliğine bakmaması, kocanın, başka bir kadınla yaşaması, kocanın, karısına, kendisine mal vermesi için baskı yapması, taraflardan birinin, diğeri aleyhine ceza davasında hakaret, sövme, dolandırıcılık olaylarından ötürü davacı olması, üvey eşin, çocuğa kötü davranması, eşlerden birinin alkole veya kumara düşkün olması, cinsel iktidarsızlık gibi örnekler verilebilmektedir.

Anlaşmalı Boşanma Davası

TMK md.166/ f.3 gereği “Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü halinde boşanmaya hükmolunur. Bu halde tarafların ikrarlarının hakimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.” Anlaşmalı Boşanma kararı verilebilmesi için,

– Evliliğin, resmi nikah tarihinden boşanma davasının açıldığı tarihe kadar en az bir yıl sürmüş olması (ortak hayatın kurulmuş olması şartı yoktur),

– Boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi hakimin uygun bulması,

– Hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi, gereklidir.

“Boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu” kapsamında; taraflarca üzerinde anlaşma yapılması gereken hususlar; boşanma sebebiyle maddi ve manevi tazminat, yoksulluk nafakası, iştirak nafakası, velayet ve çocuklarla kişisel ilişkidir. Mali hususlarda, özellikle boşanma sebebiyle maddi ve manevi tazminat hususunda anlaşma belirli bir miktar ödenmesi, taşınmaz devri, hisse devri vs hususlarını içerebileceği gibi sadece feragat beyanlarını ( yine yoksulluk nafakası hususunda da) da içerebilecektir.

Anlaşmalı boşanmada çocuklar

Anlaşmalı boşanmada çocuklar için iştirak nafakasından vazgeçilmiş olmasının hukuki bir sonucu olmayıp, boşanmadan sonra velayeten iştirak nafakası davası açılabilmektedir. Anlaşmalı boşanmada eşlerin çocukların velayeti ve çocuklarla kişisel ilişkinin ne şekilde olacağı konusunda da anlaşmış olmaları gerekmektedir. Ancak kişisel ilişkinin velayet hakkını kullanmaya engel olmayacak şekilde düzenlenmiş olması gerekir.

Hakimin taraflar arasındaki düzenlemeyi uygun bulması gerekmektedir. Anlaşmalı boşanma için, tarafların mal rejiminin tasfiyesi ve alacaklar hususunda anlaşmış olması zorunluluğu yoktur, ancak anlaşmaya bu hususa dair düzenleme de konulabilir. Eşler TMK md.166/ 4 de belirtilen konulardan birisinde dahi anlaşamamış olsalar anlaşmalı boşanmaya karar verilemeyecektir, bu durumda davaya TMK md166/1-2 gereği devam edilecektir. Eşler TMK md.166/ 4 gereği açılan bir davada, eşlerden her biri yargılamanın her aşamasında, anlaşmalı boşanma davasından feragat edebilir.

3 yıllık fiili ayrılık nedeniyle boşanma

TMK md.166/ f.4 gereği “Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi halinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.” Fiili ayrılık nedeniyle boşanma kararı verilebilmesi için;

-Herhangi bir sebebe dayanılarak açılmış ve reddedilip kesinleşmiş bir boşanma davası olması,

-Ret kararının kesinleşmesi tarihinden itibaren dava tarihine kadar 3 yıl geçmiş olması,

-Bu üç yıl içerisinde müşterek hayat kurulamamış olmalıdır. Yargıtay kararları gereği, ret ile sonuçlanan davanın hangi sebepten açıldığı önemli olmayıp, davanın ret ile sonuçlanmış olması ve ret kararının kesinleşmesinden itibaren dava tarihine kadar 3 yıllık fiili ayrılığın bulunması yeterlidir. Önceki davanın reddedilmiş olması gereklidir, davanın açılmamış sayılmasına dair kararlar, yetkisizlik, görevsizlik kararları, evliliğin feshi ve butlanı davaları TMK md.166/4 anlamında açılıp reddedilen dava mahiyetinde sayılmamaktadır.

Daha önce açılıp retle sonuçlanan davadan sonra aynı veya başka bir sebeple dava açılması, TMK md.166/4 uygulanmasında ilk davanın esas alınmasına engel değildir. Yargıtaya göre, ilk davanın reddedilmiş olması yeteli olup, ret gerekçesi ve nedenleri (davanın feragat sebebiyle reddi gibi) önem taşımamaktadır. Üç yıllık süre hak doğurucu süre olup, dava koşuludur (dava hakkı 3 yıllık sürenin tamamlanmasından sonra başlar) ve hakim tarafından resen dikkate alınacaktır. Üç yıllık süre kesintisiz olmalıdır. Boşanma kararının reddi kararından sonra ortak yaşam bir defa kurulmuş ise, tekrar ayrılıp 3 yıl geçtikten sonra TMK md.166/4 gereği dava açılamaz. Taraflar açısından reddedilen davanın davacısı veya davalısı olmanın önemi yoktur. İlk davanın davalısı da bu davaya dayanarak TMK md.166/4 gereği boşanma davası açabilir.

Boşanma ve aile hukuku

Boşanma ve aile hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de boşanma davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek boşanma öncesinde statünüzün / haklarınızın belirlenmesi ile boşanma davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermektedir. izmir boşanma avukatı arayışınızda, boşanma ve aile hukuku ile ilgili olarak, internet sitemiz ve av.aycan.karacanta@gmail.com e-posta adreslerimiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltebilir, boşanma süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile boşanma davası ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz.

Ticaret ve Şirketler Hukuku

İzmir Göztepe Avukat

Göztepe avukat mı arıyorsunuz?

Doğru adres için Göztepe avukat arayışınızda bizlere ulaşabilirsiniz. Göztepe avukat iletişim numaramızdan arayarak Göztepe’de aradığınız hukuki yardım için avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetimizi alabilirsiniz. Göztepe avukat ihtiyacınızda sizlere destek olmak için bizimle iletişim kurmanız yeterlidir. Bizler size Göztepe’de avukatlık bürosu arayışınızda hukuki destek olmaktayız. İzmir Avukat arayışınızda yanınızda olup sizlere hukuki destek vermek isteriz. Avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetlerimizle dava ve hukuki problemlerinizde sizlerin yanındayız.

İzmir boşanma avukatı , izmir ceza avukatı , izmir borç avukatı , izmir alacak avukatı , izmir tazminat avukatı , izmir miras avukatı , izmir işçi avukatı , izmir işveren avukatı , izmir sigorta avukatı , izmir bilişim avukatı , izmir ticaret avukatı , izmir doktor avukatı , izmir hekim avukatı , izmir emlak avukatı , izmir emlakçı avukatı , izmir icra avukatı , izmir icra-takip avukatı , izmir idari avukat , izmir iflas avukatı , izmir patent avukatı , izmir marka avukatı , izmir trafik avukatı , izmir kaza avukatı , izmir uluslararası hukuk avukatı , izmir vergi avukatı , izmir yabancılar hukuku avukatı , izmir vatandaşlık hukuku avukatı , izmir temyiz avukatı , izmir tüketici avukatı , izmir istinaf avukatı , izmir velayet avukatı , izmir vasiyet avukatı , izmir evlat edinme avukatı , izmir kat mülkiyeti avukatı , izmir kamulaştırma avukatı , izmir sağlık avukatı , izmir hasta avukatı , izmir öğrenci avukatı , izmir gayrimenkul avukatı , izmir dernek avukatı , izmir sözleşme avukatı , izmir aile avukatı , izmir şirket avukatı , izmir iyi avukat , izmir en iyi avukat , izmir başarılı avukat , izmir eşya avukatı , izmir mülkiyet avukatı , izmir kat mülkiyeti avukatı , izmir mülkiyet edinme avukatı , izmir medeni avukatı , izmir kişiler avukatı , izmir avukatlık bürosu , izmir hukuk bürosu , izmir dava avukatı , izmir avukat listesi , izmir avukat ücretleri , İzmir’in en iyi avukatı , hukuki soru sor , dava , ceza kelimelerini arama motorlarında arattığınızda sizlere yardımcı olacak tüm Avukatlık hizmetlerimiz için tıklayınız.

İzmir avukat arayışınız için bizimle iletişime geçmek için tıklayınız.

Aile Hukuku

Boşanma Davasında Şahit Sayısı

Boşanma Davasında Kaç Şahit (Tanık) Gereklidir?

Boşanma davalarında şahitlerin yani tanıkların büyük önemi bulunmaktadır. “Çekişmeli boşanma davasında en az kaç şahit gerekir?”, “Boşanma davasında mahkeme kaç tane şahiti dinler?”, “Boşanma davasında şahit sayısı nedir?”

Boşanma Davasında Şahit (Tanık) Sayısı

Medeni Kanun’da boşanma davaları için belirli bir sayıda şahit bildirme zorunluluğu bulunmamaktadır. Önemli olan şahit sayısının çok olması aksine şahitlerin görgü tanığı olması önem taşımaktadır. Yani duyuma dayalı 5 şahit yerine 1 şahitin görgüye dayalı olması daha önem taşımaktadır.

Boşanma davasında şahit sayısı çok önemli olmayıp şahitlerin nitelikli yani hakimi etkileyebilecek derecede tanıklık yapabilmesi önem taşımaktadır. Şahitin kan hısımlığı yok ve görgü tanığı niteliğinde olması durumu hakim nezdinde etkili olacaktır.

İzmir boşanma avukatı arayışınızda bizimle iletişime geçmek için tıklayınız. Aile Hukuku alanında yaptığımız çalışmaları incelemek için tıklayınız.

Miras Hukuku

Miras Davası ve Miras Hukuku – İzmir Miras Avukatı

Yasal miras paylaşımı nasıl yapılır?

Yasal miras paylaşımı miras bırakanın bir vasiyetname bırakıp bırakmamasına göre değişiklik göstermektedir. Ölümünden önce yasal şartlara uygun bir vasiyetname bırakan şahsın malvarlığı saklı paylara riayet etmek kaydıyla vasiyetnamesinde belirttiği şekilde paylaştırılır. Ancak ölmeden önce vasiyetname düzenlemeyen bir kişinin mirası eşinin hayatta olup olmamasına göre farklı şekilde paylaştırılmasını sağlayacaktır. Miras bırakanın eşi hayatta ise ve alt soy yani vefat edenin çocukları ile birlikte mirasçı olursa mirasın 1 / 4 sağ kalan eşe ait olacak ve kalan 3 / 4 çocuklar arasında eşit olarak paylaştırılacaktır. Sağ kalan eş miras bırakanın annesi ve babası ile birlikte mirasçı olursa mirasın yarısı sağ kalan eşinin kalan yarısı da miras bırakanın annesi ve babası arasında eşit olarak paylaştırılacaktır. Sağ kalan eş miras bırakanın büyükannesi ve büyükbabası ile birlikte mirasçı olursa mirasın 3/4’ü sağ kalan eşe verilir ve kalan 1/4 te miras bırakanın büyük anne ve büyük babaları arasında eşit olarak paylaştırılır.  Eğer miras bırakanın eşi hayatta değil ise miras alt soy varsa alt soy arasında alt soy yoksa üst soy arasında eşit olarak paylaştırılır. izmir miras avukatı arayışlarınızda bizimle iletişime geçmek için tıklayınız.

Vasiyetname yoksa mal paylaşımı nasıl yapılır?

Miras bırakanın vasiyetname bırakmaması halinde mirasçılar için miras paylaşımı eşin hayatta olup olmamasına göre değişiklik göstermektedir. Ancak bunun da öncesinde miras bırakanın ölüme bağlı sözleşme akdedip akdetmediği araştırılır. Eğer ortada atanmış bir mirasçı yok ise miras paylaşımına geçilebilir. Burada sağ kalan eş ile alt soy birlikte mirasçılar ise mirasın dörtte birini sağ kalan eş kalan payı ise alt soy yanı çocuk ve torunlar aralarında eşit olarak paylaşırlar. Sağ kalan eş müteveffanın anne ve babası ile birlikte mirasçı olursa bu defa mirasın 1/2’si eşin kalan 1/2’si de anne baba ve onların alt soyu arasında eşit olarak paylaştırılır. Sağ kalan eş büyük anne ve büyük baba zümresi ile mirasçı olarsa bu defa mirasın 3/4 ünü alır. Kalan payda bu zümre arasında eşit olarak paylaştırılır.

Mirastan kimler pay alabilir?

Türk Hukuk sistemi içerisinde mirastan pay alacak kişiler belirlenirken zümre sistemi esas alınmıştır. Bu zümre sistemi içerisinde 3. Zümreye kadar olan akrabalar miras bırakanın mirasından pay alabilirler.  Bu zümre sistemi içerisinde 1. Zümre miras bırakanın alt soyudur. Yani miras bırakanın çocukları ile torunları 1. Zümreyi oluşturur. Miras bırakanın annesi-babası ve kardeşleri ile yeğenleri 2. Zümreyi oluşturmaktadır. 3. Zümre ise miras bırakanın büyükanneleri büyükbabaları amca, dayı, hala ve teyze gibi akrabalardan oluşur. İşte miras bırakanın mirasından bu 3 zümrede olan mirasçılar pay alabilirler. Bunun dışında kalan kimseler mirastan pay alamazlar. Bu yasal mirasçılar dışında bir de kan bağı olmayan kimseler bir vasiyetname ile mirastan pay alabilirler. Bu durumun gerçekleşmesi için miras bırakanın vasiyetname düzenlemesi şarttır. Zümreler arasında kanuni bir sıra vardır. 1. Zümreden mirasçılar hayatta ise 2. Zümreden kimse hak iddia edemez. izmir miras avukatı arayışlarınızda bizimle iletişime geçmek için tıklayınız.

Mirasta saklı pay ne demektir?

Türk Hukuku miras bırakanın malvarlığı üzerinde vasiyetname veya başka bir ölüme bağlı tasarrufla istediği gibi devirler yapmasını engellemeye çalışmıştır. Miras bırakanın bir kısım mirasçılarının miras üzerinde saklı payı bulunmaktadır. Yani miras bırakan malvarlığı üzerinde saklı paylara dokunmamak kaydıyla dilediği gibi tasarrufta bulunabilir. Ancak saklı pay denilen oranları mirastan çıkarılma hariç olmak üzere başkasına devredemez. Devretmesi halinde saklı paylı mirasçılar dava açarak bu devirleri iptal ettirebilirler.

Mirasta saklı paylı mirasçı kime denir?

Saklı paylı mirasçıların kimler olduğu Türk Medeni Kanunu’nda açıkça belirtilmiştir. Buna göre miras bırakanın sağ kalan eş, çocukları, torunları ve anne ve babası saklı paylı mirasçılardır. Miras bırakanın alt soyunun saklı payı yasal miras payının yarısı, miras bırakanın anne ve babasının saklı payı yasal miras payının 1/4′ ü, sağ kalan eşin saklı payı ise anne baba veya alt soy ile birlikte mirasçı olursa yasal miras payının tamamı diğer hallerde ise yasal miras payının 3/4’üdür. Miras bırakanın kardeşlerinin miras üzerinde saklı payı 2007 yılında yapılan kanun değişikliği ile kaldırılmıştır. izmir miras avukatı arayışlarınızda bizimle iletişime geçmek için tıklayınız.

Mirasçılıktan çıkarma nasıl yapılır?

Saklı paylı mirasçıların Türk Medeni Kanunu’nda belirtilen bir takım hareketlerde bulunmaları halinde miras bırakan tarafından mirastan çıkarılabilirler. Kanuna göre saklı paylı mirasçılar miras bırakana veya yakınlarına karşı ağır bir suç işlerse veya miras bırakana veya miras bırakanın aile üyelerine karşı aile hukukundan doğan ödevlerini yerine getirmez ise miras bırakan tarafından mirasçılıktan çıkarılabilir. Mirastan çıkarılan saklı paylı mirasçı mirastan pay alamayacağı gibi tenkis davası da açamaz. Mirasçılıktan çıkarılan bu saklı paylı mirasçının payı alt soyu var ise ona geçer alts oy yok ise diğer mirasçılar arasında eşit oranda paylaştırılır. Miras bırakan mirastan çıkarma sebebini açıkça belirtmelidir. Aksi halde çıkarma işlemi geçersiz olur.

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi nasıl yapılır?

Miras bırakan ölmeden önce yapacağı bir sözleşme ile bir malvarlığı değerine ölünceye kadar bakması koşulu ile 3. Kişiye devredebilir. Bu 3. kişi yasal mirasçı olabileceği gibi atanmış mirasçı da olabilir. Bu sözleşme ile miras bırakan bir malvarlığı değerini bakım borçlusuna devretme bakım borçlusu ise miras bırakana ölünceye kadar bakma borcu altına girer. Ölünceye kadar bakma sözleşmesi resmi şekilde düzenlenmek zorundadır. Miras bırakan 2 tanık eşliğinde noter veya sulh hukuk hakimine başvurarak sözleşmeyi düzenletebilirler. Ölünceye kadar bakma sözleşmesi bu şekil şartlarına uyulmaması halinde geçersiz hale gelir.

Reddi miras nedir?

Mirasçılar kimi zaman miras bırakan ile aralarındaki kişisel husumetlerden dolayı, kimi zamanda miras bırakanın malvarlığının borca batık olmasından dolayı kalacak mirası istemeyebiliyorlar. Bu doğrultuda yasal ve atanmış mirasçılara kanun mirası reddetme hakkı tanımıştır. Mirasçılar miras bırakanın ölümü ile birlikte mirasçı olduklarını öğrendikleri tarihten itibaren 3 ay içerisinde mirası reddedebilirler. Bu red beyanı yazılı veya sözlü olarak sulh hukuk hakimine yapılmalıdır. Aksi halde geçersiz olur. Ancak eğer miras bırakanın malvarlığı borca batık ise bu defa mirasçıların irade beyanına lüzum kalmadan otomatik olarak miras reddedilmiş sayılır. Ayrıca miras en yakın mirasçıların tamamı tarafından reddedilirse sulh hukuk hakimi mirası iflas hükümlerine göre tasfiye eder. Tasfiyenin ardından bir malvarlığı değeri kalmış ise miras reddetmemiş gibi mirasçılara verilir.

Mirasçılık belgesi nedir?

Miras bırakanın ölümü ile ardında kimlerin mirasçı olduğunu gösterir belgeye mirasçılık belgesi adı verilir. Mirasçılık belgesinin diğer adı veraset ilamıdır. Mirasçılık belgesinin çıkarılması için tek bir mirasçının dahi başvurusu yeterlidir. 2011 yılından önce mirasçılık belgesi (veraset ilamı) sadece sulh hukuk mahkemeleri tarafından verilebiliyorken yapılan bir kanun değişikliği ile noterlerde artık mirasçılık belgesi düzenleyebilmektedirler. Ancak mirasçılar arasında yabancı ülkede yaşayan veya yabancı ülke vatandaşı var ise noterler mirasçılık belgesi düzenlememektedir. Mirasçılık belgesini sadece yasal mirasçılar değil atanmış mirasçılarda talep edebilirler.

Mirasın reddi, dul ve yetim maaşı almaya engel midir?

Bir şahsın kendisine kalan mirası reddetmesi miras bırakandan kendisine kalan dul veya yetim aylığını almasına engel değildir. Çünkü miras bırakanın mirası ile mirasçıların hak kazandığı dul veya yetim aylıkları farklı hukuki gerekçelere bağlanmıştır. Dul ve yetim aylıkları miras bırakanın yıllar boyu devlete yatırdığı primler neticesinde alt soyu ve eşinin üzerinde doğan bir takım haklardır. Yani bu haklar miras bırakan üzerinde doğmadan doğrudan mirasçılar üzerinde doğmaktadır. Mahiyetlerindeki farklılık nedeniyle mirası reddetmek bu maaşları almaya engel teşkil etmez.

Miras bırakanın sağlığında yaptığı paylaştırmaya karşı ne yapılabilir?

Miras bırakan sağlığında yaptığı paylaşımlar ile saklı paylı mirasçılarının haklarını azaltmış veya yok etmiş ise bu saklı paylı mirasçılar tenkis davası adı verilen bir dava açarak bu paylaşımların kendileri ile alakalı kısmını iptal ettirebilirler. Burada saklı paylı mirasçı sadece saklı payına ilişkin durumu dava edebilir. Bunun dışında kalan oranlar üzerinde eğer paylaşım hukuka uygun ise müdahale edemez. Bu davayı mirasçı zararını öğrendikten itibaren 1 yıl her halükarda 10 yıl içerisinde açmalıdır.

Hangi durumlarda mirasçılıktan çıkarma davası açılabilir?

Kanuna göre saklı paylı mirasçılar miras bırakana veya yakınlarına karşı ağır bir suç işlerse veya miras bırakana veya miras bırakanın aile üyelerine karşı aile hukukundan doğan ödevlerini yerine getirmez ise miras bırakan tarafından mirasçılıktan çıkarılabilir.

Sağ kalan eşin miras hakkı nedir?

Miras bırakanın sağ kalan eşinin miras payı mirasçı olduğu zümreye göre değişiklik göstermektedir. Sağ kalan eş alt soy yani vefat edenin çocukları ile birlikte mirasçı olursa mirasın 1/4 sağ kalan eşe ait olacak ve kalan 3/4 çocuklar arasında eşit olarak paylaştırılacaktır. Sağ kalan eş miras bırakanın annesi ve babası ile birlikte mirasçı olur mirasın yarısı sağ kalan eşin kalan yarısı da miras bırakanın annesi ve babası arasında eşit olarak paylaştırılacaktır. Sağ kalan eş miras bırakanın büyükannesi ve büyükbabası ile birlikte mirasçı olursa mirasın 3 / 4 ü sağ kalan eşe verilir ve kalan 1/4 te miras bırakanın büyük anne ve büyük babaları arasında eşit olarak paylaştırılır. izmir miras hukuku avukatı için bizimle iletişime geçmek için tıklayınız.

Vasiyetname nasıl hazırlanır?

Vasiyetnameler sözlü, el yazılı ve resmi şekilde olmak üzere 3 türlü hazırlanabilir. Sözlü vasiyetname ancak olağanüstü durumlarda ve başka bir vasiyet düzenleme ihtimalinin olmadığı anlarda hazırlanabilir. Uygulamada örneği neredeyse hiç yoktur.Mirasçı deprem, sel vb. gibi ölüm tehlikesinin yüksek olduğu durumlarda yanında bulunan 2 tanığa sözlü olarak vasiyette bulunur. Daha sonra bu sözlü vasiyet tanıklar tarafından yazıya geçirilir. Tanıklar yazıya geçirdikleri bu sözlü vasiyeti sulh hukuk hakimine teslim ederler.Bu vasiyetin geçerlik şartlarından bir diğeri de tanıkların okur yazar olmasıdır.

El yazılı vasiyet miras bırakan tarafından baştan sonra kendi el yazısıyla yazılan vasiyet türüdür. Bu vasiyet türünün bir mahkemeye sunulma zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak tek şart baştan sonra el yazısı ile yazılması ve tarih atılmasıdır. Bu 2 şarttan biri dahi gerçekleşmez ise vasiyet geçersiz olur.

Resmi vasiyette kişinin okuma yazma bilip bilmemesine göre 2 şekilde yapılır. Okuma yazma bilenler tarafından hazırlanan resmi vasiyet notere veya sulh hukuk hakimliğine sunularak onaylanır. Bu onaylama işlemi tarih belirtilerek yapılmak zorundadır. Bu onayın ardından resmi vasiyet 2 tanık huzurunda tekrar okunur ve tanıkların imzası ile geçerli hale gelir. Okuma yazma bilmeyenlerin vasiyetnamesinde de miras bırakan taleplerin vasiyet memuruna bildirir. Memur bu doğrultuda bir vasiyet hazırlar ve tanıkların önünde miras bırakana okur. Miras bırakanın onaylaması ve memur ile tanıkların imzalaması ile vasiyet geçerli hale gelir.

Nikahsız eş ve evlilik dışı çocuk mirastan pay alabilir mi?

Miras bırakanın mirasından pay alabilmek için yasal veya atanmış mirasçı olmak gerekmektedir. Yasal mirasçılar miras bırakanın çocukları, eşi, anne ve babası, kardeşleri, büyükanne ve büyükbabaları ile onların çocuklarıdır. Bunlar dışında kalan nikahsız eş eğer atanmış mirasçı değil ise yani vasiyetname ile mirastan pay sahibi olacağı istenmemiş ise miras bırakana mirasçı olamaz. Evlilik dışı çocukların mirastan pay alabilmeleri için ise baba tarafından tanınmaları gerekmektedir. Tanınan çocuklar evlilik için doğmuş gibi mirastan pay alabilirler. Eğer çocuklar miras bırakan ölmeden önce tanınmamışlar ise miras bırakanın ölümünden sonra da bu doğrultuda bir dava açarak mirastan pay alabilirler.

izmir miras avukatı arayışlarınızda bizimle iletişime geçmek için tıklayınız. izmir avukat , tüm hukuki problemlerinizde ve davalarınızda hukuki çözümlerimiz ile sizlerin yanınızdayız. izmir avukat ve hukuki danışmanlık hizmetlerimizi incelemek için tıklayınız.

Miras Hukuku

İzale-i Şuyu – Ortaklığın Giderilmesi – Davası Nedir?

İzale-i Şuyu veya ortaklığın giderilmesi davası , paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut, iki taraflı, tarafları için benzer sonuçlar doğuran davalardır.

Genel Olarak Mülkiyet Hakkı

Mülkiyet hakkı, kişiye, sahibi olduğu eşya üzerinde ‘’kullanma- yararlanma- tasarruf’’ yetkileri veren en geniş malvarlığı hakkıdır. Bir eşya üzerinde mülkiyet, farklı şekillerde olabilir:

  • Elbirliği Mülkiyeti: Her bir hak sahibine ortak denir. Ortakların belirli payları yoktur. Her bir ortak, malın tamamında hak sahibidir.
  • Paylı Mülkiyet: Her bir hak sahibine paydaş denir. Eşya, maddi olarak bölünmüş değildir. Her bir paydaşın eşyada, belli oranlarda payı mevcuttur.

Ortaklığın Giderilmesi Davası Kime Karşı Açılır?

Ortaklığın giderilmesi davası, menkul veya gayrimenkule ortak olan tüm paydaşlara karşı açılır. Herhangi bir paydaş taşınır veya taşınmaz maldaki ortaklığa son verilerek ortaklığın bitirilmesini talep edebilir. Paydaşlar, kendi aralarında malı nasıl pay edeceklerine dair bir anlaşma yaparak ortaklığa son verebilirler. Anlaşma yoluyla ortaklık sonlandırılamaz ise, paydaşlardan biri diğer tüm paydaşlar aleyhine izale-i şuyu davası açarak dava yoluyla ortaklığın giderilmesini isteyebilir.

Tüm paydaşların ortaklığın giderilmesi davasında yer alması zorunludur. Paydaşlardan birinin ölümü halinde mirasçılık belgesinde ismi geçen tüm mirasçıların davaya dahil edilmesi gerekir. Tüm ortaklar davaya dahil edilmeden davanın sonuçlandırılması mümkün değildir.

Ortaklığın Giderilmesi Davası Hangi Mahkemede Açılır

Ortaklığın giderilmesi (izale-i şüyu) davasında yetkili mahkeme taşınmaz malın bulunduğu yerin mahkemesidir. Görevli mahkeme ise Sulh Hukuk Mahkemesi’dir. Örneğin, taşınmaz mal Bayraklı’da bulunuyorsa ortaklığın giderilmesi davasında yetkili ve görevli mahkeme Bayraklı Sulh Hukuk Mahkemesi’dir.

Paylaşmayı İsteme Hakkı

Medeni Kanun’un 698/1.maddesinde düzenlenmiştir:

Hukuki bir işlem gereğince veya paylı malın sürekli bir amaca özgülenmiş olması sebebiyle paylı mülkiyeti devam ettirme yükümlülüğü bulunmadıkça, paydaşlardan her biri malın paylaşılmasını isteyebilir.

Elbirliği mülkiyetinde de paylaşmayı isteme hakkı ve paylaşma biçimleri, Medeni Kanun madde 701 gereği, paylı mülkiyet hükümlerine göre belirlenecektir.

Davacı: Bir paydaş/ortak veya birkaç paydaş/ortak birlikte, ortaklığın giderilmesi davası açabilir.

Davalı: Ortaklığın giderilmesi davasını;

  • Tek bir paydaş/ortak açmışsa, tek paydaş kendisi dışındaki tüm diğer paydaşları/ortakları hasım göstererek dava açmalıdır.
  • Birden fazla paydaş/ortak birlikte açmışsa, bu paydaşlar, kendileri dışındaki tüm diğer paydaşları/ortakları davada hasım göstermelidir. Paydaş veya ortaklardan biri ölmüşse, mirasçılık belgesi alınarak, mirasçılarının davaya katılımı sağlanmalıdır.

Ortaklığın Giderilmesi Davasında Mahkeme Harç ve Giderleri

Ortaklığın giderilmesi davası matbu harca tabi bir davadır. Her ne kadar davayı açan paydaş dava harcını ve mahkeme giderlerini davanın başında ödemek zorunda kalsa da davanın sonunda mahkeme giderleri ve avukatlık ücretleri payları oranında taraflara yükletilir. İzale-i şuyu davasında davanın kazananı veya kaybedeni olmaz, davanın tarafı olan herkes davadan aynı şekilde etkilenir.

Aynen Taksim Suretiyle İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi)

İzale-i şüyu davasının tarafları malı nasıl bölüştüreceklerine anlaşarak dava sırasında bu anlaşmayı hakime bildirebilirler. Hakim bu anlaşma doğrultusunda ortaklığın giderilmesine karar verebilir. Taraflar malın paylaşılması konusunda anlaşmazlarsa maldaki ortaklığın ya satış suretiyle ya da aynen taksim yoluyla giderilmesi gerekir.

Ortaklığın giderilmesi davasında malın aynen taksimi için taraflardan yalnızca birinin talepte bulunması yeterlidir. Taraflardan biri ortak malın aynen taksim edilerek ortaklığın giderilmesine karar verilmesini isterse, hakim öncelikle aynen taksim şartlarının bulunup bulunmadığını araştırmalıdır (MK md. 699/2).

Paydaşlığın giderilmesi davalarında mahkemece malın aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilebilmesi için taşınmazın yüzölçümü, niteliği, pay ve paydaş sayısı ve tarım arazilerinin niteliği ile imar mevzuatına göre aynen taksimin mümkün olup olmadığının araştırılması gerekir. Taşınmazın önemli ölçüde bir değer kaybına uğraması söz konusu ise aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilemez. Keza paydaşlar rıza göstermedikleri takdirde taşınmazın bir bölümü paylı bırakılamaz.

Aynen bölünerek paylaştırmanın (taksimin) mümkün olması durumunda bölünen parçaların değerlerinin birbirine denk düşmemesi halinde eksik değerdeki parçaya para (ivaz) eklenerek denkleştirme sağlanır. Paydaşlar arasında anlaşma olmadıkça hakim kendiliğinden bazı taşınmazların bir kısım paydaşlara, kalanın diğer paydaşlara verilmesi şeklinde aynen bölünerek paylaştırmaya karar veremez.

Eğer taşınmaz malda kat mülkiyeti kurmak mümkünse, hakim kat mülkiyeti kurulup kurulamayacağını çok iyi araştırmalıdır. Kat mülkiyetinin kurulması mümkün olan bir taşınmaz malda satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilemez.

Satış Suretiyle İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi)

Taşınmazın aynen taksimi mümkün değilse ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilir. Taşınmaz malın satışı, mahkeme vasıtasıyla değil satış memurluğu veya icra dairesi marifetiyle yapılır. Satış açık arttırma yoluyla yapılmalıdır. Ancak tüm paydaşlar bir araya gelerek satışın ortaklar arasında yapılması hususunda oybirliğiyle anlaştıkları takdirde satış yalnızca ortaklar arasında yapılır.

Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç v.s. gibi bütünleyici parçalar (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği yüzdelik ( %… ) oran kurulmak suretiyle belirlenir.

Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.

Ortaklığın Giderilmesi Davasında Muhdesatın Aidiyeti Konusunda Çekişme

Ortaklığın giderilmesi davasının konusu taşınmazda bulunan bina, ağaç, tesis gibi bütünleyici parçalar üzerinde mülkiyetin kime ait olduğu hususunda ortaklar arasında tartışma konusu ise, bu uyuşmazlığın ayrı bir dava açılmak suretiyle giderilmesi gerekir. Uygulamada bu davalara “muhdesatın aidiyetinin tespiti davası” denilmektedir. Bu davanın açılması halinde, izale-i şuyu davası yargılamasında, muhdesatın aidiyetinin tespiti davasının sonuçlanması beklenir. Çünkü, taşınmazda yer alan bütünleyici parçalar üzerindeki mülkiyet hakkını tespit edildikten sonra ortaklığın bütünleyici paraçalar da dahil edilerek gideirlmesi gerekir.

Dava, ortaklığın giderilmesi davasına konu taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların davacılar tarafından yapıldığının tespiti istemine ilişkindir. Taşınmaz üzerindeki muhdesatın tespiti davaları kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun sonucu olarak bu davaların uygulama alanı sınırlıdır.

Muhdesatın aidiyetinin tespiti davalarında ortaklığın giderilmesi davası mevcut ise o davanın yargılaması sırasında muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğini açıkça kabul edenler dışında kalan ve muhdesatın üzerinde bulunduğu taşınmazda paydaş olan diğer tüm tapu maliklerinin veya tapu kayıt malikinin mirasçılarının, kamulaştırma sözkonusu ise kamulaştırılan taşınmaz maliklerinin ya da mirasçılarının davada taraf olarak yer almaları zorunludur (Yargıtay 8.HD-Karar : 2017/3836).

İntifa Hakkı Sahibi Açısından Sonuçları

Bir paydaş, kendisine ait pay üzerinde ‘’intifa hakkı’’ kurmuş olabilir. İntifa hakkı, hak sahibine, ‘’malın kullanılması-semerelerinden yararlanılması’’ yetkisini veren haktır. Bir paydaş, kendi payı üzerinde intifa hakkı kurduğunda, bunu diğer paydaşlara tebliğ eder. Diğer paydaşlar, bu tebliğden itibaren 3 ay içinde paylaşma isteminde bulunursa, satış yoluyla paylaşmada intifa hakkı , buna ilişkin paya düşecek bedel üzerinde devam eder.

Dikkat: Uygun olmayan zamanda paylaşma isteminde bulunulamaz.

Uygun olmayan zaman, dürüstlük kuralı uyarınca, her paydaşın çıkarına göre mahkemece belirlenir. Örnek vermek gerekirse, bir taşınmazda “aile konutu şerhi” varsa, bu şerh terkin edilmedikçe ortaklığın giderilmesi istenemez. Yargıtay bir kararında ise, kira sözleşmesinin bulunmasını, ortaklığın giderilmesi davasına engel görmemiş ve bu durumu ‘’uygun olmayan zaman’’ olarak değerlendirmemiştir, zira yeni kiracı, eskiden kurulmuş ilişkinin halefi olacaktır. (Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 2015/7308 E., 2017/401 K., 19.1.2017 T.)

Yine, dava konusu taşınmazın yenileme alanında kalması, uygun olmayan zaman olarak görülmemiştir. (Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 2014/5027 E., 2014/8512 K., 25.6.2014 T.)

Ortaklığın giderilmesi (izale-i şüyu) davası, ferdi mülkiyete geçmek isteyen mülk sahibinin bu hakkını güvence altına alan, ama bu arada tüm paydaşların haklarını eşit bir şekilde koruyan bir gayrimenkul davası olarak mutlaka bir gayrimenkul avukatı tarafından takip edilmelidir.

İzmir gayrimenkul avukatı arayışlarınızda bizimle iletişime geçmek için tıklayınız.

Sözleşme Hukuku

İzmir Karşıyaka Avukat

Karşıyaka avukat mı arıyorsunuz?

Doğru adres için Karşıyaka avukat arayışınızda bizlere ulaşabilirsiniz. Karşıyaka avukat iletişim numaramızdan arayarak Karşıyaka’da aradığınız hukuki yardım için avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetimizi alabilirsiniz. Karşıyaka avukat ihtiyacınızda sizlere destek olmak için bizimle iletişim kurmanız yeterlidir. Bizler size Karşıyaka’da avukatlık bürosu arayışınızda hukuki destek olmaktayız. İzmir Avukat arayışınızda yanınızda olup sizlere hukuki destek vermek isteriz. Avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetlerimizle dava ve hukuki problemlerinizde sizlerin yanındayız.

İzmir boşanma avukatı , izmir ceza avukatı , izmir borç avukatı , izmir alacak avukatı , izmir tazminat avukatı , izmir miras avukatı , izmir işçi avukatı , izmir işveren avukatı , izmir sigorta avukatı , izmir bilişim avukatı , izmir ticaret avukatı , izmir doktor avukatı , izmir hekim avukatı , izmir emlak avukatı , izmir emlakçı avukatı , izmir icra avukatı , izmir icra-takip avukatı , izmir idari avukat , izmir iflas avukatı , izmir patent avukatı , izmir marka avukatı , izmir trafik avukatı , izmir kaza avukatı , izmir uluslararası hukuk avukatı , izmir vergi avukatı , izmir yabancılar hukuku avukatı , izmir vatandaşlık hukuku avukatı , izmir temyiz avukatı , izmir tüketici avukatı , izmir istinaf avukatı , izmir velayet avukatı , izmir vasiyet avukatı , izmir evlat edinme avukatı , izmir kat mülkiyeti avukatı , izmir kamulaştırma avukatı , izmir sağlık avukatı , izmir hasta avukatı , izmir öğrenci avukatı , izmir gayrimenkul avukatı , izmir dernek avukatı , izmir sözleşme avukatı , izmir aile avukatı , izmir şirket avukatı , izmir iyi avukat , izmir en iyi avukat , izmir başarılı avukat , izmir eşya avukatı , izmir mülkiyet avukatı , izmir kat mülkiyeti avukatı , izmir mülkiyet edinme avukatı , izmir medeni avukatı , izmir kişiler avukatı , izmir avukatlık bürosu , izmir hukuk bürosu , izmir dava avukatı , izmir avukat listesi , izmir avukat ücretleri , İzmir’in en iyi avukatı , hukuki soru sor , dava , ceza kelimelerini arama motorlarında arattığınızda sizlere yardımcı olacak tüm Avukatlık hizmetlerimiz için tıklayınız.

İzmir avukat arayışınız için bizimle iletişime geçmek için tıklayınız.

Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku

İzmir Bayraklı Avukat

Bayraklı Avukat mı arıyorsunuz?

Doğru adres için Bayraklı avukat arayışınızda bizlere ulaşabilirsiniz. Bayraklı avukat iletişim numaramızdan arayarak Bayraklı’da aradığınız hukuki yardım için avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetimizi alabilirsiniz. Bayraklı avukat ihtiyacınızda sizlere destek olmak için bizimle iletişim kurmanız yeterlidir. Bizler size Bayraklı’da avukatlık bürosu arayışınızda hukuki destek olmaktayız. Bayraklı Avukat arayışınızda yanınızda olup sizlere hukuki destek vermek isteriz. Avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetlerimizle dava ve hukuki problemlerinizde sizlerin yanındayız.

İzmir boşanma avukatı , izmir ceza avukatı , izmir borç avukatı , izmir alacak avukatı , izmir tazminat avukatı , izmir miras avukatı , izmir işçi avukatı , izmir işveren avukatı , izmir sigorta avukatı , izmir bilişim avukatı , izmir ticaret avukatı , izmir doktor avukatı , izmir hekim avukatı , izmir emlak avukatı , izmir emlakçı avukatı , izmir icra avukatı , izmir icra-takip avukatı , izmir idari avukat , izmir iflas avukatı , izmir patent avukatı , izmir marka avukatı , izmir trafik avukatı , izmir kaza avukatı , izmir uluslararası hukuk avukatı , izmir vergi avukatı , izmir yabancılar hukuku avukatı , izmir vatandaşlık hukuku avukatı , izmir temyiz avukatı , izmir tüketici avukatı , izmir istinaf avukatı , izmir velayet avukatı , izmir vasiyet avukatı , izmir evlat edinme avukatı , izmir kat mülkiyeti avukatı , izmir kamulaştırma avukatı , izmir sağlık avukatı , izmir hasta avukatı , izmir öğrenci avukatı , izmir gayrimenkul avukatı , izmir dernek avukatı , izmir sözleşme avukatı , izmir aile avukatı , izmir şirket avukatı , izmir iyi avukat , izmir en iyi avukat , izmir başarılı avukat , izmir eşya avukatı , izmir mülkiyet avukatı , izmir kat mülkiyeti avukatı , izmir mülkiyet edinme avukatı , izmir medeni avukatı , izmir kişiler avukatı , izmir avukatlık bürosu , izmir hukuk bürosu , izmir dava avukatı , izmir avukat listesi , izmir avukat ücretleri , İzmir’in en iyi avukatı , hukuki soru sor , dava , ceza kelimelerini arama motorlarında arattığınızda sizlere yardımcı olacak tüm Avukatlık hizmetlerimiz için tıklayınız.

İzmir avukat arayışınız için bizimle iletişime geçmek için tıklayınız.

Dernekler ve Vakıflar Hukuku

Tebligat (Adliyeden Kağıt Geldi)

Adliyeden kağıt geldi!

Mahkeme, Cumhuriyet Savcılığı veya icra da­irelerinden size gelen her “kağıt” resmi bir işlem hakkında size bilgi vermek için gönde­rilmiştir. Bu kurumlar tarafından gönderilen kağıda “tebligat” adı verilir. Tebligat aldığınızda avukatlık hizmeti ve hukuki danışmalık almak için bize ulaşmak için tıklayınız.

Adliyeden yazı gelince ne yapmalıyım?

Üzerini dikkatle okursanız gereken tüm bil­gilerin yazılı olduğunu göreceksiniz. Eğer bu bilgilerin karmaşık veya anlaşılmaz olduğu düşüncesinde iseniz bir avukatın yardımını alabilirsiniz. Elinizde tebligat ile birlikte adliyeye gittiğinizde Danışma Masasındaki gö­revliler de size yardımcı olacaktır. Adliyeden gelen her yazının resmi bir iş sebebiyle gönderildiğini ve büyük ihtimalle süreli olduğu­nu unutmayınız.

Tebligat ne hakkındadır?

Tebligat size hukuki bir işin haber verilmesi için gönderilmiştir. Devlet, sizin aleyhinize veya le­hinize olabilecek bir iş hakkında sizin ifadenize veya yardımınıza ihtiyaç duyulduğunda size haber vermekte ve sizin kendi hakkınızı savun­manızı, bilgi veya gördüğünüzü anlatmanızı ya da şikâyetlerinizi dile getirmenizi beklemekte­dir. Unutmayınız ki tebligat her konuda olabilir. Tanık olarak çağrılmanız, borcunuz olduğu için aleyhinizde icra takibi başladığının bildirilmesi, dava gününün bildirilmesi gibi pek çok değişik konuda tebligat gönderilir. Hangi mahkeme veya makam tarafından ne sebeple gönderildi­ği tebligatın üzerinde yazılıdır. Lütfen dikkatle okuyunuz.

Tebligatı kim gönderdi nereden anlarım?

Tebligatın sol üst köşesinde gönderen makamın ismi yazılıdır. Örneğin; Bayraklı 2. İcra Daire­si, İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi gibi. Ayrıca hangi işe ait olduğunu belirten bir numara var­dır. Bu numaraya esas numarası denir.

Esas numarası nedir?

Mahkemeler işleri düzenli olarak yürütebil­mek için her dosyaya ayrı bir numara verir. Bu numara esas numarası olarak adlandırılır ve “E:” şeklinde kısaltılır. Esas numarasının basit bir mantığı vardır. İlk bölümü davanın açıldığı yılı ikinci bölümü ise o yıl içerisinde acılan kaçıncı dava olduğunu gösterir: “E: 2009/65” veya “E: 09/65” şeklinde yazılır. Her mahkeme ayrı numara verdiği için dos­yalar mahkeme adı ile birlikte anılır. Örneğin; İzmir Ağır Ceza Mahkemesi E:08/103.

Tebligatı ne yapayım?

Tebligatı mutlaka saklayınız. Üzerinde yazan bilgiler size gerekli olacaktır.

Tebligatı aldım, hiçbir işlem yapmasam olmaz mı?

Halk arasında “tebligatı alınca hiçbir şey yap­mazsam hukuki süreç başlamaz” şeklinde bir yanlış inanış vardır. Tebligatı alınca hiçbir şey yapmama yanlışına düşmeyiniz. Tebligat size geldiğinde hukuki bir işlem başlamıştır. Sus­mak demek, hakkınızı tehlikeye atmak de­mektir. Hukuk mahkemelerinde davaya cevap vermediğinizde aleyhinizdeki iddiaları reddet­tiğiniz varsayılır; ancak davayı takip etmedi­ğinizde mahkemeye delil göstermek ve karşı tarafın gösterdiği delillere cevap vermek başta olmak üzere, pek çok hakkınızdan vazgeçmiş olursunuz. İcra dairelerinden gelen “ödeme emri” gibi tebligatları aldıktan sonra hiçbir şey yapmamanız ise çeşitli hak kayıplarına yol aça­bilir.

Hiçbir işlem yapmasam ne olur?

Unutmayın ki, devlette işler sürüncemeye bı­rakılmaz. Her işin bir süresi vardır. Tebligatı aldığınız anda o süre işlemeye başlamıştır. İtiraz hakkınızı kaybedebilirsiniz, hak kaybı­na uğrayabilirsiniz, borç altına girebilirsiniz, borcu kabul etmiş sayılabilirsiniz, hatta bazı durumlarda polis tarafından zorla götürülebilirsiniz.

Tebligatı muhtara bırakmışlar, almasam olmaz mı?

Evde yoksanız ihbar kapıya yapıştırılıp tebligat muhtara bırakılır. Tebligat muhtara bırakıldı­ğı gün size bırakılmış sayılır. Almasanız dahi süreler işlemeye başlamıştır. Yukarıda sayılan tüm olumsuz durumlar başınıza gelebilir.

Tebligatı Eski Adresime Göndermişler, Haberim Olmadı!

Daha önce adli birimlerden tebligat aldığınız ad­resiniz değişmiş ise, yeni adresinizi bildirmek sizin sorumluluğunuzdur. Yeni adresinizi bildirmez iseniz nüfus müdürlüğünde kayıtlı olan adresi­nize tebligat yapılır. Bu nedenle mutlaka güncel adresinizi nüfus müdürlüğüne bildiriniz.

Nüfus müdürlüğünde kayıtlı adreste hiç oturmamış olsanız veya adresten ayrılmış olsanız bile, tebliğ memuru veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder. Ayrıca teslim edilen yerin adresini ihbarnameye yazarak bu ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. Kapıya yapıştırma tarihi tebliğ tarihi sayılır.

Nüfus müdürlüğüne kayıtlı adresinizin olmaması durumunda ise tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi kabul edilir. Bundan sonra eski adresinize çıkarılan tebliğler size yapılmış sayılır.

Davalarınızın kontrolü için uyap vatandaş portalını kullanabilirsiniz. Tüm hukuki sorunlarınızda profesyonel hukuki destek almanız için bizimle iletişime geçebilirsiniz.